{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/93 - 2024/397<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/93 <br>KARAR NO\t: 2024/397<br><br><br>T Ü R K M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/141 Esas 2021/471 Karar<br><br>DAVACILAR\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 04/04/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı esas davanın davacıları vekili ile esas ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ (eski ünvanı ... Sigorta AŞ) vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tAsıl davada davacılar vekili, 09.07.2013 tarihinde davalılardan ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ...’e ait sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacılardan ...’nin oğlu, ...’nün kardeşi olan ...’nin sevk ve idaresindeki bisiklete çarpması sonucu ...’nin kazaya bağlı olarak 10.07.2013 tarihinde vefat ettiğini, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyası kapsamında desteğin asli, davalı sürücünün tali kusurlu olduğu belirlenmiş ise de kusur oranlarını kabul etmediklerini, desteğin kusursuz olduğunu, davalı sigorta şirketine 06.12.2017 tarihinde başvurmalarına rağmen teklif edilen miktar çok düşük olduğundan anlaşma sağlanamadığını bu nedenle ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere her davacı için ayrı ayrı 500'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 500'er TL hastane masrafı olmak üzere toplam 3.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, davacı anne için 200.000 TL baba için 200.000 TL kardeş için 100.000 TL olmak üzere toplam 500.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 21.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi baba yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebinin 14.00,63 TL arttırarak 15.000,63 TL’ye, anne yönünden 18.439,33 TL arttırarak 19.439,33 TL’ye yükseltmiş, manevi tazminat talebinin de her davacı için ayrı ayrı 50.000 TL olduğunu açıklamıştır.<br>\tAsıl ve birleşen davada davalı ... vekili, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasındaki kusur oranını kabul etmediklerini, kusur incelemesi yapılmasını, davalının kusursuz olduğunu, desteğin gece aydınlatmaya olmayan yolda ters yoldan başlık ve dizlik olmadan davalının önüne aniden çıkarak asli ve tam kusurlu olarak kazaya neden olduğunu, ceza dosyasının kesinleşmediğini, ayrıca 15 yaşındaki desteğin gece caddede bisiklet kullanması nedeniyle davacı anne-babanın da kusurlu olduğunu maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek esas ve birleşen davanın reddini istemiştir.<br>\tAsıl ve birleşen davada davalı ... Sigorta AŞ vekili, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın 25.06.2013 - 20.06.2014 tarihleri arasında 250.000 TL limitle davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan ve ceza dosyasındaki kusur oranı bağlayıcı olmadığından öncelikle kusur yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, dava açıldıktan sonra 07.08.2018 tarihinde davacı anne babaya 17.220 TL ödeme yaptıklarından ibraname nedeniyle davanın reddini, davacı abi...’ün maddi tazminat talebinin yerinde olmadığını, hastane giderinin teminat dışı olduğunu, dava dilekçesinin tebliğ edildiği tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek esas ve birleşen davanın reddini istemiştir.<br>\tBirleşen Ankara 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/44 Esas 2021/75 Karar sayılı dosyasında davacılar vekili, 09.07.2013 tarihinde davalılardan ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ...’e ait sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacılardan ...’nin oğlu ...’nin sevk ve idaresindeki bisiklete çarpması sonucu ...’nin kazaya bağlı olarak 10.07.2013 tarihinde vefat ettiğini, davalılar aleyhine açılan Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/141 Esas sayılı dosyasında alınan 10.10.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporuyla ... 'in zarar miktarının 19.439,33 TL ...'in zarar miktarının 15.000,63 TL olarak belirlendiğini 21.11.2019 tarihli dilekçe ile talebin davacı ... yönünden 15.000,63 TL, ... yönünden 19.439,33 TL olarak ıslah edildiğini, 16.11.2020 tarihli ek aktüer raporu ile de davacı anne ... için davalının kusur oranına göre bakiye 25.181,54 TL, baba ... için 18.153,45 TL destekten yoksun kalma tazminatı belirlendiğinden 16.11.2020 tarihli ek bilirkişi raporu gereğince davacı baba ... yönünden bakiye 3.152,82 TL, anne ... yönünden 5.742,21 TL bakımından ek dava açma zarureti doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davacı anne için 5.742,21 TL, baba için 3.152,82 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline bu dosyanın Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/141 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiş, 17.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile ek davadaki talebini davacı anne için 5.262,61 TL arttırarak 11.004,82 TL, baba için 4.307, 72 TL arttırarak 7.460,54 olarak açıklamıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>\tMahkemece asıl davanın; trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı, hastane masrafları ve manevi tazminatın tahsili, birleşen davanın bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan fazla kısma ilişkin tazminatın tahsili taleplerine ilişkin olduğu, Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/503 sayılı kesinleşmiş karar sureti ile kusur raporunun dosyaya geldiği, davalı sürücünün kavşağa hızlı olarak girdiği, ters istikametten gelip karşıya geçmek isteyen müteveffaya çarptığı, asli kusurun müteveffada olduğunun kabul edildiği, mahkemece de kusur ve aktüerya bilirkişisinden rapor alındığı, kazada müteveffanın % 60, davalı sürücünün % 40 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup  kusur oranının olayın oluş biçimine uygun olduğu, müteveffanın kaza sırasında 15 yaşında olduğu göz önüne alındığında anne babanın bakım ve gözetimi altında olduğundan söz edilemeyeceği, bisiklet kullanımı için kask zorunluluğunun olmadığı, abinin kaza sırasında 21 yaşında olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceği, aktüerya bilirkişisinden ödeme mahsup edilerek rapor alındığı; davacılar vekilince dosyaya sunulan 21.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerinin bilirkişi raporuna göre ıslah edildiği ve anne baba için 200.000,00'er TL, abi için 100.000,00 TL olarak talep edilen manevi tazminatın her bir davacı için 50.000,00 TL olarak talep edildiği, davacı vekili 1000,00 TL olan maddi tazminat taleplerinin 500 TL, destekten yoksun kalma, 500,00 TL hastane gideri olarak hasretmiş ise de bilahare hastane gideri için rapor taleplerinin olmadığını bildirmesi nedeniyle bu konuda bilirkişiden rapor alınamadığı, hasar dosyasında davacılara yapılan ödemeler bildirilmiş olduğundan bilirkişiden güncelleme yapılarak rapor alındığı; anne, baba ve abisi için müteveffanın kaybı nedeniyle duyulan acı ve üzüntünün telafisi mümkün değil ise de bir nebze karşılanması amacıyla davacıları zenginleştirmeyecek, davalıları ödeme güçlüğüne düşürmeyecek oranda ıslah ile bildirilen rakam gözetilerek değerlendirilme yapıldığı, her ne kadar davacı vekilince ıslah dilekçesinde manevi tazminatın sehven 50.000,00 TL şer olarak yazıldığı ileri sürülmüş ise de davalı tarafça bunun kabul edilmediği, ıslah dilekçesinde her bir davacı için açıkça 50.000,00 TL olarak yazıldığı, davalı tarafça bu rakam üzerinden ölenin asli kusurlu olduğu gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de; manevi tazminat miktarının tespitinde manevi olarak zarar görenlerin acılarının telafisinin gözetilmesi gerektiği,ve manevi tazminat miktarlarının buna göre değerlendirildiği, davacı talebinin ıslah ile bildirdiği miktarın kısmi feragat şeklinde değerlendirilmesinin söz konusu olduğu gözetilerek asıl davada; maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacı ... yönünden 14.500,63 TL destekten yoksun kalma tazminatının, ... yönünden 18.939,33 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davadan sonra ödeme yapıldığı gözetilerek davalı ... Sigorta AŞ (... Sigorta)'dan 23.02.2018 dava tarihinden ... 09.07.2013 kaza tarihinden yasal faizi ile davalılardan tahsiline, 500'er TL'den 1.000 TL tedavi gideri talebinin reddine, davacı ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine, manevi tazminata ilişkin talebin kısmen kabulüne, ... için 50.000 TL, ... için 50.000 TL, ... yönünden 20.000 TL manevi tazminatın 09.07.2013 tarihinden yasal faizi ile ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/44 Esas sayılı dosyasında ... için 7.460,54 TL, ... için 11.004,82 TL'nin ...'den 09.07.2013 kaza tarihi, ... Sigorta AŞ'den 02.04.2018 ödeme tarihinden yasal faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hükme karşı esas davanın davacıları vekili ile esas ve birleşen davalının davalısı ... Sigorta AŞ (eski ünvanı ... Sigorta AŞ) vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tEsas davanın davacıları vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı anne-babanın çocukları ...'in davalı ...'in sevk ve idaresindeki, diğer davalı (... Sigorta AŞ) tarafından sigortalı ... plaka sayılı aracın çarpması neticesinde vefat etmesi nedeniyle, davacılar tarafından maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, yargılama sonucunda asıl davada, maddi tazminat bakımından davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, istinaf talebine asıl davadaki maddi tazminat miktarı ve birleşen davadaki maddi tazminat miktarının konu olmadığını, dava dilekçesinde manevi tazminat bakımından ... ve ... bakımından 200.000'er TL, ... bakımından 100.000,00 TL talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece herhangi bir vazgeçme beyanı olmaksızın, manevi tazminat taleplerinin her bir davacı için 50.000,00 TL olarak nazara alınmasının hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarı sehven ıslah dilekçesine hatalı yazılmış olmasına rağmen, manevi tazminat talep miktarlarının her bir davacı bakımından 50.000,00 TL olarak değerlendirilmesinin ve söz konusu talep miktarına göre ... ve ... bakımından 50.000,00'er TL'nin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde \"Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.\" denilmiş olup, dava ile 200.000,00'er TL anne ve baba olan davacılar, 100.000,00 TL abi için manevi tazminat talep edilmiş olmasına rağmen, talebin 50.000,00'er TL olarak kabul edilmesi, kalan kısımlardan feragat edilmiş olduğunun kabul edildiği anlamına gelmediğini, talebin herhangi bir kısmı bakımından feragat beyanında bulunulmadığını, ıslah dilekçesindeki miktarın sehven hatalı yazıldığını ve bununda mahkemeye bildirildiğini, 6100 sayılı HMK'nın 309.maddesinde \"Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.\" denildiğini, zımnen feragatin mümkün olmaması, feragatin feragat, vazgeçme beyanıyla yapılmış olması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi tarafından hatalı değerlendirme yapıldığını, mahkemece, manevi tazminat taleplerinin ... ve ... bakımından 200.000,00'er TL, ... bakımından 100.000,00 TL olduğu kabul edilerek, bu miktarlara göre manevi tazminat miktarının takdir ve değerlendirmesinin yapılması gerekirken talebin 50.000,00 TL olduğu kabul edilerek 50.000,00 TL olarak kabul edilmiş olmasının kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine ve talep edenlerin yaşadığı elem ve ızdırabın derecesine göre takdir edilmesi gerektiğini, davacıların 15 yaşındaki evlatlarını çok acı bir şekilde kaybettiğini, 50.000,00 TL tazminatın, yaşanan üzüntüyü karşılamasının mümkün olmadığını, manevi tazminatın talep gibi davacı ... ve ... bakımından 200.000,00'er TL, ... bakımından 100.000,00 TL olduğu kabul edilerek, talebin tamamen kabulüne karar verilmesinin daha hakkaniyetli olacağını belirterek istinaf talebinin asıl davadaki manevi tazminat talebi yönünden kabulü ile yerel mahkeme kararının manevi tazminat yönünden kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ (eski ünvanı ... Sigorta AŞ) vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacıların dava konusu yaptıkları taleplerine ilişkin olarak dava açmadan önce 2918 sayılı kanunun 97. ve 99. maddesi gereğince davalı şirkete yasaya uygun olarak başvuruda bulunmadığından davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerekirken aksi yöndeki yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketi olarak sorumluluklarının, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu kapsamda davalı şirketçe davacıya, kusur durumları göz önünde bulundurularak toplam 17.220,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödeme ile davacı davalıyı ibra ettiğinden davalı şirketin dava konusu kaza ile ilgili herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, hükme esas alınan kusur raporundaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, söz konusu kazanın tamamen davacılar desteğinin kusuru neticesinde meydana geldiğini, bu husus gerekçeli kararda da \"Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/503 sayılı kesinleşmiş karar sureti ile kusur raporunun geldiği, davalı sürücünün kavşağa hızlı olarak girdiği, ters istikametten gelip karşıya geçmek isteyen müteveffaya çarptığı, asli kusurun müteveffada olduğunun kabul edilmiş olduğu görülmüştür...\" şeklinde açıkça ortaya konulduğunu, sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazada herhangi bir kusuru bulunmadığı için davacıların davalı şirketten talep edebilecekleri herhangi bir hak ve alacak da bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da hatalı tespit ve değerlendirmeler içerdiğini, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu, aktüeryal irat formülü ve %1.8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, ayrıca, raporda bilinmeyen dönem için yüksek oranlar alınarak hesap yapıldığını bunun gerek teknik açıdan gerekse hakkaniyet açısından son derece yanlış olduğunu, Yargıtay 17. H.D.'nin 2014/20421 E. -2017/2549 K. 09.03.2017 tarihli kararı gereğince yetiştirme gideri %10 oranında hesaplanarak tamamının baba tarafından karşılandığının varsayılarak hesaplama yapılması gerektiğini, hatalı tespit ve değerlendirmeler içeren bilirkişi hesap raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, yargılama gideri ve harçların ödenmesi bakımından da hatalı hüküm kurulduğunu, yerel mahkeme kararında \"manevi tazminat yönünden alınması gereken 8.197,20 TL harcın davalılar ... Sigorta AŞ'den ve ...'ten alınarak davacıya verilmesine...\" şeklinde hüküm kurulmuş olup davalı şirketin hükmedilen manevi tazminattan herhangi bir sorumluluğu olmadığı için manevi tazminata tekabül eden harcın davalı şirkete yükletilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve esas ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan esas davanın davacıları vekili ile esas ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tAsıl ve birleşen dava ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tAsıl davada davacılar vekili, 09.07.2013 tarihinde davalıların işleteni - sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçla, davacıların oğlu ve kardeşi olan bisikletli küçüğe çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek davacılar için davalılardan destekten yoksun kalma tazminatı ve hastane masrafı, davalı sürücü işletenden manevi tazminat, birleşen ek dava ile de davacı anne-baba için esas davada belirlenen ve ıslah dışında kalan destekten yoksun kalma tazminatını talep etmiş; mahkemece desteğin %60 oranında asli, davalı sürüsünün %40 oranında tali kusurlu olduğu, davacı kardeşin destekten yoksun kalma tazminatı talep hakkı bulunmadığı, davacılar tarafından hastane giderlerinin ispatlanmadığı gerekçesiyle asıl davada; maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacı ... yönünden 14.500,63 TL destekten yoksun kalma tazminatının, ... yönünden 18.939,33 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davadan sonra ödeme yapıldığı gözetilerek davalı ... Sigorta AŞ (... Sigorta AŞ)'dan 23.02.2018 dava tarihinden ... 09.07.2013 kaza tarihinden yasal faizi ile davalılardan tahsiline, 500'er TL'den 1.000 TL tedavi gideri talebinin reddine, davacı ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine, manevi tazminata ilişkin talebin kısmen kabulüne, ... için 50.000 TL, ... için 50.000 TL, ... yönünden 20.000 TL manevi tazminatının 09.07.2013 tarihinden yasal faizi ile ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/44 Esas sayılı dosyasında ... için 7.460,54 TL, ... için 11.004,82 TL'nin ...'den 09.07.2013 kaza tarihi, ... Sigorta A.Ş.'den 02.04.2018 ödeme tarihinden yasal faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karara karşı; asıl davanın davacıları vekili manevi tazminat miktarın düşük takdir edilmesine; esas ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekili, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmamasına, kusur oranına, hesaplama yöntemi, yetiştirme gideri ve maddi tazminat miktarına, manevi tazminat yönünden karar ilam harcı ile sorumlu tutulmalarına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.<br>\t1-Davacılar vekili manevi tazminat yönünden kısmi feragat beyanları bulunmadığını buna rağmen manevi tazminat miktarının düşük takdir edildiğini ileri sürmüştür. <br>\tDavacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nun 56/2. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.<br>\tBuna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>\tSomut olayda, iddia, savunma, 09.07.2013 tarihli saati 23.20 olan kaza tespit tutanağı, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/503 Esas 2014/639 Karar sayılı dosyasında alınan 06.06.2014 tarihli kusur raporu ile eldeki davada alınan 08.04.2019 tarihli kusur raporu ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; kusur oranları, davacıların müteveffanın annesi babası ve kardeşi olduğu,  olay tarihi (2013), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu, davacıların çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacılar için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nun 56/2. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması, ıslah dilekçesindeki manevi tazminat talebinin maddi hata sonucu 50.000 TL olarak yazılmış olduğunun beyan edilmiş olması da dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının uygun olduğu anlaşılmakla asıl davanın davacıları vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\t2-Asıl ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekili, davacılar tarafından davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. maddesinde; “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre, davalının da kabulünde olduğu gibi, dava açılmadan önce, davacılar tarafından, davalı sigorta şirketine 06.12.2017 tarihinde yapılan başvuru üzerine 07.02.2018 tarihinde tarihinde hasar dosyasının açıldığı ve davacılara 15.000 TL ödeme teklifinde bulunulduğu, yargılama sırasında da 07.08.2018 tarihinde 17.220 TL ödeme yapıldığı anlaşıldığından, KTK.nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. <br>\t3-Davalı sigorta şirketi vekili kusur oranına itiraz etmiş ise de 09.07.2013 tarihli saati 23.20 olan kaza tespit tutanağı, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/503 Esas 2014/639 Karar sayılı dosyasında alınan 06.06.2014 tarihli kusur raporu ile eldeki davada alınan 08.04.2019 tarihli kusur raporunun aynı yönde olduğu ; 00.07.2013 günü saat 23.20 sıralarında ...’in sevk ve idaresindeki  bisiklet ile Abdulkadir Geylani Caddesini ters yönden kullanarak 1237 sokağa giriş yaptığı sırada 1237 sokağı takiben olimpik yüzme havuzu istikametine direk seyrine devam eden ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sol ön kısmına çarptıktan sonra bisikletten fırlayıp aracın ön camı ve kaput kısmına çarpıp yere düşmesi sonucu davaya konu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, 10.07.2013 tarihinde trafik kazasına bağlı olarak bisiklet sürücüsü ...’nin vefat ettiği olayda davacıların murisi bisiklet sürücüsü ...’in, sevk ve idaresindeki bisikleti ile olay mahallinin kontrolsüz kavşak olması sebebiyle kavşak başında bekleyip önce solundan gelen araçlara bakıp eğer yok ise geçişine başlayıp orta refüje kadar gelip sonra sağından gelen araç trafiğini kontrol ettikten sonra eğer araç yok ise dönüşünü yapıp seyrine devam etmesi gerekirken aksine hareketle kontrolsüzce ve dikkatsizce görüşün tamamen açık olduğu kavşağa ters yönden gelip araç trafiğini kontrol etmeden 1237 caddeye giriş yaptığı sırada sağından gelen (1237 sokağı takiben) ... plaka sayılı araca da ilk geçiş hakkını vermeyip kavşak sisteminde bu araca çarpılıp yaralanmasıyla meydana gelen dava konusu trafik kazasının oluşumunda 2918 sayılı KTK’nun 47/c-d, 84/h maddelerine riayetsizliği sebebiyle birinci dereceden asli kusurlu (%60 oranında), davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki aracı ile 1237 sokağı takiben Olimpik Yüzme Havuzu istikametine seyir halinde iken olay mahalline gelmeden önce görüşün açık olduğu yolda her ne kadar ilk geçiş hakkı kendisinde olsa dahi kavşağa gelmeden önce aracının seyir hızını azaltıp daha kontrollü bir şekilde giriş yapması ve aracını her an durdurabilecek bir seyir hızıyla seyretmesi gerekirken kontrolsüzce girişi sırasında diğer yönden gelen bisiklet sürücüsü ...'e çarpıp çarptığı olayda 2918 sayılı KTK’nun 52/1a (Sürücüler, kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak zorundadır.) 52/1b (Sürücüler, araçların hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadır.), yönetmeliğin 101/a, b maddesine riayetsizliği sebebiyle yüksek dereceden tali kusurlu (%40 oranında) olduğu anlaşılmış olup uzman bilirkişiler tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, Yerel Mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. \t<br>\t4-Davalı sigorta şirketi vekili hesaplama yöntemine, yetiştirme giderine itiraz ederek zararın yargılama sırasında ödendiğini ileri sürmüştür.<br>\t6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. <br>\t\t TBK'nın 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, desteğin ve hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürleri, destek alacakları süre, destek payları esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay 4 Hukuk Dairesi (Kapanan 17 Hukuk Dairesi) tarafından tazminat hesaplanmasında esas alınacak yaşam tablosu ile ilgili görüş değişikliğine gidilmiş, (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 Esas. – 2020/8874 Karar. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 Esas. – 2021/34 Karar. sayılı ilamı) “destek ve hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda 1931 tarihli “PMF yaşam tablosuna göre belirlenmekte iken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına” karar verilmiştir. Bu itibarla, tazminat hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alınması gerekir. <br>\tSomut olayda hükme esas alınan 10.10.2019 ve 16.11.2020 tarihli aktüer ek bilirkişi raporlarında Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde  TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine  göre hesaplama yapılması, davacı annenin çalışmaması nedeniyle sadece davacı babadan yetiştirme gideri düşülmesi, destek paylarının Yargıtayca kabul edilen pay sistemine göre hesaplanmış olması, davalı sigorta şirketi tarafından yargılama sırasında yapılan ödemenin davacıların zararını karşılamaması nedeniyle belirlenen tazminatlardan mahsubu ile bakiye tazminat miktarının belirlenmiş olması nedeniyle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t5-Davalı sigorta şirketi vekili manevi tazminat yönünden karar ilam harcından sorumlu olmadıklarını ileri sürmüştür. Davacılar, davalı sürücü ve işleten ... ‘den manevi tazminat talep etmiş olup davalı sigorta şirketinden bu konuda bir talebi olmadığı gibi manevi tazminat talepleri zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi teminatı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminata ilişkin karar ilam harcından davalı ... ile birlikte sorumlu tutulması doğru görülmemiş, davalı sigorta şirketinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir.<br>\t6-Birleşen Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/44 Esas 2021/75 Karar sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde davalılar aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan  Ankara 13.Asliye Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/141 Esas sayılı dosyasında alınan 10.10.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporuyla ... 'in zarar miktarının 19.439,33 TL ...'in zarar miktarının 15.000,63 TL olarak belirlendiğini 21.11.2019 tarihli dilekçe ile talebin davacı ... yönünden 15.000,63 TL, ... yönünden 19.439,33 TL olarak ıslah edildiğini, 16.11.2020 tarihli ek aktüer raporu ile de davacı anne ... için davalının kusur oranına göre bakiye 25.181,54 TL, baba ... için 18.153,45 TL destekten yoksun kalma tazminatı belirlendiğinden 16.11.2020 tarihli ek bilirkişi raporu gereğince davacı baba ... yönünden bakiye 3.152,82 TL, anne ... yönünden 5.742,21 TL bakımından ek dava açma zarureti doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davacı anne için 5.742,21 TL, baba için 3.152,82 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu dosyanın Ankara 13 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/141 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ederek birleşen davayı açtığı anlaşıldığından birleşen ek dava yönünden davacı ... yönünden bakiye 3.152,82 TL, davacı ... yönünden 5.742,21 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden 02.04.2018 ödeme tarihinden davalı ... yönünden 09.07.2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken davacılar vekilinin birleşen ek davadaki 17.06.2021 tarihli ıslah talebi kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle asıl davanın davacıları vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine, asıl ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf talebi yerinde görüldüğünden istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek asıl dava dosyasında  manevi tazminata ilişkin harç yönünden ve birleştirilen dava dosyasında davacı ... için 3.152,82 TL, ... için 5.742,21 TL'nin  davalılardan tahsiline dair  kesinleşen yönler korunarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tI-Asıl dava dosyasında  davacılar vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın  353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\tII- Asıl ve birleşen dosya davalısı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>\t HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca YENİDEN ESAS HAKKINDA  KARAR VERİLMESİNE,  <br>\tBuna göre;<br>\tA)1-Asıl davada; maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacı ... yönünden 14.500,63 TL destekten yoksun kalma tazminatının, ... yönünden 18.939,33 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davadan sonra ödeme yapıldığı gözetilerek davalı ... Sigorta AŞ (... Sigorta AŞ)'dan 23.02.2018 dava tarihinden ... 09.07.2013 kaza tarihinden yasal faizi ile davalılardan tahsiline, 500'er TL'den 1.000 TL tedavi gideri talebinin reddine,<br>\t2-Davacı ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine,<br>\t3-Manevi tazminata ilişkin talebin kısmen kabulüne, ... için 50.000 TL, ... için 50.000 TL, ... yönünden 20.000 TL manevi tazminatının 09.07.2013 tarihinden yasal faizi ile ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t4-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 2.284,28 TL harcın peşin alınan 2.435,44 TL harçtan düşümü ile fazla kalan 151,16 TL harcın davacıya iadesine,<br>\t5-Manevi tazminat yönünden alınması gereken 8.197,20 TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t6-Davacı tarafından yatırılan toplam 2.320,18 TL harcın davalılar ... Sigorta AŞ'den ve ...'den alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 5.015,99 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... Sigorta AŞ'den ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, <br>\t8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 15.350,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,<br>\t9-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden 1.000 TL vekalet ücretinin davacı ... ve ...'den alınarak davalılara verilmesine,<br>\t10-Davalılar kendisini vekille temsil ettiğinden 500 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine, <br>\t11-Davalı ... kendisini vekille temsil ettiğinden manevi tazminat yönünden 4.500,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, <br>\t12-Davacılar tarafından yapılan kabule göre hesaplanan takdiren 837,88 TL yargılama giderinin davalılar ... Sigorta AŞ'den ve ...'den alınarak davacıya verilmesine,<br>\t13-Davalı ... tarafından yapılan redde göre hesaplanan 17,00 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, <br>\tB)1-Birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/44 Esas sayılı dosyasında ... için 3.152,82 TL, ... için 5.742,21 TL'nin ...'den 09.07.2013 kaza tarihi, ... Sigorta AŞ'den 02.04.2018 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t2-Alınması gereken 607,61TL harçtan  151,91 TL peşin harç ile  163,44 TL ıslah harcının mahusubu ile eksik kalan 292,26 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından yatırılan toplam 211,21 TL harcın davalılardan alınarak davacılara verilmesine,<br>\t4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 1.320,00-TL arabulucu ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı ... için 3.152,82 TL, davacı ... için 4.080,00 TL  vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, <br>\t6-Davalı ... Sigorta AŞ kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen kısım üzerinden 3.152,82 TL vekalet ücretinin davacı ...’den, 4.080, 00 TL vekalet ücretinin davacı ... ‘den tahsili ile davalı sigorta şirketine verilmesine, <br>\t7-Davacı tarafından yapılan 1.009,50 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 486,04 TL’sinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına, talep halinde artan avansın iadesine,<br>\tIII-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>\t1-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t2-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-İstinaf isteminde bulunan davalı ... Sigorta AŞ tarafından yatırılan ( asıl dava yönünden 2.049,30 TL + birleşen dava yönünden 886,42) 2.935,72 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalı sigorta şirketine iadesine, <br>\t4-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf isteminde bulunan davacılar ve davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın, yatırdıkları oranda kendilerine iadesine, <br>\t6-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 21.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f778c109427f58b4","SID":"fa2a6ffc4d0e8ce1"}}