{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/388 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/384<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>NUMARASI\t: 2015/242 E. - 2020/872 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)\t<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tarafların gayriresmi birliktelikleri döneminde aralarında çıkan yaş, kültür, eğitim farklılıklarına dayalı olarak fiilen ayrı yaşama isteğine davalıca karşı konulduğunu, ayrılık buhranı ve intikam duyguları içerisinde oğulları ile birlikte müvekkilini tehdit ettiklerini ve zorla dava konusu olan bonoyu imzalattıklarını ileri sürülerek takipten borçlu olunmadığının tespiti ile icra veznesine yatan paranın ödenmemesi için tedbir kararı verilmesini, davalarının kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitine ve takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli olarak takip yapan alacaklı aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın amacının davalı müvekkilini yıldırmak ve sözde dava konusu senedi tehditle imzaladığını iddia ederek mevcut borcundan kurtulmak istemesinden geldiğini, davacı taraf hiçbir tehdit ve baskı olmaksızın iş bu senedi imzaladığını, icra takibine maruz kalacağını anlayınca da arkadaşı ... ile muvazaalı olarak düzenleyip Bakırköy .... İcra Müdürlüğü' nden icra takibine koymuş olduğu senetle ilgili borç biteceğinden ve maaş ve diğer ücret kesintileri artık bizim dosyamıza gönderileceğinden, büyük bir telaşa kapıldığını ve dosya borcunu ödememek için böyle asılsız bir iddiada bulunduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olarak menfi tespit davası açan davacı borçlu aleyhine %20 ' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Davacı senedin davalı ve oğlunun tehditleri nedeni ile imzaladığını, iddia etmiş, davalı ise davacı yanın ortak hesaptan kullandığı paralar nedeni ile eldeki senedin verildiği savunmasında bulunmuştur.Senet tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı  sayılı BK'nun 31. Maddesi(6098 sayılıTBK.m.39) gereği korkutma sözleşme yapan taraf korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak 1 yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez ya da verdiğini geri istemezse sözleşmeye icazet vermiş sayılır. Somut olayda senedin 19.06.2012 tarihinde düzenlendiği, davacı tarafından 2014 yılı haziran ayında davalı ve oğlu tarafından zorla senet imzalatıldığı belirtilerek Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayetçi olduğu aradan geçen süre de 1 yıllık sürenin dolduğu davacı yanın düzenlenen senede icazet verdiğinin kabulü gerektiği, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/56470 soruşturma sayılı dosyada davalı ve oğlu hakkında zorla senet imzalatma suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında ki senet \"malen\" kaydı ile düzenlenmiştir. Davalı , senedin davacı yan tarafından hesaptan çekilen paralar nedeni ile  davacı yanın verdiğini savunmuş, davacı ise senedi baskı ve tehdit ile düzenlemek zorunda kaldığını iddia etmiştir. Bu durumda somut olayda çift taraflı tâlil söz konusudur. Bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise her iki yanın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir. (YHGK 'nun   05.02.2019 tarih  2017/19-821 E-  2019/58   K sayılı kararı) Yukarıda yapılan açıklamalara göre, davacı senedin elinden baskı ve tehdit ile alındığını ispat yükü altındadır. Davacı iddiasını ispata yeterli delil sunmuş değildir. Davacı tarafından teklif edilen yemin davalı tarafından  yerine getirilmiş, davacı dava konusu senedin baskı ve tehditle alındığına dair üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği,\" gerekçeleriyle Davanın REDDİNE mahkememizin 06.03.2015 tarihli ihtiyati tedbir ara kararı infaz edilmediğinden davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usulsüz olduğunu, TBK md. 39'de düzenlenen 1 yıllık süre, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren başladığını, müvekkilinin tehditle iradesi dışında senet imzaladığını, müvekkilinin  hem malvarlıyla  hem canıyla tehdit edildiğini, korktuğu için hiçbir yere müracaat edemediğini, doktor olan müvekkilinin davalı ve oğullarının zarar vermelerinden korkarak tayinini İstanbul dışına istediğini, dava dilekçesinde bu tehditlere  ilişkin delilleri sunduklarını, daha sonra şikayeti üzerine Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesi 2014/1344 E. Sayılı dosyasında, davalının oğlu ... , “malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit” suçundan ceza aldığını, zorla ve tehditle imzaladığı senette  “bedeli MALEN ahzolunmuştur” ibaresi mevcut olduğunu, alacak borç ilişkisinin mal alış verişininden kaynaklanmadığının ortada olduğunu, ispat yükü davalıya geçtiğinden davalı bunu ispat edemediğini, müvekkilinin ortak hesaptan çekildiği iddia edilen paraların müvekkili uhdesine geçtiğine ilişkin hiçbir delil olmadığını, davalının soyut iddiasından ibaret olduğunu, taraflar 2012 yılında ayrıldıklarını, öncesinde 10 yıl boyunca gayri resmi (nikahsız) birlikte karı-koca gibi yaşadıklarını, davalı  senedin kaynağını 2008 ve 2009 yıllarında ortak hesaptan çekilen paraların iadesi olarak açıkladığını, davalı  her biri 200.000-TL bedelli olmak üzere 2 adet senedi (toplam 400.000-TL) müvekkilinin kendi iradesi il imzaladığını iddia ettiğini, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin doktor maaşından başka mal varlığının olmadığını, davalının zengin maddi durumu yerinde olduğunu, ilişki süresince mal varlığından bir azalma olmadığını, davalının şahsi banka hesabı, tarafların ortak banka hesabı ve davalının oğullarının ve davalının oğluna ait ENT şirketinin banka hesapları üzerinde, davalının bildirdiği para çekme işlemleri ve virmanların incelenmesinin yapılmadığından eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir. <br>İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu,  İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Es. sayılı dosyasına istinaden  İİK 72 mad. göre açılan menfi tespit davasıdır.  İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlu  ... aleyhine 200.000 Tl bedelli bonoya istinaden 03/06/2014 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu bonoda ... keşideci ...ın lehtar düzenleme tarihinin 19/06/2012 ödeme tarihinin 15/12/2013 tarihi olduğu malen kaydının bulunduğu görülmüştür. <br> Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1344 Esas 2015/1034 K. sayılı dosyasında katılanın ... sanığın ...   olduğu, suç tarihinin 2012 tarihi olduğu, sanığın TCK 106/1 cümlesine göre basit tehdidine cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından dava konusu senedin tarafların gayri resmi birlikteliklerinin sona ermesi neticesinde davalının oğlunun tehdidi üzerine zorla imzalattırıldığını, davalının oğlu hakkında tehdit suçundan dolayı Ceza Mahkemesinde ceza aldığını belirterek menfi tespit davasının kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde davacının ortak hesaptan para çektiğini, ortak hesaba hiçbir katkısı bulunmadığını, geri iade edilmek koşuluyla çekmiş olduğu bu paraların 200.000 TL lik kısmı için  takibe konu 200.000 TL lik bononun verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 05/12/2018 tarihli yeminli mali müşavire ait  bilirkişi  raporunda davacının davalıya borçlu olmadığı iddiasının kanıtlanamadığının belirtildiği, 18/11/2019 tarihli aynı bilirkişiye ait ek raporda, 200.000 TL nin üzerinde paranın davalı hesaplarından davacıya ödendiğini, ispat yükünün davalıda olduğu kabul edildiğinden bu durumun ispatlandığını belirtmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).  Kambiyo senedi ve bononun hukukî niteliğine değinmek gerekirse; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s. 68)Somut olayda davacı ile davalının amca çocukları olduğu, davalının ilk eşinin vefat ettiği, ilk evliliğinden 2 çocuğu bulunduğu, tarafların gayri resmi olarak birliktelik yaşadıkları, daha sonra bu ilişkinin sona ermesi neticesinde takip konusu bononun düzenlendiği, bonoda malen kaydının yer aldığı, davacı tarafından senedin zorla tehdit altında düzenlettirildiğinin ileri sürüldüğü anlaşılıyorsa da; davacının zor ve tehdit iddiasını TBK 39. Madde gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürmediği gibi davacı tarafça Sacılığa yapılan şikayetin de takipsizlikle sonuçlandığı, davacı tarafça senedin zorla imzalatıldığına yönelik iddianın ispatlanamadığı anlaşılmıştır.  Davaya konu senette bedel kaydının \"malen\" olarak yer aldığı, davalı tarafça cevap dilekçesinde senedin bedel kaydının talil edilerek, ortak hesaptan çekilen paralar nedeniyle verildiğinin ileri sürüldüğü anlaşıldığından ispat yükü davalıda olup, mahkemenin bedel kaydının her iki tarafça talil edildiği ve ispat yükünün davacıda olduğu gerekçesiyle ve 6100 Sayılı HMK 226/1-c maddesine aykırı  şekilde davalıya yemin teklif edilerek sonuca gidilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Dosya kapsamında alınan ek bilirkişi raporunda tarafların birlikte yaşadığı dönemde ortak hesap kullandıkları bu hesaplardan davacı tarafça bir kısım paralar çekildiği, davalıya ait hesaptan davacı hesabına paralar gönderildiği anlaşılıyorsa da, müşterek hesap üzerinde tarafların her ikisinin de tasarruf yetkisinin bulunduğu, davalı hesabından davacıya gönderilen paraların ise açıklama bulunmadan gönderildiği, tarafların uzun süredir birlikte  yaşadıkları da göz önüne alındığında davacıya borç olarak verildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafça senet bedelinin karşılığının davacıya borç olarak verildiği ispatlanamadığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne,  davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasına konu-bono nedeni ile  borçlu olmadığının tespitine, takibin iptali talebinin reddine, davalının kötü niyeti ispatlanamadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, feri talepler red olması nedeni ile bu talepler yönünden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına    karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2020 tarih, 2015/242 E., 2020/872 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın Kabulüne, 4-  İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyasına konu   keşideci ..., lehtar ..., düzenleme tarihi 19/06/2012, ödeme tarihi 15/12/2013 olan, 200.000,00 TL bedelli bono nedeni ile Davacının  Davalıya Borçlu Olmadığının Tespitine,-Takibin iptali talebinin Reddine,-Davalının kötü niyeti ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminat talebinin reddine,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.407,71 TL karar harcından peşin alınan 3.601,93 TL'nin mahsubu  ile 10.805,78 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 27,70 TL başvurma harcı, 3.601,93 peşin harç, 4,10 TL vekalet harcı, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 243,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.077,23 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre 33.637,50 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,  5/d- Feri talepler red olması nedeni ile bu talepler yönünden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,80 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 212,90 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42392b3fdc0e8c89","SID":"ec7b54287a29acbc"}}