{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2202 - 2024/462<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2202 <br>KARAR NO\t: 2024/462<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/323 Esas 2022/665 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 27/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t:15/04/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 01/10/2016 tarihinde davalı sürücü ...’in, idaresindeki araç ile dava dışı sürücü ...’in idaresindeki araca çarpması ve bu çarpma sonrası karşı şeride geçerek davacının maliki olduğu ve sürücü ...’ın idaresinde olan araca çarpmasıyla meydana gelen kazada davacıya ait araçta hasar meydana geldiğini belirterek, araçtaki değer kaybı ile araç mahrumiyeti zararına ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda eksik hususların bildirildiği, 23.05.2022 tarihli celsede davacı vekiline, davacının gelirinin tespitine ilişkin sunacağı tüm belgeleri sunması, bilirkişi heyetinden ek rapor alınması için 600,00 TL ek ücretin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre verildiği ve kesin süreye uyulmadığı takdirde bu delilden ve bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının ihtar edildiği, tebliğ tarihinden başlayan kesin sürede davacı vekilince delilin bildirilmediği ve bilirkişi masrafının yatırılmadığı, bu suretle davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişiye tevdi edilen dosyada incelemesini istedikleri hususların; davacının aracında kaza sebebiyle oluşan değer kaybı, yine bu kaza sebebiyle davacının tamir süresince aracını kullanamamış olması ve aracın tır olması sebebiyle ticari kayıp yaşamasına ilişkin hususlar olduğunu, davaya konu aracın kazanç kaybı ile ilgili taraflarınca bildirilen ve mahkemece resen araştırılması gereken delillerin yeterince araştırılmadığını ve toplanmadığını, dosya kapsamında bildirilen deliller toplanmadan dosyanın bilirkişiye tevdii edildiğini ve bilirkişi tarafından davanın esasını çözmeye elverişli bir rapor hazırlanamadığını, bunun üzerine mahkemece dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii için taraflarına kesin süre verildiğini ve akabinde de davanın reddine karar verildiğini, mesleki mazeret nedeniyle katılamadıkları 23.05.2022 tarihli duruşmada; \"Davacı vekiline davacının gelirinin tespitine ilişkin sunacağı tüm belgeleri sunması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, bu süreye uyulmadığı takdirde dosyanın mevcut haliyle karara çıkacağının ihtarına (ihtarat yapılamadı), duruşma zaptının davacıya tebliği ile tebliğ tarihinin ihtar tarihi sayılmasına, 2 nolu ara karar yerine getirildikten sonra bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına, 600,00 TL ek ücret takdirine, masrafın 1 haftalık kesin süre içerisinde davacı vekilince tamamlanmasına, tamamlanmadığı takdirde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapılamadı) duruşma zaptının davacıya tebliği ile tebliğ tarihinin ihtar tarihi sayılmasına,\" şeklinde kurulan ara karar ile kendilerine usule ve hukuka aykırı olarak kesin süre verildiğini, 6100 sayılı HMK m. 94/2 maddesinde hakimin kesin süre verme konusundaki taktir yetkisinin düzenlendiğini, mahkemece verilen kesin mehilin anılan maddede düzenlenen ilkelere uygun olmadığını, mahkeme tarafından mesleki mazeret nedeniyle hazır olmadıkları bir duruşmada yeterli ve makul olmayan 1 hafta gibi kısa bir süre içerisinde gelir tespitine ilişkin tüm belgelerin sunulması ve 600,00 TL yatırılmasına karar verilmesinin açıkça 6100 sayılı HMK m. 94/2 maddesine aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki; söz konusu ara kararlarda her ne kadar tebliğ tarihinin ihtar tarihi sayılmasına karar verilmişse de, yapılan tebligatta tebliğ mazbatasının üzerinde yalnızca \"duruşma zaptı\" ifadesinin yer aldığını, kararların içeriğindeki ihtarlara yer verilmediğini, bu haliyle usule uygun bir ihtar da yapılmadığını, kabul manasına gelmemek kaydı ile mahkemece söz konusu bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayıldıkları kanaatine varılmışsa da dosyaya bildirilen ceza mahkemesi dosyası ve kazaya ilişkin tutanaklar ile emsal ücret araştırmaları ve davayı ispata yarayan hiçbir delil araştırılmadan karar verildiğini, 6100 sayılı HMK’nın 266.maddesine göre, bilirkişi deliline hakimin resen de karar verileceğinin belirtildiğini, bu kanun uyarınca mahkemede dosya kapsamında toplanan delillerin yeterli olmadığı kanaati var ise yeniden resen bilirkişi delilinden faydalanmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdii edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararına ilişkin maddi tazminat istemlidir.<br>Mahkemece, davacının araç mahrumiyet bedeli talebine ilişkin davacı gelirinin tespitine yönelik delillerin bildirilmesi ve bilirkişi heyetinden ek rapor alınması için 600,00-TL ek ücretin yatırılmasına yönelik delil ikame avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Uyuşmazlık, mahkemece, delil bildirme ve delil ikame avansı için verilen sürenin usulüne uygun olup olmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan sürelerin önemli bir kısmı, taraflar için konulmuş sürelerdir. Tarafların, bu süreler içinde belli işlemleri yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur. Taraflar için konulmuş süreler ikiye ayrılır: Birincisi, kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. İkincisi ise, hakimin tespit ettiği sürelerdir ve kural olarak bu süre kesin değildir. Kural bu olmakla birlikte HMK'nın 94. maddesi gereği hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’ya göre yeniden yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749).<br>Kesin süreye ilişkin ara karar hem hakimi hem tarafları bağlamakla birlikte kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Ancak böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararın, yasaya ve içtihatlara uygun şekilde hiçbir tereddüte yer vermeyecek derecede açık, yorumu zorunlu kılmayacak, yanlış anlamayı önleyecek, ilgili tarafından kolaylıkla anlaşılacak derecede açık, sade ve sınırlı olması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekmektedir. (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 5, Altıncı Baskı, İstanbul- 2001, s. 5438 vd.)Kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.<br>Öte yandan; HMK'nın 143. maddesi; \"(1) Tarafların davada ileri sürdükleri bütün iddia ve savunmalar birlikte incelenir. (2) Hâkim, muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmak için resen veya taraflardan birinin talebi üzerine tahkikatın her aşamasında iddia veya savunmalardan birinin veya bir kısmının diğerinden önce incelenmesine karar verebilir.\"  denilmiştir. İlgili madde gereğince, hakim bir kısım iddia ve savunmalarının daha önce değerlendirilmesi durumunda davanın esası hakkında karar verilebilecek ise öncelikle bu kapsamdaki delilleri toplamalı yahut usul ekonomi çerçevesinde deliller hep birlikte değerlendirilebilecek ise, hep birlikte değerlendirilmeli bu şekilde yargılamanın gereksiz uzamasına sebebiyet verilmemesi gereklidir.<br>Somut olayda; kaza neticesi davacıya ait araçta meydana gelen hasara ilişkin dava dilekçesi ekinde davacı vekili tarafından dosyaya kaza tespit tutanağı, hasara ilişkin düzenlenen ekspertiz raporu ve ATK tarafından düzenlenen kusur raporunun dosyaya ibraz edildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’in tam kusurlu olduğu, sürücü ...’ın kural ihlali olmadığı, sürücü ...’in kural ihlali olmadığının belirlendiği, Samsun CBS’nin 2016/27322 Esas nolu dosyasında alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde şüpheli ...'in asli kusurlu, şüpheli ...’in tali kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacıya ait çekicinin Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden daha önce kazası olup olmadığı ve kazası var ise kaza ile ilgili hasar dosyalarının dosyaya kazandırılması halinde değer kaybının değerlendirileceği, dava konusu aracın hasarının 20 günde tamir edilebileceğinin belirlendiği anlaşılmaktadır.<br>Davacı tarafından sunulan belgelerde, kazaya karışan aracın hasara uğradığı sabittir. Söz konusu belgeler ile tespit edilen hasar miktarı, davalı tarafından kabul edilmedikçe mahkemece zarar miktarına esas alınmayacak ise de TBK'nın 50/2. maddesi hükümleri nazara alındığında, davanın tamamen ispatlanmadığına yönelik değerlendirme de yerinde değildir. Kaldı ki, kusur ve zarar miktarı davalıların da itiraz ettiği hususlar olup, HMK'nın 324. maddesinde; \"(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.\" denildiğinden, TBK'nın 50/2. maddesi nazara alındığından zararın miktarının ispatlamış olması davalının da talep edebileceği açıktır. Nitekim ilgili maddenin gerekçesinde de \"......Yapılan yeni düzenlemeye göre, “Kesin süre” kenar başlıklı 100 üncü (yasada 94 üncü) madde uyarınca hâkimin genel olarak ikinci kez süre verebilme imkânı var ise de bu maddede bu hususun istisnası düzenlenmiştir. Yani, sunulan delilin getirtilmesi amacıyla masraf yatırılması için, mahkemece ilgili tarafa verilecek süre kesindir. Bu hüküm gereğince, taraflardan birinin mahkemeye sunacağı delille ilgili masrafı, verilen kesin süre içinde yatırmaması durumunda diğer tarafın bu masrafı yatırması mümkündür. Aksi takdirde verilen süre içinde masrafı yatırmayan taraf delilden vazgeçmiş sayılacak ve kesin sürenin istisnasının bulunmamasından dolayı yargılamanın bir oturum ertelenmesi engellenmiş olacaktır.\" denilmiş olup, eldeki davada mahkemece davacı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu ve bu suretle hazır olmadığı 23.05.2022 tarihli celsede, davacıya gelirine ilişkin delilleri sunması ve (bilirkişi ücretini)delil ikame avansını  yatırması için 1 haftalık kesin süre verildiği, verilen 1 haftalık kesin sürenin anılan eksikliklerin giderilmesi için makul bir süre sayılamayacağı, kaldı ki kazaya ilişkin hasar dosyaları ve aracın önceki hasar bilgilerine ilişkin TRAMER kayıtlarının mahkemece getirtilebilecek delillerden olması karşısında bu verilerin de mahkemece dosyaya kazandırılmadığı,verilen kesin mehilin 6100 sayılı HMK m. 94/2 maddesinde düzenlenen kesin mehile ilişkin koşulları taşımadığı açıktır. <br>Bu durumda, mahkemece kazaya ilişkin hasar dosyaları ve aracın önceki hasar bilgilerine ilişkin TRAMER kayıtlarının ilgili mercilerden getirtilmesi, davacı vekiline aracın aylık kazanç getirisi hususunda belgelerin ibrazı ve bilirkişi raporu alınması için gerekli ek ücretin(delil avansının)yatırılması için amaca uygun, yeterli ve elverişli, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatıldığı ve anlatılanların tutanağa geçirildiği, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirildiği ve 6100 sayılı HMK m. 94/2 maddesinde  düzenlenen ilkeleri içeren kesin mehil verilmesi, kesin mehil içinde anılan eksikliklerin giderilmesi halinde bilirkişiden ek rapor alınması, kesin mehil içinde anılan eksikliklerin giderilmemesi halinde dosyanın mevcut haliyle değerlendirilip karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına davanın yeniden görülerek, taraf delilleri toplanarak davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 03/10/2022 tarihli 2019/323 Esas - 2022/665 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81517b9caf58b447","SID":"83b66a2a4289bcc9"}}