{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/351 <br>KARAR NO: 2024/306<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/248 <br>KARAR NO: 2020/802<br>KARAR TARİHİ: 03/12/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacıya 07/10/2016 tarihli 004036 numaralı 12.661,40 TL tutarında faturadan kaynaklı borcunun bulunduğunu, davalı yanın borcunu ödememesi üzerine, müvekkil tarafından davalı yana Kadıköy ... Noterliği'nin 11/11/2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin çekildiğini, ihtara rağmen davalı yan tarafından yine borcun ödenmemesi üzerine, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, davanın kabulünü, borçlunun itirazının iptalini, takibin devamını talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı yan tarafından dosyaya sunulu evrakların davalı yana ulaşmadığını, taraflar arası sözleşmenin bulunmadığını ve ortada yapılmış bir iş ya da davalı yan tarafından alınmış bir faturanın bulunmadığını, davacı yan tarafından dosyaya sunulu olan fatura muhteviyatındaki ürünlerin davalı yan tarafından hiçbir zaman alınmadığını, ve faturada davalının imzasının bulunmadığını, davanın reddini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... davacı tarafça, fatura alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği; davalı tarafça, davanın reddinin savunulduğu anlaşılmıştır. Tekmil dosya kapsamından eldeki davada ispat yükünün davacı yan üzerinde olduğu, mahkememizce eldeki takip konusu alacağın tespiti için bilirkişiden rapor alındığı bilirkişi raporunun gerekçeli , bilimsel ve denetime elverişli olduğu davacının tek taraflı düzenlemiş olduğu fatura dolayısıyla davalıyı borç altına sokamayacağı kaldı ki davalının süresinde faturaya da itiraz ettiği, diğer taraftan davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olup lehine delil vasfınında bulunmadığı, dosyaya davacı vekili tarafından sunulan sefer fişlerinin ise incelenmelerinde yine davalıyı borç altına sokan belge olarak değerlendirilemeyeceği aksinin kabulü halinde bunun önünün alınamayacağı, her ne kadar sefer fişlerinin altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda davalı isticvap edilip huzurda hazır bulunmamışsa da bunun mahkememizce davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve lehine delil vasfı olmadığı sonucunu değiştirmeyeceği zira itirazın iptali davasının takibe ve sebebine sıkı sıkıya bağlı olduğu ezcümle dosyanın bu hali ile ispat yükü üzerinde olan davacının alacağını ispat edemediği, davacı yanın icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunun sabit olmadığı, bu nedenle davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla; dosya üzerinde Yasa ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda detaylı inceleme yapılmış olup, bu gerekçe ile davanın reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalının mahkemeye ibraz edilen servis fişinde imzasının bulunduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığının bu imzalı fişler ile ispat edildiği, isticvap davetiyesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, yasanın amir hükümleri ve yargıtay içtihatları uyarınca imzaların davalı taraf yetkilisine ait olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı hizmet bedeli alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 12.661,40 TL asıl alacak ve 402,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.064,14 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.  Takibe konu ... seri numaralı ''hafriyat toprağı nakliyesi\" açıklamalı ve toplam KDV dahil 12.661,40 TL tutarındaki fatura bedelinin ödenmediği iddiasıyla takibin başlatıldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafça davalıya Kadıköy .... Noterliği vasıtasıyla gönderilen ihtarnamede, 12.661,40 TL tutarla faturanın ... Mahallesi ... Sokak ... ada ... parselde yapılmış olan hafriyata ait toprak nakliyatına ilişkin olduğu ve fatura bedelinin ödenmediği belirtilmiştir.  Davalı tarafça davacıya Üsküdar ... Noterliği vasıtasıyla gönderilen ihtarnamede, ... ada ve ... parselde en son olarak 23.05.2016 tarihinde çalışma yapıldığı ve çalışmaların bittiği, 12.661,40 TL tutarlı faturada bahsedilen yerdeki çalışma bittikten 6 ay sonra faturanın düzenlendiği, dolayısıyla bu faturayla ilgilerinin bulunmadığı, çalışılan süre içerisinde İdeal... Ltd. Şti. firmasıyla herhangi bir faturalandırmanın, hak ediş -çalışma sözleşmesinin bulunmadığı ve düzenlenen faturanın geçersiz ve asılsız olduğu belirtilmiştir. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle: davacı ve davalı yana ait 2016 yılı ticari defterlerin incelenmesi neticesinde davacı yan tarafından 2016 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını ve lehine delil vasfının bulunmadığı, davalı yan tarafından 2016 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil vasfının da bulunduğu, davacı yanın defterlerinin incelenmesinde; davacı tarafından davalıya 11/11/2016 tarihli ve 17602 numaralı 12.661,40-TL tutarlı 1 adet fatura düzenlendiği ve taraflar arasında bu fatura dışında ticari ilişki bulunmadığı, davacı defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle12.661,40-TL alacaklı bulunduğu; incelenen davalı defterlerine göre ise takibe konu faturanın kayıtlı bulunmadığı, aradaki farkın takibe konu faturanın davalı yanda kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, takibin dayanağının fatura olduğu, ancak salt fatura düzenlenmesinin adına fatura düzenlenen kişiyi borçlu kılmayacağını, adına fatura düzenlenen kişinin fatura düzenleyene borçlu sayılabilmesi için faturaya 8 gün içerisinde itiraz etmemiş olması veyahut fatura içeriğindeki hizmet ve emtianın tarafına teslim edilmediğini ispatlayarak olabileceğini, dosyada mevcut olan faturanın incelenmesinde davacı tarafından davalıya düzenlenmiş olduğu, açık fatura olup muhteviyatının harfiyat nakliyesi bedeli olduğu, faturanın davacı tarafından davalıya Kadıköy 23. Noterliği'nin 11/11/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile gönderilip tebliğ edildiği, davalının da faturaya Üsküdar 2. Noterliği'nin 18/11/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile süresinde itiraz ettiği, icra dosyası ekinde davalı tarafından dava dışı ...LTD'ye kesilen 140.495,52-TL tutarlı ve 23/05/2016 tarihli faturanın bulunduğu, davacının iddiasının davalı yan tarafından dava dışı ...a verilen hizmet sırasında davacı yanın davalı yana harfiyat toprağı nakliyesi hizmeti verdiği şeklinde olduğu, takibe dayanak fatura ile zikredilen diğer fatura arasında dört buçuk aylık süre olduğu, faturanın malın ve hizmetin ifası ya da bu süreyi takip eden 8 gün içerisinde tanzim edilmesi gerektiği , bu sürede düzenlenmeyen faturanın yok hükmünde olacağı, dolayısıyla fatura muhteviyatındaki hizmetin davacı tarafından davalı yana verilip verilmediğinin ispatlanamadığı kanaatine varıldığını, davalı yanın davacı yana borç alacağın olmadığı bakiyenin sıfır (0) olduğunu, takibe konu faturanın davacı yan tarafından davalı yana haklı yere düzenlendiği kanaatine varılır ise, davacı yanın 12.661,40 TL alacağı için takip tarihi olan 14/02/2017 tarihinden itibaren yıllık %9,00 oranında yasal faiz talep edebileceği hususlarında görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş olup davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. -İspat yükü yönünden inceleme: 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"... Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Somut davada, takibe konu olan faturanın davalı tarafça süresinde iade edildiği anlaşıldığından faturayı konu hizmetin verildiğini ispatla yükümlü olan tarafın davacı olduğu anlaşılmaktadır.  Davacı tarafça hukuk mahkemeleri bürosu aracılığıyla 07.05.2019 tarihinde delil listesi ve ekleri sunulmuştur. Sunulan delil listesinde, ödeme yapılmayan seferlerde daha sonra ödeme yapılmak üzere servis fişi kesildiği, ödeme alındığında servis fişinin iade edildiği açıklamasıyla servis fişleri ibraz edilmiştir. İncelenen servis fişlerinin, farklı plakalı araçlarla ve farklı dönemlerde yapılan seferlere ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. İş bu servis fişlerinin aynı zamanda imzalı olduğu da görülmüştür. Mahkemece 07.07.2020 tarihli duruşmada, davacı vekilince sunulan servis fişlerinin davalıya isticvabına, sefer fişleri altında yer alan imzaların kendisine veya çalışanına ait olup olmadığı hususunda isticvap edileceğinin ihtarına dair ara karar tesis edilmiş ve işbu karar uyarınca davalı şirketin İstanbul Ticaret Odası kaydında yer alan ''.... Üsküdar'' adresi doğrultusunda 03.02.2020 tarih ve 09:45'e talik edilen duruşmada özürsüz olarak hazır bulunmadığı takdirde yazı ve imzanın kendilerine ait olduğu hususunun kabul edileceğini belirtir tebligat çıkarılmıştır. İş bu tebligatın TK m. 35 uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Yargılamayı yapan ilk derece mahkemesi tarafından yukarıda belirtilen ara karardan bir sonraki yani 03.12.2020 tarihli celsede, 07.07.2020 tarihli (davalının istivcabına karar verildiğini belirten) 2 no'lu ara karardan dönüldüğüne ilişkin herhangi bir karar verilmeksizin yargılamaya son verilerek davanın reddine karar verilmiştir. Nitekim gerekçeli kararda da davalının isticvap edilip huzurda hazır bulunmamış ise de; davacının ticaret defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve lehine delil teşkil etmeyeceği açıklamasıyla davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir. Bilindiği üzere, isticvabı konusu davanın temelini oluşturan vakalardır, İsticvap, isticvap edilecek tarafı bir ikrarda (m.188) bulunmaya götürebileceğinden ve tarafının gelmemesi halinde tarafta isticvap konusu vakıayı ikrar etmiş sayılacağından (m.171/2) bir taraf ancak kendi aleyhine olan vakıalar hakkında isticvap edilebilir; yoksa, kendi lehine olan vakıalar için isticvap edilemez. (bkz. Baki KURU, Medeni Usul Hukuku El Kitabı Cilt 1, s:603) ''... Bir taraf ancak kendi aleyhine olan vakalar hakkında, isticvap edilebilir, kendi lehine olan bakanlar için isticvap edilemez. Dosyada bulunan banka kayıtlarında fesih tarihinden sonra davacı hesabına yatırılmış olan miktarlar görülmekte olup, bu durumda ,mahkemece davacı as için isticvap edilerek, banka kayıtlarındaki ödemelerin neye ilişkin olduğu açıklığa kavuşturularak, tazminat ve alacak miktarının belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 9 HD, 16.3.2017,13229/4131)Aynı şekilde HGK 5.4.2017,22/1735-625 (Gençcan-İstinaf ve Temyiz s.165)  Yukarıdaki bilgiler ışığında somut davadaki deliller, sunulan istinaf dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; isticvap davetiyesinin davalı şirketin İTO kayıtları nazara alınarak davalı şirkete TK m. 35 uyarınca tebliğ edildiği, dosyada mahkemece isticvap kararından dönüldüğüne ilişkin herhangi bir kararda tesis edilmediği, davalıya gönderilen davetiyede de belirtilen günde özürsüz olarak gelinmediği takdirde imzalı asılları kasaya alındığı anlaşılan servis fişlerinin altındaki imzaların kendisine ait olduğunu kabul edileceği ihtar edildiği görülmekle, bu haliyle HMK'nin 171/2 maddesi uyarınca servis fişinin dayandığı vakıanın ikrar edilmiş sayılması gerekmektedir.  Ancak sunulan servis fişlerinin ... Ltd. Şti. tarafından düzenlendiği anlaşıldığından, iş bu dava dışı şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkinin belirlenmesi ve takibe konu faturanın dayanağı olarak kabul edilip/edilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Zira, dava dışı şirketin unvanı bulunan servis fişinin dayandığı vakıanın ikrar edilmiş sayılması, davacının fatura konusu hizmeti verdiğini ispatlamaya yetmeyecektir. Servis fişinde belirtilen hizmetin davacı tarafça verildiğinin mahkemece kabul görülmesi halinde, servis fişinde belirtilen hizmet nedeniyle (nakliyatın yapıldığı yer, kullanılan araç, hizmetinin yapıldığı yıllar gibi hususlar nazara alınarak) davacının alacağının hiçbir şüpheye mahal bırakılmaksızın hafriyat döküm nakliyesi işi alanında uzman bilirkişi tarafından incelenmesi gerekmektedir.  Açıklanan nedenlerle, mahkemece eksikliklerin giderilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2018/248 Esas, 2020/802 Karar sayılı ve 03/12/2020 tarihli kararının HMK'nin 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine,4-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye GELİR KAYDINA, istinaf karar harcının talep halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/03/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57ee47127f25ff3d","SID":"12ee7b23b71c3a29"}}