{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1437 <br>KARAR NO\t\t: 2024/511<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/05/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2019/47 Esas - 2021/341 Karar<br>DAVA             \t\t: Trafik Kazası Kaynaklı Maddi ve Manevi  Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t\t: 05/09/2019<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2021 tarihli, 2019/47 Esas ve 2021/341 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03/05/2019 tarihinde saat 18:05'da ... İli, ... İlçesi'nde davalılardan ...'e ait, sürücü ...'un sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracı ile  seyir halinde iken aracının ön kısımlarıyla 327/10 sokak üzerinde seyir halinde olan dava dışı sürücü ...'nın sevk ve idaresinde bulunan bisiklete arka kısmından  çarpması neticesinde gerçekleşen trafik kazasında bisiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını,  iş bu kazanın oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'un KTK'nın 57/1-a maddesini ihlal etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, iş bu kazaya ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/73164 no'lu dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığını,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla  trafik kazasında yaralanarak beden gücü ve efor kaybına uğrayan davacı ... için, şimdilik 500,00.-TL kalıcı iş göremezlik, 100,00.-TL geçici iş göremezlik, 100,00.-TL bakıcı ve bakım gideri, 100,00.-TL tedaviye bağlı giderlerden oluşan maddi tazminat tutarının için 20/08/2019 hasarı ret tarihinden itibaren işletilecek avans faizleri, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı ... adına 30.000,00.-TL manevi tazminatın sadece işleten ve sürücüden 03/05/2019 olay tarihinden işletilecek avans faizi, (sigorta şirketi hariç) yargılama giderleri ve avukatlık birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu davalılardan (sürücü ve işletenden) tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>Davacı vekili  26/04/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; 08/04/2021 tarihli ek bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda  geçici iş göremezlik tazminatını 18.422,35 TL, kalıcı iş göremezlik tazminatını 197.362,37 TL olmak üzere toplam  216.384,72 TL' ye arttırmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul manasında olmamak üzere  kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini,  kabul manasında olmamak üzere öncelikle davacının kazadan kaynaklanan gerçek kalıcı maluliyet oranının tespiti bakımından genel şartlara uygun maluliyet raporunun dosyaya kazandırılması gerektiğini, 25.02.2011 tarihinden itibaren geçerli olan mevzuat değişikliği sebebi ile, davalı şirketin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğu ortadan kalkmış olduğunu, başvuruyu kabul anlamında gelmemek üzere, bir tazminat hesaplaması yapılması halinde, bu hesapta asgari ücretin baz alınarak TRH-2010 mortalite tablosu ile 1,8 teknik faizin kullanılmasını talep ettiklerini ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza ile alakalı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2019/73164 soruşturma numaralı soruşturmanın devam ettiğini, soruşturma dosyasına sunulan bilgi, belge ve raporlar kusuru ispatlar nitelikte olmayıp sunulan rapordaki kusurun gerçeği yansıtmadığını, raporun dikkate alınmayıp alanında uzman bilirkişiler tarafından kusur oranının yeniden belirlenmesini, diğer yandan davacının kaza anında bulunduğu bisiklette davacı ... eşi ... ile beraber seyahat etmekte olup Karayolları Trafik Yönetmeliği md 136/a-4 uyarınca 'Bunlara, sürücü arkasında yeterli bir oturma yeri olmadıkça başka kişilerin bindirilmesi yasaktır.' bunun seyahat kanuna ve yönetmeliğe  aykırı olduğunu, bu nedenle davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün kusuru ve bahse konu aracın fiziki durumunun da mahkemece göz önüne alınmasını, kazanın davacı kusuruyla meydana geldiği gerçeği bir yana; müvekkilinin ve ailesi yaralanan davacıyı her gün arayıp, ziyarete gittiklerini, bu konuda tanıklarının mevcut olduğunu, davacıya herhangi bir ihtiyacının olup olmadığı da sorulmuş olup; \"yok\" cevabının alındığını, davacı tarafından istenen manevi tazminatın fahiş olup kabul edilemeyeceğini, davacı bisiklete iki kişi binmemesi gerekirken binmiş herhangi bir koruyucu kask veya dizlik kullanmadığını, olası kazalarda riski bilerek ve arttırarak yola çıktığını, davacı kazada oluşan zararı kendi kusuruyla arttırdığını, bisikleti süren kişinin kazada hasar almamış olması yalnızca arkasında oturmaması gereken davacı ...'nın hasar almış olmasının iddialarını destekler nitelikte olduğunu, izah edilen nedenlerle; davanın reddine; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalı ...'a  usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, ancak savunma ve delil sunmadıklarından, münkir kabul edildikleri görülmüştür. <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece;  \"...Somut olayda yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde davacının 216.384,72 TL maddi zarara uğradığı, bu zarardan davalıların  müştereken ve müteselsilen sorumlu bulundukları anlaşılmıştır. yine davacının söz konusu trafik kazası nedeniyle yaşadığı acıları hafifletmek adına, paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve hakkaniyet ilkesi gözetilmek suretiyle davacı yararına 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar vermek gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır. Bu manevi tazminattan ise gerçek kişi davalılar ... ve ...'ün müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarına karar vermek gerekmiştir. Mezkur nedenlerle davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulüne, manevi tazminat yönünden ise kısmen kabulüne..\" gerekçesiyle \"...Davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulüne, 216.384,72 TL maddi tazminatın (davalı sigorta şirketi açısından 16/09/2019 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden ise 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle) birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı taraf duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunun AAÜT tarifesine göre hesap ve takdir edilen 23.596,93 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne, 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  hükmedilen manevi tazminat miktarının olması gerekenden düşük olduğunu, davacı müvekkilinin çekmiş olduğu sıkıntının göz ardı edildiğini, bu yönü ile ilamın  kaldırılarak manevi tazminatın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br> Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi’nin 2019/40 E. Nolu kararı ile iptal edilen maddelerin işbu dava bakımından dikkate alınmaması gerektiğini,  maluliyet raporunu kabul etmediklerini, ilgili maluliyet raporu esas alınarak hükmün kurulmaması gerektiğini, raporun davacının gerçek zararını yansıtmadığını, davacının çalışma gücünü kısmen veya tamamen yitirmesi sonucunda kalıcı işgöremezlik tazminatı içerisinde geçici iş göremezliğe ilişkin talepler gideri kapsamında bulunduğunu ve işbu giderlerden davalı müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, talep edilmiş bulunan “geçici iş göremezlik” tazminatının reddini, 6111 sayılı kanun ile bu taleplerin tedavi gideri kapsamından sayılacağından ... tarafından karşılanmasının gerektiğini, bu nedenle davacının “geçici iş göremezlik” ve tedavi masraflarına ilişkin tazminat bedeline ilişkin talebinin de reddinin gerektiğini, başvuru sahibinin talebine konu geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve sair tedavi masraflarından da ...'nın sorumlu olduğunu, işbu nedenle davanın müvekkili şirket yönünden reddi gerekirken, kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, raporda, davacının muhtemel yaşam süresi TRH-2010 ölüm tablosuna göre belirlendiğini ve progresif rant tekniğine göre hesaplamanın yapıldığını, bilirkişi raporunda tazminat hesabında teknik faiz %0 olarak uygulandığını, genel şartlar ile belirlenen %1,8 teknik faizin gerekçe gösterilmeksizin yok sayılmasının kabul edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere, hangi verilere göre teknik faizin %0 olarak tespit edildiğinin belirtilmediğini, bu haliyle de rapor denetime elverişli olmadığını, kararın  kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olayda 03/05/2019 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu bisiklet ile davalı müvekkilinin işleteni bulunduğu ticari taksi arasında geçen trafik kazası neticesinde davacının yaralanmış olup, yaşadığı yaralanma neticesinde maddi manevi tazminat isteminde bulunduğunu, davacının kaza anında bulunduğu bisiklette davacı ... eşi ... ile beraber seyahat etmekte olup Karayolları Trafik Yönetmeliği md 136/a-4 uyarınca \"Bunlara, sürücü arkasında yeterli bir oturma yeri olmadıkça başka kişilerin bindirilmesi yasaktır.\" bu seyahat kanuna ve yönetmeliğe  aykırı olduğunu, bu nedenle davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün kusuru ve bahse konu aracın fiziki durumunun da sayın mahkemece göz önüne alınmasının gerektiğini, müvekkilinin ve ailesinin yaralanan davacıyı her gün arayıp, ziyarete gittiklerini, davacıya herhangi bir ihtiyacının olup olmadığı da sorulmuş olup; \"yok\" cevabının alındığını, buna rağmen ısrar etmişlerse de davacının kabul etmediğini, dava açacağını da söylemediğini, diğer yandan maddi manevi tazminat taleplerinin hakkaniyete uygun olması gerektiğini ve zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, davacı bisiklete iki kişi binmemesi gerekirken binmiş herhangi bir koruyucu kask veya dizlik kullanmamış olduğunu, olası kazalarda riski bilerek ve arttırarak yola çıktığını, davacı kazada oluşan zararı kendi kusuruyla arttırdığını, bisikleti süren kişinin kazada yaralanmaması yalnızca arkasında oturmaması gereken davacı ...'nın yara almış olması iddiaları destekler nitelikte olduğunu, karara dayanak olan maluliyet raporu davacının gerçek zararını yansıtmadığını; maluliyet raporunu da kabul etmediklerini, kusur oranlarını tespit etmeden; fahiş şekilde hesaplanan maddi ve manevi tazminatı kabul etmediklerini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazası nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedaviye bağlı giderler  ile manevi tazminat talebine ilişkindir.<br>Mahkemece; maddi tazminat davasının  kabulüne, manevi tazminat davasının  kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı vekili, davalılardan ... A.Ş. vekili ve  davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak  yapılmıştır.<br>1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin manevi tazminata yönelen istinaf itirazlarının incelenmesinde:<br>6098 sayılı TBK nın 56. maddesi gereğince, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. <br>   Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur oranları, davalıların sorumluluğunun niteliği, davacının manevi zararının  niteliği, olay tarihindeki paranın alım gücü dikkate alındığında hak ve nefaset  kuralları çerçevesinde davacı  yararına hükmedilen  manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı vekili ile davalı ... vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiş,  HMKnın 353/1/b/1 maddesi uyarınca esastan reddi gerekmiştir.<br>2- Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; <br>a)Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br>Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90.maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.<br>\tAnayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair ve sigorta tazminatı dışında kalan hallerin poliçe şartları ile düzenleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir.<br>\tT.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>\tAnayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.<br> Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılması gereklidir ki,  İDM  tarafından hükme esas alınan  ek rapor  hesaplama tekniği bakımından  yeterli bir rapordur. Davalı ... şirketi vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>b)Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.<br> İlk derece mahkemesince  TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemini benimseyen aktüer rapora itibar edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>c)6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmıştır.25/02/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre \"trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı\", Yasanın geçici 1. maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği,\" öngörülmüştür.<br> Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk dava dışı ...'na geçmiştir.<br>Ancak; geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve ...' ca karşılanmayan tedavi gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2021/5305 Esas, 2021/7685\tKarar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.) <br>Bu haliyle, davalı sigorta şirketinin eldeki davada davacının geçici iş göremezlik zararından sorumlu  olduğuna şüphe yoktur. <br> O halde davalı sigorta vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. <br>3-Davalı ... vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelen  istinaf itirazlarının incelenmesinde:<br>Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate  alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2021/15522 Esas - 2022/10922 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)<br>Mahkemece hükme esas alınan ve Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca tanzim olunan 22/10/2020 tarihli rapor, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış  yeterli bir rapor olduğundan,  davalı sigorta şirketi vekili ile davalı ... vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>4-Davalı ... vekilinin kusura yönelen istinaf itirazlarının incelenmesinde; <br>Mahkemece bilirkişi ...'den alınan kusur raporunda davacının ve dava dışı bisiklet sürücüsü ...'nın kazanın oluşumunda kusurlu olmadıklarının, davalı sürücü ...'un tam ve asli kusurlu olduğunun belirtildiği, kaza tespit tutanağında da dava dışı ...'ya herhangi bir kusur izafe edilmediği, tüm kusurun davalı sürücü ...'a izafe edildiği  görülmüştür.<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi ve eki cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur.<br>Davacı bisiklette yolcu olup, yaralanması sol bacağından olup, müterafık kusurlu sayılmasını gerektiren başkaca bir neden bulunmamaktadır.<br>Davalı ..., 2918 Sayılı KTK nın 85. Maddesi uyarınca işleten sıfatıyla davacının zararlarından sorumlu olduğundan, anılan davalı vekilinin bu yöne ilişen  istinaf  itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekili ve davalılardan sigorta şirketi vekili ile ... vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2021 tarihli 2019/47 Esas ve 2021/341 Karar sayılı kararının kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; <br>a)Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, başlangıçta alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>b)Davalı sigorta şirketinden alınması gereken 14.781,24-TL istinaf karar harcından, başlangıçta alınan 3.951,47-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 10.829,77-TL'nin davalı sigorta şirketinden alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>c)Davalı ...'ten alınması gereken 15.805,89-TL istinaf karar harcından, başlangıçta alınan 3.951,47-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 11.854,42-TL'nin anılan davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>ç)İstinaf edenler tarafından yatırılan 162,10'ar TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir olarak kaydına,<br>d)İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>3-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa resen  iadesine,<br> 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere 21/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16fa8cfa16d9d0d0","SID":"cee792adc0c946ba"}}