{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/352 - 2024/622<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/352 <br>KARAR NO  : 2024/622<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                 K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/62 E.  -  2021/403 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/12/2021 tarih ve 2021/62 Esas - 2021/403 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ile davalı şirket vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “...” ibareli çok sayıda markanın sahibi olduğunu, davalı firmanın 2019/81360 başvuru numaralı ve \"... + şekil\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa davalının tescil ettirmek istediği “...” ibareli markanın müvekkilinin tescilli/tanınmış/seri nitelikteki “...” ibareli markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve benzer emtialarda kullanılacağını, bu yüzden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markalar arasındaki tek harf farkının ibareleri birbirlerine çok yaklaştırdığını, karşılaştırılan markaların fonetik açıdan da birbirlerine çok yakın derecede benzer olduğunu, başvurunun müvekkili markalarının tanınmışlığından ekstra bir avantaj sağlayacağını, ayrıca davacının tanınmış markalarının itibarını düşürebileceğini ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-10024 sayılı kararının iptaline ve davalı şirketin 2019/81360 sayılı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin televizyon ve dijital platformlar için dizilerin ve sinema filmlerinin prodüksiyonu alanında faaliyet gösterdiğini ve prodüksiyonunu yaptığı çok sayıdaki film ve dizi için tescilli onlarca markanın sahibi olduğunu, dava konusu edilen markanın da müvekkilinin prodüksiyonunu üstlendiği ve ilk yayını ... logolu ulusal kanalda yapılmış “...” isimli TV dizisinde bir holdingin ismi olarak kullanıldığını, markanın gerçek bir ticarete konu edilmediğini, tescil talebindeki amacın bu markayı üçüncü kişilerin kullanmasına karşı korumak olduğunu, bu yüzden dava konusu edilen marka başvurusunun tüketicinin algısına sunuluş biçimi ve ilgili sektörü itibariyle davacının itirazlarına/davasına mesnet markalarından tamamen farklı olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının “... ...” ibareli markasının tanınmışlık başvurusunun davalı kurum tarafından reddedildiğini, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarını dava konusu marka başvurusunun kapsamına giren 36, 37, 38 ve 41. sınıflardaki hizmetlerde kullandığını ispat edemediğini, bu yüzden bu sınıflarda SMK'nın 6/1. maddesi hükmüne dayalı bir koruma talep edemeyeceğini, zaten de karşılaştırılan markaların birbirlerine benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının \"...+şekil\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel  ve sesçil  olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının \"...+şekil\" ibareli markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının \"...\" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, ortalama tüketici kesiminin markalarda yanılgı yaşayabileceği gibi başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği, bu açıdan SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu;  (aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK'nın 282. maddesindeki \"Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" hükmünden hareketle belirtilen gerekçe ile iştirak edilmediği; 2020-M-10024 sayılı YİDK kararında kullanım ispatı konusunda olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılmadığından ve davada YİDK kararı iptali davası olduğundan ve YİDK kararına yönelik kullanım ispatı uyuşmazlığa dahil olmadığından davacı markalarının iltibas değerlendirmesine alındığı; hükümsüzlük açısından ise davacı tarafca davalı kuruma sunulan evrak ve dökümanlarda  (fatura,tanıtım katalokları vs) \"...\" markasının başta gıda ve hayvancılık malları/hizmetleri üretimi-tüketimi-ticarete konu edilmesi kapsamında 36, 37, 38 ve 41. sınıf hizmetlerde ilişkili ve bağlantılı şekilde kullanıldığı kanaatine varıldığı; \"...+şekil\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık  koşullarının ve başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddialarının kanıtlanamadığı, bu durumların iltibas durumunu ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 2020-M-10024 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2019/81360 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, davalı markasının fonetik yapısı, şekli ve yazı karakterinin markaya özgün bir karakter kazandırdığını, markayı farklılaştırdığını, taraf markalarının aynı ticari kaynaktan geldiği izleniminin uyanmayacağını, markaların bütünü itibariyle bıraktığı etkisinin esas olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalı şirket vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, HMK'nın 186. maddesi uyarınca tahkikatın bittiği tefhim edildikten sonra tüm taraflara sözlü yargılama için duruşmanın başka bir güne bırakılmasını isteyip istemediklerinin sorulmadığını, kararın müvekkili şirketin yokluğunda sözlü yargılama hakkı ihlal edilerek verildiğini, bilirkişi raporunda yalnızca ortalama tüketici kitlesi nezdinde iltibasın doğabileceği gerekçesine iştirak edilmediğini, davanın hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektirdiğini, itiraza mesnet markanın 36, 37, 38 ve 41. sınıflarda kullanıldığına dair kanıt bulunmadığını, şekil unsurunun başvuruyu farklılaştırdığını, yerel mahkeme gerekçeli kararında dava ile ilgisi olmayan \"...\" ve \"...\" markalarından bahsedildiğini, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, markaların benzer olmadığını, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin \"...+şekil\" ibaresinin, 36, 37, 38 ve 41. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın da, Yeniden İncele ve Değerlendirme Kurulunun 2020-M-7010 sayılı kararıyla reddedildiği, 04.01.2020 tarihli YİDK kararının davacı tarafa 11.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 01.03.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, kararı istinaf edenin sıfatı ve istinaf itirazları gözetildiğinde istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. <br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu başvuru \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan bu ibarenin Türkçe'de anlamı bulunmamakla birlikte Japonca'da \"Türkiye\" anlamına geldiği anlaşılmıştır. Başvurunun üzerinde büyük ve dikkat çekici bir şekil unsuru da yer almaktadır. Davacının itiraza mesnet markaları ise \"...\" esas unsurludur. Taraf markalarında tek harf farklı ise de başvuru \"...\" şeklinde, itiraza mesnet marka ise \"...\" olarak telaffuz edilmektedir. Bu hale göre, taraf markalarını oluşturan ibareler arasında kısmi bir görsel benzerlik bulunmakla birlikte, içerdiği baskın şekil unsuru itibariyle başvuru bütünsel görünümü bakımından ve işitsel ve anlamsal olarak davacının markalarından yeterince farklılaşmıştır. Başvuru kapsamındaki hizmetlerin alıcılarının dikkat seviyesi de gözetildiğinde başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği ve markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmadığı kanaatine varılmış, nitekim, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda da aynı sonuca ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davalı şirket vekilinin  diğer istinaf itirazlarının incilenmesi de sonuca etkili bulunmamıştır.<br>Bu itibarla, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce, davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... ile davalı şirket vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 01/12/2021 gün ve 2021/62 Esas - 2021/403 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre, 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine,<br>\t7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 56,40-TL posta ve tebligat gideri ile 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 277,10-TL'nin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,<br>\t10-Davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, <br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/04/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5fd788fe7b431c28","SID":"6393094adfc4a56e"}}