{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/277 <br>KARAR NO\t: 2024/550<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1.Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 23/09/2020<br>NUMARASI\t: 2018/588 E. - 2020/234 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Mersin üniversitesi Tarsus Meslek yüksekokulunda ögretim üyesi olarak görev yapan müvekkilinin 2011/2012 eğitim ve öğretim yılında tüm Türkiye de ki meslek yüksek okullarında okutulan \"işletme yönetimi\" isimli kitabının basımı için davalı ile anlaştığını, kitabın basımının eylül sonuna kadar sarktığını, geçikmeli olarak basımın kitabın dağıtımda ve tesliminde sorunlar yaşandığını, 2011 yılı Ekim ayının ilk haftasında ancak teslim edilebildiğini, kitap ücretinin isteklerine rağmen davalı tarafından yüksek tutulduğunu, satılan kitaplar ile ilgili doğru bilgi verilmediğini, toplamda ne kadar kitap basıldığının bilinemediğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı sorumulluklarının yerine getirmesine rağmen davalının sözleşme şartlarına uymadığnı belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 500 maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretininkarşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili  tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili yayınevi arasında akdedilen, 24/08/2011 tarihli mali hak devir sözleşmesi ile mali hakları devredilen işletme yönetimi isimli kitap nedeni ile açılan davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri hakkında kanun hükümleri gereğince Fikri ve Sinai haklar hukuk mahkemesi olduğunu, davacının aralarında sözleşme devam ederken sözleşmeye konu kitap ile ilgili olarak dava dışı Detay yayıncılık isimli firma ile anlaşarak 2017 yılı baskısının yapıldığını, sözleşmeyi ihlal edenin bizzat davacı olduğunu, kitabın 2011 yılı baskısının zamanında yapıldığını, belirlenen kitap fiyatının pahalı olmadığını, açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davacının 2017 Eylülünde DETAY Yayınevi tarafından “İŞLETME “ adı altında 1.100 adet basımı yapılan ve 15,00 TL'ye satışa sunulan kitabının 18.07.2019 taîrhine kadar net satış miktarı 310  adettir. Bir yıl 10 ayda 310 adet sattığına gore, davalının yıllara göre satış dağılımın normal olduğu hususu anlaşılmış olup, davacının iddilarının ispat edilemediği, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, raporun çok net ve sözleşme hükümleride incelenmek suretiyle  düzenlendiği anlaşıldığından, davalının sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, kaldiki davalının  kitap satıldıkça para kazanacağı için, basımını yaptığı bir kitaba sahip çıkmamasının da ticari hayatın gerekleri ve hayatın olağan akışı dikkate alındığında makul bir iddia olarak kabulü mümkün bulunmadığından keza telif ücreti baştan ödendiği için  maddi yönden davacının bir zararı olmadığı gibi manevi yönden de bir zarar olgusu ispat edilemediğinden davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -22.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda, bilirkişilerce, davalı yanın dosyaya sunmadığı delillerin dosya içine alındığını, HMK m. 25 uyarınca \"delillerin taraflarca getirilme ilkesi\" ve HMK m. 140/5'te öngörülen \"delillerin sunulmasına ilişkin ön inceleme sonrası iki haftalık kesin süre\" hükümleri uyarınca, ibraz edilen delilin kullanılamayacağını, rapora dayalı hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, -İşletme Yönetimi kitabının basıldığı yıl YÖK tarafından tüm meslek yüksekokullarında 2010 yılından itibaren uygulanmaya başlanan ve 2 yıl süreli olan “İnsan Kaynaklarının Mesleki Eğitim Yoluyla Geliştirilmesi Projesi (İKMEP)” kapsamında okutulması planlanan dersin içeriğine göre hazırlandığını, proje kapsamında mevcut olan kitapların ihtiyaçları tam anlamıyla karşılamaması üzere 2011-2012 eğitim döneminde yeni içeriği için davacı müvekkilinin aylarca çabalayarak 350 sayfalık “İşletme Yönetimi”  kitabını yeni eğitim dönemine yetiştirdiğini ve basımının da bir an önce yapılması gerektiğinden birçok yayın evleri ile görüşme sağladığını ve eylül ayına davalının kitabı yetiştireceği inancıyla davalıyla anlaşma sağlandığını,<br>-Tanıtım amaçlı telif dışı 250 adet basımın yapılmadığını, gönderim yapılmadığından müvekkilinin sözünün itibarsızlaştırıldığını, sözleşmeye riayet edilmediğini, Eylül ayının başına yetiştirilmesi gereken basımların da  ancak Ekim ayına yetiştirilebildiğini, Ekim ayında yapılan basımın, bölümlerin ilk sınavı olan vize zamanına tekabül ettiğini, öğretim üyelerinin de basılmamış bir kitabı derslerinde okutmalarının beklenemeyeceğini,  Müvekkilin kitabının, eğitim öğretim yılına yetişmediğinden, öğretim üyelerinin de aynı konuyu ele alan başkaca kitaplara yöneldiğini ve müvekkilinin kitabının yetişmesi için göstermiş olduğu üstün çabanın çöpe atıldığını, mail yazışmalarından da anlaşılacağına göre öğretim üyelerinin kitaba ulaşabilmesi ve derslerinde okutabilmesinin mümkün olacak olduğunu ve yine zamanında raflarda yerini alan kitap hak ettiği satış rakamına ulaşabilecek olduğunu, davalının ihmali olduğunu,-Kitabın ücretinin de yine müvekkilinin taleplerinden bağımsız ve o zamanın ekonomik şartlarına göre fahiş olarak belirlendiğini, -Müvekkilinin kitabın kaç adet basıldığına dair davalı taraftan hiçbir zaman sağlıklı bilgi alamadığını, Davalı tarafça müvekkilini sürekli olarak geçiştirildiğini, 24.08.2011 tarihli Mali Hak Devir Sözleşmesi’nin Tarafın Hak Ve Mükellefiyetleri başlıklı 4.5. maddesinde “YAYINCI, bütün basın giderlerini üstlenerek ESER’in kendisine tesliminden itibaren 6 ay içinde ilk baskıyı satışa sunacaktır. KİTAP’ın piyasada mevcudunun tükenmesi halinde YAZAR’a bildirimde bulunarak 1 yıl içinde yeniden basımı yapılacaktır. ESER’in genişletilmiş veya gözden geçirilmiş baskısı söz konusu olursa YAZAR’ın yeni biçimini YAYINCI’ya teslim etmesinden itibaren 1 yıl içinde genişletilmiş veya gözden geçirilmiş baskısını yapacaktır.” denildiğini, ancak müvekkilinin kitabının yeni eğitim yılı için alınması gerektiğinde sipariş vereceği sırada kitabının tükenmiş olduğunu öğrendiğini, Müvekkilinin, kitabının ne zaman tükendiğinden bihaber olduğunu, 11 Eylül 2017 tarihinde okul açıldıktan sonra, kitap siparişi verileceği sırada müvekkilinin, davalıyla iletişime geçtiğinde kitabının stoklarda tükenmiş olduğunu ve kitabın basımının yenilenmeyeceği cevabını aldığını, ilk basım tarihinde yaşanan olumsuzluklardan dolayı son dönem basımlarında kitaba olan ilgi ve taleplerin azaldığını, -Sözleşmenin 6.1. maddesinde: “Bu sözleşme imza tarihinden itibaren 5 yıl süre ile geçerlidir. Taraflar,  süre bitiminden 1 ay önce sözleşmeye son verme isteklerini karşı tarafa bildirmedikleri takdirde sözleşme aynı şartlarla  aynı süre için kendiliğinden yenilenmiş sayılır.” maddesine göre taraflarınca Bakırköy 40.Noterliği’nin 22.09.2017 tarihli ve 24708 no’lu ihtarnamesi keşide edilerek; sözleşme şartlarının hangi gerekçelerle yerine getirilmediği, bu nedenle uğranılan zararın müvekkiline ödenmesi ihtarında bulunulduğunu,  Davalı yanın ise Kartal 2.Noterliği’nden gönderilen 03.10.2017 tarih ve ...no’lu cevabı ihtarnamesinde; son derece muğlak ifadeler ve tarihler kullanarak sözleşme şartlarını yerine getirme hususunda irade belirtmediğini, davalı yanca her ne kadar “28.09 tarihinde 200 adet bandrol alınıp kitap üretimi” yapıldığı belirtilmiş olsa da burada belirtilen “28.09” tarihiyle hangi yıldan bahsedildiği muayyen olmayıp; şayet bu tarih 2017 yılı içerisinde ise müvekkiline hangi gerekçelerle haber verilmemiş olduğu hususunun izaha muhtaç olduğunu, Davalıya çekilen ihtarda dahi, müvekkiline net bir bilgi verilmediğini, çekilen ihtardan sonra davalı tarafça göstermelik bir basım yapıldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince “KİTAP’ın piyasada mevcudunun tükenmesi halinde YAZAR’a bildirimde bulunarak 1 yıl içinde yeniden basımı yapılacaktır.” denildiği halde müvekkiline haber verilmeksizin basım yapılmış olunduğunu, yine sözleşme gereğince sözleşmenin bitim tarihinden itibaren “sözleşme aynı şartlarla aynı süre için kendiliğinden yenilenmiş” sayılacağından; kitabın mevcudunun piyasada tükenmesi ve sözleşmenin aynı şartlarla yenilenmesi sonrası ilk basımının 2000 adet olması gerekirken müvekkilinin gözden geçirme yapıp yapmayacağı dahi sorulmadan 200 adet basım yapılmasının da sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, proje süresi bittiğinde kitap, hala okutmaya devam edenlerce kullanıldığını, piyasada talep olduğu halde müvekkilinin kitabının eksik basıldığını ve satılmamış olmasının sözleşmeye aykırı olduğunu ve müvekkilinin maddi açıdan zarara uğratıldığını,-Bilirkişilerin sözleşmede yazan süre zarfı içinde basımın yapıldığını ve dolayısıyla müvekkilinin zarara uğramadığını raporladıklarını  ancak  kitabın basımının öğretim yılına yetişmediğini, müvekkilinin çabaları ile sınav zamanına ancak yetiştirildiğini, henüz olmayan bir kitabın da öğretim üyelerince alınması ve okutulmasının beklenemeyeceğini, sınav zamanından sonra da kitaba olan talebin doğal olarak öğretim yılı başındaki gibi yoğun olmasının beklenemeyeceğini, hem proje süresi dışında hem de basıldığı tarih itibariyle gelecek yıl için ancak kullanılabilir olmasının müvekkilini maddi anlamda zarar uğrattığını,-müvekkilinin yetiştirme emeğinin boşa gittiğini, davalı tarafından 5 yıl boyunca kitap tanıtımının yapılmaması, geciktirilen ve teslim edilmeyen siparişler, yetkililere ulaşılamaması gibi olumsuzlukların da müvekkili mesleki açıdan itibar kaybına uğrattığını, bu sürecin sonucu olarak müvekkilinin öğrenciler ve öğretim görevlileri tarafından tanınırlığının azaldığını, 2017 eğitim öğretim yılı başında kitap stoklarda tükenmiş olduğu halde; kitabın üretimi yapılmaması, çevrede müvekkilinin kitabının artık basılmayacak yahut müvekkilinin kitap yazamayacağıyla ilgili oluşturulan algının müvekkilinin diğer öğretim üyelerine karşı, sözünün itibarsız hale gelmesine ve müvekkiline duyulan güvenin sarsılmasına sebebiyet veren davalı tarafça, müvekkilinin bu süreçte manevi olarak da  fazlasıyla yıpratıldığını, mahkeme kararının kaldırılmasına davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının 6 yıl boyunca hiçbir talep ve başvurusunun olmadığını, 22 Eylül 2017 tarihli ihtarnamesinden itibaren, kendisinin hukuka ve Mali Hak Devir Sözleşmesi'ne aykırı davranışlarının sonuçlarını bertaraf etmek için hukuki bir altyapı oluşturmaya çalıştığını, Davacının kitabın ilk baskısının geç yapıldığını iddia ettiğini ancak bizzat kendisi tarafından sunulan Mali Hak Devir Sözleşmesi 24.08.2011 tarihinde akdedildiğini ve bu Sözleşme'nin 4.4. maddesinde Davacının sözleşmenin imzalanmasından itibaren 1 ay içinde kitabı, basılmaya hazır şekilde teslim edeceği, 4.5. maddesinde ise Müvekkilin teslimden itibaren 6 ay içinde ilk baskıyı satışa sunacağının öngörüldüğünü, bu tür bir akademik çalışmanın en iyi ihtimalle 3 ay içinde basılması mümkün iken, Müvekkilinin derhal hazırlıkları tamamlayarak ve Sözleşme'deki sürelerden çok daha kısa zamanda, 349 sayfalık Eylül 2011'de ilk baskıyı gerçekleştirdiğini, bilirkişi raporunda, ilk basım konusunda Müvekkilinin sözleşme hükümleri çerçevesinde, kitabı süresinden önce 13.09.2011 tarihinde bandrolünü alıp hazırlığını yaptığını ve sezonunda yani Ekim 2011'de basıp dağıtımını yaptığını, yazarın bu ilk basımda bir hak kaybı olmadığının tespit edildiğini, bilirkişi raporunda, fiyatlandırma ve pazarlama konusunda Sözleşme'nin 5.4. Maddesi uyarınca yayıncının kitabı daha düşük fiyatlarla satma hakkının bulunduğu, davacının telif ücretini peşin almış olduğu ve bir kaybı olmadığının açıkça tespit edildiğini, emsal fiyat araştırması yapıldığını, satış rakamları konusunda herhangi bir yanlış bilgilendirme söz konusu olmadığını, Davacının, hak ettiği kazancı elde ettiğini, Müvekkilinin kayıtları ile bu durumun açık bir şekilde ortaya konduğunu ve bilirkişi raporuna yansıdığını, ilk baskı ancak altı yılda ve fiyatı artırılmayarak zorla tüketildiğini,  ardından en son 2016 yılında kitabın sadece 204 adet sattığı dikkate alınarak, yeni baskı için 200 adet bandrol alınmasının uygun bulunarak baskı yapıldığını ve satışa sunulduğunu, davacının dayanak gösterdiği Sözleşme'nin 4.5. maddesi, kitabın mevcudunun tükendiğinde 1 yıl içinde yeniden basılmasını öngördüğünü, Müvekkilinin yine bu süreyi beklemeksizin yıllık talep miktarına göre baskı yaptığını, davacının müvekkili ile arasındaki sözleşme devam ederken, sözleşmeye aykırı şekilde kitabın basımı için başka bir yayınevi ile anlaşarak, kitabı aynen bastırdığını,   davacının kötü niyetli olduğunu, istinaf başvurusunun reddedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava,  davacı ile davalının 24.08.2011 tarihli Mali Hak Devir Sözleşmesi uyarınca mali hakları  devredilen \"İşletme Yönetimi\" isimli kitabın, ilk baskısının gecikerek yapıldığı, fiyatının yüksek tutulduğu, satış rakamlarının çelişkili bildirildiği, mevcudu tükendiği halde kendisine bildirim yapılmadığı ve düşük miktarda yeniden basıldığı iddialarıyla açılmış olun 500,00-TL maddi ve ve 10.000,00-TL manevi tazminat davasıdır. Davacı taraf HMK m. 25 uyarınca \"delillerin taraflarca getirilme ilkesi\" ne aykırı hareket edildiğini ileri sürmüş ise de, bilirkişilerin davacı ve davalı delillerini birlikte incelediği, bilirkişilerin incelemiş olduğu deliller içerisinde sözleşmenin olduğu ve sözleşmeye davacının delil olarak dayandığı, sözleşme kapsamındaki tüm hususların incelenmesinin de bu nedenle aykırı olmadığı bu konudaki istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davacı taraf, kitabın ücretinin de yine müvekkilinin taleplerinden bağımsız ve o zamanın ekonomik şartlarına göre fahiş olarak belirlendiğini ileri sürmüş ise de, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin  24.08.2011 tarihli olduğu, 22.07.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, sözleşme incelendiğinde, ilk basım için Mali Hak Devir Sözleşmesi'nin 4.4. Maddesinde 6 aylık süre  öngörülmüş olduğu, kitabın ilk basımının  Eylül 2011'de yapıldığı, kitap fiyatlarıyla ilgili olarak hem Sözleşme hem de TBK md. 492 uyarınca yayıncının  satış fiyatını belirlemek yetkisine haiz olduğu, yayıncının kitabı süresinden önce 13.09.2011 tarihinde bandrolünü alıp hazırlığını yaptığı,  Ekim 2011'de basıp dağıtımını yaptığı, yazarın bu ilk basımda bir hak kaybı olmadığı, Sözleşme'nin 5.4. Maddesi uyarınca yayıncının kitabı daha düşük fiyatlarla satma hakkının bulunduğu, davacının telif ücretini peşin almış olduğu ve bir kaybının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı  eylül ayına davalının kitabı yetiştireceği inancı ile hareket ettiğini beyan etmiş ise de bu konuda da yazılı bir delil sunmadığı, sözleşmeye göre süresinde kitabın basılıp dağıtıldığı, istinaf talebinin bu nedenlerle reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davacı taraf, tanıtım amaçlı telif dışı 250 adet basımın yapılmadığını ileri sürmüş ise de, sözleşme maddelerine bakıldığında, davalıya böyle bir yükümlülük yüklenmediği anlaşılmıştır. Raporda,  davalı ... Yayınevinin, davacı yazara kitabın telif tutarını peşin ödediği ve yazarın bu konuda bir hak kaybı olmadığı, davalı Yayınevinin davaya konu kitabı, belli başlı kitap dağıtım ve satış firmalarına gönderdiği, stoklarda var olan kitabı yok satmanın yazardan çok Yayınevi için zararlı olacağı, taraflar arası sözleşmenin 2021 Eylülüne kadar geçerli olduğunu, davaya konu “işletme Yönetimi” adlı dosyada bulunan kitabın ... A.Ş. tarafından 2011 yılında 2300, 2017 yılında da 200 adet basıldığı ve telifinin sözleşme şartlarına gore basımından bir ay sonra peşin ödendiği, kitabın ilk basımında büyük dağıtım firmalarına kitabı ulaştırdığı, her depodan çıkan ve dağıtımlara gönderilen kitapların satıldığı anlamına gelmeyeceğini, davacı yazarın anlaşmış olduğu ve 2017 yılında baskısının yapıldığı kitabın bir yıl 10 ayda 310 adet sattığı dikkat alındığında ... A.Ş.'nin yıllık ortalama satışları dikkate alındığında, davacının bir hak kaybına uğramadığı, alternatifi çok olduğundan kitaba olan talebin düşük olduğu, manevi tazminat talebinin mahkemenin takdirinde olduğu bildirmişlerdir.Yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; FSEK kapsamında eser olduğunda tereddüt bulunmayan ve davacıya ait \"İşletme Yönetimi\" isimli kitabın basımı için tarafların sözleşme imzaladıkları, kitabın sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde basıldığı, basımın geç yapıldığı iddiası ile satışlarının düşük kaldığı, davalının sözleşme ile üstlendiği bilgi verme, satışları takip etme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddialarının ispatlanamadığı, davacının manevi yönden elem ve ızdırap duyacağı hususunun da ispatlanamadığı,  sözleşme'nin 5.4. Maddesi uyarınca yayıncının kitabı daha düşük fiyatlarla satma hakkının bulunduğu, davalı Yayınevinin davaya konu kitabı, belli başlı kitap dağıtım ve satış firmalarına gönderdiği, davacının telif ücretini peşin almış olduğu ve bir kaybının bulunmadığı anlaşılmakla tüm istinaf istemlerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1.Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/09/2020 tarih ve 2018/588 E. 2020/234 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,31TL harcın mahsubu ile bakiye 248,30-TL  harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024  <br>\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8be432437a6575bc","SID":"8e045efa249a6d5d"}}