{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/134 <br>KARAR NO\t: 2024/472<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ... <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/52 E.  -  2021/359 K.<br><br>DAVACI\t: ...\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/10/2021 tarih ve 2021/52 Esas - 2021/359 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2019/115591 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirket tarafından \"...\" ibareli markalara dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca davalı itirazının yerinde görüldüğünü ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Şirketin  müvekkilinin faaliyet gösterdiği sektörden başka bir sektörde faaliyette bulunduğunu, taraf şirketlerin faaliyet alanları ve ürünleri arasında iltibas oluşturabilecek herhangi bir bağlantı ya da tüketiciler nazarında karışıklığa neden olabilecek herhangi bir ortak ürün bulunmadığını, dolayısıyla taraf markalarının karıştırılmayacağını, redde mesnet gösterilen markaların SMK m.19/2 hükmü uyarınca kullanımının ispatlanması gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-9318 sayılı kararının iptaline, marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkiline ait markalar ile dava konusu başvuru arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğunu ve markaların karıştırılacağını, müvekkilinin tescilli markalarını çok uzun yıllardır aralıksız kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, her ne kadar davalı şirkete ait redde mesnet markaların kullanıldığının ispat edilmesine ilişkin kullanmama def'i ileri sürülmüşse de, eldeki davanın salt YİDK kararının iptaline ilişkin olduğu, marka işlem dosyasında davacı marka başvuru sahibinin redde mesnet markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürmediği, marka işlem dosyasında ileri sürülmeyen kullanmama def'inin, YİDK kararının iptali davasında ileri sürülemeyeceği, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan \"Metal boru kelepçeleri.\" malları ile redde mesnet markaların kapsamlarındaki malların aynı, aynı tür ve benzer olduğu, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markaların müşterek olarak \"...\" ibaresini içerdikleri, bu ibarenin gerek dava konusu marka başvurusunda, gerekse redde mesnet markalarda esaslı unsurlardan biri olduğu, ayrıca dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet 2014/37568 sayılı markada müşterek olarak ayrıca \"...\" ibaresinden kaynaklı benzerlik bulunduğu, dolayısıyla bu markalar arasındaki benzerlik düzeyinin diğerlerine oranla daha yüksek olduğu, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı taraf her ne kadar davaya konu marka başvurusunu kullandığını ileri sürse de, markalar arasındaki iltibas tehlikesini bertaraf edecek \"birlikte varolma\" şartlarının somut olayda mevcut olmadığı, davacıya ait 2016/76694 sayılı markanın 23/02/2017 tarihinde tescil edildiği, bu markanın esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, dava konusu markanın davacıya ait önceki tarihli 2016/76694 sayılı markanın asli unsuru korunarak oluşturulduğunun söylenemeyeceği, kaldı ki önceki tarihli marka kapsamındaki malların dava konusu marka kapsamındaki malları kapsamadığı, yine önceki tarihli markanın tescil tarihi ile dava konusu marka başvuru tarihi arasındaki süre nazara alındığında, önceki tarihli markanın hali hazırda hükümsüzlük tehdidi altında olduğu, bu nedenle önceki tarihli markanın iş bu davaya konu marka başvurusu bakımından müktesep hak oluşturacak nitelikte de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.    <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kararının aksine müvekkili başvurusu ile redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca karıştırma ihtimali bulunmadığını, müvekkili markasının fonetik, görsel, kavramsal ve bir bütün olarak bıraktığı izlenim açısından redde mesnet markalara benzemediğini, dava konusu başvurunun her yönüyle özgün ve ayırt edici nitelikler taşıdığını, marka başvurusunda yer alan mal ve hizmetler ile redde mesnet markaların tescilli olduğu mal ve hizmetler arasında da benzerlik olmadığını, bilirkişi deliline başvurulmadan eksik incelemeyle hatalı hüküm kurulduğunu, redde mesnet markaların sahibi davalı Şirketin, müvekkilinden farklı bir sektörde faaliyet gösterdiğini, taraf şirketlerin faaliyet alanları ve ürünleri arasında birbiriyle iltibas oluşturabilecek herhangi bir bağlantı ya da tüketiciler nazarında karışıklığa neden olabilecek herhangi bir ortak ürün bulunmadığını, müvekkili başvurusunda yer alan \"...\" ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığını, dolayısıyla davaya konu YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğunu, yargılama sırasında kullanmama def'inde bulunduklarını, bu defi değerlendirilmeden hüküm kurulmasının isabetli olmadığını, davalının dayanak markalarından 2003/05859 sayılı markanın tescilli olduğu tüm sınıflarda kullanılmadığını, 2013/80643 ve 2014/37568 sayılı markaların da tamamen başkalarının tescillerini engellemek ve olası kullanım ispatı taleplerinin önüne geçmek adına kötü niyetle tescil ettirildiğini, kural olarak kötü niyetin korunmayacağını Yargıtay 11. Dairesi 2015/9230 E. 2016/3765 K. sayılı kararında da bu hususun kabul edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira taraf markalarının asli unsurlarının \"...\" ibaresinden oluştuğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, iltibas değerlendirmesinde karşılaştırmaya konu markaların kapsamlarının dikkate alınacağı ve karşılaştırmaya konu markaların kapsamlarındaki malların benzer bulunduğu, tarafların fiilen farklı sektörde faaliyet göstermelerinin işbu uyuşmazlığa bir etkisinin olmadığı, eldeki davanın, marka başvurusuna yapılan itirazın kabulüne ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkin bulunduğu, davacı tarafça başvuruya itiraz aşamasında kullanmama define dayanılmadığı, dolayısıyla işbu davada da kullanmama define dayanmasının mümkün olmadığı, yine redde mesnet markaların kötü niyetli tescil edilip edilmediklerinin de işbu davada tartışılamayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulmasında da bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/03/2024<br>\t\t\t\t<br> Başkan<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Katip<br>...<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c45ad900bebbb73","SID":"0d2b0148c1acb8c4"}}