{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/127 - 2024/469<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/127 <br>KARAR NO\t: 2024/469<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/301 E.  -  2020/222 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2020 tarih ve 2019/301 Esas - 2020/222 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2017/05183,  2014/75161, 2014/71536, 2009/26471, 2013/98024, 2013/98005, 2012/99242, 2011/93850, 2011/57602, 2010/46486, 2009/30731, 2007/54015, 2007/54014,   2006/41398, 210736 sayılı \"...\"  ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2018/59340 kod numarasını alan başvuruya, müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1992 yılından bu yana süpermarket ve hipermarketlerde yapılan perakende ticaret faaliyeti ile iştigal ettiğini, müvekkilinin, kendisine ait \"...\" markasını 1999 öncesinde tescilsiz kullandığını, 01.07.1999 tarihinde ise markasını 35. sınıfta tescil ettirdiğini, \"...\" markası ile adını duyuran müvekkilinin, şube tabelalarında 2006 yılından beri \"... ...\" markasını kullandığını, ancak her halükarda “...” markasının tüketiciler ve müşteriler nezdinde müvekkilini, şubelerini, sunduğu mal ve hizmetleri tanımlayan ve tanıtan genel bir işaret olduğunu, tüketicinin, özellikle ... şubelerini “... ...” ibaresi ile tarif ettiğini ve tanımladığını, \"...\" markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkili şirketin  ayırt edici ve esas unsur olan \"...\" ibaresini aktif ve yoğun bir biçimde kullanarak ve bu unsuru değiştirmeksizin seri markalar yarattığını,  davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, tescili halinde dava konusu başvurunun, müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, yine müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız faydalanılacağını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-4319 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu “...+şekil” markası ile davacı Şirketin “...” ibareli markalarının iltibas oluşturacak düzeyde benzer olmadığı, tüketicilerin işbu markalar arasında ilişki kurma riskinin mevcut bulunmadığı, davacı şirkete ait \"...\" ibareli markaların tanınmış olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davalının da müvekkili gibi perakende sektöründe faaliyet gösterdiğini, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetlerin, müvekkili markalarının kapsamlarındaki hizmetlerle benzer olduğunu, tarafların aynı sektörde faaliyet göstermelerinin ve müvekkilinin özellikle \"....com.tr\" adlı internet sitesi üzerinden yaygın  olarak e–ticaret faaliyetini  sürdürmesinin, bu sayede tüm Türkiye çapında tanınmasının, davalının, müvekkilinin ticari itibar ve imkanlarından yararlanmasını sağlayacağını, dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin tanımlayıcı nitelik taşıdığını, tarafların aynı tüketici ve alıcı çevresine hitap ettiklerini, benzer ihtiyaçları gidermeyi amaçladıklarını, perakende satış sektöründe ürün çeşidinin oldukça geniş olduğunu, müvekkilinin tanınmışlığı ortada iken markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinde tanınmışlığın etkisi olmayacağından bahsetmenin doğru olmayacağını, bilenen ve tanınan bir markaya yüksek oranda benzer nitelikteki bir başvurunun tescilinin, başvuru sahibinin tanınmış markanın ününden haksız kazanç elde etmesini sağlayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...+şekil\"  ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin, gerek görsel gerekse anlamsal yönden davacı markalarındaki \"...\" ibaresinden oldukça farklı bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmış olduklarının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/03/2024  <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a1ecb70ab2891f9","SID":"96af3155c2c84ba5"}}