{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/5 <br>KARAR NO\t: 2024/465<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/514 E.  -  2021/761 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Maddi ve Manevi Tazminat <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/10/2021 tarih ve 2020/514 Esas - 2021/761 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 1983 yılında Ankara’da kurulduğunu, her marka ve tip araç için nitelikli oto camları ürettiğini, müvekkilinin faaliyet gösterdiği sektörde, “know-how” bilgisinin çok büyük bir öneme sahip olduğunu, davalı Şirketin kurucusu ve yetkilisi ...'ın ihracaat müdürü olarak müvekkili bünyesinde 25 yıl boyunca çalıştığını, bulunduğu pozisyonlar gereği üretimi yapılan bütün parçaların teknik detaylarına, müvekkilinin müşteri çevresine ve sürekli anlaşmalara tam olarak vakıf olduğunu, davalı Şirket yetkilisi ...'ın ve yine müvekkilinin eski çalışanı olan ...'un, müvekkili Şirketten 04.03.2019 tarihinde birlikte ve planlı bir şekilde ayrıldıklarını, davalı Şirketin ise 11.10.2018 tarihinde, ... henüz müvekkili bünyesinde çalışmaktayken ve müvekkilinin araba, telefon vs tüm altyapı ve imkanlarını kullanılarak kurulduğunu, ...'ın müvekkili bünyesinde çalıştığı süreçte fabrika yeri kiraladığını, makine siparişleri verdiğini, müvekkili Şirketin ticari iş ve ilişki içinde olduğu firmalar ve genel olarak müşteri çevresinden gelen bilgilerden faydalanıldığını, davalı Şirketin müvekkili ile aynı alanda faaliyet yürüttüğünü, müvekkili Şirketin eski çalışanları ..., ... ve ...'un da davalı Şirket bünyesinde çalıştığının öğrenildiğini, adı geçen çalışanların da müvekkili Şirkette uzunca bir süre çalışıp, üretim sırları, ürün ve makinalar, müşteri çevresi, iş ortakları dâhil tüm iş ve işleyiş sırlarına vakıf olduklarını, ...'un, müvekkili şirkette teknik müdür olarak 25 yıl çalıştığını, müvekkili şirketten ayrılarak derhal davalıya geçen bu kişinin, elde ettiği teknik verilerin, üretim sırlarının doğrudan doğruya kullanılmaya başlandığını, dava dışı ... şirketi ile müvekkili arasında münhasır dağıtıcılık/tek tedarikçilik sözleşmesi bulunduğunu, ABD merkezli ... adlı şirket için davalının kurulduğu tarihten bu yana üretim yaptığının tespit edildiğini, ...'ın, müvekkili ürünlerinin ABD sınırları içinde münhasır dağıtım yetkisini elinde tutarken, müvekkilinin de ... firmasının Türkiye sınırları içindeki tek tedarikçisi olarak hizmet verdiğini, davalının, yetkilisi ve çalışanlarının müvekkili Şirkette çalışmış olmalarının verdiği avantajla, hem müvekkilinin teknik bilgi birikimini hem de müşteri çevresini haksız olarak kullandığını, bu şekilde müvekkilinin zarara uğratıldığını, ... ve ... firmasının sahibi arasında çok öncesinden ve ayrılmanın hemen sonrasında birtakım e-mail yazışmaları yapıldığının, müvekkiline ait kurumsal mail adreslerine düşen e-maillerden anlaşıldığını, bu e-maillerin ekinde yer alan 1674 kodlu ürünün müvekkiline ait olduğunu, bilginin başka firmalar elinde olmasının ancak ticari sırrın dışarı taşınması ile mümkün olabileceğini, bu durumun da haksız rekabetin açık ve net göstergesi olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine ve men'ine, şimdilik 1.000,00TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili, dava dilekçesinde adları geçen ... ve ...'un eylemleri nedeniyle müvekkili Şirketin sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin ayrı bir tüzel kişiliği haiz anonim şirket olduğunu, davacı ile ... ve ... arasındaki iş sözleşmelerinde, haksız rekabete ilişkin hüküm bulunmadığını, ...'ın yeni bir şirket kurmasının veya ...'un aynı sektörde faaliyet gösteren müvekkili bünyesinde işçi olarak çalışmasının, hiçbir akdi ya da kanuni hükme aykırılık oluşturmadığını, dava dilekçesinde, ... ile ilgili ileri sürülen iddiaların mesnetsiz olduğunu, davacının eski işçilerinin, müvekkili Şirkette çalışmalarının da haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, adı geçen kişilerin çalışma hürriyeti ve sözleşme serbestisi kapsamında müvekkili Şirkette çalıştıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı ile ...'ın  iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı getirilmiş olsa dahi işçinin sözleşmenin ifası sırasında edinmiş olduğu tecrübeler ve bilgilerden yararlanmasının kural olarak kısıtlanamayacağı, davacının eski çalışanlarından, davalı işletme sahibine davacı müşterilerinden biri tarafından gönderilen e-postada, 1674 kodlu ve ekinde çizimine yer verilen ürüne ilişkin bilgilerin yer almasının tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, çünkü söz konusu ürünün davacı adına tescilli sınai mülkiyete konu bir ürün olmadığı, davacı ve davalı teşebbüslerin, aynı sektörde faaliyet gösteren rakip teşebbüsler olduğu, davalı şirketin, hissedarları ve çalışanları ile bir \"ekonomik bütünlük\" arz ettiği ve bu kişilerin rekabete ilişkin iş ve eylemlerden davalı konumda bulunan ... San. ve Tic. A.Ş.'nin sorumlu tutulabileceği, davacı tarafından iddia edilen eski çalışanlarından birinin emekli olarak rakip bir işletme kurmasının ve yine eski çalışanlarından bir kısmının bu işyerinde çatışmaya başlamalarının Anayasal çalışma hürriyeti ve sözleşme serbestisi kapsamında değerlendirildiği, ayrıca yeni kurulan bu rakip işletmenin davacı müşterilerinden birine ürün satmasının, kendi başına haksız rekabet olarak kabul edilemeyeceği, davalının ortağı ya da çalışanlarının kişisel bilgi ve tecrübelerini kullanarak üretim yapmalarının davacı aleyhine bir haksız rekabet anlamına gelmeyeceği, bu haliyle dava konusu eylemlerin davacı aleyhine haksız rekabet olarak değerlendirilebilecek fiiller olmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda alanında uzman yeni bir heyetten rapor alınmadan ve rapordaki çelişkiler giderilmeden, söz konusu raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı Şirketin kurucusu ve tek hissedarı olan ...'ın, 11.10.2018 tarihinde müvekkili bünyesinde çalışmaktayken, müvekkilinin araba, telefon vs. tüm altyapı ve imkanlarını kullanarak davalı Şirketi kurduğunu, müvekkili bünyesinde çalıştığı süreçte fabrika yeri kiraladığını ve makine siparişleri verdiğini, tüm bu hususların, Şirketin resmi kayıtlarından ortaya çıkacak bilgiler olduğunu, ...'ın haksız rekabet eylemini ve kötü niyetini gizlemek amacıyla hareket ettiğini, işbu davada dayandıkları tüm hususların, hayatın olağan akışı içerisinde gerçekleştiğinin söylenemeyeceğini, zira daha müvekkili bünyesinde çalışmaktayken yeni bir şirket kurma faaliyetlerinde bulunmasının, müvekkili müşterileriyle bu yönde görüşmeler yapmasının ve mail atmasının akabinde, işten ayrılarak yeni kurduğu şirkette bu planlarını eyleme dönüştürmesinin haksız rekabetin göstergesi olduğunu,  mahkemece, somut olayda dürüstlük kuralına aykırı bir davranış bulunup bulunmadığına dahi değinmeden anayasal çalışma hürriyeti kapsamında yaptığı değerlendirmenin, esasa ilişkin değil tamamen yüzeysel ve usuli bir karar olduğundan kabulünün mümkün olmadığını, davalı Şirket tarafından, müvekkili ile aralarında çok uzun süreden beri münhasır dağıtıcılık/tek tedarikçilik sözleşmesi bulunan ABD merkezli ... adlı şirket için üretim yapıldığının tespit edildiğini, davalı Şirket kurucusu ve çalışanlarının, gerek bulundukları pozisyonları gereği gerekse müvekkil Şirket bünyesinde uzun süre bulunmalarından dolayı, ... ile müvekkil arasındaki süregelen iş ilişkisinden haberdar olduklarını, davalı Şirketin rekabet hakkını kötüye kullanarak, kurucusu ...'ın elde ettiği müvekkili kayıtlarını haksız ve hukuka aykırı olarak kullandığını, ...'ın eski işvereni olan müvekkilinin müşteri çevresi ve ticari ilişkilerini bozarak, müvekkil şirkete ait özel bilgi ve kayıtları kendi kurduğu şirkette kullanarak haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere dosya kapsamı ile davalı Şirketin, TTK'nın 54. vd. maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil eden bir fiilinin ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/03/2024  <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e68f94f24646be97","SID":"9b7ed370558ecb06"}}