{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/294 <br>KARAR NO\t: 2024/268<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/12/2023<br>NUMARASI\t: 2023/154 D.iş, 2023/174 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İhtiyati tedbir<br>KARAR TARİHİ : 27/03/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda değişik işler esası üzerinden verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Talep eden vekili, .... A.Ş.’ne ait, “Yunus Emre Termik Santrali'nin inşası için hakkında ihtiyati tedbir istenen müvekkili ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında sözleşme imzalandığını, Çek Cumhuriyeti’nde kurulu ve faaliyet gösteren karşı yan ... Şirketi'nin, işin yapımına ilişkin müvekkili şirket ile ayrı bir sözleşme imzaladığını, bu sözleşme kapsamında kaşşı yan ... A.Ş. şirketine işin tamamlanması ve teslimi amacıyla teminat mektupları verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan borç ve yükümlülüklerin ifa edilmemesi yahut akde aykırı şekilde ifa edilmesi rizikosuna karşı, lehtar müvekkili şirket muhatap ise karşı taraf, (iş sahibi şirket) olmak üzere ... Bankası A.Ş, T.C. ... Bankası A.Ş. ve ... Bankası A.Ş. tarafından “garanti sözleşmesi” niteliğinde olan ve ekte sunulan teminat mektupları düzenlendiğini, işin bitimine yakın karşı yan ... Şirketi'nin mali sıkıntılar yaşadığını, müvekkiline ödemelerde aksamalar oluşmaya başladığını, bu dönem müvekkili şirketlere yer teslimlerinde gecikmeler yaşandığını, gecikmenin müsebbibi ve kusurlu tarafın müvekkili olmaması ve ileride yaşanacak hukuki ihtilaflarda sorumluluktan kurtulmak adına yer teslimi geciken alanlar üzerinde Mihalıççık Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/5 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını,  2016 yılında .... grubunun FETÖ bağlantısı nedeniyle Termik Santralin de maliki olan ... Şirketine el konulduğunu, bağlı grup olan inşaatın sahibi Adularya'nın TMSF’ye devredildiğini, bu esnada, müvekkilinin yükümlülüklerini aksatmamak adına ve sözleşmesel sorumluluk yaşamamak, yabancılık unsuru da bulunan süreçte inşaata devam ettiğini ve santral inşaatının %98 seviyesinde tamamlandığını, karşı yanın müvekkiline işin tamamlandığına ilişkin geçici kabul belgesi verdiğini, bu esnada termik santralin idaresinin TMSF denetiminde ve atanan kayyumda olduğunu, müvekkilinin gerek cari alacağı, gerek %3 seviyesinde kabulü yapılmayan işlerin bedeli ve gerekse fazla imalat bedelleri ödenmeyince, sözleşme gereğince karşı yan ile görüşmelere yapıldığını, ancak görüşmelerden sonuç alınamadığını, kısa süre sonra ise karşı yanın, Ostrava Asliye Ticaret Mahkemesi’nden “İflas Erteleme” talebinde bulunduğunu, yapılan toplantılara müvekkili temsilcilerinin katıldığını, ancak beş yüzü aşkın alacaklılar listesi karşısında ödemelerini alamadığını, daha sonra karşı yanın iflasının Ostrava Mahkemesinin “ref.no. KSOS 37 INS 10134/2016” kararı ile açıklandığını ve şirkete kayyum atandığını, müvekkili şirketin 10 milyon Euro civarındaki hakkediş bedellerini halen alamadığını, sözleşme kapsamında verilen kesin teminat mektuplarının hiçbir gerekçe gösterilmeden Çek Cumhuriyeti'nde iflas eden karşı yan şirketine Ostrava Mahkemesinin “ref.no. KSOS 37 INS 10134/2016” kararı ile atanan Çek vatandaşı kayyum tarafından paraya çevrilmeye çalışıldığından, işin yapıldığı Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi’nden 2017/9 Değişik İş sayılı dosyasından teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alındığını, daha sonra Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/43 Esas sayılı dosyası ile teminat mektuplarının iptali için dava açıldığını ve iki dosyanın birleştirildiğini, mahkeme tarafından tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddedildiğini, istinaf mahkemesi tarafından tahkim şartı nedeniyle istinaf başvurularının reddedildiğini ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin yargılaması sonucunda, 2022/926 Esas ve 2022/2672 Karar sayılı ilamıyla, temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verildiğini, bu itibarla teminat mektuplarının korumasız kaldığın ileri sürerek karşı tarafın iflasının açıklanmış olması, Türkiye’de halen bir ikametgahının ya da temsilciliğinin, geçerli tebligat adresinin bulunmaması, müvekkilin geçici kabul belgesi almış ve inşaatı teslim etmiş olması, beş seneden fazladır iflas masasında alacak sırasında olması ve halen alacağını alamamış olması, karşı tarafın gerekçesiz şekilde sırf rüçhanlı alacaklıların paralarını ödemek kastı ile borçlu olmasına rağmen mektupları paraya çevirme girişiminde bulunmaları da dikkate alınarak\töncelikle müvekkili şirket adına sözleşme gereğince Avusturya Viyana Tahkim Kuruluna başvuru yapılacağı için HMK'nın 389. ve devamı maddeleri uyarınca, toplam 8 adet ve güncel rakamlarıyla 4.458.688,91 EURO bedelli teminat mektuplarının ödenmesinin teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesine, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat ile ihtiyati tedbir verilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece 22/05/2023 tarihli karar ile; 4686 Sayılı Miletlerarası Tahkim Kanunun 3. Maddesi ile \"Bu Kanunda mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde, davalının yerleşim yeri veya olağan oturma yeri ya da işyerinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi; davalının Türkiye’de yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyeri yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi) görevli ve yetkilidir. Milletlerarası tahkimden kaynaklanan sorunlar için mahkemeler, sadece bu Kanunun hükümlerine göre müdahalede bulunabilirler.\" hükmü düzenlendiği, davalının yabancı uyruklu olduğu, Türkiye'deki yerleşim yeri, olağan oturma yeri ve işyerinin bulunmadığı bu durumda İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu, yine aynı kanunun 6. Maddesi uyarınca tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbir veya hacze karar vermesinin tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmeyeceği, teminat mektuplarının hangi amaç için verilmiş ise sadece o amaç için kullanılabileceği, kesin teminat mektubunun işlerdeki gecikme nedeniyle paraya çevrilmesi mümkün ise de işlerdeki gecikme, gecikmenin kimin sorumluluğunda bulunduğu, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı gibi yargılamayı gerektiren hususlar olup, henüz sözleşme feshedilmeden ve kimin alacaklı olduğu tespit edilmeden teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin HMK'nın 389. Maddesi gereği davacı tarafın hakkının elde edilmesini önemli ölçüde imkansız hale getireceği, yine tedbir kararı verilmesi halinde süreli teminat mektuplarının süresinin tedbir kararının yürürlükte olduğu süre kadar uzayacağının yerleşmiş Yargıtay kararları ile de sabit olduğu, bu nedenle tedbir kararı verilmesinin aleyhine tedbir istenen yönünden herhangi bir olumsuzluk doğurmayacağı gerekçesiyle, söz konusu teminat mektuplarının paraya çevrilmesi halinde HMK'nın 389. Maddesi uyarınca tedbir isteyenler aleyhine ciddi bir zarar doğacağından, tedbir talebinin kabulü ile ancak aleyhine ihtiyati tedbir isteyenin doğabilecek zararlarını karşılamak amacıyla da mahkemeye ibraz edilecek 95.630.405,61 TL'nin - (4.458.688,91 Euro x 21,4481) %15'i oranında olmak üzere üzere 14.344.560,84 TL bedelli nakdi yada süresiz bir teminat mektubunun sunulması . adet kesin, T.C....Bankası-2267KRTM14000187 mektup numaralı 318.989,95 € değerinde avans, 2267KRTM14000190 mektup numaralı 1.250.000,00 € değerinde kesin, ... Bankası Türk A.Ş. 5963914624120250 mektup numaralı 4.579,50 € değerinde avans, 5963914624120251 mektup numaralı 655.775,00 € bedelli teminat mektuplarının teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesine, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi hususunun 6100 Sayılı HMK'nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyaten durdurulmasına, bu kapsamında ihtiyati tedbir  konulmasına karar verilmiştir.Karşı taraf vekili itiraz dilekçesiyle, Eskişehir İli, Mihalıçık İlçesi, Koyunağılı Köyünde faaliyete geçmesi düşünülen Yunus Emre Kömür Yakmalı Termik Santrali projesinin ayrıntıları sözleşmede belirtilen elektrik, mekanik ve bina işlerinin yerine getirilmesi amacıyla projenin ana yüklenicisi müvekkil i şirket ile karşı taraf şirket arasında imzalanan 80712P0001 sayılı ve götürü bedelli sözleşme gereğince TSO tarafından 3.811.550,00 Euro tutarında kesin ve 647.138,91 Euro tutarında avans olmak üzere toplam 4.458.688,91 Euro tutarında muhtelif bankaların teminat mektupları verildiğini, ancak karşı tarafın sözleşme ile üstlendiği edimi tam ve sözleşme hükümlerine uygun olarak zamanında yerine getirmediğini, işin bitimini 2 yıldan uzun bir süre için geciktirdiğini, işi halen dahi tamamlayamadığını, eksik ve kusurlu (ayıplı) bir iş ortaya koyduğunu, işin gecikmesinin ana yüklenici durumunda olan müvekkili şirketi oldukça zor duruma soktuğunu, söz konusu teminat mektupları ile güvence altına alınan riskin gerçekleştiğini, müvekkilinin de usulüne uygun bir başvuru gerekleştirerek teminat mektuplarının ödenmesini (tazminini) talep ettiğini, karşı yanın ihtiyati tedbir kararı aldıktan sonra Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/43 Esas sayılı menfi tespit davasını (esas hakkındaki davasını) açtığını, cevap süresi içerisinde sunmuş oldukları tahkim ilk itirazımıza rağmen yargılamanın devam ettiğini, tahkim ilk itirazlarından yaklaşık 3 yıl 3 ay süren yargılama sonrasında hakim değişikliği sonrasında haklı tahkim ilk itirazlarının varlığı gözetilerek davanın tahkim şartı nedeniyle usulden reddine karar verildiğini, Ankara BAM'ın istinaf isteminin esastan reddi kararı üzerine Yargıtay 6'ncı Hukuk Dairesi'nin 2022/926 Esas, 2022/2672 Karar Sayılı, 12/05/2022 tarihli onama ilamı ile birlikte davanın tahkim şartı nedeniyle reddedilmesi gerektiğinin kesinlik kazandığını ve teminat mektupları üzerindeki ihtiyati tedbirlerin kaldırıldığını, akabinde karşı yanın, teminat mektuplarının ödenmesini bir süre daha öteleyebilmek  maksadıyla bu sefer de tahkim sürecini başlattığından bahisle gerek İzmir gerekse İstanbul Asliye Ticaret Mahekemelerinden birer gün ara ile  başvurular yaptığını ve usul ve esastan yasa ve yönteme aykırı bir şekilde ihtiyati tedbir kararları aldığını, oysa sadece tahkim yoluna başvurulmuş olmasının ihtiyati tedbir için haklı bir gerekçe oluşturmayacağını, ihtiyati tedbir şartlarının (sebeplerinin) mevcut olmadığını, yaklaşık 4,5 milyon TL değerinde teminat mektubuna tedbir konulmasına rağmen TL olarak ve düşük bir oranda takdir edilen teminatın somut olaya, usul ve yasaya uygun olmaması yanında alınan fiilen yatırılan teminatın ihtiyati tedbir kararındaki şartları taşımaması, tedbir talep edenin başından beri ve halen dahi tahkimin geçersiz olduğunu iddia ediyor olmakla kötüniyetli olması, Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerinin taraflar ya da hakem heyeti tarafından seçilmemiş olması nedeniyle uygulanabilir olmaması ve yine kamu düzenine aykırılık nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğunu blirterek ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir.Mahkemece duruşmalı yapılan inceleme akabinde 20/12/2023 tarihli ek karar ile; ihtiyati tedbir talep eden şirket tarafından uyuşmazlık konusu hakkında Avusturya Federal Ticaret Odası Viyana Uluslararası Tahkim Merkezine başvurulduğu, tahkim yargılamasının devam ettiğinin anlaşıldığı,6100 sayılı HMKnun 397. maddesinde \"İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. (2) İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. (3) Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir. (4) İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır.\" denildiğini, yapılan yargılama, ihtiyati tedbir isteyenin ve tedbir kararına itiraz eden tarafın beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;  uyuşmazlık konusu hakkında Avusturya Federal Ticaret  Odası Viyana Uluslararası Tahkim Merkezinde esas hakkında dava açıldığı, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararından sonra, itiraz tarihinden önce esas hakkında dava açılması ya da bu dosyada olduğu gibi taraflar arasında tahkim şartının kararlaştırılması halinde süresinde tahkime asıl uyuşmazlıkla ilgili müracaat edilmesi halinde, ihtiyati tedbire itirazın asıl davanın görüldüğü mahkemece ya da tahkime başvurulmuş ise tahkim tarafından değerlendirilebileceği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK 394/2. Maddesine göre itiraz hakkında karar verilmek üzere dosyanın talep edilmesi halinde Avusturya Federal Ticaret Odası Viyana Uluslararası Tahkim Merkezine gönderilmesine karar verilmiştir.  İhtiyati tedbire itiraz eden karşı yan vekili istinaf dilekçesiyle, Yargıtay 6'ncı Hukuk Dairesi'nin 2022/3529 Esas, 2022/4699 Karar sayılı ve 12/10/2022 günlü  \"Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik Karar\" 'ında \"... Hukukumuzda ihtiyati tedbirde görevli mahkeme, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkeme; dava açıldıktan sonra ise, ancak asıl davanın görüldüğü mahkemedir. Bu ilke genel bir ilke kabul edilerek tahkimde de ilk akla gelen ilke olarak dile getirilmektedir. Ancak bu hükmün burada uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Zira MTK'nın 17. maddesine göre, bu kanunla düzenlenen konularda, aksine hüküm bulunmadıkça, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanamaz. Bu konuda aksine bir düzenlemede bulunmadığından HMK'nın bu hükmünün tahkimde uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır.\" demek suretiyle bu aykırılığı giderdiğini ve Türk Mahkemelerinden verilen ihtiyati tedbire ilişkin kararlara yapılan itiraza da Türk Mahkemelerinde bakılabileceğini hüküm altına aldığını,\tmahkemenin itiraza konu hukuki meseleyi bir iç hukuk meselesi olarak  değerlendirmeyerek kendi görev ve sorumluluk alanına giren bir konuda, yabancı bir hukuk kurumunu üstelik bir tahkim merkezini görevli ve yetkili saymasının açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık,  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.Geçici hukuki koruma tedbirleri, mahkeme yargısında olduğu gibi tahkim yargılamasında da büyük öneme haizdir. Özel bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak tahkimde, farklı aşamalarda çeşitli sorunların ortaya çıkması nedeniyle, geçici hukuki koruma önlemlerine başvurulmasına daha fazla ihtiyaç  duyulmaktadır. Milletlerarası tahkime tabi uyuşmazlıklar açısından geçici hukuki koruma tedbirlerine ilişkin düzenleme MTK’nın 6. Maddesinde; milli tahkime ilişkin uyuşmazlıklar yönünden ise, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 414. Maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Eldeki davada uyuşmazlık; tahkim yargılaması başlamadan önce yabancılık unsuru içeren tahkime tabi bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Türk Mahkemesinden ihtiyati tedbir kararı alınması  ve sonucunda tahkim yargılaması başladıktan sonra bu karara yapılacak itiraza bakmaya mahkemenin yetkili olup olmadığı hususundadır. Öncelikle uyuşmazlıkların milli tahkime mi, milletlerarası tahkime mi tabi olduğunun belirlenmesi ve milletlerarası tahkime tabi olması durumunda da 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanun'un uygulanıp uygulanmayacağının belirlemesi gerekmektedir. 4686 sayılı kanunun 1. Maddesinde açık bir şekilde, bu kanunun yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. Uyuşmazlığa konu olayda da taraflardan birisi yabancı olmasına karşın, taraflar arasında yapılan anlaşmada tahkim yerinin Türkiye olarak belirlenmediği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle MTK’nın uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Yine bu kanun hükümlerinin uygulanmasının taraflarca veya hakem heyetince seçilme olgusu da bulunmadığından bu yönden de bu kanunun bu uyuşmazlıklara uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Ancak 4686 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen 1. Maddesinde geçici hukuki koruma tedbirleri yönünden bir istisna getirilmiştir. Bu hükme göre, Bu Kanunun 5 ve 6 ncı madde hükümleri, tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanacaktır. Bu durumda, taraflarca tahkim yeri Türkiye olarak belirlenmese de yabancılık unsur içeren tahkime konu bir uyuşmazlığa ilişkin geçici hukuki koruma tedbirlerinden birisinin talep edilmesi durumunda 4686 sayılı Kanun'un 6. maddesi uygulanacaktır. 4686 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, mahkeme tarafından verilen geçici hukuki koruma tedbirlerine ilişkin itiraza kimin bakacağı konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu bakımdan milletlerarası tahkimin genel niteliği, geçici hukuki koruma önlemlerinin vasfı ve 6. madde içeriği bir bütün olarak değerlendirilerek bir sonuca ulaşmak gerekecektir. MTK’nın 6. maddesine göre, taraflardan birinin, tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz istemesi ve mahkemenin de böyle bir tedbire veya hacze karar vermesi tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez. Bu hükümle kanun koyucu, yabancılık unsuru içeren tahkime tabi uyuşmazlıklarda ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebi açısından mahkemenin yetkisini saklı tutmuştur. Bu yönüyle Hukuk Muhakemeleri Kanununa tabi tahkimden de ayrılmaktadır. HMK’nın 414/3. maddesine göre, hakem veya hakem kurulunun ya da taraflarca görevlendirilecek bir kişinin zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecek olduğu hallerde, taraflardan biri ihtiyati tedbir veya delil tespiti için mahkemeye başvurabilir. Görüldüğü üzere, milli tahkimde geçici hukuki koruma tedbirleri için mahkemeye başvuru oldukça sınırlanmış durumdadır. Kanun koyucu bu sınırlamayı yapmakla yetinmemiş ve maddenin devamında da, bu hallerin mevcut olmaması durumunda mahkemeye başvuru, sadece hakem veya hakem kurulunun izni veya tarafların bu konudaki yazılı sözleşmesine bağlı kılınmıştır.  MTK’nın 6/3. maddesi gereğince, hakem veya hakem kurulu, cebrî icra organları tarafından icrası ya da diğer resmî makamlar tarafından yerine getirilmesi gereken ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı veremez. HMK’da ise böyle bir sınırlama bulunmamaktadır. HMK’nın 414/1. maddesi gereğince, tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulunun ihtiyati tedbire veya ihtiyati hacze karar vermesi mümkündür. Yalnızca hakem kurulunca verilen ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararının icrası açısından mahkemeden yardım alınması yeterli olacaktır. Üçüncü kişilerin durumunu etkileyecek tedbirler açısından da yine, HMK'nın aksine, MTK’da sınırlama getirildiği görülmektedir. MTK’nın 6. Maddesi gereğince, hakem veya hakem kurulunun, üçüncü kişileri bağlayan ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı vermesi mümkün değildir. Uyuşmazlık konusu olayda da banka teminat mektubunun paraya çevrilmesinin önlenmesine ilişkin karar verilmesi söz konusu olup, bir yönüyle bankaya ilişkin bir karar verilmektedir. Bu durumda tahkim sözleşmesinin tarafı olmayan ve üçüncü kişi konumunda olan bankaya yönelik karar verilmesi de MTK’nın 6. maddesinin yukarıda belirtilen hükmüne aykırılık teşkil edecektir. Genel tahkim hukuku doktrinine göre de tahkim yargılaması nispilik niteliği taşımakta olup, hakem kurulunun yetkisi taraflarla sınırlıdır. Tahkim yargılamasında ancak taraflara yönelik olarak karar verilebileceğinden hakem heyetinin teminat mektubunu düzenleyen bankaya yönelik karar vermesi tahkimin nispilik niteliğine aykırılık teşkil edecektir.MTK’nın 6. maddesinin son fıkrasında, “tahkim yargılaması öncesi veya tahkim yargılaması sırasında taraflardan birinin istemi üzerine mahkemece verilen ihtiyatî tedbir ya da ihtiyatî haciz kararı, hakem veya hakem kurulu kararının icra edilebilir hale gelmesiyle ya da davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi halinde kendiliğinden ortadan kalkar” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm tahkim yargılaması öncesi ve tahkim yargılaması sırasında mahkemece verilen hükmün akıbetine ilişkindir. Bu hükmün gerekçesinde açıkça, tahkim yargılaması öncesinde ve tahkim yargılaması sırasında mahkemece verilen ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararının, hakem veya hakem kurulunun kararıyla ortadan kaldırılamayacağı, tahkim davasının hakem veya hakem kurulunca reddedilmesi ya da hakem kararının icra edilebilir hale gelmesiyle ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararının kendiliğinden ortadan kalkacağı belirtilmiştir. Bu madde, gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, hakem veya hakem kurulunun mahkeme tarafından verilen tedbir kararının değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması konusunda yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Burada ihtiyati tedbir kararının tahkim yargılaması başlamadan önce veya sonra verilmesinin de bir önemi bulunmamaktadır. Bu konuda hakem kurulunun yetkisinin bulunmadığı kabul edildiğinden, mahkeme tarafından verilen geçici hukuki koruma tedbirinin sonucuna ilişkin olarak da ayrıca bir hüküm getirilmediği anlaşılmaktadır.Hukukumuzda ihtiyati tedbirde görevli mahkeme, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkeme; dava açıldıktan sonra ise, ancak asıl davanın görüldüğü mahkemedir. Bu ilke genel bir ilke  kabul edilerek tahkimde de ilk akla gelen ilke olarak  dile getirilmektedir. Ancak bu hükmün burada uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Zira MTK’nın 17. maddesine göre, bu kanunla düzenlenen konularda, aksine hüküm bulunmadıkça, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanamaz. Bu konuda aksine bir düzenlemede bulunmadığından HMK’nın bu hükmünün tahkimde uygulanma kabiliyeti  bulunmamaktadır.Diğer yönden, ihtiyati tedbir kararları geçici nitelikte bir korum sağladığından, yabancı mahkemelerce veya hakem heyetlerince verilen ihtiyati tedbir kararlarının tanınması ve temyizi de mümkün değildir. Bu durumda, esas uyuşmazlığa bakmakta olan yabancı mahkeme veya hakem heyetinin Türkiye’de bulunan mal veya alacaklarla ilgili olarak vereceği tedbir kararı Türkiye’de bir etkiye sahip olmayacak ve dolayısıyla yabancı mahkeme veya hakem heyetindeki davanın nihai hedefi bakımından taraflara bir koruma da sağlamayacaktır. Bu durumda Türkiye dışında bir tahkim yargılamasında verilen ihtiyati tedbir kararının Türkiye’de uygulanmaması ve bu tahkim yargılaması nedeniyle Türkiye’de verilen ihtiyati tedbire ilişkin itirazın Türkiye’de değerlendirilememesi nedeniyle ihtiyati tedbirin taraflara sağladığı korumadan mahrum bırakacağı da açıktır. Özellikle yabancılık unsuru taşıyan birçok uyuşmazlıkta tahkim yeri ile dava konusu malların bulunduğu yerin farklı ülkelerde bulunduğu durumlarda tarafları bu haktan mahrum bırakmak nihai yargılama sonucunda ulaşılmak istenen amacı da anlamsız kılabilecektir.MTK’nın 6. maddesinde yer alan, “taraflardan birinin, tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbire veya hacze karar vermesi, tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez” hükmünü, aynı kanunun 1. Maddesinde yer alan, “bu Kanunun 5 ve 6 ncı madde hükümleri, tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanır” hükmü de dikkate alınarak, taraflar arasında akdedilmiş bulunan tahkim anlaşmasının varlığına rağmen Türk mahkemelerinin ihtiyati tedbir kararı verecek şekilde yorumlanması gerekmektedir. Zira, MTK’nın 6. maddesindeki bu hüküm, mahiyeti itibariyle ihtiyati tedbirin tahkim yargılamasının dışında kalan bir husus olduğunu ve tahkim anlaşmasının varlığının ihtiyati tedbir talep edilmesine engel teşkil etmeyeceğini ortaya koymaktadır.Varılan bu sonuca göre, tahkim anlaşmasının varlığına rağmen yabancılık unsuru içeren bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Türk Mahkemelerinden ihtiyati tedbir istenebileceği gibi Türk mahkemelerinden verilen ihtiyati tedbire ilişkin kararlara yapılan itiraza da, tahkimde dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın, Türk Mahkemelerinde bakılabilecektir.(bkz. Yargıtay 6. HD.; : 12/10/2022 tarih,  2022/3529 E., 2022/4699 K. Sayılı kararı)O halde yapılan bu açıklamalar ışığında mahkemece ayrıntısı yukarıda yazılı Yargıtay 6. HD'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik kararı uyarınca yabancılık unsuru resen tahkime tabi bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Türk Mahkemelerince verilen geçici hukuki koruma tedbiri (ihtiyati tedbir) kararına, uyuşmazlığa ilişkin tahkim yargılaması başladıktan sonra yapılan itiraza bakmaya Türk mahkemelerinin yetkili olduğu gözetilerek karşı tarafın itirazı hakkında esastan karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Açıklanan nedenlerle, karşı taraf vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Karşı taraf vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,  2-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2023 tarih, 2023/154 D.iş, 2023/174 Esas sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, \t4-Karşı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Karşı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/03/2024  tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9398b58c9d915aa3","SID":"9fdb17476ad4b49e"}}