{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/689 <br>KARAR NO: 2024/811<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/11/2023<br>NUMARASI: 2022/762 E. 2023/989 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 28/03/2024\t\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 08/11/2023 tarih ve 2022/762 E - 2023/989  K kararına karşı süresi içinde davalı ...  Limited Şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalılar ile davacı firma arasında ihale üzerine akdedilen sözleşme gereği hizmet alımı gerçekleştirilmiş olduğunu, İhale gereği yüklenici firmalar hizmeti yerine getirmek adına dilekçede belirtilen işçileri çalıştırmış olduklarını, işçiler, yüklenici firma işçisi olmasına rağmen davacı firma işçiye karşı ihale eden konumunda olduğundan dolayı davalar davacı firmaya karşı açılmış ve davacı firma aleyhine hüküm tesis edilmiş olduğunu, bu ilamlar icraya konu olmuş ve icra tehdidi altında davacı firma icra dairesine işçilik alacakları ve ferilerini ödemek durumunda kalmış olduğunu, sorumlulukları bulunması sebebiyle davalı şirketlere icra dairesine ödedikleri tutarların tahsili amacı ile iş bu davayı ikame etme zorunluluğumuz hasıl olduğunu, davacı firma ...  A.Ş. bağımsız tüzel kişiliği bulunan bir belediye şirketi olup bu sebeple Kamu İhale Kanunu ve tebliğleri kapsamında ihalelerini gerçekleştirmekte olduğunu, Görevli mahkeme tarafların tacir olması ve tarafların ticari işletmelerini ilgilendiren bir husus olması sebebiyle güncel Yargıtay Kararları gereği Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Kamu İhale Tebliği Madde 79.1.’in bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, Tebliğde de açıkça görüldüğü üzere bu sebeple hizmet alımı gerçekleştirilen firmalar asgari işçilik maliyeti üzerinden % 3 oranında sözleşme ve genel giderleri düşünerek teklif vermek zorunda olduklarını, ayrıca davalılar sözleşme, ihale şartnameleri ve tebliğdeki bu hususları ve şartları bilerek ve kabul ederek, ihaleye katılmış ve hizmeti gerçekleştirmiş olduklarını, kesinleşen Kayseri 4.İş Mahkemesi’nin 2019/122 E.- 2020/274 K Sayılı ilamı gereği, alt işveren olan davalılar/yüklenici firmalar tarafından, davacı ... 'in alacaklarına karşılık davalı firmalarca ödenme yükümlülüğü bulunmakta iken davacı firma tarafından ödenen, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...  E. Sayılı icra dosyası kapsamında asıl alacak ferileri olmak üzere toplam 58.118,94 TL’nin davacı firma tarafından icra dairesine ödenmek durumunda kalınmış olduğunu, davacı firma tarafından ödenmek zorunda kalınan yukarıda arz edilen toplam 58.118,94 TL bedelin güncel Yargıtay Kararları uyarınca tamamının sorumlulukları nispetinde davalılardan rücuen tahsili amacı ile iş bu davayı açmak hasıl olduğunu belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davacı firmanın icra dairesine ödemiş olduğu bedel olan 58.118,94 TLnin, ödeme tarihinden başlamak şartıyla işleyecek yasal faizi ile birlikte, tahsilde mükerrerlik olmamak kaydıyla davalıların sorumlu olduğu miktarların tespit edilmesi suretiyle sorumlu olduğu miktarlar nispetinde müştereken ve müteselsilen rücuen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.Davalı ...  Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine açılan dava haksız, yasaya ve hukuka aykırı olmakla reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın, \"sorumlu olduğu miktarlar nispetinde ...\" şeklindeki talep sonucu açık ve anlaşılır olmadığını, davacı, hangi davalıdan ne tutarda rücuan ödeme talep ettiğini rakam olarak ayrı ayrı belirtmiş olmadığını, bu durumda, davacının talep sonucundaki beyanıyla, \"58.118,94 tl nin bütün davalılardan tahsili\" ni talep ettiğinin kabulü gerekli olduğunu, hiç bir durumda davayı kabul etmediklerini ancak; yargılama sırasında Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılır ve bilirkişi de farklı davalılar için faklı farklı sorumluluk tutarları belirler ise; davalı yönünden, dava değeri olan 58.118,94 TL nin altında bir sorumluluk tutarı belirlenirse, Mahkemenin, aradaki fark kadarki kısmı yönünden davanın reddine karar vermesi gerekecek olduğunu, davacının sonradan, \"müvekkil aleyhine açtığı davanın değerinin, dava dilekçesinde yazan değerinde belirsiz ve daha düşük bir değer olduğu\" şeklindeki bir beyanla, iddiasını değiştirmesine muvafakat etmediklerini, davacı taraf, işçi alacakları bakımından mehmet gökdemir tarafından dava edildiğinde sözkonusu davayı davalıya ihbar etmeyerek zamanaşımı savunması yapmasına engel olduğundan, davacı, 3. kişiye ödediği işçilik alacakları nedeniyle davalıya rücu edemeyeceğini, davacı, davayı davalıya ihbar ettirmediği gibi, kendisi de doğru ve gerekli savunmayı yapmayarak, rücu talebine konu ettiği şekilde hüküm kurulmasına kendi sebep olduğunu, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceğini, bu sebepten Mahkeme tarafından gerek dava dışı ... yönünden, işçilik alacakları ile ilgili olarak şahsen davalıya kaşı ileri sürülecek olan ve gerekse davacı tarafça davalıdan rücuan talep edilmiş olan alacak kalemlerinden, zamanaşımı süresi içerisinde davalıya karşı doğrudan açılan bir davaya konu edilmemiş olan tüm taleplerin zamanaşımına uğradığının kabulü ile, Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ayrıca davacının davalıya karşı açtığı davada hukuki sebep \"sebepsiz zenginleşme\" olmadığını, Rücuan talep ediliyor olması, bir alacağın davalıya karşı doğrudan ileri sürülmesi halinde, davalıya karşı, asıl alacak iddiasına konu talepler yönünden zamanaşımının başlangıç tarihini değiştirmeyecek olduğunu, dava dışı ...  yönünden, davalıya karşı \"fazla çalışma alacağı, tatil çalışmalarından kaynaklı alacak ve yıllık ücretli izin alacağı\" talepleri zamanaşımına uğramış olduğunu, bu talepler, davalıya karşı doğrudan açılmış bir dava ile davalıdan zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmiş olmadığını, davalının sigortalısı olarak çalıştığı dönemde, faza çalışma yapmayan, genel tatilerde çalışmayan, hafta sonu çalışması olmayan mehmet gökdemir yönünden, davalının bu tür kalemlerden sorumluluğu bulunmadığı açık olduğunu, rücu talebinin, davalı açısından, bu kalemler yönünden reddi gerektiğini, bu hususların, dosyaya ibraz edilecek olan özlük dosyası içeriği ile sabit olduğunu, davalı şirket, mehmet gökdemir' i 07.12.2011 tarihinden 31.03.2015 tarihine kadar çalıştırmış, ...  18.06.2015 tarihinde ise başka bir şirket tarafından işe alınmış olup; arada çalışılmayan 79 günlük bir süre mevcut olduğunu, bu sürede ... 'in durumuna ilişkin İş Mahkemesi dosyasında bir belirleme mevcut olmadığını, bu durumda iş sözleşmesinin bu 79 günlük sürede devam etmediğinin kabulü gerekeceğinden fazla çalışma ve yıllık ücretli izin alacaklarına ilişkin talep haklarının  zamanaşımına uğramış olduğunun da kabulü gerektiğini çünkü, davalı şirket, ...  31.03.2015 tarihi itibariyle 15.10.2016 tarihine kadar artık ... 'in  işvereni olmadığını, İş Mahkemesi dosyasında beyan veren tanıkların, ... 'in davalı şirketin sigortalısı olarak çalıştığı dönemde fazla çalışma yaptıklarına ilişkin açık ve anlaşılır bir beyanları olmadığını, son işveren döneminde yapılan bir fazla çalışma var ise bile, kıyasen işçinin davalının sigortalısı olduğu dönemde de fazla çalışma yaptığı yönünde bir kabul ve belirleme yapılamayacağını, bu nedenle fazla çalışmaya ilişkin beyanların, davalı yönünden hüküm ve sonuç doğurmayacak olduğunu, açıklanan nedenle, rücuan tazminat talebine konu tutar içerisinde, \"fazla çalışma, tatil çalışmaları ve yıllık izin ücreti alacakları\" olarak hesaplanmış kısımlar açısından, davalı yönünden davanın her durumda reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dışı ... 'in iş akdi, kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirir şekilde sona erdirildiyse, işçinin işine son veren işveren, davalı olmadığını, bu nedenle, davacının 3. kişiye ödediği belirtilen kıdem ve ihbar tazminatlarından davalının hiç sorumluluğu olmadığını, bu konuda bir sorumluluk söz konusu ise, ... 'in son işverenine ait olduğunu, davacı, iş mahkemesi dosyasının davalıya ihbarını İş Mahkemesinden talep etmiş olmadığını, bu suretle, davalı, İş Mahkemesi dosyasında yapılan yargılamadan haberdar olmadığını, İş Mahkemesi dosyasında davalıya husumet yöneltilerek, davalının alt işveren olduğu dönem işaret edilerek, davacıdan ayrıca bir kıdem ve ihbar tazminatı talep edilmiş olmadığını, İş Mahkemesi dosyasında yapılan yargılamada, ... 'in farklı alt işverenlerin çalışanı olduğu dönemler yönünden ayrı ayrı hesaplama yapılmış olmadığını, ancak ... 'in davalının çalışanı olduğu dönemi de kapsar şekilde hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatları, davalının yokluğunda yapılmış bir yargılama sonucu hükmedilmiş tutarlar olmakla davalı yönünden hüküm ve sonuç doğurmayacağını, son işveren ... Anonim Şirketi' nin de davacının da, davalıya rücu etme imkanı olmadığını, zira 3. kişi ... , davalı şirketin çalışanı iken, çalıştığı işyeri, bir sonraki işverene devredilmiş olduğunu, davalı 3.kişi ... 'in çalışmasını \"işin sona ermesi\" nedeniyle sona erdirdi ise de, ... aynı işyerinde, başka bir alt işverenin çalışanı olarak çalışmaya yeni bir \" hizmet akdi ile bağlı çalışma ilişkisi\" çerçevesinde devam etmiş olduğunu, ... 'in çalışmasını sona erdiren işverenin, kıdem ve ihbar tazminatı ödemeyi gerektirecek şekilde iş akdini sona erdirmesinden dolayı yükümlülük ve sorumluluk tamamen son işverene ait olduğunu, Neden sona erdirildi çalışması? İşveren olarak farklı bir işyerinde çalıştırılabilirdi, olmuyorduysa davalının,... 'in iş akdinin bu şekilde sona ermesinde kusuru olmadığını, ... ,  iş mahkemesi dosyasında \"davalının çalışanı olduğu döneme ilişkin bir nedenle\" kıdem ve ihbar tazminatı talep etmiş olmadığını, bu tazminat taleplerinin maddi dayanağı ve hukuki sebebi olarak, son işveren...  Anonim Şirketi'ni iş akdini sona erdirmesi gösterilmiş olduğunu, bu süreçte davalının yükümlülük ve sorumluluğunu gerektirecek maddi bir durum ya da hukuki bir neden olmadığını, 11.09.2014 tarih ve ... numaralı resmi gazetede yayınlan,  6552 mükerrer numarı kanunun 8 inci fıkrasının dikkate alınması gerektiğini, bu düzenlemeyle, Üst İşveren olan Kamu Kuruluşu, kıdem tazminatlarının yasal yükümlüsü haline getirilmiş olup; bu kapsamda, bir alt işverenin işçisine kıdem tazminatı ödemesi yapan Kurumun, işçiye ödediği bu tutarı, alt işverenden rücuan talep etmesine imkan verecek farklı bir yasal düzenleme de mevcut olmadığını belirterek, davacının haksız, yasaya ve hukuka aykırı davasının davalı yönünden reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.Davalı ...  A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Sübut uyuşmazlık hizmet işine dair eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığını, bu işin ihalesi de kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirildiğini, Yerleşik yüksek mahkeme içtihatları gereği bu tip davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, iş bu davada mahkememizin  görevsiz olduğunu, görevli mahkeme Kayseri Asliye Hukuk Mahekemesi olduğunu, bu sebeple görev itirazının  kabulü ile esasa girilmeksizin görev yönünden red kararı verilmesini talep ettiklerini, Davanın, taraflar arasında akdedilen ''taşeronluk - eser''' sözleşmesi gereği davacı tarafça ödenen işçilik alacaklarının rücuan tahsili istemine ilişkin olduğunu, ihtilafın çözümünde taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin ve somut durumun belirlenmesini;uygulama ve mevzuat uyarınca sorumluluk koşullarının oluşup oluşmadığın saptanabilmesi için bazı kavram ve olguların irdelenmesi gerektiğini, İş Kanunu gereği, asıl işveren ile alt işveren adına kayıtlı işçiler arasında yazılı bir hizmet akdi bulunmamasına karşın; asıl işverenin de bu işçilerin işçilik hak ve alacaklarından alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu, bu sorumluluk müşterek müteselsil sorumluluk esasına dayandığını, Taşeronluk (ihale) sözleşmeleri gereği, kamu kurum ve kuruluşlarının bir kısım hizmet işleri alt işverenlere tevdi edilerek, çalışan işçilerin özlük işlemleri alt işverenler üzerinden yürütüldüğünü, buradaki amaç, üretim maliyetini artırmakta olan maaş farkı ve tazminat gibi işçilik maliyetlerinin taşeronluk yolu ile mevzuatın belirlediği asgari düzeye indirgendiğini, İşçilerin özlük işlemleri taşeronlar tarafından yürütülmekte ise de, bu işçilerin çalışma koşulları asıl işverenler tarafından düzenlendiğini, yani asıl işverenler, bünyesindeki işçileri alt işverenler üzerinden istihdam ederek işçilik maliyetini düşürmeyi hedeflemek olduğunu,  taşeronların süreç içinde değişmesine karşın işçilerin asıl işveren olan idareler bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, Bu sebeplerle kamu ihaleleri ile gerçekleştirilen hizmet alım işlerinin bir kısmının muvazaaya dayandığını, Türk hukuk sistemi ve kemikleşmiş yüksek mahkeme içtihatları gereği hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep etmesi mümkün olmadığını, böyle bir hak talebi herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağını belirten Medeni Kanunumuzun 2. maddesine de aykırı olduğunu, davacının talebinin kendi muvazaasına dayanan bir hak talebi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Kayseri 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/196 Esas 2022/34 Karar sayılı ilamında taraflar arasındaki sözleşmenin muvazaalı olduğuna karar verilerek davanın reddine ilişkin hüküm tesis edildiğini, ''Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile alt işveren  olarak gözüken davalı şirketler arasındaki sözleşmenin  muvazaalı olması nedeni ile ödenen tazminatlardan  sadece  işveren olarak  Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu anlaşıldığından davacının  davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' Güncel Yargıtay ve B.A.M. uygulamaları gereği, rücu davalarında taraflar arasında akdedilen ihale sözleşmelerinde, sorumluluğu düzenleyen açık bir hüküm bulunmaması halinde yarı yarıya sorumluluk esasına göre hüküm tesis edilmesi gerektiğini, Somut olayda da, ihale sözleşmeleri ve eklerinde kıdem tazminatı sorumluluğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını, Kıdem tazminatının feshe bağlı bir hak olduğunu, maliyet hesabında öngörülemeyen ve sözleşmenin kurulma esnasında doğmamış bir hak olduğunu, Bu sebeple, sözleşme ve ekleri gereği kıdem tazminatı sorumluluğunun tamamının alt işverene yüklenmesinin mümkün olmadığını, tam sorumluluk esasını kabul etmediklerini,Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25/05/2021 Tarih ve 2020/216 Esas 2021/104 Karar sayılı ilamı ile yarı yarıya sorumluluk esası benimsendiğini ve bilirkişi raporundaki hesaplama gereği müvekkili şirkete yüklenen sorumluluk miktarının üzerindeki davanın kısmen reddine karar verildiğini, hüküm Davacı İdare vekili tarafından istinaf edildiğini, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 10/02/2022 Tarih ve 2022/129 Esas 2022/286 Karar sayılı güncel ilamı ile davacı idarenin istinaf itirazları ''hizmet alım sözleşmelerinde sorumluluğu düzenleyen açık bir hüküm bulunmaması sebebiyle yarı yarıya sorumluluk esasının benimsenmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle'' kesin olarak reddedildiğini,  Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin  07/06/2022 Tarih ve 2021/242 Esas sayılı ilamı ile yarı yarıya sorumluluk esası benimsenmiş ve bilirkişi raporundaki hesaplama gereği müvekkili şirkete yüklenen sorumluluk miktarının üzerindeki davanın kısmen reddine karar verilerek, lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini,  <br>Kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin dava dışı işçiye ödenen tazminat alacağından sorumlu olduğu kanaatine varılsa dahi; yerleşik yerel ve yüksek mahkeme kararları gereği, alt işveren konumunda olan ihale şirketleri yalnızca ihale sürelerine isabet eden işçilik alacaklarından üst işveren ile birlikte müştereken sorumlu olduğunu, Bu sorumluluk da, ihale sözleşmesinde açık bir hüküm bulunmaması halinde yarı yarıya sorumluluk esasına dayandığını, Davacı idare dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında müvekkili şirkete, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının tamamı yönünden davanın ikame ettiğini,  (Müvekkil şirkete yönelen davanın değeri harca esas bedel kadardır.), dava dışı işçiyi çalıştıran yüklenicilerin çalışma (ihale) süreleri dikkate alınarak ayrı ayrı sorumluluk miktarları hesaplanmasını,  sorumluluk miktarının üzerindeki talebin-davanın müvekkili şirket yönünden kısmen reddi ile reddedilen kısım yönünden müvekkil şirket lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi  talep edildiği görülmüştür.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, Davacının dava dışı işçi ... ’in açmış olduğu davada Kayseri 4.İş Mahkemesi’nin 2019/122 E.- 2020/274 K. Sayılı ilamı gereğince Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...  E. Sayılı icra dosyasına yaptığı ödeme nedeni ile Kamu İhale Tebliği Madde 79.1. gereğince davalılara rücu hakkı olup olmadığının tespiti için deliller toplandıktan sonra bilirkişiden 06/06/2023 tarihli rapor alınmış ve raporda, Yargıtay yerleşik içtihatları dikkate alınarak takdir mahkemeye ait olmak üzere davacının ödediği tutarı davalıların sorumluluk durumuna göre davalılara rücu edebileceği, buna göre Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ...  e. Sayılı dosyasında davacı tarafından ödenen rücuya tabi 58.118,94 TL alacağın 10.191,35-TL'sinin davalılardan ...  Anonim Şirketi’ne, 12.399,04-TL'nin ... LTD. ŞTİ.’ne, 35.528,53 TL’nin ...  LİMİTED ŞİRKETİ’ne rücu edebileceğinin belirtildiği görülmüş olmakla, raporun denetime açık ve hükme elverişli olması nedeni ile bilirkişi raporuna itibar edilmiş ve böylece, Davanın KABULÜ ile; 10.191,35- TL'nin ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...  Anonim Şirketi’nden, 12.399,04-TL'nin ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...  LTD. ŞTİ.’den, 35.528,53 TL’nin ise ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...  LİMİTED ŞİRKETİ’nden tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın KABULÜ ile; 10.191,35- TL'nin ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Anonim Şirketi’nden, 12.399,04-TL'nin ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...  LTD. ŞTİ.’den, 35.528,53 TL’nin ise ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı...  LİMİTED ŞİRKETİ’nden tahsili ile davacıya verilmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ...  Limited Şirketi tarafından yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ...  Limited Şirketi  vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin uyuşmazlığın mal  rejiminden kaynaklandığı gerekçesine dayandığını ancak görevsizlik kararı vermediğini şayet davaya bakmakta  görevli olduğu kanaatinde ise, dolaylı olarak uyuşmazlığın genel hükümler  içerisinde çözümlenmesi gerektiğini de kabul etmiş olması gerektiğini, davalıya karşı açılan davada, evlilik birliği içerisinde edinilen mallara ilişkin olarak talepte bulunulmadığı gibi evlilik birliği içerisinde yapılan ödemelere ilişkin olarak da mal rejimi çerçevesinde bir talepte bulunulmadığını, dava konusu ettikleri alacağın evlilik birliği içerisinde davalının araç alması ve askerlik bedelini ödemesi için müvekkiline kullandırılan ve boşanma davası açıldıktan sonra müvekkili tarafından ödenmeye devam kredilere ilişkin alacak talebi olduğunu, işbu alacak taleplerinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olup,  Borçlar Kanunu çerçevesinde genel hükümlere göre çözümlenmesi  gereken bir uyuşmazlık olduğunu, dolayısı ile HMK 2. Gereği Asliye Hukuk Mahkemesi görevinde olduğunun da açık olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın  mal rejimi içerisinde çözümlenmesi gerektiği tespiti ile birlikte bu tespitle çelişik olarak müvekkili tarafından kullanılan kredinin ödünç olarak verildiğini ve bu ödünç sözleşmesinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davayı reddettiğini, kredilerin kullanıldığı bankalardan gelen müzekkere cevaplarında belirtilen  tarihlerde kredilerin müvekkili tarafından kullanıldığı  ve bu kredi ödemelerinin ödeme planında ki gibi müvekkili tarafından ödendiğinin tartışmasız olduğunu, davalı kocanın özellikle 18.000 TL olan  askerlik bedelini kendi birikimleri ile ödediği beyanının, bankalardan gelen cevaplar karşısında tamamen dayanaksız kaldığını, zira, 16.01.2015 tarihinde müvekkili tarafından kredi kullanıldığını, 19.01.2015 tarihinde davalı koca hesabına 18.000 TL bu krediden havale yapıldığını ve  davalı kocanın 20.01.2015 tarihinde 18.000 TL ödeyerek bedelli askerlik başvurusunda bulunduğunu, banka kayıtları ile bir bir örtüşen bu durum karşısında, askerlik bedelinin müvekkili tarafından  kullanılan krediden karşılandığının ispat edilemediği tespitinin son derece yanlış, dayanaksız ve hatalı olduğunu, dinlenen davacı tanığı ... 'ın, tarafların evlerinde çalıştığını  ve çocuklarına baktığını ve taraflar arasında yaşanan tüm süreçlere  en yakınen şahit olmuş kişi olduğunu, beyanlarının samimi, gerçeğe ve somut olaya uygun olduğunu, taraflarla günün belli saatlerini birlikte geçirdiğini, mahkemece tanığın beyanlarına itibar edilmeme gerekçesinin açıklanmadığını, tarafların henüz evli iken müvekkilinin uzman hekim, davalı koca asistan olup müvekkilinin gelirinin daha yüksek olması nedeni ile müvekkilinin kredileri kullandığını ve  davalı kocanın askerlik bedeli ile adına kayıtlanan aracın bedelinin ödendiğini, tarafların kısa bir süre sonra ayrıldıklarını, müvekkilinin davalı koca lehine  kullandığı kredileri tek başına ödemek zorunda kaldığını, dolayısı ile davalı kocanın sebepsiz yere zenginleştiğini ileri sürerek Kayseri 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/251 Esas ve 2023/296 Karar numaralı kararına karşı istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava,  dava dışı işçiye Kayseri 4. İş mahkemesinin 2019/122 Esas 2020/274 Karar sayılı ilamı sonucu davacı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesinin ...  Esas sayılı icra dosyasına  ödenen meblağın  davalılardan tahsiline ilişkin  açılan alacak davasıdır.Kayseri Genel İcra Dairesinin ...  Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; dava dışı ...  tarafından davalı ... A.Ş ve davalı ... A.Ş hakkında 2.654 TL genel tatil, 17,962, TL fazla mesai, 6.242, TL ihbar,  6.626  yıllık izin,  24.891, TL kıdem,  21 TL ihbar tazminatı, 17 TL yıllık izin, 1.786,77 yargılama gideri,  9.984,67 vekalet ücreti   ve faiz olmak üzere toplam 83.464,16 TL üzerinden takip başlatıldığı  davacı tarafından 21.12.2021 tarihinde 58.118,94 TL yatırıldığı görülmüştür. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye  devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.  Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici  sorumlu olacaktır.  İhbar tazminatından son işveren sorumludur.  Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında  her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır.(23. HD 2019/2339 Esas 2021/225 karar,: 2019/2341 Esas  2021/197 Karar)Öte yandan davalı iş verenin dava açılmadan önce   temerrüde düşmediği, açılan rücuen tazminat davasıyla temerrüde düştüğü göz önünde bulundurulmalıdır. (23. Hukuk Dairesi  2017/2165 Esas  2020/3172 Karar 6. Hukuk Dairesi 2021/748 Esas 2021/1046 Karar)Davalı yüklenici tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine göre avans oranında faiz istenebilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi   2021/2067 Esas, 2022/2176 Karar ; 2021/2179 Esas, 2022/2226 Karar)Karara karşı istinaf yasa yoluna baş vuran davalı ... Limited Şirketi son iş veren olmayıp ihbar ve yıllık izin ücreti  tazminatından sorumlu olmayacağı gibi işçiye ödenen kıdem genel tatil, fazla mesai tazminatı  ve ferileri yönünden de   işçiyi çalıştırdığı dönemle orantılı olarak sorumlu olacaktır.Mahkemece aldırılan 05.06.2023 tarihli  raporun yukarıda belirtilen Yargıtay kararları  doğrultusunda hazırlanmadığı sabit olup bu durumda bilirkişiden  ek rapor alınarak  ve karara karşı yalnızca davalı ...  Limited Şirketi şirketçe istinaf yasa yoluna baş vurulduğu,diğer davalıların kararı istinaf etmediğinden onlar yönünden verilen kararın usulen kesinleştiği de gözetilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi amacıyla istinaf eden  davalının istinaf talebinin HMK 353/1-a-6 uyarınca kabulüne karar vermek  gerekmiştir.  HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı ... Limited Şirketi nın istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 08/11/2023 tarih ve 2022/762 E - 2023/989 K sayılı kararın  KALDIRILMASINA, <br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davalı ...  Limited Şirketi tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , <br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davalı ... Limited Şirketi tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 28/03/2024 <br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"088feb2142c7ef66","SID":"e4c9dd9ed7838bf7"}}