{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1470 - 2024/494<br>\t\t\tT.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1470 <br>KARAR NO\t: 2024/494<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/273 Esas - 2023/561 Karar<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 03/04/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 03/04/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket tarafından 188041615 nolu KMAZMSS poliçesi ile sigortalanan ... plaka nolu ve davalının maliki olduğu aracın dava dışı sürücüsü ... sevk ve idaresindeyken 22/11/2015 tarihinde kazaya karıştığını, bu kazanın neticesinde dava dışı 3. kişilerin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, söz konusu kaza nedeniyle üçüncü kişi ... tarafından Ankara 5 ATM'nin 2016/465 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine tazminat davası açıldığını, müvekkilinin ... için yaptırılan maluliyet hesabı doğrultusunda ibraname ve sulh anlaşması neticesinde vekalet ücreti dahil 287.650,00 TL'nin 6.938,98 TL stopaj mahsup edilerek ödendiğini, stopajın da vergi dairesine ödemesinin yapıldığını, dava dışı sürücünün kaza sonrası emniyet birimlerine vergi ifadede, kazadan sonra durmadığını ve olay yerini terk ettiğini beyan ettiğini, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğü giren KMAZMMS Genel Şartları'nın \"Zarar görenlerin haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı\" başlıklı B.4 maddesine göre \"ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir\" hükmü uyarınca bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlüğüne aykırı davranması halinde sigortalıya rücu edilebileceğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 287.650,00 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde, 22/11/2015 tarihinde gerçekleşmiş olan kazaya ilişkin ikame edilmiş rücu alacağı talepli huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığını, mahkemenin yetkili bulunmadığını, esas itibariyle de davanın yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, somut uyuşmazlıkta davacının trafik sigortacısı, davalının maliki olduğu aracın kazaya karıştığı, kaza neticesinde dava dışı 3. kişilerin yaralanmasına sebebiyet verdiği, söz konusu kaza nedeniyle üçüncü kişi ... tarafından Ankara 5 ATM'nin 2016/465 Esas sayılı dosyası ile davacı şirket aleyhine tazminat davası açıldığı, davacının anılan kişi için yaptırılan maluliyet hesabı doğrultusunda ibraname ve sulh anlaşması neticesinde vekalet ücreti dahil 287.650,00 TL'yi 20/11/2020 tarihinde ödediği, yapılan ödemenin davalıdan rucuen tahsilini istediği, davalının ise davanın zaman aşımı def'iyle birlikte esastan reddini savunduğu öncelikle zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi gerektiği, kaza, ödeme ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 73. maddesi ile \"birlikte sorumluların\" rücu isteminde zamanaşımı süresinin özel olarak belirlenmiş olup, TBK 73/1. maddede zamanaşımı süresi ve sürenin başlamasının esasları; \"Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" şeklinde düzenlendiği, yine, KTK’nın 109/4. maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.8. maddesi 4. fıkrasında da rücu zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup; \"Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.\" şeklinde ve TBK 73. maddedeki düzenleme ile aynı yönde olacak şekilde düzenlendiği, gerek TBK, gerekse KMAZMMSGŞ'da, motorlu araç kazalarında birlikte sorumluların birbirlerine rücu edebilmeleri için öngörülen süre, sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olarak düzenlenmiş olup, KTK'nın 109. maddesindeki uzamış zamanaşımı süresinin zarar sorumlularının birbirlerine karşı açacakları rücu davalarında uygulanamayacağının  açık olduğu, davacının 287.650,00 TL tazminatı 20/11/2020 tarihinde ödediği, davasını 14/04/2023 tarihinde açtığı, arabuluculuk süresi dahi dikkate alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu sonucuna varıldığı  ve davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde,  mahkemece vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, mahkemece davalının zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın zamanaşımı nedeni ile usulden REDDİNE karar verildiğini ardından ise davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 43.271,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi yönünde hüküm kurulduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 'Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret' başlıklı maddesinde, “(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.<br>\t(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.<br>\t(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.<br>\t(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” denildiğini, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülmüş olan, maddi tazminat talepli davada, mahkemece davanın zamanaşımı nedeni ile usulden reddine karar verildiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin kabul edilmesi anlamına gelmemekle beraber, yerel mahkemenin vekalet ücretine ilişin kurmuş olduğu hüküm ile, AAÜT 'ye göre -dava Asliye Ticaret Mahkemesinde takip edildiğinden dolayı- 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 43.271,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin içerisinde açıldığını, davaya konu kazanın 22.11.2015 tarihinde meydana geldiğini, eldeki davanın ise 14.04.2023 tarihinde açıldığını, eldeki davada uzamış ceza zaman aşımı süresi uygulanması gerektiğinin mevzuat ve yargıtay içtihatlarınca sabit olup, davanın 8 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde açıldığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tDavacı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; dava, ZMSS şirketi tarafından zarar gören 3. kişilere ödenen tazminatın (olay yeri terk nedeniyle) davalı sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.<br>\tKaza, ödeme ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 73. maddesi ile \"birlikte sorumluların\" rücu isteminde zamanaşımı süresi özel olarak belirlenmiş olup, TBK 73/1. maddede zamanaşımı süresi ve sürenin başlamasının esasları; \"Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>\tYine, KTK’nın 109/4. maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.8. maddesi 4. fıkrasında da rücu zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup; \"Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.\" şeklinde ve TBK 73. maddedeki düzenleme ile aynı yönde olacak şekilde düzenlenmiştir. Gerek TBK, gerekse KMAZMMSGŞ'da, motorlu araç kazalarında birlikte sorumluların birbirlerine rücu edebilmeleri için öngörülen süre, sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olarak düzenlenmiş olup, KTK'nın 109. maddesindeki uzamış zamanaşımı süresinin zarar sorumlularının birbirlerine karşı açacakları rücu davalarında uygulanamayacağı açıktır.<br>\tDavacının istinaf dilekçesinde belirttiği zamanaşımı sürelerinin somut olayda uygulanma imkânının bulunmaması, trafik kazası sonucu zarar gören kişiler tarafından zarar verene karşı açılacak davalarda uygulanmasının söz konusu olması, iş bu ZMSS Şirketi tarafından zarar görenlerin zararı giderildikten sonra tazminatın teminat kapsamında kalmadığından bahisle kendi akidi (sigortalısı) aleyhine açılacak davalarda zamanaşımı süresinin KTK’nın 109/4 maddesinde ayrıca düzenlenmiş olmasına göre buna ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.<br>\tBu durumda mahkemece, somut olayda tazminatı doğuran kazanın 22/11/2015  tarihinde meydana geldiği, rücu davalarında zamanaşımı ödeme ile başlayacağından (Yargıtay 17. HD 2019/1713-2019/5973 K.) davacı sigorta şirketinin, kazada cismani zarar gören dava dışı 3. kişiye ödemeyi 20/11/2020  tarihinde yaptığı, rücuen tazminata ilişkin iş bu davayı ise 14/4/2023  tarihinde açtığının anlaşıldığı, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, KTK 109/4 md. göz önüne alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davalının zamanaşımı itirazının kabulünün gerektiği, davacının yasal süresinde davayı açmadığı gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>\tBununla birlikte, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4.maddesinde; “(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” düzenlemesi yapıldığından maddi tazminatın reddi halinde davalı yararına maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz bulunmuştur.<br>\tAçıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi ile vekalet ücretine yönelik istinaf sebebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti düzeltilerek kesinleşen yönler korunarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\tI-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>\tHMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, <br>\tBuna göre; <br>\t-Davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine,<br>\t2-Alınması gerekli 269,85 TL harcın peşin alınan 4.912,35 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.642,5‬ TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,<br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Davalı taraf yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. maddesi gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, <br>\t6-6325 Sayılı Kanun'un 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına,<br>\tİSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>\tII-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>\tIII-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 162,50 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\tIV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tV-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye <br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81bd1cbbc3aeea6f","SID":"1b0b58842d2cd87b"}}