{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/713 - 2024/683<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/713 <br>KARAR NO\t: 2024/683<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/1037 E.  -  2023/1240 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/11/2023 tarih ve 2023/1037 Esas - 2023/1240 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma rizikolarına karşı müşterek sigortalı bulunan ve ... A.Ş. tarafından ...San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli firmaya satılan 4.527 koli / 108.642 adet / 8.413,566 kg muhtelif gıda emtiasının taşınması işinin, davalı ... Ltd. Şti. sorumluluğunda 10.02.2020 tarihinde gerçekleştirildiğini, söz konusu emtianın dava dışı ... A.Ş. tarafından Ankara’dan Iğdır/Kars’a taşındığını, 12.02.2020 tarihinde sürücüsünün kusuru nedeniyle nakliye aracının yoldan çıkarak devrildiğini, meydana gelen hasar dolayısı ile sigorta şirketlerinin müşterek poliçenin %12 oranı ile paydaşı olduğundan, sigortalısı ... A.Ş.'ye 14.04.2020 tarihinde 1.427,75 Euro sigorta tazminatı ödemesinde bulunulduğunu,  hasardan sorumlu olan taşıyıcı ... Ltd. Şti.'den ve bu şirketin Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortacısı olan  ... Sigorta A.Ş.'den, 1.427,75 Euro maddi tazminat tutarının rücuen tahsilini talep ettiklerini, ancak bir sonuç alınamadığını ileri sürerek, şimdilik 1.427,75 Euro maddi tazminat tutarının, 14.04.2020 ödeme tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi oranı uygulanmak suretiyle belirlenecek faiz tutarının fiili ödeme günündeki rayiç bedelin Türk Lirası karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... Ltd. Şti. vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı yanın ödeme ile ilgili bir başvurusunun olmadığını, davanın esas yönünden de haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın açıldığı 2021/913 Esas sayılı dosyanın 01/02/2022 tarihli duruşmasında verilen ara kararı ile davalı ... Ltd. Şti. yönünden davanın ilgili dosyadan tefrikine, mahkemenin ayrı bir esasına kaydına dair karar verildiği, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK'nın 885. maddesi hükmüne göre, eşya taşımasına ilişkin taleplerin bir yıllık zaman aşımına tabi olduğu, bu sürenin eşya taşımasında eşyanın gönderilene teslimi, eşya zayi olmuş ise eşyanın ulaşması gereken tarihten başlayacağı, davacı yanın 14.04.2020 tarihinde hasar bedelini ödediği, rücu mektubunun 12.08.2020 tarihinde gönderildiği, davalı yanın 09.11.2021 tarihinde eldeki davayı açtığı, ödeme tarihi ile dava tarihi arasında TBK'nın 153. maddesinde düzenlenen zaman aşımının durması veya aynı Yasanın 154. maddesinde düzenlenen zaman aşımının kesilmesi nedenlerinin bulunduğunun iddia ve ispat edilemediği, trafik kazasının, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olması halinin, TTK'nın 855/5. maddesinde düzenlenen kasıt veya pervasızca davranış olarak değerlendirilemeyeceğinden, somut olayda üç yıllık zaman aşımının da uygulanamayacağı, taşıma sözleşmesinin sigortalı ile davalı arasında düzenlenmiş olup, davacı yanca sigorta poliçesi kapsamında hasar bedeli ödenmekle sigortalının haklarına halef olunduğu, bu durumda sigortalının taşıma sözleşmesinden kaynaklanan taşıyıcıya karşı ileri sürülebilecek tüm hakların davacı tarafından kullanılabileceği, somut olayda taşıyana karşı bu sıfatıyla dava açılması nedeniyle yasadaki özel düzenleme nedeniyle 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesinde belirlenen zaman aşımı süresinin uygulanması olanağının da bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... ... Ltd. Şti. yönünden zamanaşımı definin kabulü ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, koronavirüs salgınının Türkiye’de görülmesiyle beraber yargı alanında önlemler kapsamında hak kayıplarının önlenmesine yönelik düzenlemeler yapıldığını, çıkarılan 7226 Sayılı Kanunla dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı sürelerinin, hak düşürücü sürelerin ve gerekli idari başvuru sürelerinin 13 Mart 2020'den 30 Nisan 2020'ye kadar durdurulduğunu, 30 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'na göre, \"Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair\" Cumhurbaşkanı Kararının, 30 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, anılan Karar ile Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 1/5/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/6/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatıldığını, durma süresinin başladığı tarih itibariyle bitimine 15 gün ve daha az kalmış olan sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden (16 Haziran'dan) başlamak üzere 15 gün uzamış sayıldığını, eldeki davada da mahkemece ön inceleme duruşmasında, taraflarına herhangi bir savunma yapma imkanı verilmeksizin, zaman aşımı süresi covid pandemisi nedeniyle durmuş olmasına ve ayrıca arabuluculuk sürecinde de zaman aşımı süresinin durmuş olmasına rağmen, hatalı bir şekilde davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, ayrıca eldeki davadaki kazanın, araç sürücüsünün pervasızca davranışı sonucunda meydana geldiğini, bu nedenle TTK'nın 855/5. maddesi uyarınca somut olayda 3 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiğini, yine TBK'nın 72. maddesi hükmü uyarınca, eldeki davada meydana gelen kazada ceza zaman aşımı sürelerinin uygulanmasının gerektiğini, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 179/2-3. maddesi uyarınca ceza davası zamanaşımı süresinin 8 yıl, TCK 179/1. maddesi açısından ise 15 yıl olduğunu, bu nedenle de davanın zaman aşımına uğramadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, taşıma rizikolarına karşı sigortalı bulunan emtianın uğradığı hasar bedelinin, davalı taşıyandan rücuen tahsili istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı sigorta şirketi, dava dışı gönderenin mallarını taşıma rizikolarına karşı sigortaladığına göre, mahkemece dava konusu uyuşmazlığın TTK'nın 885/1. maddesi hükmü uyarınca, eşya taşımasına ilişkin taleplerin bir yıllık zaman aşımına tabi olduğu, bu sürenin eşya taşımasında eşyanın gönderilene teslimi, eşya zayi olmuş ise eşyanın ulaşması gereken tarihten başlayacağı kabul edilerek çözümlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>\tYine ilk derece mahkemesince kabul edildiği üzere, sürücünün tam kusurlu olması hali, TTK'nın 855/5. maddesinde düzenlenen kasıt veya pervasızca davranış olarak değerlendirilemeyeceğinden, somut olayda üç yıllık zaman aşımı süresi uygulanamayacağı gibi, somut olayda taşıyana karşı bu sıfatla dava açılması nedeniyle 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesinde belirlenen zaman aşımı süresinin de olayda uygulanması olanağı yoktur. <br>\tAncak 7226 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi hükmüne göre, tüm zaman aşımı süreleri 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar, 7480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de 30.04.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar durmuştur. <br>\tAyrıca dava şartı arabuluculuğun başladığı 16.09.2021 tarihi ile bittiği 18.10.2021 tarihi arasında geçen sürenin de 6325 sayılı Kanun'un 16/2. maddesi uyarınca, zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaması gerekir.<br>\tDolayısıyla mahkemece davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığının tespiti için bu sürelerde zaman aşımı süresinin durduğunun kabul edilmesi gerekirken, bu konuda karar yerinde hiçbir değerlendirmenin yapılmaması doğru değilse de, anılan sürelerin dikkate alınması halinde dahi 09.11.2021 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın zaman aşımı süresinin geçirilmesi nedeniyle reddine karar verilmesi, sonuca itibariyle doğrudur. <br>\tBu durum karşısında dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafça istinaf başvurusu sırasında yatırıldığı anlaşıldığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile  04/04/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa2988cda5284b34","SID":"bf7f17b59260322d"}}