{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/638 - 2024/681<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/638 <br>KARAR NO\t: 2024/681<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                   MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/467 E.  -  2023/399 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t:FSEK'e Dayalı İstirdat <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2023 tarih ve 2022/467 Esas - 2023/399 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı  arasında 16/02/1996 tarihinde \"Online Sayısal Loto Sistemi Kurulmasına Yönelik Teçhizat, Yazılım ve Hizmet Teminine İlişkin Sözleşme\" imzalandığını, 17/04/2009 ve 23/08/2011 tarihli Ek Sözleşmeler ile Ana sözleşme ve ek sözleşmelerin bazı maddelerinin tadil edildiğini, ek düzenlemeler getirildiğini, 2011 tarihli sözleşmenin 10. maddesi hükümlerine göre müvekkili idarenin sözleşmede yer alan alacak kalemlerini her ay eksiksiz bir şekilde davalıya ödediğini, davalı ile akdedilen ana sözleşmenin imzalandığı tarihten beri söz konusu alacakların ifasını eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, pandemi nedeniyle sabit ve seyyar bayilerinin faaliyetlerinin kısıtlandığını, faaliyet gösterdikleri iş yerlerinin geçici olarak kapatıldığını, müvekkili idarece düzenlenen şans oyunlarından elde edilen satış gelirlerinde, kamuya aktardıkları kaynaklarda ve bayilerinin komisyonlarında ciddi düşüşler olduğunu, müvekkili idare tarafından davalıya gönderilen 09/04/2020 tarih E.3151 sayılı yazı ile pandemi nedeniyle terminalleri işletemeyen sayısal oyun bayilerinin tespit edilerek davalıya ödenecek sabit bedelden tespit edilecek miktara oranla indirim yapılmasının talep edildiğini, ancak davalının bu taleplerinin reddedildiğini, davalı tarafından sadece hasılatın düşük olması ile reddedilen taleplerinin ilişkilendirilmiş olsa da faaliyetleri durdurulan ve oyun oynatılamayan oyun terminalleri için hesaplama yapılarak sabit bedelin belirlenmesinin de sözleşmenin amaç ve ruhuna aykırı olduğunu, davalı  ile müvekkili idare arasında 1996 yılından itibaren kesintisiz ve sürdürülen sözleşme ilişkisini zedelediğini, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili idarenin şans oyunları faaliyetlerinin kesintiye uğramaması için sözleşmede yer alan 598.535,35 ABD doları (4.184.540,19 TL) sabit bedeli davalıya ihtiraz-i kayıtla 01.06.2020 tarihinde ödediğini, sözleşme hükümlerine göre çalışılmayan gün sayısı dikkate alınarak hesaplanan bedelin ödedikleri miktardan düşülerek davalı tarafından iadesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile 44515 gün faaliyet göstermediği tespit edilen oyun terminalleri için hesaplanan ve davalıya fazla ödenen 96.152 ABD bedelin ödeme tarihi olan 01.06.2020 tarihinden itibaren ... tarafından en son yayımlanan ünlük Libor faiz oranına %1 ilave edilerek bulunacak faizi ile birlikte, fiili ödeme günündeki TL değeri üzerinden iadesini talep ve dava etmiştir.<br>            Davalı vekili, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı İdarenin sözleşmeyi akdederken bayilerin çalışıp çalışmadığı hususunu sözleşme bedeli hesabına dahil etmediğini, onun yerine sisteme bağlı olup olmadığı hususunda bir hesaplama yöntemini kabul ettiğini, sokağa çıkma kısıtı olduğu günlerde de davacının tahsis ettiği araçlarla davalı personellerinin hizmet vermeye devam ettiğini, bayilerden gelen 865 adet çağrının tümü cevaplandığını ve bunlardan 254 adet arızaya bizzat yerinde müdahale edilerek çözümlendiğini, bu sebeple müvekkili şirket giderlerinde herhangi bir azalma olmadığını, davalıya yapılan ödemelerin şans oyunu hasılatlarına dayalı olmayıp, hasılat çok olduğundan artmadığı gibi, az olduğunda da azalmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, sözleşme kapsamında olmak üzere, Covid-19 salgını sebebiyle ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının bulunduğu tarihlerde de davalının gereken hizmetleri verdiği ve edimlerini yerine getirdiği, yasak döneminde bayilerin kapalı olduğunun veya tutulduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, çalışılmayan gün ve bayi sayısının dahi belirtilmediği, bayinin açılıp kapatılması yetkisinin bayiyi çalıştıran kişide bulunduğu, yerleşik Yüksek Mahkeme kararları nazarıyla da Covid-19 salgını sebebiyle ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, davacının davalıdan talep edebileceği iade ödemesinin ve alacağının bulunmadığı, netice olarak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, Covid-19 kaynaklı pandemi nedeniyle 20 yaş altı ve 65 yaş üzeri vatandaşlarımıza sokağa çıkma yasağının getirildiğini, diğer vatandaşlarımıza da zorunlu olmadıkça evden çıkmamaları yönünde uyarılarda bulunulduğunu, büyükşehir statüsündeki illerimizde hafta sonu ve resmi tatil günlerinde sokağa çıkma yasağı uygulamasına gidildiğini, söz konusu idari kısıtlamaların sonucunda başta sayısal oyun bayileri olmak üzere sabit ve seyyar bayilerin faaliyetlerinin kısıtlandığını, faaliyet gösterdikleri işyerlerinin geçici olarak kapatıldığını, satış kanallarının kapalı olması nedeniyle bayilerin ve müvekkili İdarenin satış gelirlerinde, dolayısıyla kamuya aktardıkları kaynaklarda ciddi tutarlarda düşüş meydana geldiğini, dolayısıyla temel birkaç komut ile aktif hale getirilen oyun sistemi için mücbir sebep nedeniyle çalışamayan bayi sayıları da dahil edilerek müvekkilinden sabit ücret alınmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yabancı para cinsinden alacaklarda, karar ve ilam harcının, o yabancı paranın karar tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplanmasının Yargıtay içtihatları gereği olduğunu, ilk derece mahkemesinin 13.04.2022 karar tarihindeki 14,6085 TL kur oranına göre dava değeri olan 96.152 ABD Dolarının karar tarihindeki TL karşılığı üzerinden vekalet ücreti hesaplaması yapılması gerekirken, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, davacı tarafça 23.08.2011 tarihli ek sözleşmenin 10.1. maddesi uyarınca davalıya ihtirazi kayıtla ödenen bedelin, mücbir sebep hukuki nedenine dayanarak davalıdan istirdadı istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihinde ilan edilen ve Ülkemizde de etkili olan Covid-19 kaynaklı pandemi nedeniyle sabit ve seyyar bayilerinin faaliyetlerinin kısıtlandığı, faaliyet gösterdikleri iş yerlerinin geçici olarak kapatıldığı, müvekkili idarece düzenlenen şans oyunlarından elde edilen satış gelirlerinde, kamuya aktardıkları kaynaklarda ve bayilerinin komisyonlarında ciddi düşüşler yaşandığı, bu olayın müvekkili yönünden mücbir sebep sayılması gerektiği ileri sürülerek, 23.08.2011 tarihli ek sözleşmenin 10.1. maddesi uyarınca davalıya ödenen bedelden, 2020 yılı Mayıs ayı boyunca 60.156 saat faaliyet göstermediği tespit edilen oyun terminalleri için hesaplanan ve davalıya fazla ödenen 125.726,00-USD tutarında indirim yapılması talep edilmiş, bu talepleri davalı tarafça kabul edilmeyince, ihtirazi kayıtla ödeme yapılarak, fazladan ödendiğini iddia ettiği bedelin istirdadı için işbu dava açılmıştır. <br>\tÖncelikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2022 tarih ve 2022/6-537 E.- 2022/1179 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere \"Covid-19 pandemisinin varlığı, sözleşmenin ifası açısından kendiliğinden mücbir sebep oluşturmaz. Mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için pandeminin yarattığı sonuçlar ile sözleşmenin ifasının engellenmesi arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Bir olayın mücbir sebep olup olmadığının somut olayın özelliklerine göre tespit edilmesi gerekir. Bir sözleşme için mücbir sebep teşkil eden durum başka bir sözleşme için mücbir sebep teşkil etmeyebilir. Bu itibarla Covid-19, her durumda mücbir sebep oluşturduğu genellemesinden hareket edilemez; bir başka deyişle, her somut sözleşme için Covid-19’un mücbir sebep oluşturup oluşturmadığı denetlenmelidir (Kırca, Karakaş, s. 7).\".<br>\tBu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; gerek taraflar arasındaki 16.02.1996 tarihli sözleşmenin 2.1., gerekse de 23.08.2011 tarihli sözleşmenin 5.1. maddesine göre, davalı şirket bu sözleşme ile davacının gereksinim duyduğu Geliştirilmiş Sistemin tüm parçalarını üretecek/tedarik edecek, hasar ve ziyan riski kendisine ait olmak üzere Türkiye'ye getirip alıcı davacının göstereceği merkeze kuracak, işletime alacak, Geliştirilmiş Terminalleri depolardan bayilere taşıyacak, kuracak, iletişim ağına bağlayacak, işletime alacak, Geliştirilmiş Sistemle ilgili tüm idari, işletme, tamir, bakım ve destek hizmetlerini verecektir. <br>\tDavacının indirim talep ettiği ücretlerin ise sözleşmenin 10.1. maddesinin D, E, F, G, H bentlerinde düzenlenen ve davalı tarafça verilen bakım ve tamir hizmetlerine yönelik, sabit ücretlere veya kurulu Gelişmiş Terminal başına değişen ücretlere ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Zira artık davalı taraça Geliştirilmiş Sistemin ve Geliştirilmiş Terminallerin davacıya satılması, davacının gösterdiği merkezde ve bayiler nezdinde kurulması, işletime alınması aşamaları tamamlanmış, gerek davacının merkezinde kurulan Geliştirilmiş Sistemin gerekse de bayilerde kurulan Geliştirilmiş Terminallerin işletildiği, tamir, bakım ve destek hizmetlerinin verildiği dönem başlamıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık da bu dönemde meydana gelmiştir. <br>\tBu noktada öncelikle dikkat edilmesi gereken husus, davalının da aynı pandemi koşullarının geçerli olduğu dönemde, sözleşmede kendisine düşen hizmet yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmiş bulunduğudur. Gerçekten de davalının aynı pandemi döneminde, sözleşme ile kendisine düşen hizmet borcunu tamamen ifa ettiği, davacının da kabulündedir. Oysa pandemi koşulları nedeniyle davalının giderlerinde de herhangi bir azalma olmamış, sözleşmenin başlangıcında belirlenen ifa koşulları, davalı açısından da pandemi nedeniyle aynı oranda kötüleşmiştir. Dolayısıyla davacı tarafça mücbir sebep hukuki nedenine dayanılarak, aynı dönemde aynı koşullarla tüm idari, işletme, tamir, bakım ve destek hizmetlerini yerine getiren davalıdan, ücret indirimde bulunması talep edilemez. <br>\tİkinci olarak 23.08.2011 tarihli sözleşmenin sözleşmenin 10.1. maddesinin D, E, F, G, H bentlerinde, davalıya yapılacak ödemelerin tespitinde, hasılata göre değişen bir hesaplama yöntemi tercih edilmemiş, tam tersine 10.2. maddesinde, sözleşmenin 10.1. maddesi uyarınca davalıya yapılacak ödemelerden terminal sayısı ile bağlantılı olanların, kurulu Geliştirilmiş Terminal/Terminal sayısı baz alınarak ve her ödeme dönemindeki Geliştirilmiş Sisteme bağlı olduğu gün sayısı esas alınarak tespit edileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla taraflar daha sözleşmenin kuruluş aşamasında, Geliştirilmiş Terminallerin bilet satışına açık/kapalı olup olmaması veya bayilerin çalışıp çalışmaması hususunun, davalıya ödenecek ücretin tespitinde etkili olmayacağını kararlaştırmışlardır. Böylece taraflar, bayilerin kendi iş yerlerinde kurulu bulunan Geliştirilmiş Terminallerini herhangi bir sebeple hiç açmayabileceklerini başlangıçta düşünmüş ve bu durumu davalıya ödenecek hizmet bedelinin hesaplanmasında dikkate almamıştır. O halde davalıya yapılan ödemelerin şans oyunu hasılatları çok olduğunda artmadığı gibi, az olduğunda da azalmaması gerekir. Davalı tarafça işbu dava konusu döneme ilişkin olarak düzenlenen faturada talep edilen ücretin anılan maddeye uygun şekilde, Geliştirilmiş Terminal/Terminal sayısı ve Geliştirilmiş Terminallerin Geliştirilmiş Sisteme bağlı, diğer bir deyişle oyun oynatılabilir (aktif) durumda olduğu gün sayısı esas alınarak hesaplandığı hususu davacının da kabulündedir. <br>\tBu durum karşısında Dairemizce de ilk derece mahkemesinin, somut uyuşmazlık yönünden Covid-19 kaynaklı pandemi koşullarının, davacı yönünden mücbir sebep teşkil etmediğine dair tespitinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tYine 18.10.2023 karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'nin 13/4. maddesi uyarınca, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Bu hükümde döviz cinsinden alacaklar için ayrık bir düzenleme getirilmediğine göre, ilk derece mahkemesince somut uyuşmazlık yönünden de davanın tamamen reddi nedeniyle davalı vekili yararına maktu vekalet ücreti takdirinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t3-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 157,75‬ TL bakiye harcın davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t4-İstinaf aşamasında davacı ile davalı şirket Kurumu tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ea2b334451e7210","SID":"06267ec3c1b35a26"}}