{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/256 <br>KARAR NO\t: 2024/547<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                          K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/422 E.  -  2020/160 K.<br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>...<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/09/2020 Tarih ve 2019/422 Esas - 2020/160 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili firmanın 1984 yılında dondurma sektörüne giriş yaptığını, “...” markasının çeyrek yüzyıllık öyküsünde Türk dondurma severleri 200’e yakın yeni ürün ve lezzetle tanıştırdığını, “...” ibaresinin 2000/26120 sayı ile 29 ve 30. sınıflarda 30/12/2002 tarihinden bu yana müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı adına 2018/16796 sayı ile işlem gören “...” ibareli markanın yayınına yaptıkları itirazın reddedildiğini, markaların ortalama seviyedeki tüketici tarafından ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin “...” markasını 19 yıldır kesintisiz bir şekilde kullanmakla birlikte tüketici nezdinde tanınmış hale getirdiğini, dava konusu markanın görsel ve işitsel benzerliğin yanı sıra aynı emtia gruplarında tescil başvurusuna konu edildiğini, davalı yanın dava konusu markayı kötüniyetli olarak tescil başvurusuna konu ettiğini ileri sürerek 2019-M-7315 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2018/16796 sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili, markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvuru markası bileşke marka şeklinde oluşturulmuş olup asli ve marka algısı yaratan unsurun “...” ibaresinin bütünü olduğunu, bu ibareden, toplumda yaygın olarak bilinen ve kullanılan, tek başına ayırt edici yönü zayıf olan, farklı kelime veya unsurlarla kullanılabilen “...” kısmını alarak iltibas ihtimali ileri sürmenin hukuken kabul edilemeyeceğini, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, karşılaştırılan markaların yazılış ve okunuşta ve görsel olarak birbirinden farklı olması nedeniyle alıcı nezdinde karışıklık yaratmasının söz konusu olmayacağını, ortalama tüketicinin kelimenin ilk hecesine, diğer kısımlarına nazaran daha büyük dikkat verdiğini, kelimelerin sonunda yaygın biçimde karşılaşılan son eklerin veya hecelerin kelimenin işitsel karakteri üzerinde daha az etkiye sahip olduğunu, ancak bu durumun kelimenin başlangıç kısmının tanımlayıcı olması ya da kelimenin vurgusunun son kısımda yoğunlaşması durumunda geçerli olmayacağını  savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, itiraza mesnet markanın 30.12.2002 tarihinde tescil edildiği, dava konusu marka başvurusunun 20.02.2018 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla itiraza mesnet markanın kullanmama def'ine konu olabilecek bir marka olduğu, ... nezdinde yapılan itiraz aşamasında, davalı başvuru sahibinin kullanmama def’i ileri sürdüğü, davacı itiraz sahibinin, itiraz gerekçesi markayı kullandığına dair herhangi bir delil sunmadığı, davacı tarafın kullanıma ilişkin delil sunmaması nedeniyle, davaya konu marka başvurusuna SMK m.6/1 hükmü bağlamında itiraz edemeyeceği, bu nedenle salt bu sebeple SMK m.6/1 hükmü bağlamında ileri sürdüğü itirazının reddi gerekeceği, bu nedenle, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından verilen kararda ve buna müteakip Yeniden İnceleme ve eğerlendirme Kurulu tarafından tesis edilen kararda, iptalini gerektirecek hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davanın, YİDK kararının iptali isteminin yanı sıra, aynı zamanda markanın hükümsüzlüğü istemini de içerdiği, hükümsüzlük istemi bakımından davalı şirketin kullanmama def'i ileri sürmediği, dolayısıyla bu istem bakımından SMK m.6/1 hükmü bağlamında iltibas tehlikesi değerlendirmesi yapılması gerektiği, dava konusu marka kapsamında bulunan 29. ve 30. sınıfta yer alan “Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar.” emtiası davacının gerekçe olarak gösterdiği “...” ibareli markada aynen yer aldığı, itiraza mesnet olarak gösterilen marka kapsamında yer alan gıda emtiaları, aynı zamanda dava konusu davalı markasında yer alan “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile benzerlik ihtiva ettiği, zira itiraza mesnet markada belirtilen emtianın 43/1. altsınıftaki hizmet verilen işletmelerce satılabildikleri, bu nedenle aynı tür tüketici kesimine hitap ettikleri, bununla birlikte, dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf:Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” yönünden de benzerlik şartının gerçekleştiği, davacı taraf, markaları kapsamında yer alan 29 ve 30. sınıftaki malların üretimi, satış ve pazarlamasını yaparken markasını kullanma hakkına sahip olduğu gibi, bu marka altında 29 ve 30. sınıftaki malları satmaya özgülenmiş “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri”ni gerçekleştirmesine engel bulunmadığı, bu nedenle söz konusu hizmet grubu bakımından da emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, dava konusu marka kelime ve şekil unsurundan oluşan karma bir marka olduğu, “dondurma” ve “...” kelimelerinin birleşimi ile oluşturulan markada, “dondurma” kelimesinin sonundaki “a” harfi markaya eklemlenmiş ve “...” kelimesinin başındaki “a” harfi hem “dondurma” hem “...” kelimelerinde ortak olarak kullanıldığı, dava konusu marka yazıldığı gibi okunmakta olup, tüketicilerin markayı “dondurma ...” olarak algılamalarının muhtemel olduğu,  “dondurma” ve “...” kelimelerinin birleşik halde yazılması ile yeni bir anlam ortaya çıkmadığı, “...” kelimesinin “Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi, sevda, amor” anlamı taşıdığı, davacıya ait marka, kapsamında yer alan emtia yönünden herhangi bir tanımlayıcılığı bulunmamakla birlikte, “...” kelimesi genel olarak ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, dava konusu marka kapsamında bulunan diğer kelime ise “dondurma” ibaresi olduğu, bu kelimenin, “dondurma” kelimesine atıf yapdığı, ortak olduğu belirtilen ürün grubu yönünden bu kelimenin tanımlayıcı olduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, markalarda ortak olarak bulunan \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olduğu, ortalama tüketicinin markaları bir bütün olarak değerlendireceği, zayıf ibarelerin bulunması halinde markanın bütününe hakim olan görünüş dikkate alınarak iltibas değerlendirilmesi yapılması gerektiği, zira kendisine zayıf bir işareti marka olarak seçen kimsenin, bu zayıf işaret üzerinde yapılacak küçük çaplı değişikliklere oluşturacağı markanın kullanımını engelleyemeyeceği, aksi düşüncenin ticari hayatta sıklıkla kullanılan ayırt ediciliği düşük zayıf ibarelerin tek bir kişinin tekeline verilmesi sonucuna yol açacağı, bu hususun ise serbest işleyen piyasa ekonomisinde haksız rekabete neden olacağı, somut olayda da \"...\" ibaresinin tek başına ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olmasının yanı sıra, davaya konu markanın salt \"...\" ibaresinden oluşmadığı, bu ibareye eklemlenen şekil unsurları ile birlikte bir bütün olarak \"...\" şeklinde ilgili tüketici kesiminde markasal ayırt ediciliğinin bulunduğu, daha önce davacıya ait markayı gören, bu markalı emtiadan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketicinin, dava konusu markalı emtialar ile karşılaştığında, bu emtialardan yararlanmak için ayıracağı süre içerisinde, söz konusu markanın davacı markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağı, bu nedenle SMK m.6/1 hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmeyeceği,  bunun haricinde davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük istemi yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan raporun denetim ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dava konusu marka ile müvekkili firmaya ait “...” ibareli markanın ortalama seviyedeki tüketici tarafından ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu marka ile davaya mesnet markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, bilirkişi tarafından tanzim edilen denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz raporun kabul edilemeyeceğini, müvekkili firmaya ait “...” hakim unsurlu markalar ile iltibas yaratacağını, ayrıca markalar arasında var olan yüksek benzerliğin yanı sıra, davalı yanın davaya konu markasını kötüniyetli olarak tescil başvurusuna konu ettiğini, aksi yöndeki karar bakımından istinaf kanun yoluna başvurulması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.        <br> <br>GEREKÇE\t: 1-Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 19/2. maddesi uyarınca, 6. maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunmasının talep edilebileceği, itiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itirazın reddedileceği, itiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itirazın, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak inceleneceği, itiraza mesnet markanın 30.12.2002 tarihinde tescil edildiği, dava konusu marka başvurusunun 20.02.2018 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla itiraza mesnet markanın kullanmama def'ine konu olabilecek bir marka olduğu, somut uyuşmazlıkta, ... nezdinde yapılan itiraz aşamasında, davalı başvuru sahibi kullanmama def’i ileri sürdüğü, davacı itiraz sahibi, itiraz gerekçesi markayı kullandığına dair herhangi bir delil sunmadığı, davacı tarafın kullanıma ilişkin delil sunmaması nedeniyle, davaya konu marka başvurusuna SMK m.6/1 hükmü bağlamında itiraz edemeyeceği, bu nedenle salt bu sebeple SMK m.6/1 hükmü bağlamında ileri sürdüğü itirazının reddi gerekeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin YİDK davasına yönelik istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2- Hükümsüzlük davasına ilişkin istinaf itirazlarına gelince, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalının \"...+Şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasından sonra davacı tarafça ... ibareli markaya dayanılarak yapılan itiraz sonucunda verilen YİDK kararında markalar arasında iltibas bulunmaması nedeniyle davacının itirazının reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markası arasında, somut uyuşmazlıkta başvuru kapsamında bulunan mallar yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu ibarenin \"...\" olduğu, başvuru konusu ibarede karşılaştırmada esas alınacak ibarenin \"...\" olduğu, zira dondurma ibaresinin tanımlayıcı ve herkesin kullanımına açık bir ibare olduğu, iltibas karşılaştırmasında dikkate alınamayacağı, davacı markasının da \"...\" ibaresinden oluştuğu, bu itibarla taraf markalarında karşılaştırılacak ibarelerin aynı olduğu, \"...\" ibaresinin başvuru kapsamında bulunan mallar için zayıf bir ibare olarak da nitelendirilemeyeceği, bu nedenle de tarafların markalarının görsel, anlamsal ve işitsel olarak benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığı kanaatine varılmıştır.  <br>\tAncak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile düzenlenen bilirkişi raporuna göre; \"29. Sınıf: Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar, 30. Sınıf: Dondurmalar, yenilebilir buzlar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü mevye ve sebzeler, salçalar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri. 43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\"nin aynı/benzer olduğu, zira karşılaştırılan malların dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu kanaatine varılmıştır. <br>\tBu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunduğu için davanın benzer bulunan emtia için kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin hükümsüzlük davasına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin YİDK iptaline ilişkin dava yönünden istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin hükümsüzlük davası yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 16/09/2020 gün ve 2019/422 Esas - 2020/160 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Türk Patent ve Marka Kurumunun 2019-M-7315 sayılı YİDK kararının iptaline ilişkin davanın REDDİNE,<br>\t4-Hükümsüzlük davasının KABULÜ ile, davalı adına tescil edilen 2018/16796 sayılı  “...” ibareli markanın, \"29. Sınıf: Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar, 30. Sınıf: Dondurmalar, yenilebilir buzlar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü mevye ve sebzeler, salçalar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri. 43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri \"yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,\t<br>\t5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,2‬0 TL'nin davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Türk Patent ve Marka Kurumuna verilmesine, <br>\t8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 146,00 TL tebligat ve istinaf aşamasında yapılan 121,90 TL posta masrafı ile 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.288,6‬0  TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2'si olan 1.144,3‬0 TL'ye, 44,40 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 1.233,1‬0 TL'nin   davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t9-Davalı ... ve davalı şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>   11-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"acd427d25ae2d94b","SID":"fd516573e1792773"}}