{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/257 <br>KARAR NO\t: 2024/546<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/36 E.  -  2021/393 K.<br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/11/2021 tarih ve 2021/36 E. - 2021/393 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, internetin ticari amaçlarla kullanılmasının öncülerinden biri olan müvekkili şirketin, 1995 yılından bu yana “...” ticari markasını ve ticaret adını sürekli olarak birçok ürün ve hizmet ile bağlantılı olarak kullandığını, müvekkilinin Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı çeşitli ilaçların üretim ve satışını üstlendiğini ve  \"...+...\" markalı ilaçları yalnızca www...com internet sitesi üzerinden satışa sunduğunu,  \"...+...\" markalı ilaçların, herkesin uygun fiyatlı ilaç ve tedaviye ulaşabilmesi amacıyla yaratıldığını, müvekkilinin “... ...” ve türevi markalarının EUIPO’nun yanı sıra pek çok ulusal marka ofisi nezdinde de tescilli olduğunu, YİDK kararının aksine \"...+...\" markasının SMK’nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca ayırt edici niteliğinin bulunduğunu, cins, kalite, vasıf bildirmeyen ve tanımlayıcı olmayan bir marka olduğunu, 05. sınıfta bulunan ilgili malların herhangi bir özelliğini tanımlamadığını, bu malların hedef tüketici kitlesinde kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olduğunu, İngilizce olan “...” ve “...” ibarelerinin birlikte bir anlam içerecek şekilde kullanılmadığını, yüksek ayırt ediciliği bulunan  şekil unsuruyla birbirlerinden ayrıldığını, markanın ilk bakışta şekil unsurunun dikkati çektiğini, müvekkili şirket markası ile ilgili değerlendirme yapılırken  \"...+...\" ibaresinin ortalama Türk tüketicisinde oluşturduğu algıya göre karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin \"... + ...\" markasının ABD ve Kanada gibi İngilizce'nin ana dil olduğu ülkelerde tescil edildiğini ileri sürerek 2020-M-10170 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı ... vekili, başvuru markasının, aralarında “+” işareti ile ayrılmış “... ...” şeklindeki kelime kombinasyonundan oluştuğunu, “...” ibaresinin “temel, esas, esaslı” gibi anlamlarının bulunduğunu, “...” ibaresinin ise başvuruya konu malların ilgili olduğu alanda “bakım, tedavi” gibi anlamlara geldiğini, İngilizce bu kelimelerin anlamlarının başvuruya konu malların hitap ettiği tüketicilerin büyük bölümü tarafından bilineceğini, “... ...” kelime kombinasyonunun İngilizce anlam, söz dizimi ve dil bilgisi kurallarına uygun olarak, her birinin ayrı ayrı tanımlayıcı nitelikteki “...” ve “...” kelimelerinin basit ve sıradan şekilde bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, markanın yurtdışında bir veya birden fazla sayıda ülkede tescilli olmasının, marka haklarının ülkesel niteliği karşısında, söz konusu markanın Türkiye’de de tescil edilmesi zorunluluğunu getirmediğini, başvuru sahibinin bağlı olduğu ....Com, Inc. şirketinin “...” ibareli markanın tanınmışlığı iddiasının ise somut olayla alakalı olmadığını,   müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer aldığı halde SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükmü uyarınca davalı tarafından başvurudan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan emtianın; “Alerji hafifletici ilaçlar; analjezikler; antasitler; antihistaminler; antitüssif soğuk algınlığı müstahzarları; antidiyareik müstahzarlar; öksürük şurupları; balgam söktürücüler; dekonjestan kapsüller ve tabletler; dekonjestan burun spreyleri; laksatifler; tıbbi gastrointestinal müstahzarlar; şişkinlik tedavisi için farmasötik müstahzarlar; uyku hapları; ilaçlı sigara bırakma sakızları ve pastiller.” malları olduğu, markanın “temel bakım, basit tedavi” gibi anlamlara geldiği, markada sağlık sembolü olarak bilinen \"+\" işaretinin, kare biçimindeki bir konuşma baloncuğunun içine yerleştirilmesi ile oluşturulmuş bir şekil unsurunun da bulunduğu, dava konusu markanın kelime ve şekilden oluşan bütünsel kompozisyonu itibariyle umumi intiba olarak, çekişme konusu 05. Sınıftaki mallar bakımından somut ayırt edici niteliği bulunduğu, bu bağlamda \"... + ...\" şeklindeki marka işaretinin, bütünsel açıdan 05. Sınıftaki çekişme konusu mallar bakımından SMK m.5/1-b bendi kapsamında tescil engeli içermediği, diğer yandan başvurusu yapılan markada yer alan ... kelimesinin, 05. Sınıftaki mallarda yaygın kullanıldığı, zayıf markasal unsur olan ... kelimesinin farklı sözcüklerle ve hatta “...” gibi herkesin kullanımına açık ibarelerle tesciline cevaz verildiği, bu kapsamda davacı markasındaki ... kelimesi ile şekil unsurunun markaya yeterli ayırt ediciliği sağladığı, tüm bunların yanı sıra; “... + şekil + ...”  markasının SMK m.5 hükmünde düzenlenen genel ve re'sen gözetilmesi gereken sair mutlak tescil engellerinden herhangi birini içermediği gerekçesi ile davanın kabulü ile, 2020-M-10170 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru konusu ibarenin bir bütün olarak ihtiva ettiği anlam ve oluşturduğu direkt algı göz önüne alındığında, ibarenin ret kararına konu malların vasfını, özelliğini, kullanım amacını belirten tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğu görüldüğünden başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(c) bendi uyarınca kısmen reddine yönelik kararın hukuka uygun bulunduğunu, ilaveten, münhasıran tanımlayıcı nitelikteki ibareden oluşan başvurunun, ret kararına konu malları, diğer teşebbüsler tarafından üretilen/sunulan aynı/aynı türdeki mallardan ayırt etme vasfından da söz edilemeyeceğinden başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1- (b) bendi uyarınca reddi kararının da isabetli olduğunu, markanın yurtdışında bir veya birden fazla sayıda ülkede tescilli olmasının, marka haklarının ülkesel niteliği karşısında, Türkiye’de tescil edilmesi zorunluluğunu getirmediğini, dava konusu YİDK kararının usule ve yasaya uygun bulunduğunu, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5/1-b maddesinde, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceklerinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bu hükme göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin, marka olarak tescil edilmelerinin mümkün olmadığı, somut olayda markanın “temel bakım, basit tedavi” gibi anlamlara geldiği, başvuru konusu markada \"+\" işaretinin, kare biçimindeki bir konuşma baloncuğunun içine yerleştirilmesi ile oluşturulmuş bir şekil unsurunun da bulunduğu, dava konusu markanın kelime ve şekilden oluşan bütünsel kompozisyonu itibariyle umumi intiba olarak, çekişme konusu 05. Sınıftaki mallar bakımından somut ayırt edici niteliği bulunduğu, bu bağlamda \"... + ...\" şeklindeki marka işaretinin, bütünsel açıdan 05. Sınıftaki çekişme konusu mallar bakımından SMK m.5/1-b bendi kapsamında tescil engeli içermediği, diğer yandan aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacaklarının hüküm altına alındığı, bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesinin gerektiği, bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesinin mümkün olmayacağı, tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğinin tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescilinin mümkün olacağı, somut olayda başvurusu yapılan markada yer alan ... kelimesinin, 05. Sınıftaki mallarda yaygın kullanıldığının belirlendiği, bu kapsamda davacının markasındaki ... kelimesi ile şekil unsurunun markaya yeterli ayırt ediciliği sağladığı, ayrıca başvuru konusu markanın genel ve re'sen gözetilmesi gereken sair mutlak tescil engellerinden herhangi birini de içermediği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ...  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin  davalı ...  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2024\t\t\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa3ba6d539f6b692","SID":"9440e980b7801d09"}}