{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/207 <br>KARAR NO\t: 2024/438<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                       K A R A R <br><br><br>BBAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/107 E.  -  2021/347 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/10/2021 Tarih ve 2021/107 Esas - 2021/347 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilleri firmanın, “...” markasını, 2002/12245 tescil numarası ile 18.05.2004 yılında tescil ettirdiğini, 2011/85556 tescil numarası ile 24.04.2013 yılında tekrar başvuruda bulunulduğunu, Türkiye’de müvekkilleri adına tescilli olan “...” markasının uzun yıllardır var olan ve alanında tanınmışlığa ulaşmış lider bir marka olduğunu, müvekkilleri firmanın eski çalışanlarından olan ... isimli şahısın ortağı/çalışanı olduğu, ... Makina Sanayi Ticaret AŞ adına 17.09.2019 tarihinde 2019/87510 başvuru numarası ile “...” markası için tescil talebinde bulunulduğunu, müvekkilleri firma tarafından itiraz edildiğini, iş bu itirazın reddedilmesi sonucu ret kararına karşı itirazda bulunulduğunu ve YİDK tarafından itirazın değerlendirilip reddine karar verildiğini, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırılık oluşturduğunu, “...” markasının kullanımının müvekkillerinin korumaya haiz olan “...” markasına açıkça saldırı niteliği taşıdığını, somut olayda “...” marka logosunda kullanılan mavi renk ile “...” markasının aynı renklerde başvuruya konu edildiğini, görsel ve telaffuz bakımından incelendiğinde de işaretlerde ortak olan (“...”) ibaresinin hemen göze çarptığını, “...” ibaresinin devamında yer alan “...” ibaresinin tanımlayıcı özelliğinin olması sebebiyle ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bahsi geçen markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvuru sahibinin başka bir ifade seçme olanağı mevcutken müvekkillerine ait “...” ve “... ...” ibareli marka ve ticaret unvanının ayırt edilmeyecek derecede benzerini seçmesinin, kötüniyetin göstergesi olduğunu, \"...\" başvurusunda bulunan şirketin, müvekkillerinin “...” markasını bilmemesinin imkansız olduğunu, başvuru sahibinin ortağı/çalışanı “...” isimli kişinin, 01.03.2001 - 25.10.2008 tarihleri arasında müvekkilleri şirkette personel olarak çalıştığını, davalı şirketin bu tutumunun iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, 2019/87510 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, YİDK kararının, usul ve yasaya uygun olarak verilmiş bir karar olduğunu, söz konusu markaların görsel, işitsel, kavramsal olarak ve bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, diğer farklı unsurları görmeksizin parçalara bölerek inceleme yapılmasının mümkün olmadığını, dava konusu başvuru markasını görenlerin hiçbir zaman markayı davacının itiraz markaları olarak algılamayacağını, markalar benzer olmamakla birlikte, dava konusu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5. maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığını, başvurunun kötüniyetle gerçekleştirildiği iddiasının da davacı tarafça itiraz aşamasında somut bilgi, belge ve delil ile ispatlanamadığından, 6769 s. SMK’nın 6/9. maddesi kapsamında yapılan itiraza da itibar etmenin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, dava konusu edilen \"...\" ile \"...\" markalarının, \"görsel\", \"işitsel\" ve \"kavramsal\" olarak bir bütün olarak bakıldığında iltibasa yol açacak şekilde bir benzerlik taşımadığını, halk nezdinde karıştırmaya yol açabilecek bir benzerlik olmadığını, gerek yazım stilleri ve gerekse logo itibariyle farklı olduğunu, müvekkili şirketin kurucuları veya ortakları arasında ... isimli bir şahsın yer almadığını, ...’nun davacının şirketinde belirli bir süre çalışması olmasının, davacının kötüniyet iddiasını kanıtlamaya yeterli bir durum oluşturmadığını, müvekkilleri şirketin marka başvurusunun kötüniyetle yapılmış olduğuna ilişkin herhangi bir somut bilgi, belge ve delilin mevcut olmadığını, davacının şirkette bir süre çalışmış olan bir elemanının, müvekkilleri şirkette işe girip çalışmış olmasının tek başına kötüniyetin varlığını ortaya çıkarmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2019/87510 sayılı \"...\" ibareli davalı markasının dava konusu edilen 6. sınıfta yer alan “Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama, yerleştirme amaçlı metalden malzemeler ve araçlar: metalden mamul yapılar, metalden inşaat iskeletleri ve dikmeleri, metal kutular, metal ambalajlar, alüminyum folyo, metalden çitler, korkuluklar, metalden tüpler, metal kaplar, madeni depolar, metal nakliye sandıkları, metal portatif merdivenler.. Metalden havalandırma, ısıtma, kanalizasyon, telefon, yeraltı elektrik ve iklimlendirme tesisatları için havalandırma kanalları, menfezler, menfez kapakları, bacalar, baca şapkaları, menhol (baca) kapakları, ızgaralar.. Metalden mamul sıvı veya gaz nakli amaçlı borular, sondaj boruları ve bunların bağlantı parçaları: metalden vanalar, manşonlar, dirsekler, klipsler, uzatmalar. Madeni para kasaları..” mallarının, davacı şirketin itiraza dayanak 2002/12245 sayılı markasında yer alan mallar ile aynı/aynı tür veya benzer olduğu, davaya konu 2019/87510 sayılı davalı şirket markası ile davacı şirketin itiraza ve hükümsüzlük talebine dayanak, aynı/aynı tür veya benzer mallar açısından tescilli 2002/12245 sayılı markası arasında, benzerlik ve bu benzerlik neticesinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacı yan markalarının, SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı, 2019/87510 sayılı davalı şirket markasına ait başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığına dair dosya kapsamında bilgi ve belgeye rastlanılamadığı, YİDK kararının yerinde olmadığı, hükümsüzlük ve terkin koşullarının kısmen oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 27.01.2021 tarih 2021/M-450 sayılı kararının davaya konu markanın 6. sınıftaki “Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama, yerleştirme amaçlı metalden malzemeler ve araçlar: metalden mamul yapılar, metalden inşaat iskeletleri ve dikmeleri, metal kutular, metal ambalajlar, alüminyum folyo, metalden çitler, korkuluklar, metalden tüpler, metal kaplar, madeni depolar, metal nakliye sandıkları, metal portatif merdivenler.. Metalden havalandırma, ısıtma, kanalizasyon, telefon, yeraltı elektrik ve iklimlendirme tesisatları için havalandırma kanalları, menfezler, menfez kapakları, bacalar, baca şapkaları, menhol (baca) kapakları, ızgaralar.. Metalden mamul sıvı veya gaz nakli amaçlı borular, sondaj boruları ve bunların bağlantı parçaları: metalden vanalar, manşonlar, dirsekler, klipsler, uzatmalar. Madeni para kasaları..” bakımından iptaline, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait markalarda yer alan 35. Sınıftaki perakendecilik hizmetleri, aynı kabul edilen mallar açısından benzer olmadığı gerekçesi ile reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilakis perakendecilik yönünden bu malların hitap ettiği sınıf aynı bulunduğunu, bu haliyle hizmetin kapsamının “perakende veya toptan satış ortamlarında, malların satış amacıyla tüketicilere sunumu” olduğunu,  müvekkili firma ile davalı firmanın internet sitelerindeki sunumlarının, hitap ettikleri sınıfın birebir aynı bulunduğunu, müvekkili şirketin tanınmışlığı konusunda gerekli araştırmanın yapılmadığını, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, davalı tarafın ...'nun kendi şirketleri bünyesinde çalıştığını ikrar etmiş olmasına rağmen bu hususta şirketin diğer ortakları arasındaki illiyet bağını araştırmadan kötüniyet iddiasını kabul etmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeleri içeren bilirkişi raporuna itibar ederek davanın kısmen kabulüne ilişkin vermiş olduğu kararın usule ve hukuka açıkça aykırı bulunduğunu, mahkemenin dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı yönünde \"hukuki\" değerlendirme yapmak suretiyle karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporuna itibar ederek bilirkişi raporu doğrultusunda vermiş olduğunu,  her iki markanın da kendisine özgü bir marka olduğunu, görsel, işitsel ve kavramsal olarak halk nezdinde yarattıkları izlenim açısından birbirleriyle ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığını, kapsamlarının benzer olmadığını, eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde markalar arasında benzerlik bulunduğu yönündeki bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul karar verilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, itiraz markalarında yer almayan “...” ibaresi ile ve karakteristik şekil unsuru ile birlikte bir bütün olarak apayrı bir marka örneği olan “...” ibareli başvuru markasının bütününden, “...” kısmını alarak “...” ibaresini içeren itiraz markaları ile karıştırma ihtimalinden bahisle, benzerlik iddiasında bulunulduğunu, bu durumun bütünsel yaklaşıma, dolayısıyla marka hukuku ilkelerine aykırı olduğunu, markaların benzer olmadığını, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5. maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığını, davacı tarafça itiraz aşamasında somut bilgi, belge ve delil ile ispatlanamadığından, 6769 s. SMK’ nın 6/9 maddesi kapsamında yapılan itiraza da itibar etmenin  mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının itirazına mesnet markası ile davalının başvurusuna konu markanın, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallardan yararlanım için ayırdığı satın alım süresi içinde, davalının başvurusuna konu işareti gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalardan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, ibareler arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, davacı yan markalarının, SMK’nın 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı, zira koşulların bulunmadığı, diğer yandan 2019/87510 sayılı başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığına dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davalılar vekillerinin istinaf itirazlarına gelince, davalının  “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacı Şirketin ... markasını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, itirazının reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davalının başvurusuna konu marka ile davacının itirazına mesnet  markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede,  davalının başvurusuna konu biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan marka işareti ile davacının itirazına mesnet gösterdiği, markası arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, ortalama tüketicilerin davalının başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır. <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı ... vekilinin ve davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/10/2021 Tarih ve 2021/107 Esas - 2021/347 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t3-DAVANIN REDDİNE, <br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davalı ... ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,<br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 50,00.TL ve 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvuru harç tutarı eklenerek oluşan toplam 212,1‬0 TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ... verilmesine,<br>\t7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yatırılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine,<br>\t8-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalı ... ve davalı şirketten ayrı ayrı peşin olarak alınan 59,30.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan taraflara iadesine,<br>\t11-Davacıdan alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8bee9ef008b6439","SID":"07afc1ea6c2d9d0f"}}