{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1107 <br>KARAR NO: 2024/219<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2021<br>NUMARASI: 2017/1284 Esas -  2021/162 Karar\t  <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı müvekkil ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 01/01/2016 - 31/12/2016 tarihleri arasında ödenmeyen 8.640,94 TL cari hesap borcundan dolayı, (borçlu) davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında taraflarınca  ilamsız icra takibi yapıldığını ve borçlunun söz konusu takibe itirazı ile takibin durduğunu, takip dayanağının  01/01/2016 - 31/12/2016 tarihleri arasındaki 8.640,94 TL cari hesabının olduğunu, söz konusu cari hesabın taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığını, davalının söz konusu borca itirazının haksız olduğunu,  takibi ve alacağı uzatmaya yönelik olduğunu belirterek borçlu - Davalının İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile takibin devamına,  davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ile ücret-i vekâletin davalı borçluya yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin davacıdan 07/05/2016 tarihinde ... nolu fatura ile 375 adet siyah iletken formliner aldığını, müvekkilinin alınan bu ürünleri \"...\" adı verilen büyük çuvalların içerisine yerleştirdiğini ve müşterisine gönderdiğini, müşteri tarafından BİGBAGlerin kullanımı esnasında davacıdan alınan formlinerlerin hatalı ve ayıplı olduğunun tespit edildiğini ve müvekkil firmadan içerisindeki formlinerlari hatasız ve ayıpsız olan 220 adet yeni ... istemiş olduğunu, müvekkilinin  müşterisinden gelen bu ayıp bildirimini aynı gün doğrudan davacı şirketin yetkilisi ... ilettiğini, davacı şirket tarafından bu eksiklik giderilmeyince müvekkilinin bir başka şirketten 220 adet formliner satın almak ve müşterisine 220 adet içerisinden formliner bulunan yeni \"BİG BAG\"leri göndermek zorunda kaldığını, müvekkilinin davacıdan aldığı 220 adet ayıplı formliner yerine başka bir firmadan almış olduğu formlinerlardan ve müşterisinin çuvalların içerisine koyduğu zarar gören ürünlerden ötürü zarara uğradığını belirterek davanın reddine, dava konusu uyuşmazlığın % 20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Yapılan yargılamada ve incelemede taraflar arasında bir satım ilişkisi olduğu davacı tarafından davalıya siyah iletken formliner malının satıldığı ve davacı tarafça bu satılan malların bedellerinin talep edildiği davalı tarafça da malların ayıplı olması nedeni ile bedelin talep edilemeyeceği yönünde savunma ileri sürüldüğü anlaşılmıştır. Teknik bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde malların ayıplı olduğu hususunun tespit edilemeyeceği bu kapsamda bir ihtarname vb ile davacıya bildirimde bulunulmadığı, en azından buna dair belgelerin dosyada bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir. Ancak davacı tarafın alacak iddiaları irdelenmelidir. Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacı tarafın davalıdan takip tarihi itibariyle 8.640,94 TL alacaklı olarak göründüğü, davalı tarafın ise kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davacıdan 395,15 TL alacaklı olarak göründüğü anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki defterlerin uyuşmadığı tek nokta davalı tarafça keşide edilen 9.034,08TL bedelli reklamasyon faturası olduğu anlaşılmıştır. Bu fatura ise satıma konu malların ayıplı olduğu iddiası ile düzenlenmiştir. Ancak yukarıda da izah ettiğimiz üzere davalı taraf ayıp iddialarını ispatlayamamıştır. Bu nedenledir ki davacı taraf karşılıklı olarak birebir örtüşen ticari defterler kapsamında talebi gibi alacaklı konumdadır ve bu hususu ispatlamıştır. İzah olunan gerekçeler ile davacının davasının  sübut bulduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında; davalının 8.640,94 TL alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamnına, alacağın likit niteliği göz önünde bulundurularak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, müşterisinden gelen ayıp bildirimini aynı gün doğrudan davacı şirketin yetkilisi ...'a ilettiğini, kendisinin eksiklerin giderileceğini beyan ettiğini, bu hususun, karşı tarafın da kabulünde olduğunu, davacının verdiği sözü tutmaması üzerine müvekkilinin, söz konusu reklamasyon faturasını ve sürecin izahatını birçok defa davacı şirkete gerek posta gerekse kargo yolu ile gönderdiğini, müvekkilinin sözlü ayıp ihbarından netice alınamaması üzerine davacı şirkete Kadıköy .... Noterliği'nin 05.07.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, bu ihtarname ile gerek sürece dair bilgilendirme gerekse \"reklamasyon faturası\"nın bir kez daha gönderildiğini ve bakiye cari hesap alacağı olan 393,15 TL'nin müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini, hal böyle iken ve müvekkilinin malların ayıplı olduğunu davacı yana telefonda bildirdiği hususunda taraflar arasında da bir çekişme yok iken ve dosyada noter kanalıyla keşide edilen bir ihtarnamenin varlığına rağmen sunulan delil ve iddialarının mahkemece hiçbir şekilde irdelenmeden karar verildiğini, ayıp ihbarına dair hukukumuzda herhangi bir şekil şartı bulunmadığını, mahkemenin, öne sürülen iddialarını yeteri ve gereği kadar incelemediğini, ayıp ihbarı meselesine dair dosyada mevcut bu kadar kati ve somut delil ve ikrarın varlığı karşısında yazılı şekilde verdiği kararın yasaya ve usule aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"cari hesap\" sebebine dayalı olarak 8.640,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 13/10/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ayıp savunmasında bulunmuştur.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 8.640,94 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıdan 395,15 TL alacaklı görünmektedir. Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davacının ticari defterlerinde, davalının 9.034,08 TL reklamasyon faturasının kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Davalının bu reklamasyon faturası ise, ürünlerin ayıplı olması iddiasına dayalı olarak düzenlenen faturadır. Bu aşamada davalının ayıp savunmasının değerlendirilmesi gerekir. Davacının cevaba cevap dilekçesindeki beyanlarına göre ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerekir.Mahkemece alınan 30/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında ki ticari işlemin veya mal alım işleminin hangi ihtiyaç ve beklentileri göz önünde bulundurularak ve hangi şartlarda yapıldığının, uygunsuzluk durumunda ne tür iş ve işlemler yapılacağı gibi hususların taraflar arasında yazılı bir mutabakata dayandırılmaması ve dosya içeriğinde bu içerikte bilgi, belge, doküman bulunmaması nedeniyle davalıya satımı gerçekleştirilen ürünlerin ayıplı olup olmadığının mevcut dosya muhteviyatı itibariyle değerlendirilemeyeceği ifade edilmiştir. Bu tespit üzerine mahkemece davalının ayıp iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır.Davalının ticari kayıtlarında davacının 9.034,08 TL borçlandırıldığı reklamasyon faturasının, davacının ticari defterinde kayıtlı olmaması ve davalının ayıp iddiasını ispatlayamaması karşısında davalının 9.034,08 TL tutarındaki ticari kayıtlarına itibar etme olanağı yoktur. Davalı ticari defterlerinde gerekli düzeltme yapılarak davacının defterinde kayıtlı olmayan  9.034,08 TL tenzil edildiğinde taraf ticari defterleri büyük oranda mutabık olup, sonuç itibariyle davacının  8.640,94 TL alacağı bulunmaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 147,60 TL harcın, alınması gerekli olan 590,26 TL harçtan mahsubu ile bakiye 442,66‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f5d70a0ab278063","SID":"7c731be20514db1e"}}