{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/323 <br>KARAR NO: 2024/188<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/01/2021<br>NUMARASI: 2020/476 Esas - 2021/3 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirket ile davalının Ankara Bölge Müdürlüğü arasında kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesi imzalandığını, poliçe Ankara Bölge Müdürlüğünce imzalandığı için davaya bakmaya Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı tarafından düzenlenen 13/07/2015 tarihli alıcı limiti onayı belgesi ile Estonya'da yerleşik ... firması adına 01/07/2015 - 30/06/2016 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 150.000,00 ABD doları tutarında alıcı limiti onayı tahsis edildiğini, müvekkilinin sigorta kapsamında Estonya'da bulunan firmaya gerçekleştirdiği 05/08/2015 tarih 80817 Gümrük Beyanname nolu 188.735,68 USD tutarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi talebi ile davalı sigorta şirketine 30/05/2017 tarihinde müracaat ettiğini, sigorta şirketinin 06/06/2017 tarihli yazısı ile vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle tazminat talebini reddettiğini, müvekkilinin alacağını tahsil edebilmek için birçok girişimde bulunduğunu fakat alacağını tahsil etmede başarısız kaldığını, poliçenin 13. maddesi uyarınca sigortacının zararın %90 'ını tazmin edeceğini belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı tutularak 135.000,00 ABD dolarının ödeme günündeki TL karşılığı tutarındaki sigorta tazminatı alacağının, temerrüt tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ;  davacı taraf ile akdedilen sigorta poliçesinin 36. maddesinde poliçe kaynaklı uyuşmazlıklarda yargılama yetkisinin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemelerine ait olduğunun ifade edildiğinden bahisle yetki itirazında bulunmuş,  müvekkili bankanın, kısa vadeli ihracat kredi sigortası ile ihracatçıların yapacağı sevkiyatları poliçede belirtilen şartlar kapsamında ve sevkiyatın yapılacağı alıcı için verilen limit onayındaki sınırlamalar dahilinde ticari ve politik risklere karşı sigorta ettiğini ve riskin gerçekleşmesi ile birlikte, sigortalının poliçede yazılı yükümlülükleri yerine getirmiş olması durumunda zararın belirli bir oranını sigorta tazminatı olarak ödediğini, davacı tarafın Estonya'da yerleşik ... firmasına 188.735,68 USD bedelli gümrük beyannamesi ile sevkiyat yaptığını, sevkiyata ilişkin düzenlenen faturada vade tarihinin 90 gün olarak gösterildiğini, sevkiyata karşılık yapılması gereken ödemenin vadesinin 03/11/2015 tarihi olduğunu, sigortalı davacının bildirimi 30/05/2017 tarihinde, bildirimin yapılması gereken tarihten tam 574 gün sonra yaptığını, müvekkilinin tazminat talebini poliçe hükümlerine aykırılık gerekçesiyle reddettiğini, davacının rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu, bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalının teminattan yararlanma hakkını kaybedeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Poliçe hükümleri yasa hükümleriyle bir arada değerlendirildiğinde davacının vadesi geçmiş alacağını poliçenin 9/b maddesinde öngörülen süre içinde bildirmemiş olması, davalının tazminat ödeme sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, poliçenin 18.maddesindeki düzenlemenin de TTK 1452/3 maddesi karşısında geçersiz olduğu, sigortalının bildirim yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeniyle sigortacının poliçe kapsamındaki her tür yükümlülüğünün ortadan kalkacağına ilişkin düzenlemenin sigortalı aleyhine getirilmiş olup olayda TTK 1446 maddesinin uygulanması gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı taraf savunmasında yalnızca davacının geç bildirimde bulunmak suretiyle bildirim yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüş bu nedenle ödenecek tazminatta bir artış meydana geldiğini, artışın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu ileri sürmemiştir. Salt geç bildirim tazminat ödeme yükümünü ortadan kaldırmadığından davalının poliçe hükümlerine göre davacının zararını karşılamakla yükümlü olduğu sonucuna varılmış, davalı vekili davacı yanın dava dilekçesinde talep ettiği 135.000 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı 517.260,50 TL.tutarda talepte bulunmasına bir itirazları olmadığını beyan ettiğinden davanın kabulüne, 517.360,50 TL'nin 06/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine  ve davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemece kurulan hükmün talepleri ile uyumlu olmadığını, talep ettikleri alacaklarının Türk Lirası olarak hüküm altına alınması olmadığını, taleplerinin 135.000,00 ABD Dolarının ödeme günündeki TL karşılığı tutarındaki sigorta tazminatı alacağının temerrüt tarihinden itibaren Devlet Bankaları'nın USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, davanın kabulü edilerek talep ettikleri hususların yerine getirilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davacı tarafın tacir olduklarını ve aralarında ihracat kredi sigortası sözleşmesi akdedildiğini, başta poliçe olmak üzere mevzuatta nasıl kaleme alındığının öncelikle tetkik edilmesi gerektiğini, sigortalı davacı tarafın bildirimi vade tarihinden itibaren 574 gün sonra yaptığını, halbuki poliçede bu sürenin 60 gün ile sınırlandırıldığını ve makul bir süre olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde tehir-i icra taleplerinin kabul edilmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE:Dava; kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  İstinafa gelen uyuşmazlık, temelde kısa vadeli ihracat kredi sigorta sözleşmesi poliçesi kapsamında davacının beyan yükümlülüğünü süresinde yerine getirip getirmediği, poliçenin 9/d maddesi,  18.maddesi  ve Kredi Sigortası Genel Şartları  B.1 maddesinin 4 ve 5.  Paragrafındaki düzenlemelerin TTK'nun emredici hükümleri karşısında uygulama imkanı bulunup bulunmadığı ve ilk derece mahkemesin Türk lirası Cinsinden hüküm tesis etmesinin sözleşme şartlarına aykırılık teşkil edip etmediği noktalarında toplanmaktadır.  Taraflar arasında yapılan kısa vadeli ihracat  kredi sigortası sözleşmesi kapsamında davalı tarafça  01/02/2015 tarihinde, ... numaralı  poliçe tanzim edildiği, poliçenin tarafların imzalarını taşıdığı, poliçede ''satıcı'' olarak nitelenen davacının yurtdışındaki bir ''alıcıya'' ihraç edeceği mallarla ilgili olarak poliçede belirtilen ve sevk sonrası \"Ticari Riskler\" ve \"Politik Riskler\"in teminat kapsamına alındığı anlaşılmaktadır. Davacının Estonya’da mukim dava dışı ... ünvanlı şirkete ihracat yapmak üzere anlaşmış olduğu, ihracat bedelinin tahsil edilemediği belirtilerek davalıya 30/05/2017 tarihinde başvurularak tazminat talebinde bulunulduğu, davalı tarafça 06/06/2017 tarihli yazı ile  poliçe 9 ve 18. Maddelerinde \"vade tarihinde ödenmemiş alacakların  vade tarihini takip eden azami 60 gün içinde Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bildirim Formu ile Türk Eximbanka bildirilmesi gerektiğinin hükme bağlandığı, 18. Maddesinde ise 9. Maddede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde Türk ... poliçe kapsamında her türlü yükümlülüğünün kalkacağının düzenlendiği, bildirimin ise 574 gün sonra yapıldığı\" gerekçesi ile tazminat talebinin reddedildiği görülmektedir. Poliçe kapsamında alacağının sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için davacının davalıya başvurarak 01.07.2015 – 30.06.2016 tarihleri arasında yapılacak sevkiyatlarda geçerli olacak şekilde 150.000,00 USD tutarlı Alıcı Limiti Onayı aldığı anlaşılmaktadır. Davacının dava dışı müşterisinden tahsil edemediğini beyan ettiği 188.735,68 USD olup davacı tarafça onaylanan alacı limitinin %90'ı olan 135.000,00 USD ödeme günündeki TL karşılığı tutarı dava edilmiştir. Davacının  bedelini tahsil edemediği mallara ilişkin Gümrük Beyannamesi, fatura, dolaşım belgesi gibi evrakları dosyaya sunduğu, 05/08/2015 tarihli fatura üzerinde 90 gün ödeme süresi verildiği, anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 1435-1443 maddeleri arasında sigorta ettirenin sözleşme yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğü, 1444-1445 maddelerinde sözleşmenin ifası sırasında beyan yükümlülüğü ve 1446. Maddesinde ise rizikonun gerçekleşmesinden sonraki beyan yükümlülüğü düzenlenmiştir. Yasanın 1449. Maddesi ile de sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin ihlalinin bağlandığı sonuçlar düzenlenmiştir. TTK 1444/1. Maddesi uyarınca Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat tutarının artmasını etkileyici davranış ve işlemlerde bulunamaz.TTK 'nın1445. Maddenin 1 ila 4. Fıkraları 1444. Madde göreği sözleşme süresi içindeki beyan yüküklülğünün ihlal edildiğinin riziko gerçekleşmeden önce sigortacı tarafından öğrenilmesi durumunu düzenlerken aynı maddenin 5. Fıkrası ise ihlalin rizikonun gerçekleşmesinden sonra öğrenilmesini düzenlemektedir. Buna göre Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına veya bedele ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre, tazminattan veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı hâlinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir(TTK m 1446/1,2).Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz. İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun. Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez(TTK m 1449/1,2 ve 3).Davacı tarafça  düzenlenip davalı tarafçada imzalanan poliçenin 9. Maddesi; \"a-Sigortalı, Poliçe kapsamında her ay yapmış olduğu tüm sevkiyatları, takip eden ayın 10'una kadar Türk ... belirlediği form ve usuller çerçevesinde ... bildirecektir. Sigortalı, ilgili ayda hiçbir yükleme yapılmamış olsa dahi bu bildirimi yapacaktır. Söz konusu bildirimin belirlenen süre dışında sigortalı tarafından gecikmeli olarak yapılması durumunda, sigortalı ... Alıcı Limiti Onayı verilmiş olan sevkiyatların bedeli tahsil edilmiş olsa bile tahakkuk edecek primleri ödemekle yükümlüdür. Aksi yazılı olarak belirtilmedikçe Sigortalı'nın hatalı sevkiyat bildirimlerine ilişkin yazılı düzeltme talepleri Sigortalı'ya prim iadesi yapılmasını gerektirmesi halinde, vade tarihinden önce olmak kaydıyla, orijinal bildirim tarihini müteakip azami 60 gün içinde yapıldığı takdirde dikkate alınır. Bununla birlikte, Sigortalı'nın vadesi geçmiş alacak bildirimini müteakip yapılan inceleme kapsamında, ilgili sevkiyatların Sigortalı ve/veya Satıcı'nın herhangi bir kusuruna dayalı olmaksızın tazminat ödemesine konu olamayacağının tespit edildiği hallerde, söz konusu sevkiyatlar için ödenmiş primler, Sigortalı'ya iade edilebilir. Sigortalı, hatalı ve/veya eksik bildirimi neticesinde Sigorta kapsamı dışında kalan sevkiyatlarını, vade tarihinden sonra düzeltme talebinde bulunarak ya da sevkiyat bildiriminde bulunarak sigorta kapsamına aldıramaz. b-Aksi kararlaştırılmadıkça Sigortalı, sigorta kapsamındaki sevkiyatlar ile ilgili vade tarihinde kısmen veya tamamen ödenmemiş olan meblağları vade tarihini takip eden azami 15 gün içinde Türk ... belirlediği usuller çerçevesinde Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bidirim Formu ile ...'a bildirecektir. Poliçe yürürlükten kalksa dahi ödenmemiş herhangi bir meblağ kalmayıncaya veya tazminat talepleri sonuçlanıncaya kadar bu bildirimlerin ... gönderilmesine devam edilecektir. Ayrıca Sigortalı, söz konusu vadesi geçmiş bildirimine konu sevkiyatlara ilişkin tahsilat olması halinde, bu tahsilatı, tahsilat tarihini takip eden 7 gün içinde yazılı olarak ... bildirecektir. İş bu Poliçe'de bahsi geçen \"vade tarihi\"ibaresi, sevkiyat bedellerinin ödenmesi için Alıcı ile Sigortalı/Satıcı arasında kararlaştırılan ilk (orijinal)tarihtir. Alıcı Limiti Onayı'nda belirtilen \"ödeme vadesi\"ibaresi ise, ilgili Alıcı'ya gerçekleştirilen sevkiyatların sigorta kapsamına alınabilmesini teminen Sigortalı/Satıcı tarafından ilk vade olarak Alıcı'ya tanınan azami ödeme vadesini ifade eder. Sigortalı/Satıcı tarafından ilgili Alıcı'ya tanınan ilk ödeme vadesi, ... tarafından ilgili Alıcı'ya düzenlenen Alıcı Limiti Onayı'nda yer alan vadeyi aşıyor ise, ilgili sevkiyat sigorta kapsamı dışında kalır. Alıcı ile Sigortalı/Satıcı arasında kararlaştırılan ilk ödeme vadesi, Sigortalı'nın talebi halinde ... yazılı ön izni ile uzatılabilir ve uzatılmış vadeye ilişkin ilave prim tahakkuk ettirilir. c-... Sigortalı'ya gönderilen Tazminat Talep Formu, bildirim tarihinden itibaren 60 gün içinde doldurularak ... geri gönderilecektir. d-... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce, Sigortalı'ya yapılan yazılı ihbar çerçevesinde talep edilen işlemlerin tamamlanması ve belgelerin teslimi, söz konusu ihbar tarihini takip eden 60 gün içinde gerçekleştirilecektir. Belgelerin bu süre içerisinde ibraz edilmemesi halinde ... Sigortalı'ya karşı tazminat ödememe hakkı saklıdır. Bu Poliçe'nin diğer hükümlerine bakılmaksızın 9.Madde gereğince bildirilmesi gereken hususların süresinde beyan edilmemesi ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde ... bu Poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğü ortadan kalkar\" düzenlemesini içermektedir. Poliçenin  18.maddesi ise \"bu poliçenin diğer hükümlerine bakılmasızın Madde 8,9,10 ve 20'de belirtilen yükümlülüklerin Sigortalı ve/veya Satıcı tarafından yerine getirilmemesi halinde ...'ın bu Poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğü ortadan kalkar\" düzenlemesini içermektedir. Kredi Sigortası Genel Şartları  B.1 maddesinin 4 ve 5.  Paragrafı : \"Borç ile ilgili herhangi bir temerrüt hali, sigortalı tarafından vade tarihinden veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir. Bu süre özel şartlarda belirilmek kaydıyla vade veya uzatılmış vadeden itibern 30 güne indirilebilir. Bu buldurum yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder\" düzenlemesini içermektedir.  Davalı taraf poliçe genel şartlardaki bu hükümler ile birlikte TTK 1449 maddesindeki sözleşme şartlarının ihlal edilmesi maddesine dayanarak poliçedeki bu özel şartlar ihlal edilmiş olmakla tazminat yükümlüğünün kalktığını savunmaktadır. Ayrıca TTK 1446 maddesi gereği sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu, davacının 574 gün sonra sigortanın himayesinden yararlanmak için başvurması, bu kadar süre beklemesi karşısında teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini savunmaktadır. TTK 1449 maddesinde  Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz. İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun. Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez. Düzenlemesi bulunmaktadır.TTK nun 1446. Maddesi  ise \"(1) maddesi riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ,ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa ,kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.TTK 1452/3 maddesinde ise koruyucu hükümler başlığı altında 3.fıkrada \"...1433 ila 1449 madde hükümleri sigorta ettiren sigortalı ve lehdar aleyhine değiştirilemez, değiştirilirse bu kanun hükümleri uygulanır\" hükmü getirilmiştir.  Davalı taraf rizikonun süresinde bildirilmediğinden hareketle tazminat sorumluluğun kalktığını savunmaktadır. Rizikonun gerçekleşmesi halinde bildirimin süreside yapılmaması hali TTK 1446. Maddesinde özel olarak düzenlenmiş olmakla uyuşmazlıkta TTK 1449. Maddenin uygulanma yeri bulunmamaktadır. Bununla birlikte bir an için maddenin uygulanma ihtimali olsa dahi rizikonun gerçekleşmesinden sora öğrenilen bildirim yükümlülüğüne  aykırı davranış nedeniyle tazminat ödeme yükümlüğünden kurtaran bir düzenleme içermemektedir.Poliçe hükümleri ile genel şartların B.1 maddesi yasa hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde; davacının vadesi geçmiş alacağını poliçenin 9/b maddesinde öngörülen süre içinde bildirmemiş olması, davalının tazminat ödeme sorumluluğunu ortadan kaldıran bir durum değildir. Poliçenin 18. maddesindeki düzenlemenin ve genel şartlar B.1. Maddesindeki düzenlemenin 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK nun 1446/2 maddesi ile hükümsüz kalmıştır. Sigortalının bildirim yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeniyle sigortacının poliçe kapsamındaki her tür yükümlülüğünün ortadan kalkacağına ilişkin düzenleme sigortalı aleyhine olduğu açık olup olayda emredici nitelikteki  TTK 1446 maddesinin uygulanması gerekmektedir. Buna göre bir indirim yapılabilmesi için ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olma koşulu bulunmaktadır. Sigortalı davacının bildirimdeki ihmalinin tazminat miktarına veya  rizikonun gerçekleşmesine etki eden bir husus olmadığı sonucuna varılmakla davalının hasar bildiriminin süresinde yapılmadığına ilişkin red gerekçesi  TTK nun 1446/2 maddesine aykırı olup, emredici hükme aykırılık nedeniyle bu hususa ilişkin savunmaları ve istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, sigorta ettirenin borçlusunun temerrüdünü gecikmeli olarak davalıya bildirilmesinin gerçekleşen rizikoya ve  zararın miktarına bir etkisi olmadığı kanaatına varılmakla davalının istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. (Emsal Yargıtay 11 HD. 2020/265 E. 2021/5392 K, 2009/13893 E. 2011/15382 K. sayılı ilamı)Davacı vekilinin kurulan hükmün talep sonucunu karşılamadığı hatalı hüküm kurulduğuna ilişkin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; poliçenin 13. Maddesi ile poliçe ile teminat altına alınan politik ve ticari riskten kaynaklanan zararın %90'ını ödenmesinin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Poliçenin 16. Maddesinde \"bu poliçeye göre yapılacak bütün ödemeler Türk lirası olarak yapılacaktır. .. Sevkiyatın brüt fatura tutarı ABD doları cinsinden ifade edildiğinde ise brüt fatura tutarı baz alınır.... b- Tazminat ödemelerinde ABD doları yada ABD doları karşılığı sevkiyat tutarının Türk Lirası'na dönüşümü için, bu poliçenin 25. Maddesinde belirlenen işlemlerin tamamlanması  ve belgelerin teslim için ... tarafından sigortalıya yazılı ihbar yapıldığı ayın ilk iş günü geçerli olan T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru, esas alınacaktır düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenleme karşısında davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı  ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcından alınması gerekli olan 427,60 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 368,30 TL harcın talep halinde kendisine iadesine, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından alınması gereken 35.340,90 TL istinaf harcının tümünün peşin olarak alındığı anlaşılmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b3aab2f99109c8d","SID":"a8c3957702320f10"}}