{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2176 <br>KARAR NO: 2024/129<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/09/2020<br>NUMARASI: 2020/209 Esas -  2020/502 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili  tarafından 17.08.2015 tarihinde davalı bankanın Pendik E-5 şubesine imza mukabili elden verilen yazılı ödeme talimatı ile müvekkilinin şube nezdindeki ... no’lu vadesiz ticari mevduat hesabından 2.159.695,84-TL’nin alınarak nisan-haziran 2015 kurumlar vergisi ödemesi olarak Orhangazi Vergi Dairesi'nin ( ... ) sayılı hesabına havale yapılmasının istendiğini davalı bankanın talimata ve şirket hesabında yeterli bakiye olmasına rağmen, verilen talimatı gerçekleştirmediğini, davalı bankanın ödemeyi ve talimatı bir gün gecikme ile, 18.08.2015 tarihinde, 1.010,56 TL gecikme zammı ile birlikte ilgili vergi dairesi hesabına aktardığını, gecikmenin davalı banka kusurundan kaynaklanması nedeniyle müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan 1.010,56 TL tutarındaki gecikme zammının, davalı banka tarafından, 18.11.2015 tarihinde “ref.80330 vergi telafi cost” açıklaması ile müvekkili şirketin hesabına iade edildiğini, müvekkili şirketin vergi mevzuatından kaynaklanan her hangi bir hata, gecikme veya kusuru olmamasına rağmen, tamamen davalı bankanın kusur ve hatasından kaynaklanan 1 günlük geç ödeme nedeniyle 2017 kurumlar vergisi beyannamesinde beyan ettiği  9.247.987,44 TL tutarındaki kurumlar vergisi üzerinden %5 vergi indirimi hesaplanmadığını  9.247.987,44-tlx 0,05= 462.399,37 TL vergi indiriminden faydalanamadığını, bu tutarı vergi dairesine ödemek zorunda kaldığını, bu tutarın iadesi için 11.06.2018 tarihinde ilgili vergi dairesine başvuru yapıldığını, vergi dairesinin 21.09.2018 tarihli yazısı ile davalı bankanın kusurundan kaynaklanan 1(bir) günlük geç ödeme gerekçe gösterilerek müvekkiline iade yapılmadığının açıklandığını, Beyoğlu ... Noterliği’nin 13.11.2018 tarih ve(...) yevmiye numaralı ihtarı ile söz konusu tutarın müvekkiline ödenmesinin davalı bankadan talep edildiğini, davalı bankanın 28.11.2018 tarih ve ( ... ) yevmiye numaralı cevabi ihtarı ile talebi reddettiğini belirterek; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak üzere; davanın kabulü ile davalı bankanın kusur ve/veya ihmalinden kaynaklanan nedenlerle vergi dairesine ödenmek zorunda kalınan  462.399,37 TL zararın ve zarar tutarının öğrenildiği beyanname tarihi olan 24.04.2018 tarihinden işleyecek en yüksek mevduat faiz tutarı ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafından 17.08.2015 tarihinde davalı bankanın Pendik E-5 Şubesine yazılı ödeme talimatı ile hesaplarından Nisan Haziran 2015 Kurumlar Vergisi Ödemesi olarak Orhangazi Vergi Dairesinin hesabına havale yapılması talimatı verdiklerini, davalı banka tarafından 17/08/2015 tarihli talimata rağmen ilgili ödemenin 18/08/2015 tarihinde gecikme zammı ile birlikte Vergi Dairesinin hesaplarına aktarıldığını, yine davalı bankanın 18/11/2015 tarihinde vergi telafi ücreti açıklaması ile oluşan gecikme zammını şirkete iade ettiklerini, davalı bankanın kusuru sebebiyle 2017 yılına ait kurumlar vergisinden %5'lik vergi indiriminden faydalanamadıklarını iddia ederek, uğradıklarını belirttikleri zararın tazmini için işbu davayı açtığını, iş bu sebeplerle yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesini, alacağın zaman aşımına uğramış olması sebebiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacı şirketin kusurlu olması ve kötü niyetli olması sebebiyle %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine, karar verilmesini  talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... Taraflar arasında yapılan Ticari müşteri sözleşmesinin 98 maddesinde sözleşmeden kaynaklanacak uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Mahkeme ve İcra Daireleri olduğu, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1017 esas sayılı dosyasında verilen yetkisizlik kararının taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği ve mahkememizin yetkisinin taraflarca kabul edilerek kesinleştiği tespit edilmiştir. Davalı banka zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; davacının zararı 24/04/2018 tarihinde vergi dairesini beyanname verilmesi suretiyle öğrendiği, dava tarihinin 28/12/2018 olduğu TBK 72 gereğince dava tarihi itibariyle öğrenmeden itibaren 2 yıl ve haksız eylemin gerçekleştiği 18.08.2015 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşılmış, davalının zamanaşımı itirazı kabul edilmemiştir. Ancak mahkememiz kısa kararına, zamanaşımı itirazının reddine ilişkin bölümün yazılmadığı gerekçeli kararın yazımı sırasında fark edilmiş HMK 304-306 maddesi gereğince bu husus gerekçeli karar yazılırken düzeltilmiştir. Davalı bankanın 18/08/2015 tarihinde gerçekleşen talimata aykırı işlem nedeniyle doğan davacı zararını;  18.11.2015 tarihinde “ref... vergi telafi cost”kaydı ile ihtirazi kayıt koymaksızın ödediği, böylece yapılan haksız fiilde %100 oranında kusurunu kabul ettiği, bu kabul sonucu olarak; Orhangazi Vergi Dairesinin 21/09/2018 tarihli yazısı ile davacının 2017 yılına ait kurumlar vergisi borcundan % 5 vergi indirimi yapılmaması sonucu doğan 462.399,37 TL zararından da davalı bankanın %100 oranında sorumlu olacağı sabit bulunmuştur. Ancak mahkememiz kısa kararına maddi hata ile 462.389,37 TL yazıldığı gerekçeli kararın yazımı sırasında fark edilmiş HMK 304 maddesi gereğince bu maddi hata gerekçeli karar yazılırken düzeltilmiştir. Davalı bankanın; Beyoğlu ... Noterliği’nin 13.11.2018 tarih ve(...) yevmiye numaralı ihtarını  14/11/2018 tarihinde tebliğ aldığı, ihtarda verilen 5 iş günlük sürenin sonunda davalının 21/11/2018 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Ancak mahkememiz kısa kararına maddi hata ile 20/11/2018 yazıldığı gerekçeli kararın yazımı sırasında fark edilmiş HMK 304 maddesi gereğince bu maddi hata gerekçeli karar yazılırken düzeltilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yapılan itirazlarımıza karşılık, açıkça hukuka aykırı olarak tanzim edilen bilirkişi raporu karara esas alındığını belirtmek gerekir ki bilirkişi raporu gerçeğe aykırı tanzim edilmiş olup, bu bilirkişi raporu esas alınarak verilen mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın aksine, dava zamanaşımına uğradığını, mahkeme kararında müvekkil banka tarafından müşteri memnuniyeti kapsamında yapılan ödemenin müvekkil bankanın kusurunu gösterdiği hususundaki gerekçesi mesnetsiz olduğunu, ihtirazi kayıt konulmaması herhangi bir anlam taşımadığını, davacının kusurunu ortadan kaldırmadığını, taraflar arasında ticari teamül oluştuğunu, davacı özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, ticari müşteri sözleşmesi nedeniyle davacının eksik belge göndermesi bankanın sorumluluğunu mevzubahis olmaktan çıkardığını, müvekkil banka özen yükümlülüğünü yerine getirerek davacı ile iletişime geçtiğini, tüm bu olaylar karşısında davacının kusurlu faaliyetleri de göz ardı edilmesini, bir başka anlatımla, kimse kendi kusurundan menfaat elde edemediğini, ilk derece mahkemesi davacının kusurlu ve basiretsiz ticari faaliyetlerini adeta ödüllendirdiğini, bu nedenle mahkemece kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece kararının müvekkil banka lehine kaldırılması gerektiğini, açıklanan sebeplerle, haksız ve hukuka aykırı olarak verilen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.09.2020 tarihli 2020/502 karar numaralı dosyada, davanın kabulüne yönelik verdiği kararının istinaf incelemesi ile yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava,  davacı şirketin vergi borcu ödemesine ilişkin davalı bankaya verdiği havale talimatının gereği gibi süresinde yerine getirilmemesi nedeniyle davacının vergi dairesine ödemek zorunda kaldığı bedelin davalı bankadan tahsili talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı banka vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hükme alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olup olmadığı, davacı zararında bankanın kusurunun bulunup bulunmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı,  noktasındadır.... Bankasının  Kartal şubesine  ait  06/03/2019 tarihli müzekkere cevabında; .... Tic. A.ş'nin Nisan-Haziran 2015 dönemine ait kurumlar vergisi olan 2.159.695,84 TL'nin ödenmesi ile ilgili 17/08/2015 tarihinde talimatının mevcut olduğu, talimatın ekinde vergi tahakkuk fişi numarasının gönderilmemesi nedeniyle ödemenin yapılamadığı, 17/08/2015 tarihinde firma, banka tarafından aranarak ve ekte yer alan  tahakkuk fişini  davacı tarafından 18/08/2015 tarihinde bankaya ilettiğini, akabinde hemen ödemenin gerçekleştiği, ... Tic. A.ş'nin hesabında yeterli bakiyenin mevcut olduğu konusunda bilgi verdiği görülmüştür. Bursa Orhangazi Vergi Dairesinin 03/04/2019 tarihli müzekkere cevabında ise .... Tic. A.ş' ye 2017 T. Yılı Kurumlar Vergisi üzerinden vergi indirimi uygulanmadığını, gelir vergisi kanunun mükerrer 121.maddesinde düzenlenen % 5 vergi indiriminden yararlanmak için ilgili ödeme  beyannamelerinin kanuni süresi içerisinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması şartını ihlal etmiş olmasından dolayı vergi indiriminden faydalanamadığı, 2017 T. Yılı Kurumlar Vergisi beyannamesinde gelir vergisi kanunun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen % 5 vergi indirimi uygulanmış olsaydı 462.399,37 TL tutarında vergi indiriminden faydalanacağını, mükellef kurum 2015/4-6 dönemine ait 2.159.649,04 TL kurum geçici vergisi 16,90 TL, damga vergisi 29,90 TL olmak üzere toplam 2.159.695,84 TL'yi 17/08/2015 tarihinde ödemesi gerekirken 18/08/2015 tarihinde 1.010,56 TL gecikme zammı ile birlikte ödemiş olduğu beyan edilmiştir. Davalı tarafın zamanaşımı itirazı bakımından; TBK'nın 72. Maddesinde ''Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın  geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Düzenlemesi bulunmaktadır. Davacının iş bu davaya konu 2017 yılı hesap dönemi Kurumlar Vergisi beyannamesi ile 24/04/2018 tarihinde fazla vergi ödemesine ilişkin zararını öğrendiği, davanın ise 28/12/2018 tarihinde açıldığı dolayısıyla davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmış olup davalı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada Emekli Sayıştay denetçisi bilirkişi ve Emekli Bankalar Başmurakıbı bilirkişinden oluşan iki kişilik heyetten rapor alındığı, raporda davacının ödediği fazla miktar nedeniyle davalının sorumluluğu konusunda dosya kapsamındaki belgeler üzerinde inceleme yaparak bilirkişi raporu alınmış ve bu rapor hükme esas alınmıştır.  HMK'nın 282. maddesindeki \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" düzenlemesi dikkate alındığında; İlk Derece Mahkemesince gerekçesi de ortaya konularak bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşan sonuca göre karar verilmiş olması, ayrıca bilirkişilerin uzmanlık alanlarının farklı olması nedeniyle, davalı banka vekilinin bilirkişi heyetinin yasaya aykırı şekilde çift sayıda bilirkişiden oluşturulduğuna ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.TBK'nın 555. maddesinde \"havale, havale edenin, kendi hesabına para, kıymetli evrak ya da diğer bir misli eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini, bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlem\" olarak tarif edilmiş olup, havaledeki üçlü borç ilişkisinin taraflarını havale eden, havale alıcısı ve havale ödeyicisi oluşturmaktadır.Aynı kanunun 557. maddesinde ''Havale ödeyicisi, çekince belirtmeksizin havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına bildirirse, ifa ile yükümlü olur ve ona karşı, ancak aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilir; havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden doğan savunmaları ileri süremez. Düzenlemesi bulunmaktadır. ... Bankası A.Ş. ile davacı şirket arasında bila tarihli Ticari Müşteri Sözleşmesinin imzalandığı, Ticari Müşteri Sözleşmesinin  Müşterinin Yükümlülüklerinin 77. maddede, Bankanın sorumlu olmadığı durumların da 78. maddede düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanan “Ticari Müşteri Sözleşmesinin\" 78. maddesinde; “Banka, müşterinin fax talimatını aldığında, 77. madde uyarınca gönderilecek yazılı teyidi beklemeksizin, talimatın gereğini kendi anlayışına göre yerine getirecektir.Ancak, Banka herhangi bir neden ileri sürmeksizin kendi taktirine göre faxla iletilen talimatı yerine getirmeyi ret hakkını saklı tutar.Banka, faxla kendisine iletilen talimatı n üzerindeki imzaları Müşterinin kendisine tevdi ettiği imza sürküleriyle karşılaştırırken makul bir dikkat gösterecektir. Müşteri bankanın, Faks metniyle asıl talimat yazısı ve/veya imza  sirküleri arasındaki ilk bakışta ayırt edilemeyecek imza benzerliklerinden, fax talimatı ve/veya ekli belgelerle ilgili yanlışlık, hata, hile ve sahtecilik sonuçlarından, Müşterinin bu sözleşmede numarası yazılı fax cihazı dışındaki bir cihazdan bankaya fax talimatı göndermesi durumunda ortaya çıkacak sonuçlardan, fax talimatıyla gelen bilgi ve talimatın ve/veya eklerinin yanlış ve yetersiz olmasından, yanlış veya değişik fax numarasına veya eksik iletilmiş olmasından, ...doğacak sonuçlarından sorumlu almayacağını peşinen kabul etmiştir.'' hükmünün düzenlendiği anlaşılmıştır.Somut olayda davacının davalı bankaya 17/08/2015 tarihinde hesabından ''Nisan-Haziran 2015 Kurumlar Vergisi ödemesi'' olarak Orhangazi Vergi Dairesine havale yapılması talimatı verdiğini, havale talimatının bir gün geç olacak şekilde 18/08/2015 tarihinde gecikme zammı ile vergi dairesi hesabına havale edildiğini, gecikmenin banka kusurundan ileri geldiğini iddia ettiği, yine davalı bankanın gecikme zammının  kendilerine iade edildiğini, bankanın kusurunu kabul ettiğini beyan ettiği görülmüştür. Ancak belli bir portföye sahip kişi yada şirketlere yapılan bu nitelikteki ödemenin müşteri memnuniyeti nedeniyle yapılan lütuf ödemesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumun bankanın kusur ödemesi olarak kabul edilemeyeceği açıktır.Vergi mevzuatı ve bankacılık uygulamalarına göre davalı banka tarafından vergi ödemesinin yapılabilmesi için vergi tahakkuk barkod fişinin de kendilerine iletilmesi gerekmektedir. Davacı müşteri tarafından 18/08/2015 tarihi saat 09.20 de tahakkuk fişinin bankaya iletildiği ve akabinde hemen ödemenin gerçekleştiği bu durumda davalı bankanın gecikmeden sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmış olmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davalı vekilinin istinaf başvurusun açıklanan sebeple kabulü ile  İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE,2-Başlangıçta peşin olarak alınan 7.896,63 TL TL karar ve ilam harcının işin hitamında ödenmesi gereken 427,60 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından 492 sayılı Harçlar Kanunun 31. maddesi gereğince fazla alınan 7.469,03 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya ödenmesine,3-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir edilen 70.735,91 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine,6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta ve tebligat gideri 31,50 TL olmak üzere toplam 180,10 TL yargılama masrafının  davacıdan alınarak davalıya verilmesine,c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,7-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bdefadd0efdb7e3e","SID":"9541072e291b3e8a"}}