{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 06/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ : 02/02/2021<br>DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 06/03/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkilini dolandırmak ve silahla korkutmak suretiyle müvekkilinden alınan bonoya dayalı olarak Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, bu dosya kapsamında müvekkilinin ikamet ettiği evine haciz konulup satış aşamasına gelindiğini, olayla ilgili olarak müvekkilinin yaptığı şikayet üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında soruşturmanın sürdüğünü ileri sürerek, müvekkilinin Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ve takibe dayanak bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı ... Şirketi'nin kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı  ... vekili, borçlunun icra takibinin kesinleştiği 2017 yılı ocak ayında yaklaşık bir buçuk yıl sonra bu davayı açtığını, bu süre zarfında irade bozukluğu ile ilgili olarak ne bir şikayette ne de icra takibine itirazda bulunduğunu, bononun 20/09/2016 tarihinde düzenlendiğini, 18 ay boyunca herhangi bir şikayet ve davanın bulunmadığını, evin satılacağı günün belirlenmesi sonrasında davacının bu satışı durdurmak için türlü senaryolarla borçtan kurtulmaya çalıştığını, TBK'nın 39. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... Gıda Yatırım Tic. A.Ş. vekili, takibin kesinleşmesinden bu yana 18 aylık süreç geçtiğini, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, iddiaların yersiz olup bunca süre sonra dile getirilmesinin de manidar olduğunu, davacı ile müvekkili şirket yetkilisi ...'ün 25 yıla yakın bir süredir birbirlerini tanıdıklarını, müvekkilini ... ile tanıştıran kişinin de davacı olduğunu, davacının ...'in muhasebe işlerini yaptığını belirterek müvekkili ile ... arasındaki ticaretlere aracılık ettiğini, öncelikle bir taşınmaz alım satımına aracı olduğunu sonrasında ... plaka sayılı jeepin ticaretinin gerçekleştiğini, davacının bu aracı satın almak istemesi üzerine 30/12/2016 tarihli araç satış sözleşmesi ve ekindeki kambiyo senedinin imzalanarak resmi satışın gerçekleştiğini, davacının aracı daha sonra başkasına sattığını, bu satış için alınan 20/09/2016 tarihli senedin uzun süre ödenmemesi üzerine 22/01/2017 tarihinde dava konusu takibin başlatıldığını, takip sonrası ihtilafa konu davacıya ait dairenin satışı için davacının ...'e vekalet vererek ibralaşmak istediğini, fakat aynı gün bundan vazgeçip müvekkilini azlettiğini, bononun imzalanmasından yaklaşık 21 ay sonra ileri sürülen hile ve tehdit iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı tarafça bononun hileyle ve silah zoruyla imzalatıldığının ileri sürüldüğü, bononun tanzim tarihinin 20.09.2016, eldeki davanın açıldığı tarihin ise 20.06.2018 tarihi olduğu, hile ile korkutmanın aynı anda gerçekleşmiş olmasının işin niteliğine aykırı olduğu, korkutma halinde 1 yıllık hak düşürücü sürenin korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren başladığını, korkutmanın ne şekilde devam ettiği ve nasıl sona erdiğiyle ilgili olarak davacı tarafça atılı bir iddia bulunulmadığı gibi  hile ve korkutma yönünden bononun tanzim tarihinden  itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>DAİREMİZİN 06/07/2020 TARİH ... ESAS ... KARAR SAYILI İLAMI İLE:<br>Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının müşteki olduğu, davalıların şüpheliler arasında bulunduğu, soruşturma dosyasında gizlilik kararının bulunduğu, soruşturma dosyasının derdest olduğunun anlaşıldığı, mahkemece davacının müştekisi olduğu Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasının sonucu beklenerek ceza davası açılması halinde, ceza mahkemesi sonucunda yapılacak yargılama sonucu verilecek karara göre oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; korkutmanın ne şekilde devam ettiği ve nasıl sona erdiğiyle ilgili olarak atılı bir iddia bulunmadığından bononun tanzim tarihinden  itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı infaz edildiğinden ve bu nedenle İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca yasal koşullar oluştuğundan takip alacaklısı davalı ...'ın tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre değil İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi  uyarınca açılan menfi tespit davası olduğunu, menfi tespit davalarında zamanaşımı süresinin söz konusu olmadığını, TBK'nın uygulama alanı bulunmadığından, TBK'nın 39. maddesi gereğince işin esasına girilmeden, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere huzurdaki davada TBK'nın hükümleri uygulanacağı kabul edilse dahi, öngörülen sürenin, dava açma süresi olmayıp, sözleşme ile bağlı olmadığının bildirilme süresi olduğunu, mahkemece korkunun kalkmasının üzerinden 1 yıllık süre geçtiğine yönelik gerekçesinin daha henüz süre bile başlamadığından (korkunun geçmemesi nedeniyle) isabetsiz olduğunu, davanın sadece hile ve tehdit ile alınmış bonoya dayalı menfi tespit davası olmayıp, aynı zamanda bedelin ödendiğine de ilişkin terditli olarak ikame edilmiş bir dava olduğunu,  tanık dinletme taleplerinin  reddedildiğini, dayanmış oldukları delillerin, usul bakımından dahi incelenmeden hüküm kurulduğunu, işin esasına hiç girilmediğini, terditli talep ve iddialarının dikkate alınmadığını, mahkemece icra dosyasında müvekkiline yapılan tebligatın tarihinin bile araştırılmaksızın davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, tehdit hukuksal sebebine dayalı olarak açılan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, Dairemizin kaldırma ilamının gerekleri yerine getirilerek  yargılama yapılmasına, davanın tehdit hukuksal sebebine dayalı olarak açılması karşısında TBK’nın 39. maddesinde belirtilen 1 yılık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığının anlaşılması karşısında ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br><br>...\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e9bb4572a6dab1d2","SID":"82a5eb166b2e484d"}}