{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2168 <br>KARAR NO: 2024/135<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/11/2019<br>NUMARASI: 2016/729 Esas -2019/1106 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı ... A.Ş. adlı firmanın rakip firmalar olduklarını, dava dışı ... şirketinin müşteri portföylerini, ticari sırlarını, know-hovvını ve şirketlerinin personelinin neredeyse yarısını beraberinde götürerek haksız rekabet yarattığını, bu yönde mahkeme nezdinde 2015/628 Esas sayılı açılmış davaları olduğunu, davalı işçi ile aralarında 26/01/2007 tarihli sözleşme imzalandığını, davalının kamu satış temsilcisi olarak çalışmakta iken 30/08/2014 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını ve feshi takiben 1 gün sonra  ... Tic. Ltd. Şti.’de ve ardından rakip firma dava dışı ... A.Ş. nezdinde çalışmaya başladığını, davalının ... markalı ürünlerin yedek parça satış müdürü görevi gereği satışlar ve müşteri portföyü yönünden önemli bilgilere sahip olduğunu; işten ayrılması sebebiyle işlerde ciddi aksama ve ekonomik zarar oluştuğunu, bölge satış müdürü olan ...  ile aynı gün işten ayrıldıklarını, davalı işçinin iş sözleşmesinin 4.maddesindeki rekabet etmeme yasağını ihlal ettiğini beyan etmiş, bu sebeple aldığı son aylık net ücretin 12 katı tutarında cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduğunu belirterek cezai şart bedeli İçin şimdilik 10.000,00 TL’nin eylemin gerçekleşme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu nedeniyle davaya bakmakla iş mahkemelerinin görevli bulunduğunu, davacı şirketin mali ve finansal durumunun son yıllarda hızla düştüğünü, çalışanların iş akitlerinin yurtdışı markalarında yaşanan azalma gerekçesi ile feshedildiğini; birçok dünya devi distribütör şirketlerin sözleşmelerini feshettiklerini, sadece davacı şirketin değil tüm ... bünyesindeki grup şirketlerin de ekonomik olarak zor durumda olduğunu; davacı tarafın bildirdiği distribütör şirketlerin belli toplantılar ve görüşmeler neticesinde davacı ile anlaşmalarını sona erdirdiklerini, müvekkillerinin işe başladığı ... şirketindeki distribütör firmaların müvekkillerinin herhangi bir dahli ile ... ile çalışmaya başlamadığını, bu markaların müvekkillerinin istifa tarihinden çok öncesinde zaten davacı şirket ile anlaşmalarının sonlandığını, davacı şirketin dava dışı şirketle rekabet iddiasına konu olan durumun da markalardan kaynaklandığını, davacı şirketin müşteri ve distribütör kayıplarının da kendi kusurundan kaynaklandığını, davalının davacı şirkette servis teknisyeni olarak çalıştığını, bu görev tanımına göre davalı işçinin işin bütün ayrıntılarına ulaşmasının mümkün olmadığını, ayrıca iş sözleşmesi m.4 hükmünde rekabet yasağı düzenlemesinin yer yönünden sınırlanmamış olduğunu bu yönden de geçerli olmadığını beyan etmiş, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; taraflar arasındaki rekabet yasağının davalının çalıştığı Marmara ve Ege Bölgesi ile davacı işveren nezdinde yaptığı iş sözleşmenin yasal unsurları aykırılığı bulunmadığından davacının, davalı aleyhine işbu davayı açmakta haklı ve hukuki yararının da bulunduğu görülmekle; 15/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda  davalının, davacıya ödemesi gereken hizmet akdinin 4/d maddesinde bulunan 5.000 USD  cezai şart kararlaştırılmış olup madde metninden rekabet yasağının ihlali halinde ödenecek cezai şart bedeli için açıkça 5.000 usd kararlaştırıldığı, davalı işçinin iş akdinin sona erdiği 30/08/2014 tarihi olan cumartesi günü olduğundan 29/08/2014 tarihindeki TC Merkez bankasının efektif satış kuru olan 2,1655 üzerinden 5.000 USD x 2.1655 = 10.827,50 TL cezai şart bedeli hesaplandığı, mahkemece aldırılan 30/09/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalının, davacıya ödemesi gereken hizmet akdinin 4/d maddesinde bulunan cezai şart bedeli için açıkça 5.000 USD kararlaştırıldığı, davalı işçinin iş akdinin sona erdiği 30/08/2014 tarihi olan cumartesi günü olduğundan 29/08/2014 tarihindeki TC Merkez bankasının efektif satış kuru olan 2,1655 üzerinden 5.000 USD x 2.1655 = 10.827,50 TL cezai şart bedeli hesaplandığı; davacı vekili tarafından 01/11/2018 ve 04/10/2019 tarihli ıslah dilekçeleri verildiği, HMK 176/2 Md. Göre aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğinden davacı vekilinin 01/11/2018 tarihli ilk ıslah dilekçesinin kabul edilmesi gerektiği, davacı vekili tarafından bilirkişi raporları ile tespit edilen cezai şart toplamından daha azının ıslah ile talep edildiği, talep edilen miktarın fahiş olmadığı, davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu davanın sübut bulduğundan davanın kabulü ile ıslah ile arttırılmış 10.827,50 TL'nin cezai şartın başladığı 02/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece 2016/728 Esas – 2019/1106 sayılı kararı tüm gerekçeleri ile yasaya aykırı olduğunu, öncelikle ihtilaf konusu olan davalı ile davacı arasında imzalanan iş sözleşmesinin  4. rekabet yasağı maddesinin ve bu maddede yer alan “ceza koşulunun” geçerli olup olmadığı konusunun incelenmesi gerekirken ihtilaf konusu rekabet yasağı maddesinin yasal krtierlere uygun olup olmadığı hakkında yeterince inceleme yapılmadığını, hükmedilen cezai şart bedeli hakkında mahkeme, adalet ve hakkaniyet esaslarına uyarak, cezai şart bedelinin tespitinde tarafların ekonomik durumları ve özellikle borçlunun ödeme gücünü de dikkate alarak cezai şart bedelini belirlemesini, öte yandan ekonomik açıdan eşit konumda olmayanlar ile eşit konumda olanlar arasında yapılan sözleşmeler kuşkusuz ki farklı değerlendirilmesini, dava konusu ihtilaftan müvekkilin elde ettiği hiçbir menfaat bulunmadığını, borçlunun elde ettiği menfaatin az olması halinde ceza koşulunun daha fazla indirilmesine neden olabileceği yüksek mahkeme kararlarında kabul edilen bir husus olduğunu, rekabet yasağına ilişkin getirilen sınırlamalar (yer,zaman ve tür) açık şekilde sözleşmede yer almasını, davalının iş sözleşmesinin 4. maddesinde yer alan rekabet yasağı düzenlemesi zorunlu unsur olan “YER” açısından bir sınır içermediğinden geçersiz olduğunu, kanunda geniş coğrafi alan veya uzun süre içeren rekabet yasağı maddelerinde mahkemeye coğrafi alan veya süreyi makul sınırlara çekebilme yetkisi tanındığını, mahkemenin madde içeriğinde bulunmayan coğrafi alan unsurunu varmış gibi kabul etmesi kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, bu husus kanunun mahkemeye tanıdığı sınırlama yetkisi dahilinde olmadığını, rekabet yasağı maddesi yer-coğrafi alan açısından sınırlama içermediğinden geçersiz olup, mahkeme sınırlama yetkisini iş bu davada yanlış şekilde kullanıldığını, rekabet yasağı maddesinde rekabet sınırlamalarını açıkça içermediğinden mahkemenin davanın kabulüne ilişkin hükmü hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, ancak iş bu davada ihtilafın çözümünde sadece yer unsuru açısından değil, öncelikle iş akdinin feshinin işverenin kusuru ile gerçekleşip gerçekleşmediğinin de tespit edilmesi gerektiğini, işverenin kusurunun tespiti halinde rekabet yasağı maddesinin uygulanması zaten mümkün olmayacağını, sadece yer unsuru açısından rekabet yasağı maddesinin incelenmesi ile diğer savunma ve delillerimiz inceleme dışında bırakıldığını, açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, işçinin rekabet yasağını ihlal etmiş olması nedeniyle, rekabet etmeme sözleşmesinde yer alan ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı ile aralarında imzalanan 26/01/2007 tarihli hizmet sözleşmesi gereğince, davalının davacı şirkette satış temsilcisi olarak çalışmakta iken, kendi isteğiyle 30/08/2014 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, akabinde, ...-... Makina San.şirketinde sonra da davacı şirketin rakibi olan ve aynı yerde faaliyet gösteren dava dışı ... Tic. A.Ş de çalışmaya başladığını,  rekabet yasağı kaydını ihlal nedeniyle, cezai şart alacağının doğduğunu iddia ederek cezai şart alacağın tahsilini istemiş, davalı ise, küçülmeye giden davacı şirketin çok sayıda personeli işten çıkarttığını ve bir kısım personelin de gelecek kaygısı nedeni ile işten ayrılmak zorunda kaldığını, haklı nedenle istifa ettiğini, rekabet etmeme sözleşmesinin kanuni şartları haiz olmadığından geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında imzalanan 26/01/2007 tarihli hizmet akdinin 4.maddesinin (d) bendinde \"çalışan sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip 12 (oniki) aylık bir süre için ister işini kurmak, ister işverenin rakiplerinden birine katılmak suretiyle benzer faaliyetlerde bulunmaktan kaçınacaktır. Çalışan bu hususa aykırı davranışlarda 5.000,00 Amerikan Doları Cezai tazminat ödemeyi gayri kabili rücu ve taahhüt eder.'' şeklinde düzenleme yer aldığı görülmüştür.Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi 26/01/2007 tarihli olup 818 sayılı BK yürürlükteyken imzalanmıştır. Ancak, davalı, 30/08/2014 tarihinde yani 6098 sayılı TBK yürürlüğe girdikten sonra hizmet akdini istifa suretiyle sona erdirmiştir. \t6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1.maddesi uyarınca, \"Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükteyken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır\". Yine aynı Kanun'un 4.maddesi uyarınca, \"Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır\".Taraflar arasında 818 sayılı BK yürürlükte olduğu dönemde akdedilen hizmet sözleşmesinde; işçinin, işten ayrıldığı takdirde 12 ay süreyle rekabet etmeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin bu hükmü, davalının işten ayrıldığı 2014 yılında hüküm doğurmaya başlamıştır. Bu durumda, 6101 sayılı Yasa'nın 4.maddesindeki düzenleme dikkate alınarak dava konusu rekabet yasağı ve cezai şarta ilişkin sözleşme hükmü konusunda Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır (Yargıtay 11.H.D.'nin 2015/6975 E.- 2016/2969 K.sayılı, 16.03.2016 tarihli emsal kararı).Taraflar arasındaki sözleşmenin hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdirdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini ihtiva ettiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şart hükümlerin geçersiz olduğunu hüküm altına alan TBK'nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay 11. HD, 2017/3977 K. 2019/990 T. 11.2.2019 tarihli kararı). Olaya uygulanması gereken TBK.'nın 445/1.maddesi uyarınca, \"Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğine hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde, yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz\".Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise \"Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve iş verenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir\". TBK.'nın 445.maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 11.H.D.'nin 2015/12450 E - 2016/6672 K.sayılı, 16.06.2016 tarihli kararı).Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davalının davacıya ait işyerinde satış temsilcisi olarak çalışmakta iken istifa sonucu işten ayrıldığı, akabinde davacı ile aynı konuda ve yerde faaliyet gösteren dava dışı ... şirketinde işe başladığı hususunda ihtilaf olmayıp, davacı şirketin işten ayrılmalar öncesinde kar etmekte iken akabinde zarara geçtiği bilirkişilerce yapılan mali incelemelerde tesbit edildiği gibi, istifa dilekçesinde herhangi bir neden gösterilmediği, davalının işten ayrılmasında, davacının ekonomik küçülmeye girdiği, ekonomik sıkıntılar nedeniyle işçilik haklarını ödemekte güçlük yaşadığı, bu nedenle işten ayrılmak zorunda kalındığı ileri sürülmüş ise de, dosyada alınan bilirkişi raporu içeriğine göre, davalının çalıştığı dönemde davacı şirketin ekonomik darboğazda olmadığı, bilançosunun iyi durumda olduğunu anlaşıldığı, davacının başka işçileri işten çıkarmasının söz konusu olmayıp, toplu işçi istifaların olduğu gözetildiğinde, davalının davacıdan kaynaklanan haklı sebeplerle işten ayrıldığına dair savunmasını dosya kapsamı itibariyle kanıtlayamamıştır.Rekabet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için coğrafi sınırlama yapılması zorunlu olmakla birlikte eğer sınırlama yapılmamışsa coğrafi sınır tüm Türkiye'dir. Dava konusu sözleşmede coğrafi sınırın kapsamı, Türkiye coğrafi bölgelerinin tamamını kapsadığından TBK.'nın 445/2.maddesi uyarınca hakim tarafından kapsam olarak yani coğrafi sınır yönünden sınırlandırılmalıdır. Sınırlandırma yapılırken davalının davacı nezdinde çalıştığı il sınırlarının esas alınması hakkaniyete uygun görülmüştür. Davalı, İstanbul'da davacı iş yerinde çalışırken, rekabet yasağı sözleşmesini imzaladığına göre, rekabet yasağı hükmünün İstanbul ili için geçerli olduğunun kabulü gerekir.Davalı İstanbul'daki çalışması için rekabet etmeme taahhüdünde bulunduğuna ve işten ayrıldıktan sonra da İstanbul'da aynı faaliyet kolunda faaliyet gösteren dava dışı ...  şirketinde işe başladığına göre, rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğunun ileri sürülmesi aynı zamanda TMK.'nın 2.maddesine de aykırıdır. Diğer yandan, davalının davacı şirkette “Satış Temsilcisi” pozisyonunda çalışmakta iken, istifa sonucu işten ayrılarak dava dışı ... şirketinde benzer pozisyonda işe başladığı tarafların kabulünde olduğuna göre, davalının davacıyla aynı faaliyet kolundaki, aynı müşteri portföyü ile iş yapan ... Şirketinde benzer pozisyonda çalışmakla rekabet yasağını ihlal ettiğinin kabulü gerekir. Zira, davacı şirketteki pozisyonu itibariyle ortak müşteri portföyü ve benzer ürün isim ve içerik bilgilerine sahip olan davalı işçinin, davacı şirketin gizli bilgilerine sahip olarak, ekonomik alanda davacı şirketi önemli ölçüde zarar yönünde etkileyebileceği sonuç ve kanaati hasıl olmakla somut olayda davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden davacının cezai şart talebi yerindedir (Yargıtay 11. H.D.'nin 2015/8396 E. - 2016/3470 K. sayılı, 30.03.2016 tarihli kararı). Sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın fahiş olmadığı değerlendirmesi ve indirim yoluna gidilmemesi de yerinde olmuştur.Davalının  davanın ıslah ile arttırılan kısmı yönünden faizin ıslah tarihinden itibaren başlaması gerektiği yönündeki istinaf istemi bakımından ise davanın kısmi dava olarak açıldığı, davacı vekilinin 01/11/2018 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu ve ıslah harcının da bu tarihte yatırıldığı, bu durumda kısmi  dava olarak açılan davada ıslah edilen kısım yönünden faiz başlangıcının ıslah tarihi olduğu gözönüne alınarak hüküm kurulması gerekirken alacağın tamamı üzerinden ve 02/09/2014 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli olmamıştır. Davalı vekilinin istinaf istemi bu yönden kabul edilmiştir.HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK 353/(1)b.2 maddesi uyarınca kabulüyle  kısmi dava olarak açılan davada ıslah edilen kısım yönünden faiz başlangıcının ıslah tarihi olduğu gözönüne alınarak hüküm kurulmaması isabetli olmadığından ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından bu husus hükümde düzeltilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜ ile, -10.000,00-TL'nin 02/09/2014 tarihinden ve 827,00-TL'nin ıslah tarihi olan 01/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,2-Başlangıçta peşin olarak alınan 870,96 TL harcın  ıslah harcı 29,19 TL ile birlikte,  alınması gerekli olan 683,1‬0 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 217,05‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,3-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 683,10 TL harç, posta ve tebligat gideri 255,00 TL, bilirkişi ücreti 1.600,00 TL olmak üzere toplam 2.594,59 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama masraflarının kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan  alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; artan delil avansının davalıya iadesine,  7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafın istinaf istemi kabul edilmekle birlikte davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.06/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"260e2c258738d3c2","SID":"a0c9974759276b45"}}