{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.                                                                                       <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1273 <br>KARAR NO: 2024/561                                  <br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/02/2021<br>NUMARASI: 2019/1132 Esas, 2021/137 Karar <br>DAVANIN KONUSU İtirazın İptali ( Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan )<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:  07/03/2024     <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                            <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan ...ye ortağı olduğu şirkete araç alması için 9.750,00 EURO+4.000,00 USD borç para verdiğini, davalıların borcunu müvekkiline ödemediğini bunun üzerine müvekkilinin borcun tahsili için icra takibine geçtiğini, davalıların kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu belirterek fazlaya dair dava ve talep haklarını saklı tutarak davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı ilamsız takibine karşı haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazının iptali ile alacağın avans faizi ile birlikte tahsili ve davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’ sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \" ..1-Davanın REDDİNE, 2-Kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,.. \" karar verilmiş, bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, \"...davalı borç alındığını cevap dilekçesinde ikrar etmiştir....whatsapp yazışmaları delil niteliğindedir....ava dilekçesinde bilirkişi ve yemin deliline dayanılmıştır....oray gezici şirketin gizli ortağıdır ve birlikte hareket etmişlerdir....\" şeklindeki beyanlarıyla İDM kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, \"...Alacaklı tarafın istinaf dilekçesinde de belirttiği üzere, diğer davalı ... ile istinaf talebinde bulunan ... arasında Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan  borç - alacak ilişkisi olduğu ileri sürülmüş olup, bu borç - alacak ilişkisine binaen tarafımıza karşı icra takibi başlatılmıştır. Müvekkilimiz ... AŞ olup, Anonim Şirketleri ancak yetkili Yönetim Kurulu'nun yapmış olduğu tasarruflardan, veya borçlandırıcı işlemlerden sorumludur. Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından anlaşılacağı üzere davalı müvekkilimiz ... AŞ.'nin Yönetim Kurulu Başkanı .... ...  söylediği iddia edilen ifadeleri kabul etmemekle birlikte, ...'nin şirketin yetkilisi ve ortağı olduğunu ifade etmesi, Şirketi ödünç alınan meblağdan sorumlu yapmayacaktır. İstinaf dilekçesinde ... şirket adına hareket edip, herhangi bir borçlandırıcı işlem altına girdiği ifade edilmemiştir. Dolayısıyla ... AŞ. Bu işlemin kesinlikle tarafı değildir. Tarafımıza karşı başlatılan icra takibinde, müvekkilimiz ... AŞ. Adına pasif husumet yokluğu söz konusudur. Haksız takip başlatılmıştır. Bu nedenle talepte bunulan isnitaf ... AŞ. İle ilgili kısmının husumet eksikliği nedeniyle dava şartı oluşmadığından reddi gerekmektedir. 3-) İstinaf dilekçesinde diğer davalı ...'nin ve dava dışı ... müvekkilimize ait şirkette yetkili ve ortak olduğu iddia edilmiştir. Hatta ... şirket ortağı olduğuna dair kendisini kandırdığını ifade etmiştir. Tüm bu iddialara karşı başvurulması gereken merci Cumhuriyet Başsavcılığı olup istinafta bulunan taraf yetkili mercilere başvurma gereği duymamıştır. ... şirket nezdinde hiçbir yetkisi  bulunmamaktadır. ...  müvekkilimiz şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ...  damadıdır. Sırf Akrabalık bağlarının bulunması şüphesiz şirket adına hareket ettiği anlamına gelmemektedir. Anılan kişiler ... AŞ.'in ortağı olsalar dahi, Anonim Şirketler sermaye teşekkülünden oluşan şirketler olup, pay sahiplerinin şirketin yönetimde hiçbir yetkisi olmayıp, yetki sadece Yönetim Kurulu'ndadır. Yönetim Kurulu Başkanı da ... . 4-) Diğer davalı ... ile müvekkilimiz ... AŞ.' arasından hizmet sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşme çerçevesinde ...i şirketimizden bağımsız olarak çalışmakta olup zaman zaman  portföy oluşturma ve pazar araştırmaları, çalışanların gelişimi ve eğitimi konusunda hizmet vermektedir. Şirket adına tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Şirketimiz bünyesinde değil, kendi hesabına çalışmaktadır. Karşı taraf, müvekkilimiz şirket ile Koray Gezici arasında ticari anlamda organik bağ bulunduğunu iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür.5-) Karşı tarafın bize ait çekler üzerinden bizim borçlu olduğumuzu iddia etmesi hukuka aykırıdır. Şöyle ki; ancak çekleri elinde bulunduran, keşideci ve cirantalara karşı hak talep edebilecektir. Aksini ispat yükü, iddia edenin üzerindedir. Davalı taraf  TTK ve HMK hükümleri gereği çekte ifade edilen hukuki ilişkiyi ancak kambiyo senediyle ispat edebilir. İstinaf dilekçesinde varsayım ve gerçeğe aykırı beyanlardan başka, tarafımızı ilgilendiren herhangi bir yazılı delil bulunmamaktadır. 6-) Karşı taraf vekili istinaf dilekçesinde tarafımız aleyhine hukuken geçerli hiçbir delil göstermemiştir. Tarafımızla ilgili anılan tek husus, müvekkilimizin emirine düzenlenmiş olan, müvekkilimizin ciranta olduğu ancak davacı taraf zilyetliğinde bulunmayan çeklerdir. Diğer davalı ..., bizden aldığı çekleri, tarafımıza iade etmiş olup, müvekkilimiz çeki elinde bulundurmakla birlikte artık çekte ifade edilen meblağı ödemekle yükümlü değildir. Takip konusu da herhangi bir çek olmayıp, ödünç verme sözleşmesi olduğu iddia edilmiştir. 7-) Müvekkilimiz ... A.Ş , davalı tarafın iddia ettiği Ödünç Verme Sözleşmesine taraf değildir. Bu borçtan dolayı müvekkilimiz ... AŞ.'nin sorumluluğu bulunmamaktadır. Taraf olmadığımız borca istinaden yapılan icra takibine müvekkilimizin itirazı haklı olup,  takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu aşikar olan alacaklı-davacının mesnetsiz istinaf talebinin reddi gerekmektedir....\" şeklindeki beyanlarıyla istinaf talebinin reddini dilemiştir.Dava, ödünç sözleşmesine bağlı itirazın iptali talebine ilişkindir. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspatın konusu HMK'nın 187 nci maddesinin birinci fıkrasında \"tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar\" olarak açıklanmıştır. Kanun maddesinde zikredilen vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir.Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı konusu TMK'nın “İspat yükü” başlıklı 6 ncı maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür\"  şeklinde düzenlenmiştir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ıncı maddesine göre de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”.Madde metninde geçen \"karine\" sözlük anlamıyla bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olguyu anlamaya yarayan çıkarımlardır ve her şeyden önce süregiden hayat seyrini düzene koyan hukukta doğabilecek belirsizlikleri gidermek için kullanılırlar (Türk Hukuk Lügatı; Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 664). Karineler bir hukuki durumun aydınlanması, bir hukuki görüşe güvenin korunması veya muamele hayatının özel gereklerinin karşılanması şeklinde bir ispat zorunluluğunu kaldırması yahut kurumların varlığının korunması gibi çeşitli amaçlara hizmet eder. Açıkça kanun koyucu tarafından öngörülebilecekleri gibi (kanuni karine), tarafların olay iddialarının doğruluğu veya bir delilin güvenilebilirlik derecesi hakkında insanlar ve yaşam konusundaki tecrübelerden yararlanılarak hâkimin belli olmayan vakıalar hakkında sonuç çıkarması (fiili karine) suretiyle de gerçekleşebilir (Bilge Umar/Ejder Yılmaz: İsbat Yükü, İstanbul 1980, s.165).İspat yüküyle ilgili olarak uyuşmazlıklarda belirsizliğin önüne geçmeye yarayan karinelerden biri de havale konusunda karşımıza çıkar.Sözlük tanımında havale, bir kimsenin kendi hesabına, başka birine para ya da değerli belge ya da başka misli şeyler vermeye bir üçüncü kişiyi yetkili kılmasından doğan sözleşmelerdir (Türk Hukuk Lügatı, s. 475).Havale, somut olayda uygulanması gereken BK'nın 457 ve devam maddelerinde düzenlenmiş olup kanun koyucu 457 nci maddede havaleyi \"bir akittir ki onunla muhalünaleyh, bilvekale kendi namına kabza salahiyettar olan muhalünlehe muhil hesabına nakit veya kıymetli evrak veya sair misli şeyler itasına mezun kılınır\" şeklinde tanımlamıştır.Türk Borçlar Kanunu'nun 555 inci maddesi düzenlemesi de buna paralel olarak \"Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir\" şeklindedir.Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre havale, kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Bir başka anlatımla, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karineten kabul edilir ve bu  karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.  Günümüzde sıklıkla bankalar aracılığıyla havaleler gerçekleştirilmektedir ve banka havalelerinde havale eden kişi havale evrakına paranın gönderiliş nedenine dair bir açıklama eklenmesini sağlayarak bunun bir borç ödemesi olmadığını vurgulayabilir. Bu niteliği haiz bir açıklamaya rağmen havale eden ile havale alıcısı arasında paranın gönderiliş nedenine ilişkin ihtilaf doğması hâlinde ispat yükünün kimin üzerinde olduğu, her somut olayın özelliğine göre ve bilhassa havale alıcısının açıklamalı gönderi üzerine gerçekleşen hareket şekli de dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenmelidir.Bu kapsamda dava konusu havale incelendiğinde;banka aracılığıyla davacı tarafından davalıya ödeme açıklamasıyla 4.000,00-USD ve 10.000,00-EURO gönderildiği,taraflar arasında bir kısım Whatsap yazışmalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının Whatsap yazışmaları yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan,ispat yükü üzerinde bulunan taraflara dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yazılı delil başlngıcı niteliğinden watsapp yazışmalarının bulunması nedeniyle delil listesinde tanık deliline ve yemin deliline dayanılmış ise tanık dinletme hakkının tanınması, yeterli gelmezse, davacının yemin deliline de dayanmış olduğundan, mahkemece yemin ihtaratı da yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmekteyken eksik araştırmayla hüküm kurulması hatalı olmuştur. HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca İDM kararının usul ve yasaya uygun olmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' nin 19/02/2021 tarih, 2019/1132 Esas, 2021/137 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' ne gönderilmesine,3.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4.Davacının yatırdığı istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine,6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,  07/03/2024  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9ca93245896d4130","SID":"fc6d998d11b36598"}}