{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1709 Esas<br>KARAR NO: 2024/619<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/07/2022<br>NUMARASI: 2020/448 Esas -  2022/715 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında 21/05/2014 tanzim, 21/05/2016 vade tarihli ve 70.000,00 TL bedelli  bonoya dayalı olarak 71.080,21 TL tutar üzerinden kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile bono lehdarı ... tarafından takip başlatıldığını, takip dayanağı bono üzerindeki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmayan sahte bir imza olduğunu, bono üzerindeki imzanın sahteliğinin çıplak gözle dahi anlaşılabilecek kesinlikte olduğunu, takip alacaklısının bononun lehdarı olması nedeniyle bono üzerindeki imzanın müvekkilince atılıp atılmadığını bilebilecek konumda olduğunu, bu itibarla takip yapmakta haksız ve kötü niyetli davalı tarafın İİK 72/5. maddesi hükmüne göre borcun %20'sinden az olmamak ve takip kapsamında yapılan cebri satış nedeniyle mal varlığı eksilen müvekkilinin somut maddi zarara uğraması nedeniyle müvekkilinin haksız takip nedeniyle uğradığı zararı karşılayacak bir oranda tazminata mahkum edilmesini talep ettiklerini, dava konusu Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının HMK 209/1 hükmü gereğince tedbiren teminatsız olarak dava sonuna kadar durdurulmasına, bu istemin kabul görmemesi halinde dava konusu Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine yatırılacak olan paranın alacaklı tarafa ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesine, müvekkilinin takip dayanağı bono ve takip nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin ve bononun iptaline, icranın eski hale iadesine, davalılar hakkında İİK 72/5 maddesi gereğince menfi tespit kararına konu borç miktarının %20'sinden az olmamak ve haksız takip nedeniyle uğranılan somut zararı karşılayacak oranda müştereken ve müteselsilen tazminata hükmedilmesine, yargılama masrafları ile kanuni vekalet ücretinin ayrı ayrı ve müşterek ve müteselsilen davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça borcun bir kısmının icra-i satış yolu ile ödendiğini ve ödenmiş olan kısım üzerinden menfi tespit davası değil istirdat davası açılması gerektiğini, istirdat davasının da ancak 1 yıl içinde açılabileceğini, bu sebeple davacının ancak kalan kısım için menfi tespit davası açabileceğini, bu davanın da 1 yıllık zaman aşımına tabi  olup zaman aşımı sebebiyle davanın reddini talep ettiklerini, davanın arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadan açıldığından reddi gerektiğini, davacının hiçbir itirazda bulunmadığını, imza inkarında bulunmadığını, bu sebeple davacının hukuki yararı  olmadığını ve davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacının neredeyse 5 yıl sonra bu davayı açmasının  hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işbu davada davacı borçlu ... ve senette kefil olan ...  müvekkillerinin babası ve eşi lehtar ... hemşehrileri ve köylüsü olduklarını,  davacı ile  ... kardeş olduklarını, bu kişilerin müvekkillerinin babasından iş kuracaklarını belirterek para yardımı istediklerini, alacaklı lehtar müteveffa ... ticaretle uğraştığı için nakit para veremeyeceğini ancak alacağını garanti altına almak için senet verirlerse kendilerine bankadan kredi çekeceğini belirttiğini, borçlu ... ve senette kefil olarak yer alan ... davaya konu bono ve davacı/borçlu ...'nın kendi adına kayıtlı evin tapusunu lehtar  ... verdiğini, bunun üzerine ... 2015 yılında davacı borçlunun verdiği tapu ile ... Ortaköy Şubesine gittiğini ve davacı borçlunun vermiş olduğu tapunun üzerine eksper tarafından değer biçilerek 140.000 TL bedelli ipotek konulduğunu ve senet miktarı kadar 70.000,00 TL kredi çekildiğini ve kredi bedelinin davacı borçluya verildiğini, lehtar ...  tarafından krediler ödendikten sonra ipoteğin kaldırıldığını, müteveffanın borçlulara güven duyarak ve sadece yardım etmek için kredi çektiğini ve vade tarihinden 2 yıl sonra senedin ödenmemesi üzerine icra takibine geçildiğini; usuli itirazlarının kabulü ile davanın reddine, davacının kendisine tanınan yasal süreler içinde haklarını kullanmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddini, davacı borçlunun haksız ve kötü niyetli tazminat talebinin reddine, mahkeme tarafından resen alınacak sebeplerle güncel faiz ve masraflarla alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına ve yine bu miktar üzerinden %20 para cezasına hükmedilmesine, masraf ve ücreti vekaletin davacı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2022 tarih ve 2020/448 Esas - 2022/715 Karar sayılı kararıyla; \".. davanın, Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... (eski ...) Sayılı dosyasında takibe konu 21/05/2014 düzenleme; 21/05/2016 ödeme tarihli 70.000,00-TL bedelli senedin keşidecisi görünen davacının imzanın kendisine ait olmadığından bahisle açmış olduğu menfi tespit davası olduğu, davacıya ait imza incelemesine esas davacının imzasının bulunduğu belge asıllarının dosyaya getirtildiği, davacıya ait imza örnekleri ile dosyanın üçlü grafolog bilirkişi heyetine sevk edildiği, belge asılları üzerinden yapılan teknik inceleme sonucunda hüküm kurmaya elverişli 02/04/2021 havale tarihli bilirkişi raporuna göre senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, her ne kadar davalı tarafça davalılar murisinin davacıya kredi çekerek borç para verdiği ve borcun ödenmediği iddia edilmiş ise de davacının bahsedilen borç için taşınmazını ipotek ettirdiği, kredi borcu ödendiğinde ipoteğin kaldırıldığı anlaşılmakla; 02/04/2021 havale tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının davalılara dava konusu senet nedeniyle borçlu kabul edilemeyeceği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak; davanın kabulüne, davacının Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... (eski ...) Esas sayılı takip dosyasından ve icra takip dosyasının dayanağı olan 21/05/2014 tanzim, 21/05/2016 vade tarihli 70.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalılara borçlu bulunmadığının tespitine,  takibin durdurulmasına, İİK.72/5 Md. Uyarınca alacağın %20 si oranındaki (14.216,04 TL) tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; \"Davacı menfi tespit davasında icra dosyasında görüleceği üzere borcun bir kısmı icra yolu satış ile  ödediğini, ödemiş olduğu kısım üzerinden menfi tespit  davası değil istirdat davası açması gerektiğini, istirdat davası da ancak bir yıllım hak düşürücü süre içinde açılabileceğini, öncelikle dava süresinde açılmadığı gerekçesi ile kısmi ödeme bedeline ilişkin menfi tespit talebinin reddi gerektiğini, Ancak ilk derece mahkemesi tarafından ödeme yapılan kısım için de açılan menfi tespit davasının usule aykırı olarak kabul edildiğini, Yargılama sırasında talep ettiğimiz delillerimiz toplanmamış, toplanan delillerimiz ise dikkate alınmadığını; Mahkeme tarafından tanık dinlenmediğini, ... ve Fatsa Tapu Müdürlüğünden gelen müzekkere cevaplarının dikkate alınmadığını,  HMK 201.maddesi bir senede bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin tanıkla ispat olunamayacağını düzenlemekle birlikte aynı kanunun 203. Maddesinde bu kuralın istisnaları sayılmıştır. 203. Maddenin 1. Fıkrasının ç bendinde  \"Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları\" söz konusu olduğunda tanık dinletilebileceği gösterildiğini,  Şayet senetle ispat kuralı Mahkeme tarafından benimsenmiş ise bilirkişiye de başvurulamayacağını, çünkü ortada kesin delil teşkil eden bir senet bulunduğunu, şayet senedin sahtelik iddiasının bulunması nedeniyle senetle ispat kuralının istisnalarından birinin bulunduğu kabul edildiği için bilirkişiye başvuruluyorsa o zaman Mahkeme tarafından tanık da dinlenilmesi gerektiğini, Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıda olmakla birlikte kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığına yönelik olumsuz tespit davalarında ispat yükü davacı borçluda olduğunu, davacının iddialarını ispat edemediğini,Bilirkişi rapırunda 2014 tanzim tarihli senetten önceki tarihli iki belgeye başvurulmuş bu belgeler de senet tanzim tarihinden 4 sene öncesine ait olduğunu, bu belgeler incelenirken senet tanzim tarihinden önceki tarihli belgelerde bulunan imzada yaşanan doğal değişimler neticesinde bir farklılık olabileceğine değinilmediğini, Bu nedenle örnek imzaların şüpheli imza ile mümkün olduğu kadar yakın tarihte atılmış olması gerektiğini, beş yıldan daha eski imza örneklerinin mukayeseye esas alınmasının doğru olmadığını, olayda senet tarihine yakın herhangi bir bir belge üzerindeki imza ile kıyas yapılamadığını, İmzanın sahteliğini kabul etmemekle birlikte, davacının bilerek sahte imza atmış olup olamayacağının araştırılması gerektiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, dosyanın Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu - Fizik İhtisas Dairesi, Adli Belge İnceleme Şubesine gönderilerek yeni ve doğru bir rapor alınması gerektiğini,Bir an için senette bulunan imzanın sahte olduğu düşünülse bile, Mahkeme tarafından Müvekkilimin bu imzanın sahte olduğunu bilecek durumda olup olmadığı araştırılmadan kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, Davacı kendisine tanınan yasal sürelerin hiç birinde bu haklarını kullanmadığını, davacının  hiçbir itirazda bulunmadığını ve hiç bir aşamada itiraz etmediğini, bu sebeple davacının hukuki yararı olmadığından davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.<br>DELİLLER:Uzman üçlü grafolog bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek ilk derece mahkemesine sunulan bilirkişi raporunda özetle;\" ...İnceleme konusu 21/05/2014 tanzim, 21/05/2016 vade tarihli, 70.000,00-TL'lik senedin ön yüzünde davacıya atfen atılmış imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı ...'nın eli ürünü olmadığı\" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.\t<br>GEREKÇE:\tDava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Davacı, takibe konu bonodaki borçlu imzasının kendisine ait olmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı taraf ise iddiaları kabul etmeyerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.İlk derece mahkemesi tarafından, \"Davanın KABULÜ ile; Davacının Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... (eski ...) Esas sayılı takip dosyasından ve icra takip dosyasının dayanağı olan 21/05/2014 tanzim, 21/05/2016 vade tarihli 70.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalılara BORÇLU BULUNMADIĞININ TESPİTİNE,  takibin DURDURULMASINA, -İİK.72/5 md. uyarınca alacağın %20 si oranındaki (14.216,04 TL) tazminatın davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE.\" karar verilmiştir.Hüküm davalı  vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacının takibe konu  21/05/2014 tanzim, 21/05/2016 vade tarihli ve 70.000,00-TL  tutarlı bononun keşideci-borçlusu olduğu, davacının bonodaki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunduğu, mahkemece aldırılan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi kurulu raporu ile \"Bonoda davacı adına atılı imzanın davacı eli ürünü olmadığı\" anlaşılmıştır. Bonodaki imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi tarafından davacının menfi tespit isteminin kabulüne dair vermiş olduğu kararın isabetli olduğu; davacının kısmi ödemelerinden bahsedilmiş ise de davacının istirdat isteminde bulunmamış olması nedeniyle mahkemece menfi tespit ile sınırlı inceleme yapılmasının da yerinde olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 4.855,48 TL harçtan, peşin alınan 1.213,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.641,61 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.03/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17b56435f945c3f4","SID":"9876b9b60eb9be14"}}