{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/476 Esas 2024/399  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/476 <br>KARAR NO\t: 2024/399<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/305 Esas 2021/891 Karar<br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: İpoteğin Fekki  <br>DAVA TARİHİ\t: 12/12/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/04/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki ipoteğin fekki istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin araba almak için kredi çeken dava dışı ...'in kredi borcuna kefil olduğunu, taşınmazı üzerinde banka lehine üst sınır ipoteği tesis edildiğini, kredi borcunun asıl borçlu tarafından ödendiğini, ipoteğin kaldırılması için davalı bankaya başvurduğunu, haksız bir şekilde talebin reddedildiğini belirterek müvekkilinin taşınmazı üzerinde bulunan ipoteğin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ...'in müvekkiline olan borç ve kredi risklerinin halen devam ettiğini, teminat teşkil eden ipoteğin kaldırılmasının mümkün olmadığını, dava dışı asıl borçlunun henüz kapanmamış açık kredilerinin mevcut olduğunu, tüm krediler kapanmadan ipoteğin kaldırılamayacağını, ipotek resmi senedinde ipoteğin tüm doğmuş ve doğacak kredilerin teminatını ve bu teminata ilave olarak işleyecek olan akdi ve temerrüt faizlerini kapsayacak şekilde ipotek tesis edildiğinin belirtildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacının fekkini talep ettiği taşınmaz ipoteğinin dava dışı ...'in davalı bankada kullandığı ve kullanacağı kredilere, doğmuş ve doğacak tüm borçlarının 190.000,00 TL'lik kısmı için üst sınır (teminat) ipoteği olarak verildiği, dava tarihi itibariyle dava dışı ...'in davalı bankaya kullandığı kredilerden dolayı 195.148,47 TL'lik borcu bulunduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, ipoteğin dava tarihi itibariyle bedelsiz kalmadığı ve fekki şartlarının gerçekleşmediği, dava dışı ...'in bankaya  borçlarının tümünü dava tarihinden sonra 08/01/2020 tarihi itibariyle ödeyerek sonlandırmış ise de, her davanın açıldığı tarihteki şartlarda değerlendirileceği, dava tarihi itibarıyla ipoteğin fekki şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, müvekkilinin imzasının bulunmadığı bir sözleşmeden kaynaklı olarak kefil sıfatıyla sorumlu olduğu gerekçesiyle müvekkilinin malik olduğu taşınmazdan ipoteğin kaldırılmamasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin kefalet imzasının bulunmaması tespit edilmesine ve müvekkilinin kendi üzerine düşen borcu ödemesine rağmen müvekkilinin taşınmazında bulunan ipoteğin kaldırılmamasının hukuka ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borçları için kefilin sorumluluğunun bulunmasının kanuna, yargı kararlarına, kişilik haklarına, mülkiyet hakkına ve hatta kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, doğmuş alacaklar bakımından kefilin sorumluluğunun bulunması mümkün iken doğacak alacaklar bakımından kefile sorumluluğun yüklenmemesi gerektiğini, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığını, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrütünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğunu, müvekkilinin doğacak alacaklardan kefil olarak sorumluluğu kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli bir borcun varlığı arandığından müvekkili kefilin yalnızca ödediği borç miktarı ile sorumlu olduğunu, müvekkilinin ödediği borç neticesinde kefil olarak sorumluluğu bitmiş olup müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasının usul, yasa ve yargı kararlarının gereği olduğunu, kefilin imzasının bulunmamasının yanında kefil olan müvekkilinin ve asıl borçlunun borcu kapatmasına rağmen ipoteğin fekki isteminin kabul edilmediğini, davalı banka ile akdedilen sözleşmede müvekkilinin kefil olarak imzasının bulunmadığın, bununla birlikte müvekkilinin kefil olarak borçlarını üç yıl boyunca gece gündüz çalışarak bitirdiğini, bunun yanında dava dışı asıl borçlu ...'in dava tarihi itibariyle toplam borç miktarı olan 195.148,47 TL'yi bilirkişi raporunda da görüleceği üzere 08/01/2020 tarihinde ödediğini, dolayısıyla kredi borcunun bitmesi ile birlikte müvekkilinin taşınmazında bulunan ipoteğin fekkedilmesi gerekirken hüküm gerekçesinde dava tarihinden sonra dava dışı ...'in borcunu sonlandırmış olsa da her davanın açıldığı tarihteki şartlarda değerlendirileceğinden davanın reddine karar verildiğini, her ne kadar mahkemece davanın reddine karar verilmiş olsa da davanın açıldığı tarihte müvekkilinin kendi payına düşen borcu ödediğinden kefalet sözleşmelerinde belirlilik ilkesi gereğince müvekkilin yalnızca kefil olduğu miktar bakımından sorumluluğu sona erdiğinden müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması gerektiğini, bunun haricinde asıl borçlu olan dava dışı ...'in borcu ödemesi neticesinde davalı banka ile imzalanan sözleşme gereği edimini yerine getirmiş olup, davalı bankanın da ipoteği fekketmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinin teminatı olan ipoteğin fekki istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br>\tDava Ankara 13. Tüketici Mahkemesinde açılmış olup, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen 2019/477 Esas 2020/132 Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. <br> <br><br>\tİpotek resmi senedi, genel kredi sözleşmeleri, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 30/09/2021 tarihli ön, 14/12/2021 tarihli bilirkişi raporu, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile davalının cevabi ihtarnamesi, ödeme planları, kredi kullandırım talimatları,  dava dışı ...'in banka hesap hareketleri dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavalı banka ile dava dışı ... arasında 06/03/2018 tarihli 600.000,00 TL limitli, 13/05/2015 tarihli 100.000,00 TL limitli, 25/01/2013 tarihli 150.000,00 TL limitli, 08/04/2019 tarihli 500.000,00 TL limitli, 26/06/2020 tarihli 300.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalanmış olup, davacının anılan sözleşmelerde müteselsil kefil olarak imzası yer almamaktadır. <br>\tİpotek resmi senedi incelendiğinde, davacının taşınmazı üzerinde 03/12/2015 tarihinde davalı banka lehine dava dışı ...'in asaleten ve kefaleten doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 190.000,00 TL limitle üst sınır ipoteği tesis edildiği görülmüştür. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, dava tarihi itibarıyla davalının dava dışı asıl borçlu ...'den toplam 195.148,47 TL alacaklı olduğu, dava tarihinden sonra tüm borcun ödenerek sonlandırıldığı tespit edilmiştir. <br>\tDavacı tarafından davalıya gönderilen 17/06/2019 tarihli ihtarname ile, ipoteğin araç kredisinin teminatı olarak tesis edildiği, araç kredisinin ödenmesine rağmen ipoteğin kaldırılmadığı belirtilerek ipoteğin fekkedilmesi talep edilmiştir. <br>\tDavalı tarafından davacıya gönderilen 19/06/2019 tarihli cevabi ihtarname ile banka alacağının devam ettiği, ipotek fek şartlarının oluşmadığı bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan ipoteğin teminat altına aldığı araç kredisi borcunun ödendiğini, buna rağmen ipoteğin fekkedilmediğini iddia etmiş, davalı yan ise ipoteğin teminat altına aldığı tüm kredi borcunun ödenmediğini, ipotek fek koşullarının oluşmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacının taşınmazı üzerinde dava dışı ...'ni kredi borcunun teminatını teşkil etmek üzere davalı lehine ipotek tesis edildiği, davacının ipoteğin fek talebine rağmen dava tarihinden önce davalı tarafından davacının taşınmazı üzerindeki ipoteğin fekkedilmediği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının taşınmazı üzerinde davalı lehine tesis olunan ipoteğin fek koşullarının oluşup oluşmadığı hususundan kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda dava tarihinde ipoteğin teminat altına aldığı borcun sona ermediği, 195.148,47 TL bankanın alacaklı olduğu, dava tarihinden sonra ise tüm borcun ödenerek sonlandırıldığı tespit edilmiştir. <br>\tDava konusu ipotek resmi senedi incelendiğinde, 03/12/2015 tarihinde davacının taşınmazr üzerinde dava dışı ...'in davalı bankaya asaleten ve kefaleten, doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 190.000,00 TL limit ile üst sınır ipoteği tesis edildiği görülmüştür. <br>\tDavacı yan, dava dilekçesinde ve aşamalarda ipoteğin dava dışı asıl borçlunun araç kredisi borcunun teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiğini, araç kredi borcu ödendiği halde ipoteğin fekkedilmediğini, genel kredi sözleşmelerinde kefaletinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Dosyaya ibraz edilen genel kredi sözleşmelerinde davacının kefaleti bulunmadığı gibi, dava konusu ipotek davacının kefalet borcunun da teminatını teşkil etmemekte, sadece dava dışı asıl borçlunun asaleten ve kefaleten davalı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmektedir. <br>\tDavalı yan ise ipotekli taşınmaz ile borçları teminat altına alınan dava dışı ...'in bankaya borcu bulunduğunu, ipoteğin dava dışı asıl borçlunun tüm kredi borçlarını teminat altına aldığına yöneliktir. Nitekim yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla da dava dışı asıl borçlunun dava tarihi itibarıyla davalı bankaya 195.148,47 TL borcu bulunduğu tespit edilmiştir.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının taşınmazı üzerinde tesis edilen ipoteğin dava dışı asıl borçlu ...'in asaleten ve kefaleten davalı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olduğu, asıl borçlunun davalı bankaya genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcu bulunduğu, dava tarihi itibarıyla ipoteğin teminat vasfının  devam ettiği, her davanın açıldığı dava tarihindeki durum ve koşullara göre değerlendirilmesi gerekeceğinden dava tarihinden sonra kredi borcunun ödenmiş olmasının bu sonucu değiştirmeyeceği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. \tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan  80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 13/03/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e85c413778d148c","SID":"2174374791ebff8c"}}