{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2022/2034 - 2024/335<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2034 <br>KARAR NO\t: 2024/335<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/822 Esas - 2020/135 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 02/04/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; davalı sigorta şirketine sigortalı araçların yaptıkları trafik kazaları neticesinde müvekkilinin zararına neden olduklarını, bu nedenle tanzim edilen tutanak ve faturaların müvekkili Şirket tarafından davalıya bildirildiğini ancak davalının ödeme yapmadığı gibi söz konusu alacağın tahsiline yönelik olarak Ankara 20.İcra Dairesi’nin 2015/23559E. sayılı takip dosyasında başlattıkları icra takibine de haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe vâki haksız itirazının iptaline, %20 oranından aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatının yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmada cevap dilekçesinde plakalarını belirttiği ve davacının zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen 10 aracın verdiği zararlar nedeni ile cevap dilekçesinde ayrı ayrı belirttiği miktarlarda ödeme yapıldığını, davacının talep ettiği bakiye alacak miktarları yönünden müvekkilinin hukuken sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, sigorta hasar tazminatı alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu; taraf delilleri toplandıktan sonra sigortacı-hesap bilirkişisi-makine mühendisinden oluşturulan 3 kişilik bilirkişi kurulundan alınan raporda, dava konusu Ankara 20. İcra Dairesi’nin 2015/23559 E. sayılı takip dosyasında davalı sigorta şirketinin hasar tarihi itibariyle toplam 10 adet aracın mevcut olduğu ve herbir araç yönünden ayrı ayrı talep edilen sigorta hasar tazminatının toplam 20.912,52-TL olduğu belirtildikten sonra her bir araç yönünden hasar tarihi ve temerrüt tarihi değerlendirilerek davacının 10 araç yönünden ayrı ayrı takip tarihi itibariyle talep edebileceği sigorta hasar tazminatı alacağının belirlendiği, buna göre davacının davalı Sigorta Şirketinden takip tarihi itibariyle toplam 17.774,84-TL rücu tazminatı alacağı talep edebileceğinin mütalaa edildiği; bilirkişi kurulu raporuna yönelik davacı vekilinin itirazları üzerine bilirkişi kurulundan alınan ek  raporda ise, davacının itirazlarının belgelendirilmemesi nedeni ile asıl rapordaki tespit ve hesaplamalarının teyit edildiği belirtildiği; bilirkişi raporuna itirazlar üzerine alınan 2.ek raporda da; davacının davalı sigorta şirketinden takip tarihi itibariyle 17.774,84-TL sigorta hasar tazminatı alacağı talep edebileceğinin mütalaa edildiği; raporun karar vermeye elverişli olduğu, davanın 2. ek bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulü ile 17.774,84-TL sigorta hasar tazminatı alacağına vâki davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın varlığı ve miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği gözetilerek davacının koşulları oluşmayan icra-inkâr tazminatı isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; “Davanın kısmen kabulü ile; davalının Ankara 20.İcra Dairesi’nin 2015/23559 E. sayılı takip dosyasına vâki haksız itirazının kısmen iptaline, takibin 17.774,84-TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,80 oranındaki avans faizi  ile birlikte takip talebindeki koşullarda devamına, davacının yasal koşulları oluşmayan icra-inkar tazminatı talebinin reddine,” karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu; müvekkilinin meydana gelen kaza nedeniyle; ... plakalı aracın kazası nedeniyle 05/03/2015 tarihinde 1850,43 TL; ... plakalı aracın kazası nedeniyle 26/02/2015 tarihinde 2467,24 TL; ... plakalı aracın kazası nedeniyle 27/05/2016 tarihinde 2091,66 TL; ... plakalı aracın kazası nedeniyle 04/12/2015 tarihinde 1.555,97 TL ve 280,07 TL olmak üzere 1.836,04 TL; ... plakalı aracın kazası nedeniyle 20.05/2016 tarihinde 1506,31 TL; ... plakalı aracın kazası nedeniyle 14/04/2015 tarihinde 586,01 TL, 03/12/2015 tarihinde 105,48 TL olmak üzere 691,49 TL;... plakalı aracın kazası nedeniyle 04/12/2015 tarihinde 266,61 TL; ... plakalı aracın karıştığı kaza nedeniyle 03/07/2015 tarihinde 2.244,67 TL, olmak üzere toplam 12.954,45 TL ödemede bulunduğunu, mahkemece ödemelerin nazara alınmamasının hatalı olduğunu; söz konusu ödemelerin tenzil edilmesi ile karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme kararında temerrüt gerçekleşmediğinden bahisle işlemiş faize yönelik taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ödeme faturalarını davalıya ibraz ederek temerrüde düşürdüğünü, bu nedenle şirketin faiz talep edemeyeceğine yönelik kararın hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE\t<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Davacı, çeşitli tarihlerde davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araçların trafik kazası neticesinde tesislerine vermiş olduğu zararların davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\t1-Davalı vekilinin, davaya konu zararlar yönünden davacıya ödeme yapıldığına yönelik istinaf sebeplerinin incelemesinde; <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde icra takibine konu zararlarlar kapsamında, davacıya ödemede bulunulduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Yargılama sırasında da bahse konu tazminat taleplerine ilişkin olarak hasar dosyalarının davalı tarafından dosyaya sunulduğu görülmüştür.<br>\tHasar dosyalarında davacının tazminat ödemesine ilişkin başvuru evrakında hasar ödemesinin yapılacağı banka hesap numaraları davalıya bildirilmiş, davalının da, davacıya hitaben yazdığı cevabi yazılarda ödeme yaptığını belirterek, ödeme tarihleri ve ödeme banka bilgilerini bildirmiş olduğu anlaşılmaktadır.<br>\tBu durumda mahkemece davalı tarafından ödeme dekontu yahut makbuz sunulmamış dahi olsa, davalının hasar dosyalarında ödediğini bildirdiği miktarlara ilişkin davacı vekiline beyanda bulunması için mehil verilerek, davacının söz konusu ödemeleri kabul etmemesi durumunda ilgili hasar dosyalarında davalının ödeme yaptığı banka hesap numarası, ödeme miktarı ve ödeme tarihi yer aldığından, HMK'nın 221 maddesi gereğince mevcut bilgiler çerçevesinde ilgili banka şubesinden ödemeye ilişkin hesap ekstresi getirtilerek, ödemelerin mevcut olması durumunda, talep edilen zararlar kapsamında yapılan bir ödeme ise hasar miktarından mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalının ödeme bilgilerini sunmasına ve banka kanalıyla ödeme iddiasına rağmen, sırf ödeme dekontu sunulmadığından bahisle eksik inceleme ile davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\tKabule göre ise; KTK'nın 99. maddesinde, \"Sigortacılar, hak sahibinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\" denilmiştir. Bu durumda zarar görenin sigorta şirketine usulüne uygun başvurusunu takip eden 8 iş günü sonunda sigorta şirketi temerrütü gerçekleşecektir. <br>\tSomut olayda mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının temerrüdüne ilişkin dosyada bilgi belge olmadığından temerrüt faiz olarak talep edilen işlemiş faize yönelik hesaplama yapılmamış, mahkemece de bu çerçevede davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde davacının, davalıya hasar ödemesi için müracaatı olup, bu husus davalının da kabulündedir (nitekim bir kısım ödemeler yapığını ileri sürmüştür). Bu durumda 2918 sayılı Yasa'nın 99. maddesi değerlendirilmek suretiyle her bir tazminat alacağı açısından temerrüt oluşup oluşmadığı ve temerrüt tarihleri değerlendirilmek suretiyle icra takibinde talep edilen işlemiş faiz alacağının haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, işlemiş faiz talebinin bilirkişi raporundan hareket ile reddine karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle davalının beyan ettiği ödeme iddiası karşısında, davalının hasar dosyalarında bildirdiği ödemeye yönelik bilgilere karşı davacı vekiline açıklamada bulunması hususunda mehil verilerek, hasar dosyalarında açıklanan ödemelerin kabul edilmesi durumunda ödeme ile uyuşmazlık sona ereceğinden buna göre, hasar dosyasında açıklanan ödemelerin davacı vekili tarafından inkar edilmesi durumunda ise davalı vekili tarafından hasar dosyalarında ödeme bilgileri ve ödeme yapılan banka bilgileri dosyaya bildirildiğinden, ilgili bankadan HMK'nın 221. maddesi hükümleri çerçevesinde ödemeye ilişkin kayıtlar dosyaya kazandırılarak, icra takibine ve davaya konu zararlar kapsamında yapılan ödeme mevcut ise söz konusu ödemelerin de değerlendirildiği rapor alınarak sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 13/02/2020 tarihli 2016/822 Esas - 2020/135 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde yatıran taraflara iadesine; <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"97ced70d1fcf4c78","SID":"21d46b94f0b63313"}}