{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/358 Esas<br>KARAR NO: 2024/673<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/783 Esas , 22/01/2024 tarihli ara karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile;  Bakırköy 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/917 E sayılı dosyasından 30/03/2021 tarihinde müvekkili şirket hakkında iflas kararı verildiğini, ilgili kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/4793 E sayılı 2022/3503 K. Ve 22/06/2022 tarihli kararı ile onandığını ve iflas kararının kesinleştiğini, bu kapsamda tasfiye işlemlerine Bakırköy ... İflas dairesi'nin ... İflas dosyasından devam edildiği, davacı müflis şirket hakkında verilen iflas kararı neticesinde mahkemede görülmekte olan işbu davada İİK M. 194. Uyarınca ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenilmesine karar verildiği ve yargılama dilekçe teatisinin tamamlanması aşamasında kaldığını, gelinen an itibariyle tüm masa alacaklıları yönünden önem arz eden işbu davada henüz inceleme yapılamadığını davalılar tarafından masa malvarlığını eksiltme saiki ile hareket edilmekte olduğunu ve masa alacaklılarının haklarını iç etmeye yönelik haksız ve hukuka aykırı eylemlerde bulunulduğunu, bu kapsamda masa menfaati gözetilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla  ... A.Ş nin finansal kiralama sözleşmeleri neticesi elinde bulunan gayrimenkullerin üçüncü şahıslara devrinin HMK ilgili hükümler gereği mahkemece teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Finansal Kiralama sözleşmelerinin geçersiz olup olmadığı, davalı banka tarafından alınan teminat ve ipoteklerin paraya çevirme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yapılacak yargılama sonucunda belirleneceğinden davanın yargılamasının halen devam ettiği, davaya ilişkin yeni bir belge ve bilginin de taraflarca  dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından HMK 389. Maddesi uyarınca koşulları bulunmayan davacının yinelen ihtiyati tedbir talebinin reddine\" şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf  isteminde özetle; davada Davalılardan ... A.Ş. ile Davacı arasında münakit finansal kiralama sözleşmelerinin geçersizliğinin tespiti ile Davacının, Bilirkişi marifeti ile ve diğer yöntemlerle tespit edilecek muaccel olan fazlaya ilişkin tüm zarar, ziyan talep hakları ile oluşabilecek tüm zararları talep hakları ve taraflar arası münakit sözleşmelerden doğan tüm diğer talep hakları saklı tutulmak kaydıyla,  şimdilik, Davalıların sözleşmeye ve mevzuata aykırı davranışı neticesi oluşan 1,000,000 TL zararının ödeme anına kadar ki kanuni faizi ile Davalılar tarafından tazmin edilmesinin talep edildiğini, davalılardan BFK'nın ... A.Ş’nin yüzde yüz iştiraki olduğunu ve bu kuruluşun tamamen Bankanın kontrolünde olduğunu, Banka'nın kendi alacaklarını sağlama almak amacıyla ipotekle temin ettiği gayrımenkullerin büyük kısmını (ipotekleri muhafaza ederek) \"sat-geri kirala\" finansal modeli kisvesi altında BFK'ya devrini temin ettiğini, davacının bu işlemden ek bir kredi yada menfaat sağlamadığını, Dilekçe ekinde yer alan Prof Dr ... tarafından hazırlanan mütalaanın dikkate alınması gerektiğini, mütalaada; “…davalı ... tarafından sözleşmenin ilgili hükümlerinde zikredilen bedelin Davacıya ödendiğini gösterir herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Bir başka ifadeyle dosya kapsamında satın alan/kiralayan ...’nın, mezkur taşınmazlara ilişkin satın alma bedelini (kiralananın bedelini) davacıya ödediğini gösterir herhangi bir ödeme belgesine rastlanmamıştır.”, “Sat ve geri kirala sisteminin temelinde, kiralama ilişkisinden evvel bir satış ilişkisinin mevcut olduğu, zira kiralanacak malın kiracının mülkiyetinde olduğu ve bu sebeple öncelikle kiracının mülkiyetindeki malın kiralayana devrinin gerektiği, söz konusu satış işlemiyle gerçekleşen devirden sonra artık kiralayanın kendi mülkiyetine geçen malı kiracıya kiralaması söz konusu olacaktır. Somut olayda davacı tarafından davalı ...’ya devredilen taşınmazların karşılığında davacıya ödenen bir bedel olmadığından, “Sat ve Geri Kirala” metoduyla akdedilen finansal kiralama sözleşmelerinin asli unsurlarındaki eksiklik sebebiyle geçerli olmadığı sonucuna ulaşılacaktır. Daha açık bir anlatımla taraflar arasında akdedilen sözleşme, sat ve geri kirala metoduyla akdedilecek finansal kiralama sözleşmesinin asli unsurlarından olan satış sözleşmesi neticesinde satıcı/kiracıya bedel ödeme borcunu ihtiva etmemektedir. Sözleşmenin özel şartlar 22. maddesinde, fonlama tutarının kiracıya ödenmeyip davacının ... nezdindeki riskinin kapatılacağı ifade edilmiş ise de tarafımıza teslim edilen belgeler arasında bu hususu gösterir bir belgeye de rastlanmadığı dikkate alındığında, mezkur sözleşmenin sahih ve muteber bir “Sat ve Geri Kirala” metoduyla akdedilen finansal kiralama sözleşmesi olmadığı” şeklinde değerlendirmelere yer verildiğini,  bahsedilen hukuki işlem borç miktarını ve davacı açısından teminat tutarını değiştirmediği için, kendi ve müşterileri adına davalılara güvenen davacı müflis Şirketin bu yapıyı müşterilerini korumak ve zararını azaltmak adına yapmaya mecbur kılındığını, zaten teminat fazlası var iken bu ikinci işlem ile davalı Banka malları sahiplenerek çok daha güçlü bir teminata sahip olmuş ancak mevzuata aykırı bir biçimde bunu hiçbir zaman kayıtlara yansıtmamış sürekli davacıyı ek teminata zorlamış olduğunu, mütalaada davalı şirketler her ne kadar farklı tüzel kişiliklere sahip olsalar da somut olay bakımından BFK’nın, Banka ile davacı arasındaki ipotek ilişkisinde ipotek alacaklısından tamamen bağımsız bir üçüncü kişi konumunda olmadığı; davacı tarafından BFK’ya  yapılan taşınmaz devirlerinin esasen Banka’nın teminatını güçlendirme saikiyle yapıldığı yönünde değerlendirmede bulunulduğunu,Davacı tarafından BFK’ya yapılan taşınmaz devirlerinin lex commissoria yasağına aykırılık teşkil ettiği ve bu nedenle kesin hükümsüz olduğu; dolayısıyla her iki tarafında aldıklarını geri vermesi gerektiğinin açıklandığını, Davalı BFK'nın iflas masası tarafından kabul edilmiş yaklaşık sadece 165 Milyon TL alacağı ile değeri 1,6 Milyar TL olan gayrimenkulleri ele geçirmeye çalışmakta olduğunu, hukuka aykırı haksız fiilleri neticesinde tüm masa alacaklıları mağdur edildiğini, Davalı BFK tarafından BFK’ya devredilmiş taşınmazların iflas masasından tefriki ile taşınmazlar üzerindeki “finansal kiralama şerhlerinin kaldırılması” için muhtelif davalar açıldığını, tefrik kararı verilmesinin koşulunun oluşmadığını,  BFK’nın açmış olduğu davalar neticesinde tefrik kararı verilmesi ve tapudaki şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmesi halinde taşınmazlar üzerinde BFK’nın serbestçe tasarruf edebilmesinin önü açılacağını, davalıların mevzuata aykırı faaliyetlerinin önlenmesi ve zararın telafisi imkansız boyutlara ulaşmasının engellenmesi adına BFK’nın kesin hükümsüz olan finansal kiralama sözleşmeleri neticesi elinde bulunan gayrimenkullerin üçüncü şahıslara devrinin engellenmesi amacıyla sayın mahkemece teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini, eksik inceleme ile ve gerekçesiz olarak tedbirin reddedildiğini, tedbir koşullarının oluştuğunu belirterek   mahkemenin 22.01.2024 Tarihli kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE Davacı, finansal kiralama sözleşmelerinin geçersiz olduğunun tespiti ile bilirkişilerce belirlenecek zararın tazmini talepli açılan davada, ... A.Ş.'nin finansal kiralama sözleşmeleri neticesi elinde bulunan gayrimenkullerin üçüncü şahıslara devrinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.Dairemiz önüne gelen somut uyuşmazlık ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesinin 22.01.2024 Tarihli ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir. Dosyanın evveliyatında ilk derece mahkemesinin 04.01.2021 Tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacının istinaf istemi Dairemizce incelenerek esastan reddedilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili ihtiyati tedbir istemine delil olarak mütalaa sunmuş ise de; mahkemece henüz tüm taraf delillerinin değerlendirildiği bir bilirkişi raporu alınmadığı, sözleşmelerin geçersiz olup olmadığı ve davalı tarafça alınan teminat ile ipoteklerin paraya çevrilme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin yargılamayı gerektirdiği, taraflar arasında başkaca hukuk davaları olduğunun belirtildiği de dikkate alındığında yaklaşık ispat gerçekleşmediğinden, bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı yerindedir.Açıklanan nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.05/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c751147165c19edd","SID":"ffec9d64fdb44bdf"}}