{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2020/155 - 2024/469<br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                     (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t                E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2020/155 <br>KARAR NO\t: 2024/469<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  17/10/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2017/654E., 2019/1042K.<br>DAVACI\t\t\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>\t     \t<br>\tDavacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili, davacının Ankara Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık mesleğini icra ettiğini ve davalı nezdinde mesleki sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, dava dışı üçüncü kişi ...'in davacının müvekkili olduğunu, yurtdışı borçlanma yolu ile emeklilik işlemlerinin tamamlanması adına davacıya vekalet verildiğini, verilen bu vekalete istinaden gerekli kurum ve kuruluşlara başvurulduğunu yine bu doğrultuda açılan davanın kazanıldığını ancak, dava devam ettiği esnada meydana gelen yasa değişikliği ile davayla tesis edilmeye çalışılan hakkın kişiye zaten verildiğini, söz konusu yasa değişikliğinde derdest davalardan feragat edilmesi durumunda talep sahiplerinin bu haklardan yararalanabileceği düzenlemesinin de bulunduğunu, hak sahibinin 2014 Eylül ayı içerisinde prim borcunu ödediğini ve 2014 aralık ayı itibariyle emeklilik için gerekli şartları sağladığını ve Kasım 2014 tarihinde buna ilişkin talimat verdiğini, aylıkların asıl bağlanması gereken tarihin 2014 Aralık ayı olduğunu buna karşın emekli aylığının 2016 Ocak ayında bağlandığını, 2014 Aralık ayı ile 2015 Aralık ayı arasındaki toplam 13 aylık sürede emeklilik aylığı alamaması sebebiyle 17.026,00 TL zarar meydana geldiğini, davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yaplımadığını ileri sürerek, 17.026,00 TL'nin talep tarihi olan 06.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, davayı kabul anlamına gelmemek üzere poliçede mevcut muafiyetlerin dikkate alınması gerektiğini, söz konusu zararın sigortalının mesleki hatası sebebiyle ortaya çıktığının ispatlanamadığını, mesleği gereği davacının müvekkilinin talimatıyla bağlı olduğunu ancak, müvekkilinin bu doğrultuda bir talimatının bulunmadığını, davacının bir kusurunun bulunmadığını, maddi zararın tahsili için gerekli hukuki yolların tüketilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"... taraflar arasında akdedilen mesleki sorumluluk sigorta poliçesi ile davacı avukat olan sigortalının verdiği mesleki hizmetin eksik yahut kusurlu olması sebebiyle 3. kişilerin uğrayacağı zararların teminat altına alındığı, mesleki sorumluluk sigortası genel şartlarında avukatlık mesleki sorumluluk sigortası klozunun kapsamı olarak sigortalının poliçede konusu belirlenmiş mesleki faaliyeti ifa ederken görevini gereği gibi yapmamasından, müvekkiline karşı özen borcunu yerine getirmemesinden veya diğer kusurlu davranışlarından doğan zararlar nedeniyle ödemek zorunda kaldığı veya kalacağı tazminat tutarlarını sigortacının teminat altına alacağının belirtildiği, somut hadisede ise davacının dava dışı müvekkili ...'in verdiği vekaletnameye dayalı olarak 06.06.2014 tarihinde ilgili SGK'ya yurtdışına borçlanması ile Almanya sigorta giriş tarihinin Türkiye'de de giriş tarihi olması gerektiğine yönelik başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun yerine getirilmemesi üzerine Ankara 16. İş Mahkemesinde 02.07.2014 tarihinde talebin dava konusu edildiği, ancak daha sonrası yapılan mevzuat değişikliği sebebiyle kurumca yurtdışına ilişkin borçlanma talebinin  kabul edildiği, bu suretle emekli aylığının 2014 yılı Aralık ayında bağlanması gerekirken 2016 yılı Ocak ayında bağlandığından bahisle müvekkilinin zararının oluştuğunu belirtilerek iş bu davanın davalıya karşı yöneltildiği, yukarıda da belirtildiği gibi davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilmesi için davacının avukatlık görevini gereği gibi yerine getirmemesinden yahut diğer kusurlu davranışlarından dolayı dava dışı müvekkili olan ...'in zararının oluşmasına sebebiyet vermesi ve bu zararın davacı tarafından giderildiğine yönelik bilgi-belge sunulması gerektiği, aksi halde davalının sorumluluğa gidilmesinin mümkün olmadığı, somut olayda da davacının uhdesinde sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamında teminat altına alınan ve giderilmesi gerekli bir zararın bulunmadığı anlaşıldığından yersiz açılan davanın reddine...\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle : Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, müvekkili tarafından sigorta primlerinin tam ve zamanında ödendiğini, müvekkilinin avukatlık hizmeti verdiği esnada kendi müvekkillerinden birinin tazminat talebiyle karşılaştığını, talep olunan zarar miktarının teminat limiti içinde olduğunu ve sözleşmede yer alan süre içinde davalıya bu tazminat talebinin ulaştırıldığını, davalı yanın birebir aynı durumdaki başka dosyalara ilişkin olarak hiçbir ihtirazı kayıt olmaksızın üçüncü kişilere gerekli ödemeleri yaptığını, zararlar karşılanırken avukata bir ödeme yapılmadığını, doğrudan doğruya zarar gören 3. kişiye bahse konu ödemelerin gerçekleştirildiğini, zararın mesleki bir hatadan ve avukatın sorumluluğundan doğduğunu, davacının davayı açmadan önce ödeme yapmasının poliçe şartları kapsamında mümkün olmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>Dava,  avukatlık mesleki sorumluluk sigorta poliçesine dayalı  alacak istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasında düzenlenen poliçenin teminat kapsamı maddesinde; \"Bu sigorta ile sigortacı, sigortalının \"avukat\" sıfatıyla vermekte olduğu mesleki hizmetler dolayısıyla sigortalıya karşı ileri sürülecek tazminat taleplerinin sonuçlarına karşı onu poliçede belirtilen teminat limitine kadar aşağıda yazılı özel şartlar ile ekli mesleki sorumluluk sigortası genel şartlarının A.1. Maddesi (b) bendi hükümlerine göre sigorta eder.\" denilerek sorumluluk sigortası genel şartlarına atıfta bulunulmuştur.<br>Mesleki sorumluluk sigortası genel şartları incelendiğinde;<br> A. SİGORTANIN KAPSAMI başlıklı bölümün, A.1. Sigortanın Konusu kısmında,<br>\"Bu sigorta sözleşmesi ile sigortalının poliçede belirtilen ve ilgili taraflarca konusu tarif edilerek sınırları çizilen mesleki faaliyeti ifa ederken;<br>a) Sözleşme süresi içinde meydana gelen olay sonucu doğan ve sorumluluk hükümleri uyarınca tazmini sözleşme süresi içinde ya da sonrasında talep edilen zararlara karşı veya<br>b) Sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı ileri sürülebilecek taleplere karşı, sözleşmede belirtilen miktara kadar isteme ilişkin makul giderleri de içerecek şekilde teminat verilir. Taraflar, (a) ve (b) bentlerinden birini içerecek şekilde sözleşme yapabilecekleri gibi, her ikisini içerecek şekilde de sözleşme yapabilir.<br>Sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, sözleşmede aksine hüküm yoksa bu sigorta, sigortalının temsilcisi ile işletmenin veya işletmenin bir kısmının yönetiminde, denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da karşılar.\" denilmiştir.<br>B. ZARARVETAZMİNAT başlıklı bölümün B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi kısmında ise; \"Sözleşmenin;<br>- A.1.’in (a) bendinde belirtilen şekilde yapılması hâlinde, sigortalının, sözleşme süresi içinde yürüttüğü mesleki faaliyeti dolayısıyla, gerek sözleşme dönemi gerekse sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl içinde başkalarının zarara uğraması sonucunda,<br>- A.1.’in (b) bendinde belirtilen şekilde yapılması hâlinde bir yıldan az olmamak kaydıyla sözleşme yapılmasından önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olaya bağlı olarak;<br>a) Sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakatı dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması veya,<br>b) Sigortacının, sigortalıya ayrıca hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiği mesleki sorumluluk sigortalarında, tebligat ile davanın veya hukuki takibin öğrenilmesiyle,<br>c) Zararın gerçekleştiğinin ve bu zararın sigortalının sorumluluğundan kaynaklandığının mahkeme tarafından karar altına alınması hallerinde riziko gerçekleşmiş olur.\" denmiştir.<br>Buna göre, taraflar arasında düzenlenen poliçenin genel şartlar  A.1. Maddesi (b) maddesindeki durumu temin ettiği, rizikonun gerçekleşmesi maddesinde A.1.(b) durumu için üç halde rizikonun gerçekleşeceğinin düzenlendiği, bu şartların somut olayda bulunmadığı görülmüştür.<br>Yapılan açıklamalara, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:\t <br>\t1-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2017/654E., 2019/1042K. sayılı dava dosyasında verdiği 17/10/2019 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin  olarak alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile kalan 383,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.<br>\t4-\tHMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t13/03/2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\t\t<br>\tHMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri  üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan  (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  14/03/2024<br>\t\t\t\t<br>       Başkan                       Üye                  Üye              Katip <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"73d2b22d75fafb91","SID":"2b6b800933d4e36e"}}