{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/201 - 2024/435<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/201 <br>KARAR NO\t: 2024/435<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/40 E.  -  2021/363 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/11/2021 tarih ve 2021/40 E. - 2021/363 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/64469 sayısı ile gerçekleştirdiği “...” ibareli başvurusunun 35. Sınıf bir kısım hizmetler açısından reddine karar verildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin www.....com e-ticaret sitesi üzerinden faaliyetlerini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin markasının 1998 yılından beri faaliyet gösterdiği tüm markalarında kullandığını, müvekkili ile özdeş hale gelen “turuncu” renk ve müvekkili şirketin benzer şekildeki ... gibi “...” ibaresi ile yaratılan markalarından biri olduğunu, müvekkili markalarının web sitesi ve telefon uygulamalarında da aynı şekilde turuncu renk ile kullanıldığını, bu rengin müvekkilinin markaları için artık bir “ticari giydirme” unsuru olarak kabul edilmesi gerektiğini,  ortalama tüketicilerin turuncu renkte markaları gördüğünde aklına müvekkili şirketin markalarının geleceğini, “...” ibaresini de bu şekilde gördüğünde dava konusu markayı müvekkilinin “...” markalarından biri olarak algılayacağını, kaldı ki “...” ibaresinin daha evvel tek başına dahi tescil edilmiş bir marka olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi ile başlayan çok sayıda seri markasının bulunduğunu, bu haliyle müvekkili başvurusunun 5/1-c maddesi kapsamında değerlendirilebilir olmayacağını, müvekkilinin “...” markalarının tanınmış marka olduğunu ve kullanım ile de güçlü ayırt edicilik kazandığını, müvekkilinin tanınmış “...” markası ile seri şekilde yaratılan bu markaların da müvekkili ile özdeşleştiğini ileri sürerek 2020-M-10153 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu \"...\" ibaresini oluşturan sözcüklerin sahip oldukları bağımsız anlamlar itibariyle, ortaya çıkan bütünsel algısında, redde konu hizmetlerin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynağını belirtmediği gibi malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaretlerden de olmadığı, tüketicinin uzun yıllardır “...+sözcük+turuncu renk” şeklinde oluşturulmuş markalara olan aşinalığından kaynaklı olarak da dava konusu marka ile karşı karşıya kaldığında, bu markayı da yine sunulan hizmetin kaynağını göstermeye elverişli bir marka olarak algılama eğiliminin daha kuvvetli olacağı, “...” ibaresinin mevcut durumda markaya kattığı anlamın bütünsel algıda yeterli ayırt edicilik sağladığı, dava konusu 2020/64469 sayılı başvurunun 35. Sınıfta reddedilen bir kısım hizmetler bakımından 5/1-b maddesi kapsamında kalmadığı, dava konusu 2020/64469 sayılı başvurunun 35. Sınıfta reddedilen bir kısım hizmetler bakımından 5/1-c maddesi kapsamında da kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne YİDK'nın 10.12.2020 tarih 2020/M-10153 sayılı kısmen ret kararının iptaline karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, belirtilen görselin marka olarak tescili halinde, herkesin kullandığı bir işaret bir şahsın inhisarına bırakılmış olacağını, başvuru kapsamında yer alan benzer nitelikteki diğer mallar için farklı tacirler tarafından da yaygın biçimde kullanılan diğer şekillerden yeterli ölçüde ayırt edilebilir nitelikte olmayan başvuru markasının, ilgili tüketicinin başvuru sahibine ait malları/hizmetleri diğer ticari kaynaklara ait mallardan/hizmetlerden ayırt edebilmesine imkân verecek nitelikte olmadığını, 6769 sayılı SMK 5/1-c hükmünün uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, dava konusu marka başvurusu başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler bakımından tüketici nezdinde marka algısı oluşturmayan ve markanın asli işlevi olan kaynak gösterme işlevini yerine getirmeyen asgari ayırt edicilikten yoksun bir işaret olduğunu, dava konusu markanın herhangi bir ayırt edici vasfa haiz olmayan, turuncu renklerle “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş münhasıran \"... ...\" şeklindeki kelime kombinasyonundan ibaret bulunduğunu, başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(c) bendi uyarınca kısmen reddine yönelik YİDK kararının yerinde olduğunu, markada yer alan bütün unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, başvuruya konu markanın “... ...” ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin de cins, çeşit bildirir nitelikte olduğu ve 6769 s. SMK 5/1- b ve c hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE      : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesinde, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceklerinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bu hükme göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin, marka olarak tescil edilmelerinin mümkün olmadığı, aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacaklarının hüküm altına alındığı, bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerektiği, bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesinin mümkün olmadığı, bu çerçevede somut olay değerlendirildiğinde, başvuru konusu \"...\" ibaresinin turuncu renkli standart karakterlerle yazılı olduğu, davacının ... esas unsurlu seri markalarının bulunması ve bu markalarının turuncu renk olması karşısında dava konusu başvurunun alıcılar nezdinde işletmesel bir kökene işaret etmesinin mümkün olduğu, başvuru kapsamındaki tüm hizmetler için belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanacağı, diğer bir deyişle markanın asli fonksiyonu olan ayırt ediciliğinin bulunduğu somut olaya 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesinin uygulanamayacağı, öte yandan başvuru kapsamından SMK'nın 5/1-c maddesi uyarınca çıkarılan hizmetler yönünden başvuru konusu ibarenin tanımlayıcı olduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/04/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa791583fce2001c","SID":"62030579878aab2c"}}