{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/159 <br>KARAR NO\t: 2024/398<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/590 E.  -  2021/745 K.<br><br>DAVACILAR\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Haksız Rekabete Dayalı Maddi ve \t\tManevi Tazminat, Hükmün İlanı <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/11/2021 tarih ve 2020/590 Esas - 2021/745 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili  ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin medikal sektörde hastane demirbaşı üreten firmalara yarı mamul malzeme satışı yaptığını, diğer davacıların ise şirketin ortakları olduklarını, davalı ... tarafından müvekkillerinin ... Terör Örgütü ile ilişkili oldukları ve paravan şirket kurdukları iddiası ile savcılığa şikayette bulunulduğunu, müvekkilleri hakkında soruşturma başlatıldığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/204747 nolu dosyasında yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini, bunun yanında davalı ... tarafından 14.09.2020 tarihinde, müvekkillerinin ticari ilişkilerini bozmak ve ticari itibarlarını zedelemek amacıyla diğer davalı ... imzası ile sektörde faaliyet gösteren firmalara mektuplar gönderildiğini, gönderilen mektuplar ile müvekkili şirket ile ortağı olan diğer davacıların ... terör örgütüne finans sağlamak ve üye olmak suçuyla soruşturma kapsamında oldukları yönünde uyarıda bulunulduğunu, davacılar ile ticari ilişkinin kesilmesinin istendiğini, henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı halde, ... soruşturması geçirdiği ve kamuyu ve .... A.Ş.yi dolandırmak amacıyla kurulmuş olduğu iddia edilerek müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği medikal sektördeki firmalara mektup gönderilmesi eyleminin, olumsuz algı oluşturma ve itibar zedeleme amacı taşıdığını, savcılık soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini, mektupla yapılan uyarının, davacıların ticari ilişkilerini bozma niyeti taşıdığının açık olduğunu, davalıların planlı şekilde hareket ettiklerini, önce savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, ardından söz konusu mektupları yazarak davacı firmayı kötüleyip ticari faaliyetine zarar vermek istediklerini, gerçekleştirilen eylemin suç teşkil ettiğini, davacı şirketin mevzuat hükümlerine uygun şekilde kurulduğu, mektup gönderilen firmaların Türkiye'nin uzman ve önde gelen büyük kuruluşlarından olduğunu, haksız rekabet eylemi sonucu, davacı şirketin yeni siparişlerinin azaldığını, bir kısım siparişlerin tümüyle iptal edildiğini, cirosu ve iş hacminin düştüğünü, maddi zarar oluştuğunu, ...A.Ş. ile yapılan ticaretin yüksek seviyelerde olmasına karşıtı, mektup sonrası 54.000,00 USD tutarlı siparişinin iptal edildiğini, haksız rekabet eyleminin, davacı yönünden maddi zararın yanında, manevi zarar da oluşturduğunu, müvekkili gerçek kişiler hakkında kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve men'i ile tekrarının önlenmesine, şirketin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere fazlaya ilişkin dava hakkı saklı kalmak kaydı ile davacı ... şirketi için 1.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, davacı ... için 150.000,00 TL manevi, ... için 150.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi 450.000,00 TL manevi tazminatın, 14.09.2020 eylem tarihinden itibaren hesaplanacak TCMB avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın Türkiye genelinde yayın yapan 5 büyük gazeteden birinde ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkilinin azlettiği eski avukatı olan diğer davalı ...'a hukuksuz hiçbir talimat vermediğini, dava dilekçesine ekli belgede, diğer davalının ıslak imzasının bulunduğunu, dilekçenin Av. ...'ın antedi ve ofis bilgilerinin yer aldığını, hazırlık soruşturmasından belge talep edilmesinin de Av. ... tarafından yapıldığını, belgenin Av. ...'ın Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde yürütülen haksız rekabet nedeniyle ortaklıktan çıkarılma davası ile ilgili olarak talep edildiğini, müvekkilinin yazılı dilekçe hususunu Av. ...'nın 05.10.2020 tarihli dilekçesi ile şifahen öğrendiğini, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu öğrenerek diğer davalıyı 05.10.2020 tarihinde azlettiğini, müvekkilinin kendisinden habersiz ve izinsiz yapılan işlemden haberdar olmadığını, sipariş iptal formlarının her zaman ve her şekilde tanzim edilebileceğini, avukatın iş sahibinin her istediğini sınırsız biçimde yerine getirmek zorunluluğu bulunmadığı, bilgi ve deneyimini yasalar ve adalet yararına kullanmakla yükümlü olduğu, yolsuz ve haksız bulduğu işi ret yükümlülüğünün bulunduğunu, kasti veya kötüniyetle dava açmaktan ve yürütmekten “kaçınması gerektiği, bu konuda avukatın TCK gereği cezai sorumluluğunun bulunduğu, azledilen vekil nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, fiili gerçekleştirenin zararı ödemekle yükümlü olduğunu savunarak, davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ..., diğer davalı ...'nün kendisini 05.10.2020 tarihinde azlettiğini, azlin diğer davalının iddiasının aksine ücret sözleşmesinden kaynaklandığını, davacılar vekili tarafından da belirtildiği üzere, taraflar arasında yargıya intikal etmiş pek çok dosya ve derin bir husumet bulunduğunu, söz konusu mektupların gönderildiği kurumların ticari anlamda zor duruma düşmemeleri, kendileri hakkında yasal takibat yapılmaması için yazıldığını, koruma amaçlı olduğu, bu şirket ve kişilerle ticari ilişkiye devam etmeleri halinde kendilerine zarar gelebileceği ifade edildiğini, herkesin dilediği kişi ve şirketle ticaret yapabileceğini, zaten ihtimal belirtir cümleler kullanıldığını, kullanılan ifadelerin kesin yargı içermediğini, amacın gözdağı vermek olmadığını, insaniyet namına yapıldığını, ... Silahlı Terör Örgütü'nün çökertilmesi için pek çok soruşturma başlatıldığını, bu anlamda savcılık yazısıyla haklarında soruşturma yapıldığı bilgisi resmi ağızdan doğrulanan kişi ve işletmelerle ticari ilişki kurulmasının diğer taraf kişi ve şirketleri adli açıdan sorunlar doğurabileceğini öngörmek için hukukçu olmak gerekmediğini, anılan mektupların ilgili şirketlere müvekkil ...'nün talebi üzerine gönderildiğini, söz konusu şirketleri koruma amaçlı olarak insani vazifenin yerine getirilmesi niteliğinde olduğunu, somut olayda haksız rekabet sonucunu doğuracak bir davranış bulunmadığını, mektupların vekil-müvekkil ilişkisine dayalı şekilde gönderildiğinin rahatlıkla anlaşılacağını, kendisinin davacı şirketin ticari ilişkide bulunduğu şirketleri tespit etmesinin mümkün olmadığını, iletişim bilgilerinin ... tarafından temin edildiğini, müvekkili tarafından yapılan araştırma neticesinde belirlenen şirketlere yine müvekkili tarafından hazırlanan metindeki mektupların gönderilmesinin istenmesi üzerine, anılan mektupların şahsı tarafından imzalanarak gönderildiğini, yapılan soruşturmalarda müvekkili lehine takipsizlik kararı verildiğini, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, sipariş iptal konusunun araştırılması gerektiğini, savunarak, davanın öncelikle usulden ve esastan reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar davacılar ... ve ... tarafından haksız rekabet nedeniyle tazminat davası açılmış ise de, davalı ...'nün haksız rekabet teşkil eden eylemin davacı şirkete karşı olması, bu kişilere karşı haksız rekabet teşkil eden eylemin bulunmaması nedeniyle bu davacılar tarafından açılan davaların aktif husumet yokluğundan reddinin gerektiği; her ne kadar davalı ... aleyhine iş bu dava açılmış ise de, bu davalının ...'nün vekili olması nedeniyle onun nam ve hesabına dava konusu yazıların gönderildiği, vekil aleyhine iş bu davanın açılamayacağı anlaşıldığından ... aleyhine açılan davaların pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiği; her ne kadar ... ... Ltd. Şti. tarafından haksız fiil nedeniyle zarara uğradığından bahisle maddi tazminat davası açılmış ise de, davacı şirketin haksız rekabet teşkil eden mektuplar gönderildikten sonra da mektup gönderilen şirketler ile ticari ilişkide bulunduğu, ...firması tarafından sipariş iptali yapılmış ise de, iptal ile mektuplar arasında illiyet bağının ispat edilemediği, kaldı ki davacı şirketin bu firma ile de mektuplar gönderildikten sonra da ticari ilişkinin devam ettiği, açıklanan bu nedenlerle davacının haksız rekabet neticesi olarak maddi zarara uğradığını ispat edemediği, davacı şirketin maddi tazminat isteminin reddinin gerektiği; haksız rekabet, 6102 sayılı TTK’nın 54 ilâ 63. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un “Amaç ve İlke\" başlığını taşıyan 54. maddesinde, haksız rekabete ilişkin bu hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğunun belirtildiği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu ve ilke olarak haksız rekabet teşkil ettiğinin düzenlendiği, Kanun koyucunun TTK'nın 54. maddesinde haksız rekabet hükümlerinin amacını ve genel hükmü ortaya koyduktan sonra, 55. maddede altı bent  halinde, oldukça ayrıntılı bir sayımla haksız rekabet hallerinin belirlendiği, bu sayımın sınırlı olmadığı, 55. maddede haksız rekabet teşkil ettiği özellikle belirtilen bu hallerden birisinin de, aynı maddenin 1/a-1 bendinde düzenlenen, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek fiili olduğu, bu kapsamda davalı ...'nün davacı şirketin iş yaptığı şirketlere vekili aracılığıyla mektup göndererek asılsız ve dayanaksız ithamlarda bulunmak suretiyle bu şirketlerin davacı ile iş yapmalarına engel olmak istediği bu itibarla bu davalının TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde belirtilen eylem ile haksız rekabete sebep olduğu, TTK'nın 56. maddesi uyarınca, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; Türk Borçlar Kanununun 58. inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği, bu kapsamda davalı ...'nün davacı şirketlere haksız ve dayanaksız itham içeren mektuplar gönderme şeklindeki eyleminin niteliği ve olayın gelişim şekli bir bütün olarak değerlendirildiğinde, meydana gelen olayda davacının şirket tüzel kişiliğine yönelik ticari itibarını zedeler nitelikte bir saldırı ve manevi tazminatı gerektirir haksız bir eylemin mevcut bulunduğu gerekçesiyle, davacı ... ve ... tarafından açılan davaların aktif husumet yokluğundan reddine, davalı ... aleyhine açılan davaların pasif husumet yokluğundan reddine, ... ... Ltd. Şti. tarafından açılan haksız rekabetin tespiti ile meni davasının kabulü ile, davalı ...'nün davacı şirketin ticari ilişki içinde olduğu şirketlere vekili vasıtasıyla yazı göndermek suretiyle TTK'nın 55/1-a-1 maddesinde belirtilen \"Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,\" şeklindeki eyleminin haksız rekabet olduğunun tespiti ile, bu suretteki haksız rekabetinin men'ine, ... ... Ltd.Şti. tarafından açılan maddi tazminat davasının reddine, ... ... Ltd.Şti. tarafından açılan  manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 20.000,00-TL manevi tazminatın 14.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı ... ... Ltd.Şti.'ye verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... ... Ltd. Şti.'nin kararın ilan edilmesi talebinin hukuki yarar görülmediğinden reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalıların eylemi ile ...A.Ş.'nin sipariş iptali arasında illiyet bağı bulunduğunu, zarar tam olarak tespit edilemiyorsa TBK'nın 50/2. maddesi uyarınca hakimin hakkaniyete uygun bir miktarı belirleyeceğini,  müvekkili şirket için takdir edilen manevi tazminat tutarının düşük olduğunu, davalıların haksız rekabeti nedeniyle müvekkili şirketin iyi ve haklı şöhretinin, ticari itibarının ve kredisinin zedelendiğini, haksız  rekabet kastının yoğunluğu, mektup gönderilen firmaların çokluğu, kullanılan ağır ifadeler, eylemin öncü ve büyük şirketler nezdinde gerçekleştirilmiş olmasının manevi tazminat takdirinde dikkate alınması gerektiğini, diğer davacıların haksız rekabet eyleminden bağımsız, kişilik haklarına saldırı teşkil eden eylemin manevi tazminat talebine konu edildiğini, haksız rekabet eyleminin kanunda suç olarak tanımlandığını, vekilin suç teşkil eden eylemi vekaleten yerine getirmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı ... yönünden davanın husumetten reddinin hatalı olduğunu, ilan taleplerinin reddi yönüdeki kararın da gerekçelendirilmediğini, kararın ilanında hukuki yarar bulunduğunu, davaya konu eylemlerin aynı zamanda TTK'nın 55/1-b maddesi uyarınca da haksız rekabet teşkil ettiğini, bu hususun da gerekçeli kararda yer almasının gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak  kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ihtarnamelerin müvekkilini bilgisi, onayı ve rızası alınmadan diğer davalı tarafından gönderildiğini, diğer davalı yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, gönderilen yazılarda dava safahati  hakkında bilgi verildiğini, takdir edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacı ile davalı ...AŞ arasında fatura iptali veya mal iadesi olmadığını, iptal formunda da tarih bulunmadığını, bunun iddianın kurgu olduğunu gösterdiğini, kabul edilen orana göre yargılama giderinin 1/2 oranında müvekkiline yükletilmesinin hukuka uygun olmadığını, nispi takdir edilmesi gereken vekalet ücretinin eksik hesaplandığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: 1-Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafça gönderilen yazılarda dava safahatı hakkında bilgi verildiği savunulmuş ise de, dosyadaki belgelere göre, davalı ...'ın diğer davalı ...'nin vekili sıfatıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına aralarında davacı şirketin ortaklarının da olduğu kişilere yönelik silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan şikayet dilekçesi verdiği, şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma devam ederken de davacı şirketin ticari ilişki içerisinde olduğu dava dışı şirketlere Av. ... imzası ile 14.09.2020 tarihli mektuplar gönderildiği, bu mektuplarda ...'nün sahibi olduğu şirket ile ortağı ... ve onun kız kardeşi hakkında terör örgütüne üye olmak suçundan açılan dava hakkında bilgi verildikten sonra, davacı şirketin ... ve kardeşi tarafından diğer davacılar adına ...'nün şirketini dolandırmak için kurulduğunun, bu amaçla kurulan başka şirketler de olduğunun, davacı şirketin da aralarında bulunduğu bu şirketlerin terör örgütü üyeliğinden hakkında soruşturma yürütülen ... adına kayıtlı binada faaliyet gösterdiğinin, <br>bu şirketlere operasyon yapıldığının, yapılan uyarılara rağmen söz konusu kişi ve şirketlerle ticari ilişkiye devam etmenin terör örgütlerine finans sağlama, silahlı terör örgütüne üye olmak gibi pek çok suçun şüphelisi olunmasına, adli, idari ve cezai soruşturmaların muhatabı olunmasına neden olunabileceği belirtilip bu kişilerle ticaretin tekrar değerlendirilmesinin talep edildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının söz konunu dosyası kapsamında, ...7nün şikayeti nedeniyle davalı ... hakkında da aynı suçtan soruşturma yürütüldüğü ve 27.10.2020 tarihinde dosya kapsamında, tarafları kapsayacak şekilde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.03.2022 tarih ve 2021/11-977 E.- 2023/245 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere; Türk Ticaret Kanunu’nun 57/1 inci maddesi gereğince; “Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötüleme\"nin haksız rekabet olarak düzenlendiği, “kötüleme” kavramının, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade ettiği, kötüleme yoluyla haksız rekabette, doğrudan mağdura yönelik bir hareketin yer almadığı, dürüstlük kurallarına aykırı davranılarak mağdurun dışında yer alan kişilere, mağdurla ilgili yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bilgiler verilerek bu kişilerin mağdur hakkında yanlış kanaat edinmelerinin sağlandığı, bu haksız rekabet türünde, konunun mağdur veya onun ticari işletmesi ya da buna dâhil değerler, muhatabın ise mağdurun müşterileri olduğu, olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamaların haksız rekabet olarak değerlendirileceği, açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemeyeceği, yanıltıcı açıklamadan ise açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanması olduğu, öte yandan gereksiz yere incitici beyanların, amacını aşan değer yargılarını ifade ettiği, gerçek olmasına rağmen açıklama nedeniyle amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklamanın gereksiz yere incitici olduğu; örneğin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1994 tarihli ve 1993/11-965 E- 1994/252 K. sayılı kararı bir kişinin “taklit” ve “korsan” mal ürettiğini anlatan ifadelerin; tüketiciyi uyarmanın ötesinde, somut olayın özelliğine göre teamülün kabul ettiği toleransı aşması durumunda gereksiz yere incitici bir nitelik ve amaç taşıdığına karar verildiği; somut uyuşmazlıkta da davalı ... tarafından, şikayeti üzerine başlayan, esasen kendisinin de şüpheli sıfatıyla yer aldığı, sonucu henüz belli olmayan soruşturmayla ilgili olarak davacı şirketin ticari ilişki içinde olduğu şirketlere yanıltıcı ve kötüleyici ifadeler taşıyan mektupların gönderildiği ve bu eylemin de haksız rekabet teşkil ettiği, söz konusu mektupların davalı ...'nün bilgisi ve onayı dışında gönderildiğinin de kanıtlanamadığı, öte yandan, davacı şirket için takdir edilen manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br> <br>\t2-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; ilk derece mahkemesince, davacı şirket aleyhine haksız rekabet tespit edilmiş ise de, davacı şirketin maddi tazminat talebi reddedilmiştir. <br>\t6102 sayılı TTK'nın 56/1-d maddesi uyarınca haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse, haksız rekabette bulunan kişinin kusuru bulunmak şartıyla zarar ve ziyanının tazminini isteyebilir. <br>Somut olayda dava dışı ..... A.Ş.'nin kendisine ... ve ailesi vekili Av. ... tarafından 14.09.2020 tarihli yazının gönderilmesi üzerine davacı şirkete yapılan 14.08.2020 tarihli siparişlerini iptal ettikleri anlaşılmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, anılan şirketin daha sonra davacı şirketle ticari ilişkilerini sürdürdüğü ve davacı şirketin maddi zararının ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmış ise de, davacı şirketin bu durum karşısında maddi zarara uğradığı açıktır. Haksız rekabetin varlığı halinde, haksız rekabete uğrayan kimsenin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle dahi maddi zarara uğradığının kabulü gerekmektedir. Şayet, uğranılan maddi zararın miktarı zarara uğrayan tarafından tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, TBK'nın 50. maddesi uyarınca somut olayın olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemelidir. Somut uyuşmazlıkta da, iptal edilen siparişlerin daha sonra başka bir alıcıya satılıp satılmadığı bilinmemekte olup, davacı tarafça uğranılan zarar miktarı ispat edilemediğinden, TBK'nın 50. maddesine göre maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, haksız rekabet eyleminin niteliği, işleniş şekli nazara alındığından 50.000,00-TL maddi tazminat TBK'nın 50/2 maddesi kapsamında hakkaniyete uygun bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. <br>\tDavacılar vekili, davacı şirketin ortakları için de manevi tazminat talep etmiş ise de, anılan davacılar yönünden dava aktif husumet yokluğundan reddedilmiştir. Oysa, davacı tarafça davacı gerçek kişiler lehine haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak değil, kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat talebinde bulunulmuştur. Gerçekten de, davaya konu mektuplarda kullanılan ifadeler, davacılar ... ve ...'in kişilik haklarını zedeleyecek niteliktedir. Açıklanan nedenle davacı gerçek kişiler lehine manevi tazminat koşulları da oluşmuş olup, Dairemizce, her bir davacı için 10.000,00-TL manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. <br>\tDavalı ...'ın haksız rekabet eyleminden ... ile birlikte sorumlu olduğu yönündeki istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; dava konusu mektuplar, ...'nün vekili sıfatıyla diğer davalı tarafından hazırlanıp imzalanarak dava dışı şirketlere gönderilmiştir. Yargılama aşamasında davalı ... tarafından bu eylemden sadece ...'ın sorumlu olduğu, ... tarafından ise davalı ... ...'ın talimatları üzerine gerçekleştirdiğini ve sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesine göre, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu  görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına göre, avukat, yazarken de, konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır (madde 5). Taraflar arasında anlaşmazlığın doğurduğu düşmanlıkların dışında kalmalıdır (madde 6, ikinci cümle). Somut uyuşmazlıkta, davalı ...,  mesleğinin çizdiği bu sınırların dışına çıkmış ve davacılar aleyhine yanlış, yanıltıcı ve incitici beyanlarda bulunmuştur. Şüphesiz ki, davalının mesleği ona tanıdığı yetkiler, ona kişilik haklarına zarar verme yetkisi tanımamaktadır. Bu nedenle, Dairemizce, davalı ...'ın da sorumluluğunun doğduğu ve davanın davalı ... yönünden de kısmen kabulünün gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.                 <br>\tDavacılar vekili tarafından, kararın gerekçesine yönelik istinaf sebebi de ileri sürülmüştür. Dairemizce, davalıların eyleminin, oluş şekline göre TTK'nın 55/1-b maddesindeki haksız rekabet tanımına da uyduğu, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının de yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. <br>\tSon olarak, ilk derece mahkemesi tarafından hükmün ilanında hukuki yarar görülmemiş ve bu talep reddedilmiş ise de, Dairemizce ret kararı yerinde bulunmamış, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da kabulü ile hükmün ilanı karar altına alınmıştır.  <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun  yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, \t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 18/11/2021 gün ve 2020/590 Esas - 2021/745 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; <br>\tA-Davalılar ... ve ...'ın davacı şirketin ticari ilişki içinde olduğu şirketlere yazı göndermek suretiyle gerçekleştirdikleri eylemin, TTK'nın 55/1-a-1 ve 55/1-b maddesinde belirtilen haksız rekabet olduğunun tespiti ile, bu suretteki haksız rekabetlerinin men'ine, <br>\tB-Davacı şirketin maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 50.000,00-TL maddi tazminatın 14.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,  <br>\tC-Davacı şirketin manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 50.000,00-TL manevi tazminatın 14.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\tD-Davacılar ... ve ...'in manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, her bir davacı için 10.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\tE-Kararın kesinleşmesini müteakip hüküm fıkrasının, masrafı davalılardan alınmak kaydıyla bütün Türkiye'de yayınlanan ulusal bir gazetede ilanına,  <br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.197,20-TL nispi karar ve ilam harcının peşin harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan 10.021,61-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.824,41-TL'nin karar kesinleştikten sonra talebi halinde davacılara iadesine,<br>\t5-Davacılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre, kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL ve kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak anılan davacılara verilmesine,<br>\t6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL ve reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak anılan davacılara verilmesine, <br>\t7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 800,00-TL bilirkişi ücreti, 92,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 55,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 947,50-TL yargılama giderine, 54,40-TL başvuru harcı, 8.197,20-TL peşin harç ve tamamlama harcı tutarı eklenerek oluşan 9.199,10-TL'nin, davanın kabul-red oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, 4.599,55 TL'sinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacıların üzerinde bırakılmasına, <br>8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin uhdesinde bırakılmasına, <br>9-Davalı ... tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>11-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,<br>12-Harçlar Kanununa göre davalılardan alınması gereken 8.197,20-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 2.506,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 5.691,20-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,<br> Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 01/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 31/03/2024\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15ce801c8bcb5bbd","SID":"20c13086fc873705"}}