{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/2085 <br>KARAR NO\t\t: 2024/638<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/125 Esas 2021/191 Karar <br>Birleşen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/17 Esas 2021/60 Karar Sayılı  Dosyasında <br>ASIL VE BİRLEŞEN<br>DAVANIN KONUSU\t: Markaya Tecavüzün Önlenmesi, Markanın Hükümsüzlüğü,Haksız Rekabetin Tespiti<br>KARAR TARİHİ\t: 26.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.03.2024<br>\t\t\t     <br>\tİzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 13.10.2021 tarih  2019/125 Esas 2021/191 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl dosya davacı-birleşen dosya davalı ...Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tASIL DAVA :Davacı vekili,  davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 22.06.2012 tarihinden bu yana “...” markası ve “...” ibareli ticaret unvanı altında basım-yayın ve eğitim hizmetleri üzerinde faaliyet gösterdiğini, şirket kurucu ortağı ...'ın  “...” markasını 2009 yılından beri kullandığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2016 yılında 103320 nolu “...” 2009 53013 nolu “...” 2016 50538 nolu “...” ibareli marka tescilleri kapsamında koruma altına alındığını, tüm bu markaları \"basılı yayınlar\" ve “eğitim hizmetlerini” de kapsayan 16 ve 41 nolu sınıflar kapsamında tescil edildiğini, unvandaki iştigal konusu ile ilgili sektörel ibareler yanında \"...\" şeklindeki asli unsuru koruyarak mevcut ticaret unvanını aldığını, davalıların dava konusu \"...\" \"...\" ve \"...\" ibarelerini eğitim hizmetleri, yayıncılık hizmetleri ve basılı yayınlar ve basılı yayınlar üzerinde fiilen ticari olarak kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği dava konusu ticari faaliyetin; müvekkilinin markalarına tecavüz oluşturduğunun, haksız rekabet oluşturduğunun tespit edilerek, davalıların sosyal medya hesapları ve internet sitelerinde bu marka altında yürüttüğü tüm tanıtım faaliyetinin durdurulmasını, markanın kullanıldığı sosyal medya hesapları ve internet sitelerine erişimin engellenmesini ve bu sitelerin ... arama sonuçlarından çıkarılmasını, ürünlerin imha edilmesini ve toplatılmasını talep dava etmiştir.<br>\tASIL DAVA CEVAP : Davalılar vekili, müvekkillerinden ...’ın 2009/53013, 2019/96711, 2016/31775 başvuru numaralarıyla \"...\" markasının tescilli sahibi olduğunu, davacının markasının tanınmış olmadığını, müvekkilinin markalarına Türk Patent ve Marka Kurumunda itiraz ettiğinde kurum tarafından reddedildiğini, itirazını eskiye dayalı kullanım olarak değil benzerlik yönünden yaptığını, diğer müvekkili ...  firmasının ise ticari unvanını kullandığını, davacının markalarıyla karıştırılma ihtimalinin olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. <br>\tBİRLEŞEN DAVA:  Davacılar vekili, müvekkillerinden ...'ın 07/06/2016 tarihli \"...\" ibareli, 30/11/2016 tarihli ... + şekil, 28/03/2019 tarihli \"...\" markalarının sahibi olduğunu, 2017/70002 başvuru numaralı \"...\" markasının ise tescil aşamasında YİDK'nın iptali için açılmış olan Ankara 4.FSHK kararının tescil işlemi dava tarihinde tamamlanmadığından devam ettiğini, davalı tarafın devralmış olduğu 2017/79537 nolu ... ... ... markasının birebir benzer olduğunu, devralmadan önceki dava dışı (...)'e marka başvuru sonrası markaya itiraz günü sistem sorunu nedeniyle yapılamamış olsada itiraz ödemesini yaptıklarını, ihtarname çektiklerini, devralan davalı tarafın markayı kullanımları nedeniyle müvekkillerinin ticari unvan ve marka tescil haklarından doğan kullanımlarına karşı haksız rekabet olduğunu, iltibas yarattığını belirterek markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, men'ini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.  <br>\tBİRLEŞEN DAVA CEVAP:Davalı vekili, davacı tarafın; 2017/70002 nolu \"...\" ibareli marka başvurusunun, bu başvurunun Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde reddedildiğini ve bununla ilgili yasal sürecin devam etmekte olduğunu, Müvekkilinin şirket kurularak 22.06.2012 tarihinden bu yana “...” ve “...” ibareli markaları ve ticaret unvanı altında basım-yayın ve eğitim hizmetleri üzerinde faaliyet göstermekte olduğunu, şirket kurucu ortağı ...'ın aynı marka ve işletme adı ile yürüttüğü faaliyetle birlikte 2009 yılına kadar uzanmakta olduğunu, davacının müvekkili ile aynı sektörde aynı faaliyetler -eğitim öğretim hizmetleri ve basılı yayınlar- ile iştigal etmiş olduğu göz önünde bulundurulursa, 2016 yılında girişimlere başlayan davacının, Türkiye genelinde 2009 yılından bu yana faaliyet gösteren müvekkilinin haberdar olmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; \"...\" ibaresini yeni bir markaymış gibi piyasaya sunmaya çalışmasını ve müvekkiline karşı dava ikame edip benzerlik, karıştırılma riski ve kötü niyet yakıştırmalarında bulunması ise oldukça haksız ve yersiz olduğunu belirterek, İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/125 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ederek davanın reddini istemiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dosyada davacının davasının reddine, birleşen dosyada davacıların davasının kabulü ile davalı adına tescilli  2017 79537 tescil numaralı \"... ... ... ...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı kullanımın haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, menine ve kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :Davacı-birleşen dosyada davalı vekili, hükme esas alınan  bilirkişi raporlarının her ikisinin tarafgir bir bakış açısıyla eksik ve gerekçesiz bir şekilde tanzim edildiğini, mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, dosyada müvekkili lehine bilirkişi raporu olmasına karşın raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar tesis edildiğini, müvekkiline ait “...” ve “...” ibareli marka haklarının davalılar tarafından ihlal edildiğini, müvekkili şirketin kurucusu ...'ın 2009 yılından bu yana \"...\" ve “...\" ibareli markalarla faaliyet gösterdiğini, bu kullanımdan doğan haklarını müvekkiline devrettiğini, müvekkili şirketin kurulduğu tarihten bu yana anılan ibareleri markasal anlamda etkin bir şekilde kullanarak ibarelerin meşhur ve maruf olabilmesi için emek, zaman ve para harcadığını, bu hususta dosyaya sunulan 212 sayfa ve 2 adet CD'den oluşan delillerin bu durumu ortaya koyduğunu,  davalılarca müvekkilinden 7 yıl sonra dava konusu “...” ve “...\" ibarelerini 41 ve 16 nolu mal ve hizmetler bakımından marka olarak tescil edip  \"...\" ve “...” ibarelerini davalıya kıyasla öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunun yeterince açık olduğunu, davalı taraf müvekkilinin markalarında yer alan “...” ibaresini “...” olarak; “...” ibaresini ise “...” şeklinde kullanarak marka ihlaline neden olduğunu,  dava tarihi itibariyle Türkiye'nin dört bir yanında bulunan 257 bayi aracılığıyla sadece 7 ay içerisinde sırf sınava hazırlık kitabı olarak 2.268.411 adet kitap sattığını, Türkiye'nin birçok yerinde bulunan özel öğretim kursu ile eğitim hizmeti sunmuş olması markanın sektörel olarak oldukça yoğun bir bilinirliğe sahip olduğunu gösterdiğini, davalı tarafından, müvekkilinden 7 yıl sonra “...” ve “...” şeklinde markaları sulandırarak kullanmaya başlamasının iyi niyetle ya da tesadüfle izah edilemeyeceğini, asıl dava bakımından dosyaya alınan 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin markalarının tanınmış vasfa sahip olmadığı, taraf markaları arasında görsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığı, işitsel açıdan kısmi benzerlik olsa da mevcut farklılıkların bu benzerliği bertaraf ettiği ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı, birleşen dava dosyasında ... isimli bilirkişinin aynı konu ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde açılan 2019/106581 Sor. numaralı şikâyet dosyasına da bilirkişi olarak atandığı ve müvekkili aleyhine gerekçesiz ve denetime elverişli olmayan görüşler bildirdiğini, tarafları ve hukuki ihtilafın aynı olduğu huzurdaki dosyaya yine aynı bilirkişinin atanmış olmasının uygun olmadığını, bilirkişinin bu dosyayı hiç rapor tanzim etmeden iade etmesi ve görevden çekilmesi gerektiğini,  08.03.2021 davacı markalarında yer alan asli unsurlardan “...\" ibaresinin \"...\" kelimesinin sessiz harflerinden meydana getirildiği, \"...\" kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğünde \"...\" anlamına geldiği; buna karşılık davalıya ait markalarda yer alan \"...\" ibaresinin ise \"...\" anlamına geldiği ve “...\" ibaresinin bu kelimenin sessiz harflerinden meydana getirildiği, taraf markalarının aynı kökten geldiği ve davalı markalarının \"-siz\" ekiyle olumsuzlaştırıldığı şeklinde gerçekle bağdaşan tespitler de yapıldığını, hükme esas alınan raporlarla dosyada mübrez diğer raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.    <br>\tGEREKÇE :Asıl dava davalı taraf adına kayıtlı markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün tespiti, men'i ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebine ilişkin olup, birleşen dava ise asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafça kullanılan markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini, men'i ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.  <br>\tMahkemece asıl dosyada alınan 08/03/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda; davacı markalarının tanınmış marka kriterlerine ulaştığı konusunda yeterli kanaate ulaşılamadığı, fonetik açıdan kısmi benzerlik olsa da farklılıklar arz eden unsurlar da olduğu dikkate alınarak, davacı markaları ile davalı markalarının benzer  olmadığı, markaların tescilli koruma kapsamında olan mal ve hizmetler açısından ayniyetinin olmasının, benzerliğin sınırlı şekilde fonetik açından varolması karşısında global açıdan ortalama tüketicinin anılan markaları karıştırma ihtimalinin varlığını kabul için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, birleşen dosyada ise aldırılan 14/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; taraf markaları arasında sınıfsal yönden ayniyet olduğu, markalarının esaslı sözcük unsurunu da (...) ibaresi olduğu, tüketicinin her iki marka arasında bir şekilde bağlantı kurabileceğinden iltibas tehlikesinin doğabileceği veya markalar arasındaki figüratif farklılıklar nedeniyle bir kısım tüketici markaların farklı olduğunun ayrımına varsa bile müşterek (...) ibaresi nedeniyle ilişkilendirme anlamında markaların aynı veya bağlantılı kaynaktan geldiği yönünde yanılgıya düşebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.       <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Asıl dosya davacı-birleşen dosya davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Asıl dosya davacı-birleşen dosya davalı .... Şirketi yönünden asıl ve birleşen dosya istinaf karar harcı olan 855,2‬0 TL'den peşin alınan 118,60 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 736,6‬0 TL'nin asıl dosya davacı-birleşen dosya davalı ... Şirketi'den tahsiline,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile asıl dosya davacı-birleşen dosya davalı ... Şirketi'nin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26.03.2024\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"12fd754d3ad1d57d","SID":"8d85af9bf95519dc"}}