{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1506 <br>KARAR NO\t\t: 2024/705<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/637 Esas 2021/388 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 03.04.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03.04.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.04.2021 gün ve 2020/637 Esas 2021/388 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı şirketin eski adıyla ... Şti.'nin şirkete ait karar defterinde yazılı olduğu şekilde 14/09/2010 tarihinde şirket ortaklarından ...'nun ve şirket ortaklarından olmayan davalı ...'un süresiz olarak şirket müdürlüğüne atanmalarına, bu kararın Ticaret Sicil Gazetesine bildirilmesine ve yeni imza sirkülerinin tanzim edilmesine oy birliği ile karar verildiğini, karar defterinde bulunan 2010/02 numaralı kararın ise İzmir 21. Noterliği'nin 15/09/2010 tarih ve 21440 yevmiye numarası ile onaylandığını, dolayısıyla davalının, şirket müdürlüğüne atanarak bir takım yetkilere ve sorumluluklara sahip olduğunu, daha sonra ...'nun, şirket ortaklarından ...'nun hisselerini satın aldığını ve şirketin İzmir 16. Noterliği'nin 13/02/2013 tarih ve 3514 yevmiye numaralı onayı ile tek ortaklı limited şirkete dönüştüğünü, ...'nun şirketin tek ortağı olarak kaldığını, şirket unvanının ise 15/12/2014 tarihli genel kurul kararı ile İzmir 21. Noterliği'nin 15/12/2014 tarih ve 37226 yevmiye numarası ile ... Şti olarak değiştiğini ve daha sonra tasfiye sürecine geçildiğini, davacı şirketin ithal ettiği mallarla ilgili verilen gümrük beyannamesindeki yanlışlıklar sebebiyle yapılan incelemeler sonucunda davacı şirkete Adnan Menderes Gümrük Müdürlüğü'nce 24/06/2015 tarihinde vergi cezaları kesildiğini ve vergilerin tahakkuk ettirildiğini, daha sonradan vergilerle ilgili çıkan af ve paket yasalardan yararlanılarak şirketin tek ortağı olan ...'nun 144.562,14 TL ödemeyi şirket adına yaptığını, davalı ...'un müdürlük görevinin 14/09/2010 tarihinde başlayıp, 21/10/2014 tarihinde son bulduğunu, söz konusu gümrük giriş beyannamelerine ilişkin gümrük vergilerinin eksik alınmasının davalının müdürlük görevini icra ettiği döneme denk geldiğini, davalının şirketin doğrudan zararına olacak şekilde hareket ettiğinin açık olduğunu, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde şirketi temsile yetkili müdürün ne gibi sorumluluklarının, görevlerinin  olduğunun anlaşılabileceğini, buna göre davacı şirketin tek ortağı olan ... tarafından davacı şirket adına T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Adnan Menderes Gümrük Müdürlüğü'nce verilen karara istinaden yapılan ödemelerden şirketi temsile yetkili müdür davalı ...'un da sorumlu olduğunu belirterek, davanın kabulü ile şirkete ait mal varlığı üzerinde şirketi zarara uğratacak davranışlarda bulunarak şirketin doğrudan zarara uğramasına sebep olan davalı ...'tan 76.696,19-TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, Borçlar Kanunu'nun 73.maddesine göre rücu istemine ilişkin davanın, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda 10 yıllık zaman aşımı süresinde açılması gerektiğini, iş bu nedenle davanın süresinde açılmamış olduğunu, davalının şirketi zarara uğratıcı faaliyette bulunmadığını savunarak, davanın zamanaşımı ve esastan reddine, teminat gösterilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına, davalının kusurlu hareketlerinin olmayışı ve davacı şirketin ortağının basiretli olması gerektiğinden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Borçlar Kanunu'nun 73/1. maddesinde, rücu isteminin tazminatın tamamının ödendiği veya birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrayacağı, Türk Ticaret Kanunu'nun 560. maddesinde sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkının davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zaman aşımına uğrar hükümlerinin düzenlendiği, iş bu hükümlere göre şirket yöneticisinin sorumluluğundan doğan tazminat isteme hakkının, zararın ve sorumluluğun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve rücuya tabi alacağı ödeyenin son ödeme tarihi itibariyle iki yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağının düzenlendiği, davacı şirketin davalı ile birlikte aynı dönemde müdürlük görevini ifa eden ve şirketin halihazırda tek ortağı olan ...'nun vergi usulsüzlüğünden kaynaklı oluştuğu iddia olunan şirket zararına ilişkin en son ödemenin yapıldığı dava dilekçesine ekli dekont içeriklerine göre, tespit edilen 15/02/2017 tarihi ve davacı şirket yöneticisi ...'nun şirket zararını ve zarar vereni öğrendiği 24/06/2015 tarihli vergi cezasının kesilmesi ve yapılandırılması tarihi itibariyle gerek Borçlar Kanunu'nun 73/1.maddesi ve gerekse de Türk Ticaret Kanunu'nun 560.maddesinde düzenlenen iki yıllık zaman aşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece dikkate alınan zamanaşımı süresinin hatalı olduğunu, davalının yaptığı dava konusu olan para cezalarının uygulandığı eylemelerin aynı zamanda suç olup TCK'nundaki zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerektiğini, dava zamanaşımının TCK 66.maddede düzenlendiğini  ve en az zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğunu, bu kapsamda mevcut uyuşmazlığın 8 yıllık zamanaşımı süresi uygulandığında, dava tarihi itibarı ile zamanaşımının dolmadığının tespit edileceğini, ayrıca zamanaşımı için dava tarihi değil arabuluculuk başvuru tarihi olan 23.06.2020 tarihinin dikkate alındığını, dolayısı ile işbu davada zamanaşımı süresinin dolmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından deliller toplanmadan, ceza yargılamasına konu dosya veya iddianame celp edilmeden alelacele karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, şirket yetkilileri ve gümrük müşavirleri hakkında ilk olarak Bakırköy 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 E. sayılı davasının açıldığını, ardından İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/16E. sayılı dosyası açıldığını, her iki dosyanın birleştirildiğini, yargılamanın Bakırköy 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179E. dosyası tahtında yürütüldüğünü, işbu davaya konu ödenen para cezası davalı ...'un birleşen iki dosyadaki eylemleri nedeni ile ödenmek zorunda kalındığını, davalı tarafın şirketin müdürü olduğu dönemden kaynaklanan bu eylemler nedeni ile sorumlu olduğu bedeli davacıya ödemesi gerektiğini, işbu uyuşmazlığın daha önce şirket yetkilisi ve müdürü ... tarafından 24.07.2017 tarihinde açılan dava ile İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/653E. sayılı dosyası tahtında görüldüğünü, görevsizlik kararı ile dosyanın görevli olan İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiğini, davacı vekili tarafından kararın istinaf mahkemesine taşınması neticesinde ise esastan reddine karar verildiğini ve hükmün kesinleştiğini, bu nedenle ceza zamanaşımının uygulanmayacağı düşünülse dahi uyuşmazlık ile ilgili açılan ilk davanın tarihi 24.07.2017 olup, zamanaşımının bu tarihe göre de dikkate alınması gerektiğini, bu tarih itibarı ile de zamanaşımı süresinin dolmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.  \t<br>\tGEREKÇE :Dava, davacı şirketin eski yöneticisi hakkında açılan sorumluluğa dayalı tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.\t<br>\t Dava, davacının eski yöneticisi hakkında açılan sorumluluk davası olup, olay tarihinde yürürlükte olan TTK 560 maddesi hükümleri gereğince, tazminat isteme hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, şu kadar ki bu fiil cezayı gerektirip TCK'ya göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. <br>\tDavacı tarafın delil listesinde dayanmış olduğu ceza yargılamasına ilişkin Bakırköy 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas sayılı dosyasında suçtan zarar gören İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan şikayet ile şüpheliler ..., ..., ... ve ... haklarında eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokmak ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ötürü 22.07.2015 tarihinde kamu davasının açıldığı, şüphelilerin eylemlerine uyan 5607 S.Y.nın 3/2-4/2, TCK'nın 204/1,37/1-43-53-54 maddeleri gereğince cezalandırılmaları isteminde bulunulduğu, davaya konu eylemler nedeniyle başlanmış olan ceza yargılamasının akıbeti araştırılmaksızın ve karara çıkıp kesinleşmiş olması halinde durumun değerlendirilmeksizin karar verilmesi isabetli olmamıştır. <br>\tÖte yandan, TTK 560 maddesi hükümleri gereğince iş bu davada müsnet suçlar için yasada ön görülen ceza miktarlarına nazaran ceza zamamaşımına tabi olup bu sürenin TCK 66 maddesi dikkate alınarak 8 yıl olduğu dikkate alındığında davanın zamamaşımına uğradığından bahisle reddine karar verilmesi yerinde değildir. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf istemi yerindedir. <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.  \t<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2- İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.04.2021 tarih 2020/637 Esas 2021/388 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına <br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03.04.2024<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a8f7e155407d36c0","SID":"63c2a0ec78d9c6af"}}