{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/514 <br>KARAR NO: 2024/633 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 30/01/2024 (Ara Karar Tarihi) <br>DOSYA NUMARASI : 2024/49 Esas (Derdest Dava Dosyası) <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında bakır lama alımına yönelik aralarında sözleşme akdedildiğini, sözleşme gereği belirlenen miktarın davalıya ödediğini, bir miktar ürün sağlandığını ancak kalan ürünlerin tedariki yerine müvekkili şirkete bildirilen teklifte, kendi kusurları nedeniyle hata olduğunu, bu fiyatlandırma üzerinden devam edilemeyeceğini, teslim edilen ürünleri geri satabileceğini veya bedelin 24/11/2023 tarihinde iade edileceğinin bildirildiğini, akabinde müvekkili şirket tarafından iade faturası kesildiğini ve davalı tarafından buna itiraz edilmediğini, 24/11/2023 tarihinde ödeme alamayan müvekkili şirketin bu durumu davalıya bildirdiğini, davalı tarafça 3 haftalık süre istediğini, akdedilen sözleşmeye güvenen ve güven neticesinde  ürün tedarik edemeyen dışarıdan çok daha pahalıya ürün tedarik etmek zorunda kalan müvekkili şirketin alacağın tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını,  davalı tarafından sözleşmede yetki maddesi bulunmasına rağmen kötü niyetli olarak yetkiye, borca tüm fer'ilerine itiraz ettiğini, ve takibin durduğunu,  davalı borçlunun 3. şahıslardaki hak ve alacakları ile haczi kabil taşınır, taşınmaz malları mevcut olup işbu dava konusu alacağın niteliği ve miktarı, alacağın rehin veya ipotek ile teminat altına alınmamış olması hususları birlikte nazara alındığında davalı borçlunun borcundan kurtulma maksadıyla mal kaçırma veya gizleme ihtimalinin olabileceğini, bu durumda müvekkili yönünden hakkın elde edilmesinin büyük ölçüde zorlaşacağını ve müvekkilinin zararının doğabileceğini, icra dosyasında takip prosedürü yerine getirilene kadar ihtiyati haciz kararı verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/01/2024 tarih ve 2024/49 Esas sayılı Ara Kararı ile; \" İhtiyati hacizin şartları İİK 257. ve devamı madde hükümlerinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu bağlamda, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde ve veya 3. şahısta olan menkul ve gayrimenkul mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı yanlız borçlunun muayyen ikametgahı yok ise, borçlu taahütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaağa, veya kendisi kaçmağa hazırlanır, yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden ileri işlemlerde bulunursa ihtiyaten haczetttirebileceği, bu suretle ihtiyati haciz konulursa, borcun yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbedeceği düzenlenmiştir. İhtiyati hacizde  asıl olan, ihtiyati hacze esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati haciz sebebinin bulunmasıdır.İİK 258. maddesine göre ihtiyati haciz talep eden taraf  öncelikle ihtiyati haciz istemine ilişkin olarak alacağını ve icabında haciz sebepleri hakkında kanaat getirilecek delillerini ibraz etmek veya göstermek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, \"yaklaşık ispat\" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğu kabul edilmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalinin de gözetmesi gerekmektedir. Bu nedenle ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtamali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Bununla birlikte, ihtiyati hacze karar verirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati haczin  amacının gözetilmesi gerekli ve zorunludur. Kanun koyucu, ihtiyati haciz hakkında karar verilirken geniş bir takdir alanı bırakmış ise de, ihtiyati haczin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin dikkatlice incelemesi, hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati haciz kararı verildiğini belirtilmesi, ihtayit haciz şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ispat edilememişse, veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerektiriyorsa ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Tüm bu yasal nedenler ile belirtilen ilkeler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde ve mevcut dosya delil durumu dikkate alındığında; davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan icra takibine karşı davalı yanca itirazda bulunulmakla alacağın varlığı ve miktarının ihtilaflı halde olduğu,  uyuşmazlık konusu hususların yargılamaya muhtaç olduğu, bu nedenle ihtiyati haciz şartlarının  oluşmaması dolayısıyla reddedilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu bağlamda ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davacı yanın ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçelerinde ihtiyati haciz taleplerinin bildirilmiş olup İlk Derece Mahkemesi tarafından 30.01.2024 tarihli ara karar ile; \"...alacağın varlığı ve miktarının ihtilaflı halde olduğu, uyuşmazlık konusu hususların yargılamaya muhtaç olduğu, ...\" gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, işbu kararın dosya kapsamına uygun düşmemekle beraber hukuka aykırı olduğunu,  dava konusu borcun davalı tarafından açıkça kabul edilmekte olup ara karar akabinde dosyaya eklenen cevap dilekçesinde dava konusu borcun ödendiği veyahut ödeme gereği ürün teslimi yapıldığı ve sair herhangi bir iddiada dahi bulunulmadığını, cevap dilekçesi ile herhangi bir delile dayanılmamakta olduğunu, işbu sebeplerin istinaf başvurularının kabulü ile davalı aleyhine ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Taraflar arasında akdedilen sözleşme ile davalının 5.000 kg 10*60*600 mm Bakır Lamayı 15-20 iş günü içerisinde teslim etmeyi, müvekkilin ise kg başına 175,00-TL + KDV olmak üzere toplamda 927.500,00-TL'yi ödemeyi üstlendiğini, müvekkilin 22.09.2023 tarihinde 100.000,00-TL, 29.09.2023 tarihinde 200.000,00-TL ve 150.000,00-TL olmak üzere toplamda 450.000,00-TL ve 03.10.2023 tarihinde 477.500,00-TL ödeme yapmış olduğunu, davalı tarafından 1.731,2 kg ürün tedarik edilmiş olup geri kalan 3.268,8 kg ürünün sözleşme çerçevesinde teslim edilmediğini, 16.11.2023 tarihinde davalı tarafından bilgilendirme maili gönderilmiş olup mail içeriğinde açıkça; kendi hataları nedeniyle bu fiyatlandırma üzerinden sözleşmenin devam edemeyeceği, tedarik sağlanamayacağı, halihazırda teslim edilen ürünleri geri satın alabilecekleri ve mevcut ödemenin 24.11.2023 tarihine kadar iade edileceği hususlarının davalı tarafından resmi yazışma ile bildirilmiş olduğunu, akabinde ... numaralı, 16.11.2023 tarihli; teslim edilmeyen 3.268,8 kg ürün için sözleşmede mevcut fiyatlandırma (kg başı 175,00-TL) üzerinden 606.362,4-TL bedelli iade faturası kesildiğini, davalı tarafından işbu faturaya itiraz edilmediği gibi ödeme taahhüdünün sürdürüldüğünü, 24.11.2023 tarihinde belirlenen vadenin dolması ile davalının tekrar süre talep etmiş olduğunu, tacir olan ve kurumlarla çalışan müvekkil gecikme nedeniyle halihazırda zarar ettiğinden bu vadeyi kabul etmediğini ve yasal yollara başvuracağını bildirdiğini, görüldüğü ve davalının kabulünde olduğu üzere ticari ilişkideki uyuşmazlığın salt davalının hatasından doğduğu dolayısıyla müvekkilin bu htaya katlanmasının beklenemeyeceği, müvekkilin işbu icra takibi ile tahsilini talep ettiği bedelin ürün almadığı halde ödediği miktar olduğu, davalının işbu uyuşmazlık sebebi ile sebepsiz zenginleştiği, esasen borcunu kabul ettiği fakat tahsili önlemek ve sebepsiz zenginleşmesini korumak adına kötü niyetli hareket ettiği hususlarının sabit olduğunu, Hal böyle iken ihtiyati haciz taleplerinin maktu gerekçe ile reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira borç davalı tarafından açıkça kabul edilmesine rağmen ödemeye ilişkin herhangi bir delil olmadığı gibi bu neviden bir iddia dahi bulunmadığını, hal böyle iken müvekkilin alacağının yaklaşık olarak ispat edildiği hususunun sabit olduğunu, dolayısıyla işbu gereği yargılamanın sonunda müvekkilin haklı alacağına kavuşmasının imkansız hale gelebileceğini, mahkeme hükmünün uygulanabilir ve tahsil edilebilir olmasının, müvekkilin hak kaybına uğramaması adına istinaf başvurularının ve ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Ara karar akabinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde, ürün tedarikinin tam sağlandığına dair bir iddia bulunmadığı gibi, ödeme yapıldığına dair de herhangi bir iddia olmadığını, dolayısıyla davalının dava konusuna ilişkin yargılamayı çetrefilli hale getirecek herhangi bir savunmada dahi bulunmadığını, dava dilekçeleri ekinde sunulmuş olan işbu istinaf kanun yoluna başvuru dilekçeleri ekinde sunulan resmi yazışmadan görüleceği üzere, davalının borcu kabul ettiğini, kesilen iade faturasına itiraz etmediğini, kabul ettiği borcu belirttiği vadede ödemediğini, davalının borcunu vadesi içerisinde ödememesi dolayısıyla temerrüte düşmesi hasebiyle alacağın tahsili amacıyla icra takibine girişildiğini, neticede davalının borcunu ödeyeceğini resmi yazışma ile belirttiğini, vadesinde ödememesi hasebiyle uyuşmazlık doğduğunu, cevap dilekçesinde ödeme iddiasında bulunmadığını, neticede müvekkilin alacağının; itirazın iptaline konu icra takibinin hukuka uygun olduğu dosya kapsamında tamamen sabit olmasına rağmen taleplerinin reddine karar verilmesinin müvekkil yönünden önlenemeyecek zararlara vaki olduğunu, bu vesile ile istinaf başvurularının kabulüne, ödeme veyahut ürünün teslimine ilişkin herhangi bir iddiada dahi bulunmayan davalı aleyhine ihtiyati hacze karar verilmesini talep ettiklerini, Ara karar akabinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde, herhangi bir savunma veyahut iddia olmadığı gibi herhangi bir delile dahi dayanılmadığını, basit yargılama usulüne tabi işbu davada cevap dilekçesinde herhangi bir delile dayanmayan ve bu aşamadan sonra ise delil bildiremeyecek olan davalı aleyhine davanın yaklaşık olarak ispat edildiği hususunun sabit olduğunu, dilekçeler aşamasının tamamlanmış olup savunmanın genişletilmesine muvafakatleri olmadığı gibi hiçbir delile dayanmayan herhangi bir savunma veyahut iddiada bulunmayan davalının icra takibinin haksız olduğunu ispat etmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla haklı alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibinin hukuka uygun olduğu, alacağın kabulünde olduğu ve müvekkilin alacağına kavuşmasını geciktirmek maksadı ile hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın takibe itiraz edildiği hususu sabit olduğundan istinaf başvurularının kabulü ile davalı aleyhine dava miktarınca ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini,İşbu açıklamalar ve dosyaya eklenen belge ve dilekçeler kapsamında; borcu sabit olmasına rağmen müvekkilin alacağına kavuşamaması adına icra takibine haksız itiraz eden, cevap dilekçesinde dahi somut bir savunmada bulunmayan, tek gayesi alacağı sürüncemede bırakmak olan davalı/ borçlunun borcundan kurtulma maksadıyla mal kaçırma ve/ veya gizleme ve/ veya bu maksatla müvekkilinin haklarını ihlal edecek hileli işlemlerde bulunma ihtimalinin olabileceği ve bu durumda müvekkil yönünden hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı; bu bağlamda müvekkilin zararının doğabileceği gözetilerek icra takip dosyasındaki takip prosedürü yerine getirilene kadar istinaf başvurularının neticede ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile dava sonucunda hüküm altına alınacak olası alacağın tahsilini sağlamak amacıyla; davalının alacağa yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarına, tazminatlarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları ile mallarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, zira icra takibine konu edilen faturanın davalı tarafından kabul edilmiş olup ödeneceğinin bizzat davalı tarafından resmi yazışma ile taahhüt edildiğini, cevap dilekçesinde tedarik veya ödemeye ilişkin herhangi bir iddiada bulunulmadığı gibi herhangi bir delile dayanılmadığını, davalının kabulünde olan fakat temerrüde düşülen borcun tahsilinin sağlanabilmesi adına taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Taraflar arasındaki akit yerine geçen yazılı sözleşmede uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunun açıkça belirtildiği sabit olduğundan davalının yetki itirazının hukuka uygun olmadığını beyanla; Açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; Fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla istinaf başvurularının kabulü ile; - İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/49 E. sayılı dosyasında kurulan 30/01/2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına,- İhtiyati haciz taleplerinin kabulüne, - Yargılama harç, masraf ve giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya ödenen bedel karşılığında davalının faturaya konu ürünlerin bir kısmını teslim etmediği iddiası ile teslim edilmeyen kısma ilişkin ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin davada alacağın temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 30/01/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca;  rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut talepte; davacı vekili, taraflar arasında akdedilen faturaya konu 5.000 kg bakır lama ürünlerin satış sözleşmesi kapsamında ürün bedelinin davacı tarafından peşin ödenmesine rağmen davalı tarafından ürünlerin bir kısmının teslim edilmesine rağmen diğer kısımlarının teslim edilmediği iddiası ile teslim edilmeyen kısma ilişkin ödenen bedelin iadesini teminen ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş ve dava dilekçesi ekinde dava konusu ürüne ilişkin teklif maili, fatura, teslim edilmeyen ürüne ilişkin iade faturası, ürünler için ödeme yapıldığına ilişkin açıklamalı ödeme banka dekontları, mail üzerinden ihtarname, davalı tarafından davacıya gönderilen ve çalışanları tarafından malzeme fiyatının yanlış yazıldığına, ürünlerin kalan kısımlarını teslim etmeyeceklerine ve ödenen bedeli iade edeceklerine, teslim edilen malzemenin de iade edilebileceğine ilişkin maili sunulmuştur. Davacı vekili tarafından sunulan söz konusu belgelerden alacaklı olduğu, alacak miktarı ve alacağının muaccel olduğu hususları bu aşamada yaklaşık olarak ispat edilmiş olup, İİK'nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz koşulları gerçekleşmesine rağmen Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeple ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2024 tarih ve 2024/49 Esas sayılı Ara Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; İİK.'nun 257 ve müteakip maddeleri gereğince davalının 606.362,40-TL' lik borca yeterli miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, 2-İhtiyati haciz talep eden davacı alacaklı tarafından İİK.259, HMK.87 maddeleri uyarınca yukarıda belirlenen ve kabul edilen 606.362,40 TL alacak miktarının takdiren %15'ine tekabül eden 90.954,36 TL tutarında nakdi veya Mahkemece kabul edilecek kati, süresiz ve muteber banka teminat mektubunu ilgili ilk derece mahkeme veznesine depo etmesi halinde ihtiyati haciz kararının yetkili icra müdürlüğünce infaz edilmek üzere ihtiyati haciz isteyene verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 160,00 TL posta giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde İİK'nın 258/2. ve HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"167f46bfe79f1e83","SID":"df952bef41ed2140"}}