{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2050 Esas <br>KARAR NO\t: 2024/499 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t: 2017/4 Esas -  2021/403 Karar <br>TARİHİ  : 08/06/2021<br>DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  Davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davalı adına 29.06.2016 tarih ve ... nolu fatura düzenlenerek davalı şirket çalışanı  ... teslim edildiği, davacıya fatura karşılığı davalı şirket yetkilisi ...  tarafından davalı şirkete ait ... Bankası Kavacık şubesinin ... seri no.lu 30.10.2016 vadeli 90.000,00 TL çekin verildiği, daha sonra davalı tarafından davacı şirkete Kartal .... Noterliği 20.10.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile çekin hatır çeki olarak verildiği ve geri iadesini talep ettiği, akabinde müvekkiline İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasından ödeme emri gönderildiğini, davalı şirket yetkilisi ...'ın, davacı şirkete gelerek çeki ödeme gücünün bulunmadığı, bu nedenle bu yola başvurduğunu, çek bedelini vadeye yayarak ödemek istediği beyan ederek, çek karşılığında davalı şirkete ait ... Bankası Kavacık şubesinin ... seri no.lu 30.03.2017 vadeli 54.000,00 TL ve ... Bankası Kavacık şubesinin ... seri no.lu 30.03.2017 vadeli 30.000,00 TL bedelli çekleri ile nakit 6.000,00 TL'nin davacı şirket muhasebecisine teslim edildiği, davalı şirket yetkilisi ..., muhasebeci tarafından hazırlanan çek tahsilat ve tediye bordrolarını imzalamak için, kaşenin arabasında olduğunu, alıp geleceğini söyleyerek 90.000,00 TL çekide yanında alarak (çekin arkasındaki davacı şirketin ciro silinmeden) ofisten çıktığı ve geri dönmediği, akabinde 90.000,00 TL çek için icra yoluna başvurularak davacıya haksız ve hukuksuz olarak ödeme emri gönderildiği beyan edilerek, yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, icraya yatan tutarın davalıya ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verilmesine, takibin iptaline, davalının %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde, davalı şirketten borçlularına verilmek ve vadesinde ödenmek üzere hatır çeki alındığı, çekin vadesine az süre kala davacı şirkete ihtarname gönderilerek çekin vadesinde ödenmesi veya iade edilmesi, iade edilmemesi halinde haklarında dolandırıcılık suçunda şikayette bulunulacağının ihtar edildiği, ödeme emrindeki çek fotokopisi üzerinde davacı ... tarafından çekin hatır çeki olarak alındığı belirtilerek imza atıldığı, dava dilekçesinde belirtilen ve davalı çalışanı ... teslim edildiği iddia edilen böyle bir faturanın talep edilmediği, faturanın kendilerinde bulunmadığı, ... kendi çalışanları olmadığı, ayrıca davacıya dava konusu çekin haricinde başka bir ticari iş için ürün karşılığı 54.000,00 TL ve 30.000,00 TL bedelli çeklerin verildiğini ve ürünlerin davalıya teslim edilmediğini, 90.000,00 TL çekin ihtara rağmen iade edilmemesi üzerine çekin ödenerek geri alındığı ve davacı aleyhine icra takibine başlandığını beyan etmiş, davanın reddine, icra takibine konu çekin davalı tarafından ödenmesinden dolayı davacının borçlu olduğu, davacıların %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/06/2021 tarih 2017/4 Esas -  2021/403 Karar sayılı kararında; \"Dava, davacının İstanbul Anadolu  .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan ödeme tarihi 30/10/2016 olan 90.000,00 TL bedelli lehtarı davacı, borçlusu davalı olan 1 adet çekin takibe konulması nedeniyle çek ve takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, İİK'nun 72 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.  İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının celb olunarak yapılan incelemesinde; Davalı tarafından dosyamız davacıları aleyhine, davalı tarafından davacı şirkete keşide edilen 30.10.2016 keşide tarihli 90.000,00 TL bedelli, ... çek numaralı ... bankası Çarşı şubesine ait çekin hatır çeki olarak verildiği, çek bedelinin davalı tarafından ödenmesi nedeniyle davacı borçluların sebepsiz zenginleşmesinden doğan alacağın tahsili talebiyle genel haciz yoluyla icra takibi yapıldığı, takibin kesinleştiği görülmüştür. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/84556 soruşturma sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; davamız davacısı ... mücerret beyanı dışında şüphelinin savunmasının aksini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı müşahhas sair deliller elde edilemediğinden şüpheli hakkında kovuşturmaya yapılmasına yer olmadığına kararı verildiği, KYOK kararına karşı yapılan itirazın reddedildiği, redde ilişkin kararın kesin olduğu anlaşılmıştır.  Taraflar tacir olduğundan ve delil olarak ticari defterlere dayanıldığından tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere mali müşavir bilirkişiden rapor alınmıştır. Serbest Muhasebeci Mali müşavir ... tarafından hazırlanan raporda özetle; tarafların 2016 yılı defterlerinin incelendiği, davacının defterlerinin usulüne uygun olduğu, davalının defterlerinin usulüne uygun olmadığı, davacı şirketin davalı adına 2 adet toplam 130.002,00 TL fatura düzenlediği, bu faturaları davalının hesabına borç kaydettiği, faturalar karşılığında 10.04.2016 tarihinde 40.000,00 TL ve 31.10.2010 tarihinde 90.000,00 TL davaya konu çeki aldığı, çeki iade işlemi ile davalının hesabına borç kaydettiği ve iade edilen çek karşılığında iki adat 30.03.2017 vadeli 54.000,00 TL ve 30.000,00 T çek ile 6.000,00 TL nakit tahsil ettiği, neticede defter kayıtlarına göre davalıdan alacağının yada davalıya borcunun bulunmadığı, davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafından adına düzenlenen 29.04.2016 tarih ve ... no.lu faturanın davacının hesabın alacak ve davacıya 10.04.2016 tarihinde verilen 40.000,00 TL tutarlı çekin ve 2.00 TL nakit ödemenin borç kaydı yapıldığı ve davacının herhangi bir alacağının veya borcunun bulunmadığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve davacı kayıtlarında olan 29.06.2016 tarih ve ... no.lu 90.000,00 TL. faturanın davalının kayıtlarında bulunmadığı, İcra takibine ve davaya konu davalı tarafından davacıya verilen ... Bankası Kavacık şubesinin ... nolu ... Tic. Ltd. Şti.'ne ait ... seri nolu 30.10.2016 vadeli 90.000,00 TL çekin davalının ticari defterlerinde davacının hesabına kaydedilmediği, yine davalı tarafından davacıya verilen ve her iki tarafında kabulünde olan ... Bankası Kavacık şubesinin ... nolu ... Tic. Ltd. Şti.'ne ait ... seri nolu 30.03.2017 vadeli 54.000,00 TL ve ... Bankası Kavacık şubesinin ... nolu ... Tic. Ltd. Şti.'ne ait ... seri nolu 30.03.2017 vadeli 30.000,00 TL çeklerin de davalının kayıtlarında bulunmadığı, davalının defterlerine göre de davacıya borcunun yada davacıdan alacağının olmadığı tespit edilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. <br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun aslında bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Ankara BAM 22 HD. 2017/925 E 2017/1879 K) Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m.201'daki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir.  Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde; eldeki dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun kambiyo, ispat hukuku ışığında ele alınması gerekir. Görülmekte olan davada, davacının davaya konu çekin taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden fatura ile teslim edilen mal karşılığında alındığını, çekin vadesinde ödenemediğinden davalı tarafça bu çek yerine geçmek üzere 2 farklı çek ve 6.000,00 TL nakit para vermek suretiyle davaya konu çekin geri alındığını, davalıya borçlu olunmadığını savunduğu, davalı keşidecinin ise, davaya konu çekin davacılara hatır çeki olarak verildiğini, hatır çeki olduğuna dair çek sureti üzerine \"hatır çeki verdim\" yazısı yazılmak suretiyle davacı  ... tarafından imzalanarak kendilerine verildiğini, davacılara herhangi bir borcu olmadığını, davacılara verilen iki adet çekin başka bir ticari ilişkiye istinaden verildiğini, dava konusu çekten dolayı borçlu olunmamasına rağmen ödeme yapılmış olması dolayısıyla davacıların sebepsiz zenginleştiğini, icra takibi ile çek hamiline haksız yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşen davacılardan tahsili amacıyla takip başlatıldığını, davanın reddi gerektiğini savunduğu, davacılar ise davalıya borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Yukarıda vurgulandığı üzere, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davalı-senet borçlusunun davadan önce takibe konulan çekin bedelsizliği, çekin hatır çeki olarak verildiği iddialarının  yazılı delille kanıtlaması gerekir. Takibe dayanak yapılan senet sureti üzerinde bulunan \"hatır çeki verdim\" yazısına ve diğer yazılara davacıların itiraz etmesi üzerine çek üzerinde imza ve yazı incelemesi yapıldığı, \"...\" yazısı ve imzasının davacı ... eli ürünü olduğu, bu kısmın davacının da kabulünde olduğu, \"... \" yazısı ve imzası dışındaki yazıların davacının eli ürünü olmadığı, \"hatır çeki verdim, ...\" yazıları ve imzanın aynı kalem, \"önceki hesaplardan ve çekler dahil alacak verecek yoktur. Sadece 100.000 bin TL %18 KDV hariç\" yazılarının kendisinden önce ve sonra gelen yazılardan konum,  ebat, satır hizası, sıkışıklık ve baskı derecesi bakımından farklılıklar gösterdiğinden bulundukları yerlerine sonradan ilave edilmiş oldukları, kalem mürekkeplerinde yazı yaş tayinine yönelik kullanılagelen bir yöntem mevcut olmadığından belgede yer alan yazıların imzadan önce mi ya da sonra mı yazıldıkları ile ilgili  zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği bildirilmiştir. Uyuşmazlığa konu çek davalı tarafça davacı şirkete keşide edildiği ve hatır çeki olarak verildiği iddia edildiği halde çek sureti üzerinde davacının \"hatır çeki verdim\" şeklinde yazarak imzalamasının hayatın olağan akışına ve davalının iddiasına uymadığı, davacı tarafça da suretin senedin teslim alındığına istinaden herhangi bir yazı olmadan imzalanarak davalıya verildiğinin iddia edildiği, dolayısıyla ispat yükü üzerinde olan davalı, uyuşmazlığa konu çeki davacıya hatır çeki olarak verdiği iddiasını yasal olarak ispatlayamadığı gibi tarafların ticari defterlerinin incelendiği, davalının defterlerinin usulüne uygun düzenlenmediğinden aleyhine delil olduğu, defterlerin incelenmesinde her iki tarafın defterlerine göre tarafların birbirine borcu olmadığı yada birbirlerinden alacağı olmadığı tespit edilmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından yemin hakkı hatırlatılmış, 14.04.2021 tarihli beyanıyla yemin deliline dayanmadıklarını, davacı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettiğinden davasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın kabulü ile davacıların İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibinden ve ... Bankası, Kavacık Çarşı Şubesine ait keşidecisi ... Tic.Ltd.Şti., ... seri nolu 30/10/2016 tarihli, 90.000 TL bedelli çek nedeniyle davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş, davacıların şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, \"Davanın  KABULÜNE,1-Davacıların İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibinden ve ... Bankası, Kavacık Çarşı Şubesine ait keşidecisi  ...Tic.Ltd.Şti., ... seri nolu 30/10/2016 tarihli, 90.000 TL bedelli çek nedeniyle davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine,<br>2-Davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/4 Esas sayılı dosyasında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Öncelikle verilen çekin hatır çeki olduğunu; müvekkili ile davacılar arasında bu çeke istinaden ticari iş ilişkisi bulunmadığını; davacı şahısın, şirketinin ve kendisinin güvenilir olduğuna, ekonomik yönden aktif, maddi yönden kuvvetli bir yere sahip olduğu, itibar sahibi olduğu yönünde müvekkilini aldatarak kendisinden borçlularına verilmek üzere yazdırılmayacağı ve vadesinden önce ödeneceği garanti edilen icra takibi konusu hatır çeki’ni müvekkilinden aldığını; müvekkilinin, çekin iade edilmemesi ve çekin vadesine az bir süre kalmış olması sebebi ile  davacıları ihtarname ile uyadığını ve ihtarnamede açıkça; çekin hatır çeki olduğu, vadesinin yaklaşmasına rağmen ödenmediği, vade tarihinde ödenmemesi halinde firmaya rücu edileceğinden dolandırıcılık suçundan haklarında şikayette bulunulacağı, her türlü yasal yola başvurulacağının ihtar edildiğini; ihtarnamenin muhataplara tebliğ edilmesine rağmen davacıların ne çeki geri verdiğini ne de ihtarnameye cevap verdiğini, Çekin hatır çeki olduğu icra takibine konu belgeden de açıkça anlaşıldığını; alınan çekin fotokopisine hatır çeki olarak alındığının yazıldığını ve  ... tarafından imzalandığını; bu hususta bilirkişi incelemesinde eksik inceleme sebebiyle yazıların ... ait olmadığı belirtilmiş ise de imzaların kendisine ait olduğunun sübut bulduğunu; bir kimsenin senet fotokopisine herhangi bir yazı olmaksızın boş imza atarak evrağı vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; senedin fotokopisine neden imza atıldığının dahi sorgulanmadığını; müvekkilinin bu çekin yazılacağı endişesiyle mağdur olduğunu ve yazdırılmadan çeki ödeyerek almak zorunda kaldığını; bu nedenle de hatır çeki verdiği davacılara karşı rücu etmek üzere icra takibi başlattığını, Davacıların dilekçesinde belirttiği kendilerine verildiği söylenen 54.000-TL ve 30.000-TL bedelli çeklerin verildiğinin doğru olduğunu; ancak bu çeklerin başka bir ticari iş için ürün karşılığında verilmiş olup bu ürünlerin de müvekkile teslim edilmediğini; buna ilişkin dava haklarının saklı olup bu çeklerin davayla ve ödenen çekle bir bağlantısı bulunmamasına rağmen bağ oluşturulmaya çalışıldığını, Ayrıca hatır çeki yazısının davacı tarafından yazıldığının da taraflarınca iddia edilmediğini; yazılan yazıları görerek imza attığı belirtildiğini; bir an için imzanın boşa atıldığı yani beyaza imza atıldığı düşünülse bile, imzayı atan kişinin kendi zararına imzasının üstünün doldurulabileceğini bilmesi gerektiğini; bu nedenle de iyiniyetli olsa dahi bu duruma olumlu sonuç bağlanamayacağından imza atan kişinin hukukun himayesinden yararlanamayacağını, (...Somut olayda davacı tarafından takibe dayanak kılınan belge, davalının aleyhine delil teşkil edecek irade beyanını içermekte olup, davalı da senetteki imzanın kendisine ait olduğunu yargılama sırasında ikrar etmiştir. Davalının senette tahrifat iddiası da yoktur. Şu halde senedin, kenarları gayrimuntazam kesilmiş bir kağıt parçası olmasının veya üzerindeki yazıların ve imzaların farklı farklı kalemlerle yazılmış olmasının HMK m.205 vd. maddelerine göre ispat gücünü etkileyen bir yanı bulunmamaktadır. Davalı, imzasını boş kağıda attığını üstünün sonradan davacı tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia etmektedir. Senet için imza kurucu bir unsur olsa da imzanın senet metninden önce atılması mümkündür. Bu durumda beyaza (açığa) imzadan söz edilir. Beyaza imza atan kişi, senedin anlaşmaya aykırı olarak kendi zararına doldurulabileceğini genel hayat tecrübesiyle bilmesi gerekir. Buna rağmen açığa imza atmış olmakla kendisinden beklenen dikkat ve ihtimamı sarf etmediğinden hukukun himayesinden yararlanamaz. İspat yükü iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkartan tarafa ait olduğuna göre bu hususu davalının ispat etmesi gerekir (HMK m.190/1). Ancak böyle bir iddia ile senedin hüküm ve kuvveti azalacağından Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK'nun 201. maddesi çerçevesinde bu iddia sadece kesin delille ispat edilebilir. Hukukun amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğu şüphesizdir. Ne var ki, bu amacın sağlanmasında hâkimin izleyeceği yol kanun koyucu tarafından sübjektiflikten olabildiğince uzaklaşmış usul hükümleri ile çizilmiş olup, aksi düşünce ile verilecek kararlar uygulayıcı elinde değişkenlik göstererek hukuk güvenliğini ortadan kaldıracaktır. Y.13.H.D. 16.09.2019 tarih ve 2016/28448 E. - 2019/8367 K. sayılı ilamı)Ödeme makbuzları, faturalar, çek fotokopisinde yer alan yazılar ve imzaların tamamen davacı tarafça oluşturulmuş sahte belgeler olduğunu; müvekkillerinin bu evraklarda imzasının dahi bulunmadığını; yine dava dilekçesinde bahsi geçen ve müvekkili şirketin çalışan kalfası olduğu öne sürülen  ...’ın da şirketle hiç bir bağlantısı olmayıp çalışanı da olmadığını; bu hususun tamamen uydurma olup SGK kayıtlarıyla dahi sabit olduğunu; böyle bir çalışanları olmadığı gibi böyle birine fatura teslim edilmesi yönünde bir taleplerinin de olmadığını; bu hususun izahtan vareste olduğunu; taraflarına teslim edilen herhangi bir fatura bulunmadığını; . ..ın çalışanları olup olmadığının dahi araştırılmadığını; bu hususta hiçbir bağlantıları olmayan bir kişinin kimlik bilgilerinin bildirilmesinin taraflarından istenmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu; müvekkili şirketin o tarihteki çalışanlarının listesi SGK'dan istenilse idi zaten böyle bir çalışanlarının olmadığının da tespit edileceğini; bu nedenle de Mahkemece eksik inceleme yapıldığını, Davada çekin hatır çeki olarak verildiğine ilişkin tanık olarak ...'ün yeğeni dinletilmek istenmiş ise de ticari dava olması ve değeri itibariyle davada tanık dinlenmediğini; hakim tarafından tanık dinlenmeyeceği belirtildiğinden tanık isimlerinin de sunulmadığını; ...’ün yeğeninin, çekin hatır çeki olarak verildiğine, çek fotokopisinin onun yanında yazılarak müvekkile verildiğine ve çekin daha sonra ödenerek alınmak zorunda kaldığına bizzat şahit olduğunu,  Davacılara karşı başlatılan icra takibinde; ...’ün tebliğatı bizzat şahsına,...’in ise daimi çalışanına tebliğ edildiğini; süresinde icra takibine itiraz ederek takibi durdurabilecek durumda olan davacıların kötü niyetli olarak davayı açtıklarını; davacıların gerek ihtarnameye cevap vermeyerek gerekse de takibe süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmayarak söz konusu durumu kabul ettiklerini; bu nedenle haksız ve yersiz davayı açarak müvekkilini mağdur etmeye çalışan, T.M.K.’nın 2. maddesi gereğince hakkını kötüye kullanan davacıların davasının reddi gerektiğini; hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzenini korumayacağını, Görüldüğü üzere davacıların ne ihtarnameye cevap verdiğini ne de takibe itiraz ettiklerini; ayrıca uydurma beyan ve delillerle mahkemeyi yanılttıklarını; taraflarının çalışanı olmayan bir kişinin sanki çalışan gibi gösterildiğini; eksik inceleme yapılarak tanıklarının dahi dinlenmediğini; imzası kabul edilen belgenin geçersiz sayıldığını; tüm bu nedenlerle de davanın reddi gerekmekte iken davanın usul ve yasaya aykırı olarak kabul edildiğini; bozulması gereken bu kararı istinaf etme gereğinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle,  esas ve usule ilişkin nedenler ile resen göz önünde bulundurulacak diğer nedenlerle İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/4 Esas - 2021/403 Karar sayılı dosyasından verdiği kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; İİK'nun 72 maddesi kapsamında, davacılar aleyhine başlatılmış ilamsız takipten ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar tarafından, davacı şirket ile davalı şirket arasında açık hesaba dayalı ticari ilişki bulunduğu ve davacı şirketin davalıdan alacaklı olduğu, davalı şirket yetkilisinin davacı şirket muhasebecisini arayarak borçlarını ödemek istediğini beyan ettiği ve bir fatura tanzim edilmesini istediği, davacı şirketin de 29/06/2016 tanzim tarihli 90.000,00-TL bedelli faturayı tanzim ederek, davalı çalışanı ... teslim ettiği, davalı şirket tarafından bu fatura karşılığında davacı şirket lehine 30/10/2016 keşide tarihli, 90.000,00-TL çekin keşide edildiği; ancak davalının henüz çekin vadesi gelmeden, çekin hatır çeki olarak verildiği  ve iadesi gerektiği iddiası ile davacı şirkete ihtarname keşide ettiği, akabinde de İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile davacılar aleyhine ilamsız takip başlattığı, takipten sonra davalı şirket yetkilisinin davacı şirkete gelerek tüm bunların yanlışlıkla olduğunu, takibin dikkate alınmaması gerektiğini, borcun vadeye yayılarak ödeneceğini beyan ettiği, bunun üzerine tarafların anlaştıkları, davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirkete 30/03/2017 keşide tarihli; 54.000,00-TL ve 30.000,00-TL bedelli iki adet çek ile 6.000,00-TL nakit ödeme yapıldığı, ayrıca 90.000,00-TL bedelli ilk ve davacı tarafından dava dışı bir şirkete ciro edilmiş ilk çekin bu şirketten geri alınarak davalı şirket yetkilisine iade edildiği, ancak davalı şirket yetkilisinin tahsilat ve tediye makbuzu ile tutanak altına imza atmadan, kaşesini aracından alacağı bahanesi ile şirketten ayrıldığı,  çek arkasındaki davacı ... ait cironun iptaline  fırsat verilmediği ileri sürülerek, dava konusu  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiştir. Davalı tarafından; taraflar arasında önceye dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacı şirket yetkilisinin istemi üzerine, davacı şirket lehine davalının ... Bankası nezdindeki hesabından 30/10/2016 keşide tarihli, 90.000,00-TL çekin keşide edildiği ve hatır çeki olarak davacılara verildiği, bu hususun çek teslim edilmeden önce çek fotokopisinin bulunduğu kağıt üzerine el yazısı ile dercedildiği ve davacı ... tarafından belgenin imzalandığı, bir suretinin de davacı...e verildiği, çekin vadesinin yaklaşması üzerine davacılara çek bedelinin ödenmesi yahut çekin iade edilmesi amacıyla ihtarname çekilmiş ise de, ihtarın sonuçsuz kalması üzerine, davalının çek bedelini ödediği, akabinde sebepsiz zenginleşen davacılar aleyhine ilamsız takip başlattığı, davacıların iddiasının aksine hatır çekinin davacılardan geri alınmadığı, dava dilekçesinde ileri sürülen ve 30/03/2017 keşide tarihli; 54.000,00-TL ve 30.000,00-TL bedelli iki adet çekin başka bir ticari işe ilişkin olduğu, bu çekler karşılığında verilmesi gereken malların da teslim edilmediği, bu iki çekin iş bu davanın konusunu oluşturmadığı, davacıların iddiasının aksine 90.000,00-TL'lik çekin fatura karşılığı verilmediği, dava dilekçesinde belirtilen ... davalı çalışanı dahi olmadığı, iş bu çekin hatır çeki olduğu ve ödeme akabinde geri alındığı belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir. Mahkemece bir kısım taraf delilleri toplanmış, ilamsız takip dosyası celbedilmiş, çek aslının kasaya alındığı, çek fotokopisinin bulunduğu ve üzerinde \"Hatır çeki verdim. Önceki hesaplardan ve çekler dahil alacak verecek yoktur. Sadece 100.000 bin TL %18 KDV hariç  ... (imza)\" ibareleri yer alan 12/07/2016 tarihli belge aslı kasaya alınmış, davacı şirket tarafından tanzim edilen fatura 29/06/2016 tarihli fatura, 18/07/2016 tarihli dava konusu çek bilgilerini içeren çek tahsil makbuzu, 28/10/2016 tarihli 6.000,00-TL nakit ödemeye ve  30/03/2017 keşide tarihli; 54.000,00-TL ve 30.000,00-TL bedelli iki adet çeke ilişkin tahsilat makbuzu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/84556 soruşturma sayılı dosyası, bu dosyada verilen takipsizlik kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 3 Sulh Ceza Hakimliği'nin 2017/3129 Değişik İş numaralı kararı dosya arasına alınmış, davacı şirket yetkilisi diğer davası  ... yazı ve imza örnekleri ile medar-ı tatbik belge yazı ve ıslah imza içeren belge asılları celbedilmiş, taraf şirketlerin defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yapılmış, ayrıca belge üzerindeki yazı ve imzaların davacı ...  eli ürünü olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmıştır. Mahkemece ... Bankası'ndan celbedilen  dava konusu çekin, keşidecisinin davalı şirket, lehdarının davacı şirket olduğu, arkasında davacı şirket cirosu olduğu, 30/10/2016 tarihli 90.000,00 TL bedelli 8005160 nolu çek olduğu hususlarının duruşma zaptına dercedildiği anlaşılmıştır. Dava konu takip dosyası kapsamından, davalının davacılar aleyhine 11/11/2016 tarihinde, dava konusu ve hatır çeki olduğu iddia olunan çekin ödenmiş olması nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak 90.000,00-TL alacağı  tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Yaptırılan mali bilirkişi incelemesi neticesinde, taraf şirketlerin kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle birbirlerinden alacaklı veya birbirlerine borçlu olmadıkları, dava konusu 90.000,00-TL bedelli çekin ve davacı tarafından düzenlenen aynı tarihli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, yine davacıya verilen 54.000,00-TL ve 30.000,00-TL bedelli çekler ile davacıya yapılan 6.000,00-TL nakit ödemenin de  davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı şirket defterlerinde ise, 90.000,00-TL bedelli faturanın ve bu fatura karşılığı verildiği iddia olunan dava konusu çekin kayıtlı olduğu, akabinde bu çekin davalıya iade edildiğinin kaydedildiği, yine davalı tarafından verilen  54.000,00-TL ve 30.000,00-TL bedelli çekler ile  6.000,00-TL nakit ödemenin de kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen, 18/11/2020 tarihli raporda; belge altındaki imzanın ...  eli ürünü olduğu, mavi mürekkep ile yazılmış yazıların  ... eli ürünü olmadıkları, \"Hatır çeki verdim.\" ve \"...\" ibarelerinin bir kalemden;  \"Önceki hesaplardan ve çekler dahil alacak verecek yoktur. Sadece 100.000 bin TL %18 KDV hariç\" ve \"12/07/2016\" ibarelerinin başka bir kalemden sadır oldukları,  \"Önceki hesaplardan ve çekler dahil alacak verecek yoktur. Sadece 100.000 bin TL %18 KDV hariç\" ibaresinin konum, ebat, satır hizası, sıkışıklık ve baskı derecesi bakımından farklılıklar gösterdiği, dolayısı ile bulunduğu yere sonradan ilave edilmiş olduğu, tüm bu yazıların imzadan önce mi sonra mı yazıldıklarının tespit edilemeyeceği kanaati bildirilmiştir. Mahkemece; imza incelemesine konu belgedeki yazıların davacı şirket yetkilisi eli ürünü olmadığı, dava konusu çekin davacı şirkete hatır çeki olarak verildiğinin iddia edilmiş olması karşısında, davacı  ... \"hatır çeki verdim\" yazarak imzalamasının davalı savunmasına uymadığı,   dava konusu çekin hatır çeki olarak verildiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı defterleri usulüne uygun düzenlenmediğinden aleyhe delil olduğu, yemin delili hatırlatılan davalının, yemin teklif etmeyeceğini beyan ettiği, böylece çekin hatır çeki olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.  Davalı tarafından esasen, davacı şirkete, diğer davacının isteği üzerine hatır çeki olarak verildiği ve davacı şirket tarafından üçüncü kişiye ciro edildiği iddia olunan çekin  hamile ödendiği savunulmakta ise de, ... Bankası'ndan gelen yazı cevabı kapsamından dava konusu çekin banka şubesine iade edilmesi nedeniyle iptal statüsünde olduğunun bildirildiği, bankanın mahkemeye gönderdiği, davalının keşidecisi, davacı şirketin lehdarı olduğu çek üzerinde iptal yazısının bulunduğu, çekin keşide tarihinde muhatap bankaya ibraz edilip ödendiğine ilişkin kayıt bulunmadığı,  çekin keşideci davalı tarafından bankaya iade edildiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından dosyaya, bu çekin dava dışı ve kim olduğu belirsiz hamilden, bedeli ödenerek fiziken geri alındığı savunmasını destekler ve ispata elverişli hiçbir delil sunulmadığı anlaşılmış olup, mahkemece davacının bu iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  6.147,90-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.536,98‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.610,92-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ea3456d7784ee8b","SID":"56a411e894191b90"}}