{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">     <br>T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2310 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/390<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı İSKİ arasında 2014 yılında imzalanan ihale sözleşmeleri gereği Avrupa-1, Avrupa-2 ve Asya-1 bölgelerinde (toplam 14 ilçede) bulunan abonelerin sayaç endekslerinin tespiti fatura dağıtımı, kaçak ve usulsüz su tespitleri ile su açma-kapama işlerinin müvekkili firma tarafından yerine getirildiğini, idare adına çalıştırılan işçilere ödenecek maaş/sosyal yardımlar ve SGK primleri gibi işçiliğe bağlı giderlerin ihale bedeli içerisinde yer alması nedeniyle aylık hakedişler kapsamında müvekkiline ödendiğini, bu kapsamda çalışan işçilerin sendikası ile yapılan görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerine uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kuruluna iletildiğini, Yüksek Hakem kurulu tarafından toplu iş sözleşmeleri hakkında geçmişe etkili olacak şekilde nihai karar verildiğini, kararın müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, müvekkili şirket tarafından kararların tebliğ edildiğinin davalı idareye bildirildiğini, toplu iş sözleşmelerinden kaynaklanan işçilerin sosyal hak ve ücretlerinde meydana gelen artışlar ve dolayısıyla SGK'ya ödenmesi gereken geriye dönük fark primlerinin idarece kurul kararlarının değerlendirilmesi aşamasında olduğu, henüz detaylı hakedişlerin düzenlenmeyeceği, Hukuk Müşavirliğinden görüş beklendiği, şimdilik işlem yapılamayacağı gerekçesi ile müvekkiline ödeme yapılmadığı gibi onay da verilmediği için SGK mevzuatı uyarınca fark primlerinin ödeme ve bildirim süresinin geçirildiğini, bildirimlerin yapılamadığını, bu nedenle müvekkili şirkete idare para cezası kesildiğini, asıl işveren olan İSKİ adına çalıştırılan işçilerin Toplu İş Sözleşmelerinden kaynaklanan sosyal hak ve ücretlerdeki artış ve işçiliğe bağlı giderler sonucunda SGK mevzuatınca ortaya çıkan geriye dönük fark prim ödemelerinin geç ödenmesi/ fark primlerinin geç bildirilmesi neticesinde müvekkiline kesilen toplam 413.409,00-TL'lik idari para cezalarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL'sinin davalıdan faizleri ile rücuen tazmin ve tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davacı ile hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, yüklenici davacı ile Kamu-iş ve Tes-İş Sendikaları arasında yapılan müzakereler sonucu anlaşma sağlanamadığından işçi sendikasının konuyu Yüksek Hakem kuruluna intikal ettirmesi üzerine Yüksek Hakem Kurulu kararı ile çalışanlar için sosyal ve ekonomik haklarda fiyat farkları oluştuğunu, toplu iş sözleşmesinin tarafının müvekkili idare olmadığını, işçilere süresi içinde ilave ödeme ve bu ödemeye bağlı SGK bildirimleri gibi yükümlülüklerin mevzuat gereğince davacı yüklenicinin sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle müvekkili idarenin idari para cezası kesilmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ayrıca yüklenicinin düzenlenen hak ediş belgelerine herhangi bir ihtirazı kayıtta bulunmadığını, ihtirazı kayıt belirtilmeyen hak ediş raporlarına itirazın mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; rücu edilmek istenen idari para cezasının toplu iş sözleşmelerine ilişkin Yüksek Hakem Kurulu kararlarının davacıya tebliğ edilerek davacı bakımından bağlayıcı hale gelmesinden itibaren davacının mevzuatta öngörülen yasal süresinde toplu iş sözleşmeleri nedeniyle oluşan prime esas ek kazanç ve belgeleri SGK'ya bildirilmemesi nedeniyle SGK'nın idari para cezasını tarh ve tahakkuk ettiği, bu yönüyle davalıya kusur atfı söz konusu olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; TİS'den kaynaklı geriye dönük ek nitelikteki prim ve hizmet bildirimlerinin SGK'ya bildirilmesi için davalı kurum tarafından süresinde onay verilmediğini, bu fark bildirimlerinin hesabının karışık ve yükümlülük altına sokan bir işlem olduğunu, ödemelerin asıl işveren-kurum tarafından yapıldığını, ileride asıl işveren tarafından ödenmemesi ihtimaline karşı onay verilmeyen prim hesaplarının yapılamadığını ve bu sebeple gecikmeye kalındığını, fark prim bildirimlerine onay verilmesinin, geriye dönük fark hesaplarının yapılmasının asıl işverenin sorumluluğunda olduğunu, TİS'den kaynaklı fark ödemelerin ve düzenli maaş ödemelerinin asıl işveren tarafından hakediş içerisinde ödendiğini, müvekkilinin habersizce onay gelmeden fark hesaplarını yapıp SGK'ya bildirimde bulunmasının düşünülemeyeceğini, davalının bu süreçte sessiz kaldığını, hesaplamaların yapılmadığı, bildirimlerin verilmemesinin gerektiğini söyleyerek onayın beklenmesinin istendiğini, bu sebeple SGK bildirimlerinin süresinin geçtiğini ve müvekkiline ceza kesildiğini, bildirimlerin yapılmamasının İski tarafından söylenildiğine ilişkin vakıanın delili olarak tanıkla ispat taleplerinin değerlendirilmediğini, TİS'ten kaynaklı ücret zammı için yorum ve tespit davaları açıldığını, böyle bir durumda müvekkili tarafından kendiliğinden tereddüt yaşanan hususlar bulunmasına rağmen fark bildirimleri neye göre yapacağının belli olmadığını, İski'den onay verilmesinin beklenmesi süresinin uzaması neticesinde onay gelmediğinden müvekkilinin cezaya kalmasının tamamen İski'nin kusurundan kaynaklandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, davacı tarafından idareye ödenen para cezasının davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.<br>Davacı ile davalı arasında 12.12.2014 tarihinde Hizmet Alımına Ait Sözleşme ve Hizmet Alımında Uygulanacak İdari Şartname imzalandığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. <br>İstinafa konu uyuşmazlık, davacı tarafça yasal süre geçtikten sonra SGK'ya verilen prim belgeleri nedeniyle SGK tarafından davacı şirket aleyhine tarh ve tahakkuk ettirilen idari  para cezası işleminde davalının kusurunun bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davalı İski'nin sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. 28/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda; Yüksek Hakem Kurulu'nun 3 kararı ile 01/08/2018 -31/12/2017 dönemine ait toplu iş sözleşmesinin imzalanmasına karar verildiği, bu kararın 10/03/2016, 22/03/2016 ve 14/03/2016 tarihlerinde davacıya tebliğ edildiği, böylelikle taraflar bakımından bağlayıcı hale geldiği, toplu iş sözleşmesi nedeniyle geriye dönük olarak işveren aleyhine ve işçi lehine oluşan kazançtan kaynaklanan prime esas kazanç farkının işveren tarafından uygulama tebliğinin 2.2 ve 2.4/a bentlerine göre toplu iş sözleşmesinin bağlayıcı hale gelmesinden itibaren takip eden ay içinde bu maddelerde öngörülen süreler içerisinde SGK'ya bildirilmesi gerektiği, bu süre içerisinde bildirilip primlerin ödenmesi halinde yasal süresinde ödenmiş olarak kabul edileceğinin öngörüldüğü, ancak davacının bu hükümlere aykırı olarak SGK'ya geç bildirimde bulunması nedeniyle aleyhine 413.409,00 TL idari para cezasının tarh ve tahakkuk ettirildiği, bu nedenle bu idari para cezasının davalıya rücu edilemeyeceği tespit edilmiştir. Yine, 12/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Kamu İhale Kurumu tarafından hazırlanan tip sözleşme olduğu, sözleşmede fiyat farkı ödemesi ve hesaplanması şartlarının ihaleye ilişkin dokümanlarda yer aldığı, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin işvereninin davacı olduğu, çalıştırılan işçilerin SGK'ya bildirilmesi ve SGK'ya esas kazanç ve belgeleri ile ödenmesi gereken prim ve ferilerinin sorumluluğunun davacıda olduğu, bu kapsamda davacı şirketin Yüksek Hakem Kurulu kararlarının tebliğinden itibaren yasal süresinde olmak kaydıyla davalının mutabakat ve onayını beklemeksizin sözleşmeden kaynaklı fiyat farkları nedeniyle SGK'ya bildirmesi gereken ücret farklarına ilişkin ek aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içinde SGK'ya iletmesi gerektiği, bu nedenle davacının gecikmesinden kaynaklı tarh ve tahakkuk eden idari para cezasından dolayı davacının davalıya rücu hakkı olmadığı tespit edilmiştir. Somut olayda; davacı, davalı kurum ile imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışan işçilere yönelik toplu iş sözleşmesi ile ortaya çıkan fiyat farkının davalı tarafından zamanında onay verilmemesi sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından aleyhine idari para cezası verildiğini, söz konusu idari para cezasına davalının fiyat farkı bedellerine zamanında onay vermemesinin neden olduğunu ileri sürerek müvekkiline kesilen idari para cezasının şimdilik 10.000-TL sini davalıdan talep ettiği, davalının ise, idari para cezasından sorumluluğun kendileri ait olmadığı savunması ile davanın reddini istediği, mahkemece davalının idari para cezası işleminde kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Bu kapsamda; davacıya kesilen idari para cezasının Avrupa 1.Bölge için Yüksek Hakem Kurulunun 03.02.2016 tarih 2015/299 E-2016/89 K. Sayılı kararı, Avrupa 2.Bölge için 25.02.2016 tarih ve 2015/320 E-2016/146 K. Sayılı kararı ve Asya 1.Bölge için 22.02.2016 tarih ve 2015/339 E.-2016/138 K. Sayılı kararı ile meydana gelen artışların kuruma süresinde bildirilmemesi olgusuna istinaden Sosyal Sigorta Kurumu tarafından 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 102.maddesi uyarınca idari para cezalarının düzenlendiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında sözleşme kapsamında ihale konusu işin hizmet satın alımı suretiyle davacı tarafından yapıldığı, ihale ile işi üstlenen davacı şirketin Sosyal Güvenlik Merkezi nezdinde müstakil işyeri dosyası tescil ettirdiği, toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışan işçilerin ücret farklarına ilişkin ek aylık prim ve hizmet belgeleri hakkındaki yükümlülüklerini 5510 sayılı Kanun ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde ve yasal süresi içinde yerine getirmesi gerektiği, davacı şirketin ihale konusu işte çalıştırdığı işçiler nedeniyle asıl işveren vasfına haiz olduğu ve dava dışı SGK'ya verilmesi gereken belgeler ve ödenmesi gereken prim ve ferileri açısından doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacının, davalı idareden fiyat farkı onayının beklemesinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ilişkin olduğu, davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna idari para cezasına konu yükümlülüğünün ise asıl işveren olarak kurum ile olan hukuki ilişkisinden kaynaklandığı açıktır. Bu hali ile idarenin fiyat farkına onay verip vermemesinin davacının dava dışı kuruma işveren sıfatından kaynaklanan yükümlüğünü yerine getirmesine engel nitelikte olmadığından, davacının Toplu İş Sözleşmesi kapsamında çalışan işçilerin ücret farklarına ilişkin ek aylık prim ve hizmet belgelerinin bildirimindeki gecikme nedeni ile kesilen idari para cezası sebebiyle davalıya kusur izafesi mümkün değildir. Bir başka deyişle, davacıya uygulanan idari para cezası ile davalı eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığından davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/266 Esas, 2019/815 Karar sayılı ve 16/10/2019 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/03/2024\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac1ba91c85fa7bcf","SID":"4dff708c60e783cd"}}