{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2050 Esas<br>KARAR NO: 2024/386<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I  <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında Kurumsal Hizmetler Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında, davacı tarafından sözleşmeye göre bizzat veya aracılık yapmak sureti ile davalı şirket tarafından talep edilecek Yurtiçi ve Yurtdışı Uçak Biletlerinin ve otel konaklaması gibi hizmetlerin satın alımını ve davalıya satışına ilişkin hizmet verildiğini, davalı  yetkilileri tarafından davacıya, davalı şirket ... Türkiye'nin yurt dışındaki bağlantılı şirketleri ... firmasının Ingiltere Londra'daki ofisinin (\"...\") uçak bileti ihtiyaçları için acil şekilde geçici süreyle seyahat acentalığı hizmetine ihtiyaç olduğunun bildirildiğini, bildirilen yönetici ... tarafından (mail ortamında) talep edilen biletlerin 11.12.2016 - 12.12.2016 tarihinde hava yolu şirketlerinden satın alındığını, kesilen bilet tutarının 227.664,89 TL’ye ulaştığını, bu durumun davalı şirket yetkilisine bildirildiğini, davalı şirket yetkilisi tarafından “iptal edilebilecek biletlerin tamamının iptal edilmesi” talimatı verildiğini, iptaller konusunda ... Türkiye yetkilileri ile yapılan görüşmelerden anlaşıldığına göre, davalı ... Türkiye yetkilisi ....'in davacı şirketin bildirmesi üzerine biletlerdeki yolcuların uluslararası ... firmasının çalışanları olmadığını ... Londra ile görüşerek teyit ettiği ve bunun üzerine de biletlerin iptal edilmesi talimatını verdiğini, yapılan telefon görüşmelerinde, davalı şirket ... Türkiye ortada bir dolandırıcılık olduğunu iddia ettiğini, gerçekte ... Londra şirketinde yetkili ... isimli bir kişi bulunduğunu, ancak taleplerde bulunan kişinin gerçek ... olmadığının, e.posta adresinin de (... @...-uk.com) anlaşıldığının belirtildiğini, sahte bir ...'ın ... Londra'nın eposta adresine benzer ama gerçek resmi ... Londra adresinden farklı bir eposta adresinden gönderdiği mesajlarla kendisini gerçek ...gibi tanıttığını söylediklerini, davacı şirketin, davalı şirket ... Türkiye'nin talimatı üzerine uçak biletlerini iptal ettirmek için derhal uçak firmalarıyla yoğun şekilde iletişime geçtiğini, davacı şirket yetkililerinin bu yoğun çabası sayesinde, bir kısmı zaten o ana kadar kullanılmış olan ve toplam tutarı 227.664,89 TL tutarındaki biletlerin 53.850,19 TL'lik kısmının iptal edilebildiğini, davacı şirket tarafından iptal ettirilen biletlerin bedeli olan 53.850,19 TL'lik tutarını düştükten sonra kalan 173.814,70 TL tutarındaki kısmın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline,  takibin devamına ve davalının; alacağın % 20' sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kendisini hile ile İngiltere Ofisi yetkilisi ... olarak tanıtan kişinin davalı şirketi aradığını ve sonrasında e-posta ile İngiltere ofisinin davalı şirketin çalıştığı acente ile çalışma talebini belirttiğini ve ödemelerin İngiltere kredi kartıyla veya faturalardan sonra banka havalesi ile ödenip ödenmeyeceği konusunda seyahat acentesi ile konuşulmasını ve iletişim bilgilerinin bildirilmesini talep ettiğini, müvekkili şirketin taraflar arasındaki iletişimi e-postalarla ile sağladıktan sonra tamamen aradan çekildiğini, davacı şirket ile ... İngiltere adına herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında çalışılacağı şeklinde de bir mutabakata varılmadığını, ... Ingıltere için davacıya herhangi bir taahhütte bulunulmadığını, ... İngiltere ad ve hesabına bilet rezervasyonu ve bilet alımı yapılabileceğine ilişkin herhangi onay verilmediğini veya anlaşma yapılmadığını, müvekkili şirketin hiçbir şekilde davacı ile ... İngiltere ve/veya Sahte ... adlı kişi arasındaki ilişkinin bir tarafı olmadığını, davacı tarafından aksini kanıtlar hiç bir belge de dosyaya sunulamadığı gibi, aksine dosyaya sunulan tüm yazışma ve belgelerin açıklamalarını doğruladığını, davalı şirket yetkilisinin tek yaptığının iletişimin sağlanması olduğunu, davacı yanın kendi tedbirsizliğinden ve kusurundan dolayı davalı yanı sorumlu tutamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının söz konusu biletlerin davalının talimatı doğrultusunda sözleşme kapsamında alındığını ifade ettiği, davalının yalnızca İngiltere Şube'si ile davacı tarafın görüşmelerine aracılılık ettiğini savunduğu, bu durumda öncelikle taraflar arasında sözleşmesel bir ilişki kurulup kurulmadığının tespitinin gerektiği, bunu ispat yükünün ise davacı üzerinde olduğu, taraflar arasında bu kapsamda yazılı bir sözleşme olmadığı, davacı yanca düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir yazılı delil de dosyada bulunmadığı, davacı yanca düzenlenen faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olmadığı, davacı tarafça; dava konusu biletlerin sözleşme kapsamında alındığına delil olarak taraflar arasında yapılan e.posta yazışmaları ve tanık beyanları gösterildiği, ancak dosya kapsamındaki mail yazışmaları ve tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dava konusu biletlerin taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bulunduğunu kesin olarak ispatına yeterli görülmediği, aksine davalı şirketin davacı ile İngiltere Şubesi arasında kurulacak sözleşmede taraflara aracılık ettiği kanaatine varıldığı, davacı yanca yemin deliline de dayanılmadığından taraflar arasında ticari ilişki kurulduğunun davacı yanca ispat edilemediği, davalının meydana gelen zarardan sorumlu olup olmadığına bakımından yapılan değerlendirmede de; davalı yana gönderilen mailin davalı şirket İngiltere yetkilisinin ismi ve mail adresi taklit edilerek gönderildiği, yine telefonla da bu kişi ile görüşme yapıldığı, davalının yukarıda da açıklandığı üzere sözleşmenin tarafı olmadığı, alınan biletlerin davalının bilgisinde olmadığı, davalı ya izafe edilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, gerek davalı, gerekse de davacı tanıklarının beyanlarından da anlaşıldığı üzere zaten taraflar arasında bu denli büyük alımların onay alınmaksızın gerçekleştirilmediği, davacı tarafından ise davalı yandan onay alınmaksızın işlemlerin gerçekleştirildiği, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmediği,  meydana gelen zarar nedeniyle kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalı şirket ... Türkiye'nin faturaları iade etmesi ve icra takibine karşı yaptığı itirazının taraflar arasındaki sözleşmenin 10 g ve 10 f maddelerine aykırı olduğunu, bu maddelere göre davalı şirketin hata ve kusurlarından kaynaklanan, davacı şirketin kusurunun bulunmadığı tüm hallerde doğabilecek zararlardan davalı şirketin sorumlu olacağının açıkça belirtildiğini, davacı şirketin tamamen ve sadece davalı şirketin verdiği talimat ve aralarındaki sözleşme nedeniyle bu biletleri havayolu firmalarından satın aldığını, davacının zaten kendisiyle güncel ve geçerli bir sözleşme bulunan davalının talimatı ve davalının bilet bedellerini, faturaları kabul etmeyi üstlenmesiyle bilet satışına başlandığını, davacı ve davalının uçak biletleri siparişi konusunda profesyonel ve sözleşmesel ilişki bulunan taraf olduklarını, birbirlerine müşteri tavsiye eden herhangi iki firma olmadıklarını, davalının davacıya sözleşme altında talimat vererek yaklaştığını, davacının da sürekli davalıyı bilgilendirerek ilerlediğini, bilet iptali konusunda da ondan talimat isteyen e-postalar attığını, aralarındaki sözleşmenin 10/c maddesine göre davalının sözlü olarak uçak bileti siparişi için talimatlar verebileceği, davacının da yazılı olamayan talimatlar nedeniyle verdiği hizmetlerin bedelini talep edebileceğini, davalının borcunu ödemeyerek davacı ile aralarındaki sözleşmeyi ihlal ettiğini, ilgili diğer maddeler yanında öncelikle dürüstlük kuralına ve TBK'nun 112.maddesine aykırı hareket ettiğini, bir an için davalının sözleşme altında sorumlu olmadığı kabul edilirse davalının güven sorumluluğu nedeniyle sorumlu olduğunu, davalının kusur sorumluluğunun aradaki sözleşmeye dayandığı düşünülmese dahi davalının dosyadaki eylem ve işlemlerinin iki şekilde güven sorumluluğu kapsamına girdiğini, birincisinin davacı ile davalı arasında ... İngiltere'ye uçak bileti temini için ayrı bir sözleşmesel ilişkiye girmek için görüşmeler yapıldığının değerlendirilebileceğini, ve sözleşme öncesi görüşmelerden sorumluluğunun kabul edilebileceğini, ikincisinin ise, ayrı bir sözleşme görüşmesi yapılmadığı değerlendirilse dahi, davalının davacı ile sözleşmesel bir ilişkisi bulunduğu göz önüne alınarak davalının en azından aradaki hukuki ilişki nedeniyle davacıya doğru bilgi verme, onu aydınlatma ve koruma yükümlülüğünün bulunduğunu, davacının tüm zararının davalının kendisinin bağlı olduğu uluslararası şirketler grubunun müdürü diye bir dolandırıcıyı davacı ile tanıtıp, davacıya bilet alma talimatı vermesiyle ortaya çıktığını, uçak biletlerinin alımının davalının bilgisi ve onayı dahilinde başladığını, davalının yetkilisi müdür tanık ...in, bilet alımlarının durdurulması talimatı verecek kadar tüm olayların kendi talimatı başlayıp geliştiğini bildiğini, dolandırıcılığı tespit edenin dahi davalının kendisi olduğunu, davalının kendisiyle iletişime geçen kişinin gerçek yetkili olup olmadığını ve kendisine gönderilen e postaların doğru adresten gelip gelmediğini kontrol etseydi hiç bir sorun yaşanmayacağını, basiretli davranmayanın davalı olduğunu, ilk derece Mahkemesinin davacının davalıya dava konusu faturaları tebliğ ettiğine ilişkin delil bulunmadığının yanlış olduğunu, dava dilekçesi ekinde tebliğ edilen e faturaların dosyaya sunulduğu gibi bizzat davalının dava konusu faturaları alıp da borç olarak kabul edilmediği için ticari defterine kaydetmediğini bildiren noter ihtarının dosyada olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK md 67/1 uyarınca itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında 03.11.2014 tarihli Kurumsal Hizmetler Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme kapsamında, davacı, davalı tarafından talep edilecek Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinin ve otel konaklaması gibi hizmetlerin satın alımını ve davalı şirkete satışını üstlenmiştir. Davacı, kendisiyle güncel ve geçerli bir sözleşme bulunan davalının talimatı ve yönlendirmesiyle, davalı şirketin grup şirketinin Londra temsilcisi zannettiği kişiden mail yolu ile talep edilen biletleri satın aldığını ve zarara uğradığını iddia ederek bu zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı savunmasında, şirketin Londra şubesi müdürü olarak bildiği kişinin davacı ile görüşmelerine aracılık ettiğini savunmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık, davacı şirketçe davalının talimatı ve yönlendirmesi ile satın alındığı iddia edilen uçak biletlerinin taraflar arasındaki mevcut sözleşme kapsamında satın alınıp alınmadığını, davalının davaya konu faturaları ödemeyi üstlenip üstlenmediği, biletlerin satın alınmasında davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı varsa miktarı noktasında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesindeki, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nun 6. maddesindeki, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu düzenlemeleri kapsamında eldeki davada ispat yükünün davacıda olduğu anlaşılmıştır. Davacı, dava dışı Grup şirketinin Londra Şubesi adına satın aldığı uçak biletleri bedellerinden davalının sorumlu olduğunu ispat etmek zorundadır.Taraflar arasında, Londra şubesi adına alınan uçak biletlerinin faturalarının davalı tarafından üstlenildiği yönünde yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı, dava dışı Grup şirket yetkilisi olduğunu düşündüğü kişinin gönderdiği mail adresinden gelen e postalarla bildirilen uçak bileti talepleri doğrultusunda dava konusu uçak biletlerini satın aldığını belirtmiştir. Davaya konu uçak biletleri talepleri, bizzat davalı şirket tarafından veya grup şirketi adına davalı şirket tarafından yapılmamıştır. Davalı şirket, grup şirketi temsilcisi olduğunu düşündüğü kişi ile davacı şirketin sözleşme yapmasına aracılık etmiştir. Davalı şirketin bu sözleşmeye aracılık etmesinin davalı şirketi sözleşmenin tarafı haline getirmeyecektir. Davacının tazminat istemine dayanak yaptığı uçak biletleri taraflar arasındaki sözleşme kapsamında alınmadığı gibi, sunulan mail yazışmalarından ve tanık beyanlarından da davaya konu uçak biletlerinin davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ödeneceği yönünde bir anlaşmanın bulunduğu da ispat edilememiştir. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının davalıdan talepte bulunamayacağı anlaşılmıştır. Yine, davacı şirket, salt davalı ile güncel ve geçerli bir sözleşmesi bulunmasına dayanarak güven ilişkisi kapsamında hareket ettiğini belirtmiş olup, bu durum davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Davaya konu uçak biletlerinin dava dışı 3.kişinin talebi doğrultusunda satın alınması  sonucu, davacı ile dava dışı 3. Kişi arasında sözleşme kurulmuş olup bu hukuki ilişkide davalının taraf veya temsilci olarak yer almaması nedeniyle, sözleşme öncesi sorumluluk koşullarının da oluşmayacağı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda davalının haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu bir eylem sonucu bir zararın doğması ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında illiyet bağının olması gerekir. İlliyet bağının varlığı halinde zarar veren, zararı gidermekle yükümlüdür. Davalının dava dışı Londra şubesi yetkilisi olarak kendisini tanıtan 3. Kişi ile birlikte hareket ederek haksız eylemi ile davacıyı zarara uğrattığı iddia ve ispat olunamadığından 3. kişi ile sözleşme yapılması ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı, sözleşmenin tarafı olan 3. kişinin edimini yerine getirmemesi sebebiyle davalının zarardan sorumlu tutulmasının hukukun genel prensipleri ile bağdaşmayacağı anlaşılmış bu kapsamda davacı iddialarını ispatlayamamıştır. Bu nedenle Mahkemece tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353-1 b.1 maddesi gereğince reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/474 Esas, 2020/183 Karar sayılı ve 25/02/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c2f9843c62ac965a","SID":"83ad51ca157daaed"}}