{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/2021 <br>KARAR NO\t: 2024/542 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ : 08/10/2019 <br>DOSYA NUMARASI : 2018/104 Esas - 2019/869 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ  21/03/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle;müvekkili firma davalı ... Tic. Ltid. Şti. ile akdedilmiş olan anlaşma çerçevesinde hizmet vermiş olup söz konusu sözleşme kapsamında davalı şirkete ürün satmakta olduğunu, taraflar arasında hizmet alım sözleşme dolayısıyla cari hesap ilişkisi bulunduğunu, buna ilişkin de takip konusu 21.10.2016 tarih, 1.638,00 TL bedelli ve ... numaralı fatura, 28.09.2016 tarih, 15.500,00 TL bedelli ve ... numaralı fatura, 27.09.2016 tarih, 7.250,00TL bedelli ve ... numaralı fatura, 27.09.2016 tarih, 3.980,00 TL bedelli ve ... numaralı fatura düzenlendiğini,  davalının 37.223,56 TL borcu bulunduğunu, borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış olup, borçlu tarafından borca itirazda bulunulduğunu, davalı itirazının iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine,  yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine ve vekalet ücretinin adlarına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında özetle; müvekkili şirketin, ticari iş ilişkisinde olduğu firmalara karşı ise edimlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmesinden ve piyasaların durgun olmasına rağmen ödemelerin yapılması konusunda oldukça titiz davranmasından dolayı davacı tarafça müvekkilin bu iyi niyetinden faydalanmak istenmiş olunacak ki bu şekilde bir alacak iddiasında bulunulduğunu, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığı halde ileri sürülen alacak iddialarının kabulü mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, davacı şirkete takibe ve davaya konu cari hesaplarda yer aldığı belirtilen herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının takip dosyasına sunmuş olduğu faturalar incelendiğinde görüleceği üzere teslim alan kısmında sadece imza bulunmakta ve fakat hizmeti kimin almış olduğu hakkında bilgi vermediğini, bu nedenle davanın reddine,  % 20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmesilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/10/2019 tarih ve 2018/104 Esas - 2019/869 Karar sayılı kararı ile; \" Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası getirtilip dosya arasına konulmuştur,incelendiğinde;davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 22/02/2017 tarihinde fatura  alacağından kaynaklı   7.250,01 TL Asıl Alacak,   7.250,01 TL Asıl Alacak,   3.980,00 TL Asıl Alacak, 15.500,00 TL Asıl Alacak,   1.638,00 TL Asıl Alacak,   1.605,54 TL İşlemiş Faiz ( Ticari Temerrüt Faizi, TTK’ın 1530/7) olmak üzere toplam 37.223,56 TL'lik ilamsız takipte bulunulduğu, ödeme emrinin borçluya 17/03/2017  tarihinde tebliğ olduğu, davalı borçlu vekili 17/03/2017 tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür. Mahkememizin 10/07/2018 tarihli ara kararı gereğince dosya rapor hazırlanmak üzere mali müşavir  bilirkişiye  tevdi edilmiş,  bilirkişi  tarafından ibraz edilen 26/10/2018 teslim tarihli raporda özetle; Yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu, her türlü delilin takdiri ve nihai karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; a) Davacı tarafın 2016  yılı İşletme Defterini ibraz etmediği, ibraz edilen 2017 yılı ticari defterlerinin ise açılış ve kapanış noter tasdikleri süresinde yapıldığı,  defterlerin birbirini teyit ettiği ve defterlerin delil niteliği taşıdığı,  davalı şirketin ibraz edilen 2016 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdikleri süresinde yapıldığı,  defterlerin birbirini teyit ettiği, ancak belgelerden defter kayıtlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tam olarak yansıtmadığı anlaşıldığı,  davacı, ticari defterlerinde 22.02.2017 Takip tarihinde 27.733,02 TL alacaklı olduğu, davacı, davalı şirket ticari defterlerinde ise 2.389,04 TL borçlu olduğu, davacının takibe konu 3.980,00 TL ve 15.500,00 TL tutarındaki faturalarını teslim alan şahısların davalı şirket çalışanı olup olmadığı, davalı şirketin ve tek ortağı ... TC Kimlik Numaralı ...’nun ortağı olduğu/olabileceği diğer şirket/lerin dosyasının bulunduğu Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezinden Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık/2016 dönemlerinde Sigortalı Çalışanlar Listesi talep edilerek anlaşılabilineceği yönünde görüş ve kanaatte bulunmuştur. Bilirkişi raporu davacı vekiline ve davalı vekiline HMK 281 ve 186 madde meşruatlı davetiye ile tebliğ edilmiştir. Mahkememizin 05/04/2019 tarihli duruşmasının ara kararı ile dosyanın önceki bilirkişiye verilerek İstanbul SGK'dan gelen belgeler ve davacı şirkete ait 2016-2018 yılı ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen 24/06/2019 teslim tarihli raporda özetle; Davacı tarafın ibraz edilen, 2016 yılı İşletme Defterinin açılış tasdiki süresinde yapıldığı, V.U.K ve T.T.K’na uygun tutulduğu ve işlendiği tespit edildiği, 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdikleri süresinde yapıldığı, defterlerin birbirini teyit ettiği ve defterlerin delil niteliği taşıdığı, Davacı, ticari defterlerinde 22.02.2017 TAKİP tarihinde 27.733,02 TL alacaklı olduğu,  Davacı, davalı şirket ticari defterlerinde ise 2.389,04 TL borçlu olduğu, Davacı tarafın icra takip ve dava konusu 27.09.2016 tarihli 3.980,00 TL, 28.09.2016 tarihli 15.500,00 TL ve 27.09.2016 tarihli 7.250,01 TL tutarındaki İrsaliyeli Faturaları ve bu faturaların içeriği  ürünleri davalı tarafa teslim ettiğini kanıtlayamadığı, ancak;  davacı firmanın 19.504,66 TL alacak talebinde bulunabileceği, davalı şirket takip öncesinde temerrüte düşürülmediğinden faiz talep edilemeyeceği, davacının düzenlediği tüm İrsaliyeli Faturalar üzerinde, “Önceki Bakiye ve Sonraki Bakiye” tutarı yazdığını, yani, cari hesap bakiyesi yazmadığını, davacının düzenlemiş olduğu son fatura ise, 10/11/2016 tarih ve 178275 nolu 2.266,92 TL tutarındaki fatura olduğunu, davalı şirketin defterlerine işlediği  10/11/2016 tarih ve 2.266,92 TL tutarlı son fatura üzerinde, “Önceki Bakiye: 17.237,74 TL, Sonraki Bakiye 19.504,66 TL” yazdığıı, bu durumda, davalı şirketin cari hesap bakiyesi borcunun 19.504,66 TL olduğunu ürünü ve İrsaliyeli Faturayı teslim alırken bilgi sahibi olduğu, zaten, davacının düzenlemiş olduğu tüm faturalar üzerinden yazılanlardan davalı taraf bakiye borç tutarı bilgisi sahibi olduğunu, davalının defter kayıtlarına almış olduğu davacının üç faturası üzerinde de bakiye borç bakiyesi bilgisi bulunduğu, davacı şirketin 19.504,66 TL asıl alacağı ve bu tutar üzerinden, icra takibinden itibaren T.C. Merkez Bankasınca kısa vadeli avanslar için uyguladığı değişen oranlardaki avans faizi talep edebileceği yönünde görüş ve kanaatte bulunmuştur. Bilirkişi raporu davacı vekiline ve davalı vekiline HMK 281 ve 186 madde meşruatlı davetiye ile tebliğ edilmiştir. <br>TÜM DOSYA KAPSAMINDAN:Davanın fatura alacağından kaynaklı itirazın iptali davası olduğu, Buna göre, her ne kadar davalı tarafça inkar edilse de, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme ile ortaya konacak şeklide alım-satıma dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacının teslim ettiği malların bedellerinin ödenmediğinden bahisle fatura bedelleri karşılığı 37.223,56 TL üzerinden takip başlattığı, davalının malların kendisine teslim edilmediği, sevk irsaliyesinde belirtilen şahısların kendileri ile ilgili olmadığı yönünde savunmada bulunmuşsa da, dava konusu faturalardan birinin defterlerine işlenmiş olması, uygulamada şirketlerin sigortasız eleman çalıştırma durumları kapsamında bu savunmasına da itibar edilmemiş olup, bilirkişice saptanan 27.733,02 TL asıl alacak açısından davanın kabulüne yönelik aşağıdaki hüküm kurulmuş, temerrüd durumu olmadığından faiz talebi kabul edilmemiş, alacak likit olmadığından ve itirazın kötüniyetli olarak yapıldığı ispatlanamadığından buna yönelik talebin de reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün  ... Esas sayılı icra  dosyasına yapmış olduğu  itirazın asıl alacak yönünden iptaline, 19.504,66 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacak likit olmadığından davacının tazminat talebinin reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/104 E- 2019/869 K sayılı gerekçeli kararı ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerektiğini, 08.10.2019 tarihli Gerekçeli Karar'da özetle; Mahkemece alınmış olan 10.07.2018 tarihli ara karar gereğince dosyanın bilirkişiye tevdi edilmiş olup, Bilirkişi tarafından 26.10.2018 tarihli raporun dosyaya sunulduğunu, raporda davalı müvekkil şirketin 2016 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, defterlerin birbirlerini teyit ettiği ve defter kayıtlarının müvekkil şirket ile davacı arasındaki ticari ilişkiyi tam olarak yansıtmadığının anlaşıldığı, faturaları teslim alan şahısların müvekkil şirket çalışanı olup olmadıklarının SGM'den alınacak Sigortalı Çalışanlar Listesi talep edilerek tespit edilebileceği görüş ve  kanaatine varıldığını,  Bunun üzerine Mahkemece aynı Bilirkişiden ek rapor alınmış olup, dosyaya sunulan 24.06.2019 tarihli raporda;\"... Tarihli irsaliyeli faturaları ve bu faturaların içeriği ürünleri davalı tarafa teslim ettiğini kanıtlayamadığı...\" hususunun tespit edildiğini, Dosyada yer alan bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere davacının fatura içeriğine ilişkin ürünleri müvekkil şirkete teslim ettiğini ispat edemediğini, bununla beraber incelenmiş olan ticari defterlerde de açıkça görüleceği üzere müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını sevk irsaliyesinde belirtilen şahısların da müvekkil şirketle bir ilgisinin bulunmadığını, Yukarıda yer alan açıklamalara rağmen İlk derece Mahkemesinin \"... Davalının malların kendisine teslim edilmediği, sevk irsaliyesinde belirtilen şahısların kendileri ile ilgili olmadığı yönünde savunmada bulunmuşsa da, dava konusu faturalardan birinin defterlerine işlenmiş olması, uygulamada şirketlerin sigortasız eleman çalıştırma durumları kapsamında bu savunmasına itibar edilmemiş olup...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasını talep etme gereği doğduğunu beyanla; Yapılan açıklamalar ve re'sen gözetilecek hususlarla; - İlk derece Mahkemesince verilmiş olan kararın bozularak davanın reddine, - Davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, - Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takip dayanağı faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava ve icra takip dayanağı faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını, faturalara konu ürünlerin teslim alınmadığını, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi, talep sonucunun karşılanmaması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Harçlar Kanunu'nun 16/3 maddesi \"Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir.Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz.\" hükmünü, yine aynı Kanun'un 30. maddesi \"Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.\" hükmünü içermektedir. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından dava dilekçesinde dava değeri gösterilmemiş, dava dilekçesinin netice ve talep kısmında icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi talep edilmiş, icra takibine konu alacak miktarı 37.223,56 TL olmasına rağmen tevzi formuna göre davacı tarafından 10.000,00 TL bedel üzerinden harç yatırılmıştır. Mahkemece Harçlar Kanunu 16 ve 30 maddeleri uyarınca davacı vekiline talebini açıklaması, dava değerini göstermesi ve talebine göre eksik harç bulunması halinde eksik harcı tamamlaması için süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapması gerekmesine rağmen bu hususlarda herhangi bir işlem yapılmaksızın talep aşılmak suretiyle 19.504,66 TL asıl alacak üzerinden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bunun yanında Mahkeme gerekçeli kararında davacının 27.733,02 TL alacaklı olduğu ve davanın bu bedel üzerinden kabulüne karar verildiği belirtilmesine rağmen hüküm kısmında 19.504,66 TL asıl alacak üzerinden hüküm kurulmak suretiyle usul ve yasaya aykırı olarak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olarak yazıldığı ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı görülmüştür. Bu hususlar kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerektiğinden Dairemizce resen nazara alınmış ve davalı vekilinin istinaf başvurusu bu aşamada usulen yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davalının istinaf başvurusunun bu aşamada usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, kaldırma sebebine göre davalının istinaf başvurusu sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2019 tarih ve 2018/104 Esas - 2019/869 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Artan gider avansı bulunması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/03/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc25e0381962694d","SID":"49dcdf797a28de99"}}