{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1062 Esas<br>KARAR NO: 2024/342<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/03/2022<br>NUMARASI: 2020/555E, 2022/304K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Temlik eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; temlik eden şirket ile (yargılama sırasında iflas etmesi nedeniyle bu davalı yönünden dosyadan tefrik edilen) davalı ... A.Ş. arasında yapılmış finansal kiralama sözleşmeleri ile tadil sözleşmeleri gereği, kiralama bedellerinin kiracı tarafından süresinde ve tam olarak ödenmediğini; diğer davalıların finansal kiralama ve tadil sözleşmelerini kefil sıfatıyla imzaladıklarını; yapılan ihtara rağmen kira bedellerinin ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından başlatılan takibe de itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle 67.495.392,79 TL yönünden itirazın iptaline, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...DAVANIN KABULÜ ile; 1-Davalı borçluların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasında taleple bağlı kalınarak 67.495.392,79 TL asıl alacağa yönelik itirazlarının ayrı ayrı iptalleri ile, 67.495.392,79 TL asıl alacağa dava tarihi olan 21/10/2020 tarihinden itibaren yıllık %94,50 oranında temerrüt faizi yürütülmek suretiyle ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin devamına, 2-İtirazın iptaline karar verilen toplam 67.495.392,79 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 13.499.078 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya ödenmesine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Müvekkili davalı ...'ın , 2012-2013 tarihli asıl sözleşmelerde kefil sıfatı ile imzası olmamasına rağmen , usule aykırı şekilde yargılama aşamasında sunulan 2017 tarihli sözleşmelerin yapıldığı tarihlerde de,   sözleşmelerde asıl borçlu olan  Müflis ... A.Ş 'de ortaklığı, yöneticiliği ve hissesinin  olmadığı aşikar iken  ''eşinin rızasının ve imzasının  olmadığı 2017 tarihli ek  sözleşmelerden sorumlu tutulması  '' açıkça  yerleşik içtihatlara Türk Borçlar Kanunun 584 / 1, 584 / 2 ve 584/3. Maddelerine aykırı olduğunu, Temlik alan ... şirketi vekili tarafından, ilk bilirkişi raporu sonrası dosyaya sunulan  müvekkil i davalı ...'ın imzasının olduğu iddia edilen  Aliağa ... Noterliği'nin 25.04.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı tadil sözleşmesinin ve Aliağa ... Noterliği'nin 25.04.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı tadil sözleşmesinin,  ''  gerek icra takip talebine ekli olmaması , gerekse dava dilekçesine ve delil dilekçesi  ekli olmaması  nedeniyle    iddia ve talebin  genişletilmesi yasağı  kapsamında  olup '', ek sözleşmelerin ibraz edildiği andan itibaren iddia ve talebin genişletilmesi yasağı kapsamında ek sözleşmelerin ibraz edilmesine karşı çıkılmasına rağmen bu sözleşmelerin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, Davacı tarafından dava dilekçesine ek  sunulan  Beyoğlu ... Noterliği'nin  29. 06.2018 tarihli ...  ve ... yevmiye nolu  temerrüt  ihtarnamelerinde , müvekkili davalı ...' ın ismi dahi yer almadığını kendisine temerrüt ihtanamesi  tebligatı yapılmadığından   temerrüte düşürülmeden   usule aykırı şekilde kötü niyetli  olarak takibe dahil edildiğini, temerrüte düşürülme şartı gerçekleştirilmediğini, Müvekkilinin geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığı aşikar olduğu gibi, şahsi kefaleti olmasa da ,  davacı ... tarafından  asıl borçlu olan ... Şirketinin borçlarına  karşılık olarak  sadece  taşınmaz maliki sıfatıyla , İstanbul İli Sarıyer İlçesi ... Mah. ... Ada , ... Parselde kayıtlı bağımsız   ... , ... ve ... nolu  3 adet taşınmazına  500.000,000, 00 TL   bedelli olarak  10. 12. 2014 tarihinde  2. derece garameten  ipotek konulduğunu, Bu 3 taşınmaza yönelik olarak 1. Derece ipotek sahibi olan dava dışı ... Bankası tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında   05. 01. 2018 tarihinde  ilamlı şekilde ipoteğin paraya çevrilmesine dair takibe geçilmiş ve davacı ... da o dosya içinde taşınmaz satışları sırasında 2. dereceden  % 16. 47 garame ipotek alacaklısı olarak dikkate alındığını, İşbu dava dosyasında dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında   ise İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı Dosyasında   05. 01. 2018 tarihinde  açılan  ilamlı şekilde ipoteğin paraya çevrilmesine dair takip dosyası sonuçlanmadan , 28.11.2019 tarihinde bu kez genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, bu durumun açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu, Yıllık % 94,50 oranında temerrüt faiz oranının fahiş olduğunu, Davalı ... yönünden dosyaya ibraz  edilen 2016 tarihli ve 2017 tarihli sözleşmelerde kefalet sözleşmesinin şartlarına uyulmamış olup özellik  sözleşme tarihleri itibarıyla eşinin rızası ve imzasının açıkça sözleşmeleri geçersiz kılacağını, Kefalet sözleşmelerinde, kefile sorumluluk yükleyen sözleşme tarihi itibarıyla,   borcuna kefil olunan şirketin ortağı/ hisse sahibi / yöneticisi olup olmadığına göre eş rızası / imzası aranacağını, kefilin daha önceden imzalamadığı , hiç bir sıfatla yer almadığı ilk sözleşmeler ile bağlantı kurmanın açıkça TBK 583/1, 573/2  VE 583/3 maddelerine aykırı olduğunu, TBK 583/3. Madde deki ''  Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler..... için eşin rızası aranmaz '', şeklindeki  hükümler Sayın Mahkeme tarafından usule ve yasaya aykırı yorumlandığını, 2012-2013-2014 tarihli sözleşmeler ile bağlantı kurularak, ilk defa kefalet sözleşmesinin imzalandığı 2017 tarihi itibarıyla şirket ortağı / hisse sahibi / yöneticisi olmayan bir kişinin eşinin rızası ve imzasının aranmaması açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu, 19. 10. 2021  tarihli Bilirkişi Raporunda da açıkça belirtildiği üzere , müvekkil davalı ... yönünden düzenlenen iş bu dosyada dava dilekçesine ve delil listesine ekli olarak usulüne uygun sunulan  tek sözleşme kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını taşımadığını, 'Bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere  dayanak gösterilen T.C. İzmir ...Noterliği’nin 25.03.2016 Tarih-... yevmiye numarası ile tasdikli 10.03.2016  TARİHLİ-...-...-...-...- ...-...- ...- ...-...- ...-...-...-...- ...-...-... -... -...-...-...-... -... -...-... numaralı Finansal Kiralama Tadil Sözleşmesi,   kanuni şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesinin birinci fıkrasının açık hükmü  gereği, Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olamayacağını, TBK m.12/1’in, “Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.”  şeklindeki hükmü ile geçerlilik şartlarına uyulmayan kefalet sözleşmelerinin hükümsüz olacağı belirtildiğini, anlaşılması gerekenin ise Yargıtay içtihatları uyarınca kesin hükümsüzlük olup Hâkimin, görevi gereği  kesin hükümsüzlüğü re’sen göz önünde bulunduracağını, kefil tarafından ileri sürülmese bile şekle aykırılığı görevi gereği göz önünde tutacağını, Kefalet sözleşmesinin şekle aykırılığından dolayı geçersizliğini bilmeden alacaklıya ifada bulunan kefilin, sebepsiz zenginleşme talebi ile iade isteminde bulunabileceğini, Müvekkili ...'ın asıl sözleşmelerin imzalandığı 2012-2013  tarihlerinden daha önce ... ile 22. 10. 2011 tarihinden itibaren evli olduğunu, Müvekkili davalı ...' ın 05. 12. 2014 tarihinden itibaren asıl borçlu ... a.ş ' nin  ortağı yada yöneticisi olmadığını, Ek bilirkişi raporunda yer alan müvekkili ...'ın 2017 yılı itibarıyla şirket ortağı/yöneticisi olduğu iddiası gerçek dışı olduğunu,  20. 03. 2022 tarihli  uzman mütalâası  sunulduğunu, mütalaanın dikkate alınması gerektiğini, Mahkemenin kararının, hükme esas alınan bilirkişi raporu kendi içinde çelişkili olduğunu, İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı , itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi  alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğunu,  alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere göre alacağın tespit edilmesi bu davada mümkün olmadığını, ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17 / 06 / 2021 Tarihli 2017 / 1299 Esas Sayılı , 2021 / 779 Karar Sayılı Kararı  ) Müvekkili davalı ...'a ihtarname tebliğ edilmeden, temerrüte düşürülmeden usulsüz takip yapıldığını, Beyoğlu ... Noterliği'nin  29. 06.2018 tarihli ... ve ... yevmiye nolu  temerrüt  ihtarnamelerinde , müvekkili davalı ...' ın ismi dahi yer almadığını,  usule aykırı şekilde kötü niyetli  olarak takibe dahil edildiğini, Müvekkili davalı ... yönünden akdi feshetme ve malın iadesini isteme hakkının doğmadığı gerekçesiyle başlı başına bu nedenle dahi zaten   davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ( Yargıtay  Hukuk Genel Kurulu 'nun  17 / 04 / 2013 Tarihli , 2012/1500 Esas Sayılı, 2013/565 Karar Sayılı Kararı nın dikkate alınması gerektiğini, karar örneklerinin eklendiğini, İpotekli taşınmazlar paraya çevrilmeden doğrudan genel haciz   yolu ile takibe geçilmesi usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili davalı ...'ın müteselsil kefil olmadığı sadece 2. derece ipotek veren taşınmaz maliki sıfatı ile sorumlu olduğunun , şahsi kefaletinin olmadığının kabulü  halinde  yerleşik içtihatlara göre kendisi hakkında hiç bir şekilde  genel haciz yolu ile takip yapılamayacağını,   Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 'nin 27. 03. 2017 Tarihli   2016/ 8786 esas  2017 / 2456 Karar Sayılı Kararı 'nın dikkate alınması gerektiğini, Mahkeme tarafından  karardaki gibi aksi bir kabulü halinde dahi bu kez  ; Müvekkil davalı  ...'ın müteselsil kefil olduğunun  ve ayrıca  2. derece ipotek veren taşınmaz maliki sıfatı ile sorumlu da olduğunun  da kabulü halinde ise bu kez   yerleşik içtihatlara göre kendisi hakkında  öncelikle ipotekli taşınmazlara yönelik  ilamlı ipotek takibi yapılıp ilamlı ipotek takibi sonuçlandıktan sonra  ancak ve ancak    genel haciz yolu ile takip yapılabileceğini, Genel haciz yolu ile başlatılan takibin  İ.İ.K 45. maddesine aykırı ve kötü niyetli olarak başlatıldığını, ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 23. 06. 2021 Tarihli 2020 / 5082 Esas Sayılı 2021 / 5321  Karar Sayılı Kararı ) belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İNCELEME İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında; davacı tarafça, davalı borçlular hakkında davaya dayanak yapılan Finansal Kiralama Sözleşmelerine ve Tadil Sözleşmelerine göre ödenmeyen kira borcunun tahsili amacıyla ilamsız icra takibine girişildiği, 85.995.392,72 TL asıl alacağın %94,50 temerrüt faizi ile tahsilinin talep edildiği,  görülmüştür. Bankacı, muhasebe ve denetim/finans uzmanı bilirkişi raporunda özetle; temlik eden davacı banka ile asıl borçlu ... A.Ş. arasında Finansal Kiralama Sözleşmeleri ve Tadil Sözleşmeleri imzalandığı, işbu sözleşmelere istinaden anılan davalıya kiralamaya konu malların teslim edildiği, diğer davalıların sözleşmelere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, davalı kefillerin borçtan kefalet limitiyle sınırlı olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; takipten sonra yapılan bir kısım tahsilatlar sonrasında dava tarihi itibariyle davacının davalılardan 85.995.392,79 TL asıl alacak ve 55.540.745,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 141.536.138 TL alacağının bulunduğu; asıl alacak miktarlarına yıllık %94,50 oranında temerrüt faizi istenebileceği; Ek raporda ise, davaya dayanak Beyoğlu ...Noterliği'nin 24.08.2012 tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdikli 24.08.2012 tarihli ... numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi ile Beyoğlu ...Noterliği'nin 30.07.2013 tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdikli 30.07.2013 tarihli ... numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi'nde davalı ...'ın tutuklu olması nedeniyle imzasının bulunmadığı ancak, bu sözleşmelere ek olarak düzenlenen ve aralarında bağlantı bulunan Aliağa ...Noterli'nin 25/04/2017 tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdikli Düzenlenme Şeklinde Finansal Kiralama Tadil Sözleşmesi ile Aliağa ...Noterli'nin 25/04/2017 tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdikli Düzenlenme Şeklinde Finansal Kiralama Tadil Sözleşmesinde davalı ...'ın imzasının bulunduğu; işbu sözleşmelerin yazılı şekilde yapıldığı, kefilin sorumlu olacağı tutar ile kefalet tarihinin belirtildiği, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığı, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtildiği, kefilin sözleşmede sıfatının kendi el yazısıyla belirtildiği ve imzasının bulunduğu, ayrıca davalı ...'ın kefalet sözleşmesi tarihinde kiracı şirketin yöneticisi/temsilcisi olduğu, bu nedenle evli dahi olsa eş muvafakati alınma/aranma zorunluluğunun olmadığı, dolayısıyla kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşıdığı yönünde görüş bildirilmiştir. <br>GEREKÇE Dava, İİK 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılardan ... vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili istinafa cevabında; istinafa başvuran davalının harç yatırması gerektiğini, adli yardım kararının yerinde olmadığını belirterek harçsız istinaf başvurusu yapılamayacağı yönünde usule ilişkin itirazlarını sunmuştur. HMK 336/3 maddesinde; \"Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır\" şeklinde düzenlenmiş olup HMK 335/3.maddesine göre  ise adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam edecektir. Bu durumda, adli yardım talebinin kabulü kararı, istinaf aşamasından önce ilk derece mahkemesince kabul edilmiş olmakla davacı vekilinin bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir. Davalının istinaf istemlerinden ilki; müvekkilinin eşinin rızası olmadığından kefaletin geçersiz olduğuna ilişkindir. Davalı davaya cevap vermemiş ise de, sonrasında beyanda bulunarak 05.12.2014 Tarihli \"hisse devrine ilişkin ortaklar kurul karar örneğini\" ve pay defteri suretini dosyaya sunmuştur. Davalı ... vekili, müvekkilinin şirket ortaklığı ve yöneticiliğinin sona erdiğini, kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; davacı vekili istinafa cevabında 07.01.2014  tarihli sicil gazetesine göre davalının yönetim kurulu üyesi seçildiğinin ilan edildiğini, ancak sonrasında pay devrine, yahut yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğine ilişkin ilanın olmadığını, davalı yanca sunulan pay defterinin kendilerini bağlamayacağını savunmuştur. Ticaret sicil kayıtları ve dosyada sunulan belgelere göre 30.12.2013 tarihli şirket genel kurulu kararı gereğince ...'ın şirkette pay sahibi  yönetim kurulu üyesi olduğu, kararın 07.01.2014 Tarihinde ilan edildiği görülmektedir. Ticaret siciline tescil, kural olarak bildirici etkiye sahiptir. İstisnai olarak, ise (ticaret unvanı ve işletme adının korunması; ticaret şirketlerinin tüzel kişilik kazanabilmesi;  anonim şirketlerde ana sözleşmenin değişikliğinin hüküm ifade etmesi gibi hallerde) ticaret siciline tescil, zorunlu ve kurucu niteliktedir. TBK 584/3.maddesine göre ise; \"Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi  veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak  verilecek kefaletler... için\" eşin rızası aranmaz. Mahkemenin kabulünde olduğu üzere 25.04.2017 Tarihli düzenleme şeklindeki finansal kiralama sözleşmelerinin dayanağı olan finansal kiralama sözleşmeleri tarihlerinde davalı ...'ın şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu sabittir. Her ne kadar pay devrinin ilanı zorunlu değil ise de; ilk sözleşme tarihi itibarı ile davalı ...'ın şirket ortağı ve yöneticilerinden olduğu, davacı şirketin davalının şirket ortaklığından ayrılmasına ilişkin bilgi sahibi olduğuna dair iddia ve delil sunulmadığı, asıl sözleşmede ve eklerinde ise davalının dava dışı asıl borçlu ... AŞ yönünden yetkili olduğuna dair belgelerinin ekli olduğu dikkate alındığında mahkemece ilk sözleşmelere göre TBK 584/3 maddesi gereğince kefalete geçerlilik tanınarak davalının müteselsil kefil olarak borçtan sorumlu tutulması yerinde görülmüştür. Davacı vekili istinafında müvekkilinin usulüne uygun temerrüde düşürülmediğini ileri sürmüş ise de; noter onaylı tadil sözleşmelerinde borcun vadesinin yer aldığı, davacı yanca takipte sadece asıl alacağın talep edildiği, temerrüt faizi talep edilmediği de dikkate alındığında bu yöndeki istinaf yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, ek sözleşmelerin iddianın genişletilmesi niteliğinde olup takibe bağlılık ilkesine aykırılık oluştuğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonuçlanmadan davaya konu ilamsız  takip başlatılmasının yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de; takibin sebebinin \"finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan asıl alacak\" şeklinde belirtildiği, dayanağı belgelerde sözleşmeler, ekleri, tadil sözleşmelerin belirtildiği anlaşılmakla bu yöndeki iddia yerinde olmadığı gibi, takipte tahsilde tekerrür olmamak üzere talepte bulunulduğu, mahkemenin de talep gibi karar verildiği, davacının   ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip ile birlikte ilamsız takibe başvurmasında usule aykırılık olmadığı dikkate alınarak bu yönlerdeki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. Davacının diğer istinaf istemi ise; faiz oranının fahiş olduğuna yöneliktir. Finansal kiralama sözleşmelerinin 10.maddesi, bilirkişi raporu ve takip talebi dikkate alındığında sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereğince faiz oranının esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından  davalı ... vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı adli yardımdan yararlandığından harç alınmadığı, davalının istinaf isteminin reddine karar verildiği dikkate alınarak 4.610.610,28-TL istinaf harcının davalı ...'dan alınarak hazineye irad kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı ... üzerinde bırakılmasına, -Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 19,50-TL istinaf masrafının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere 22/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8122c9b221eafc1d","SID":"461dc4e43998c28f"}}