{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/738 <br>KARAR NO: 2024/250<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/11/2020<br>NUMARASI: 2018/817 Esas, 2020/801 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında elektrik tesisat işlerin yapılması konusunda  15.02.2010 tarihinde sözleşme akdedildiğini, davacının sözleşme kapsamında yüklendiği elektrik tesisat işinin yaklaşık 1/3 kısmını sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, sözleşme devam ederken davacı dışında kaynaklanan sebeplerle 12.05.2010 tarihinden itibaren işin yavaşlatıldığını, 2010 Haziran sonuna kadar İşçi sayısının azaltıldığını, davalının talebi üzerine işin faklı bir firmayla işe devam edildiğini,  davalının 26.02.2011 tarihinde davacıya işçilerin çıkış işlemlerinin yapılması için mail gönderdiğini, davalı ile şifahi görüşmeler yapılmışsa da konuyla ilgili sonuç alınamadığını, sözleşmenin 7. maddesine aykırı olarak feshin davacıya ihbar edilmeden sözleşmenin iptal edildiğini, 27.09.2011 tarihinde noter aracılığı ile ihtarname gönderdiklerini ancak söz konusu iş nedeniyle davalıya verilen avans teminat mektubu ile 60.000 TL bedelli ... numaralı çekin iade edilmediğini, şimdilik 45,663,70 TL tutannda zararın ihtarname tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsilini, sözleşmeye aykırı şekilde İhbarda bulunmadan sözleşmeyi feshetmesine rağmen haksız yere alıkonulan 60.000,00 TL çekin davacıya iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili;  davanın ilk olarak İstanbul 49.Asliye Ticaret Mahkemesinde 27.09.2012 tarihinde açıldığını,  dosyanın yetkisizlik nedeniyle 08.11.2012 tarihinde Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, sonrasında İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada 10.12.2015 tarihinde duruşmaya davacının katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığını, 28.09.2017 tarihli duruşmanın takipsiz bırakılması nedeniyle davanın hiç açılmamış sayılmasına karar verildiğini, anılan nedenlerle TBK 147.maddesi hükümlerine uygun olarak eser sözleşmesinden doğan huzurdaki dava ile ilgili olarak 5 yıllık zamanaşımı  itirazında bulunduklarını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.maddesine uygun olarak sözleşmenin feshedildiği bilgisini içeren noter ihtarnamesinin davacıya 16.05.2010 tarihinde gönderildiğini, davacı şirketin davacıya 13.04.2010 tarihinde 90.000 TL avans ödemesi yaptığını, buna karşılık davacının davalı şirkete 60.000 T1 bedelli çek verdiğini,  avansa karşılık 30.000 TL eksik çek bedelinin bulunduğunu ve davacının çek iadesi talebinin yersiz olduğunu, davacıdan 40.000 TL bedelli teminat mektubunun 21.07.2010 tarihinde davacıya iade edildiğini, davacıya İbraname karşılığı çekin iade edileceği bilgisinin verildiğini fakat ibraname verilmediğini, davacının zararının  tazmini yönündeki talebinin zararının bulunmaması sebebiyle yersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece;Davacı tarafından talep edilen mahrum kalınan kara ilişkin zarar kaleminin ve avans olarak verildiği dile getirilen çekin iadesi talebinin eser sözleşmesinden kaynaklı talep olduğu, sözleşmenin akdedildiği tarih itibariyle yürülükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı vekilinin cevap dilekçesi ile zamanaşımı defini ileri sürdüğü gerekçesiyle  davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat davası olduğunu, davacının sözleşme kapsamında yüklendiği elektrik tesisat işinin yaklaşık 1/3’lük kısmını sözleşmeye uygun bir biçimde özenle ifa ettiğini, taraflar arasında sözleşme devam ederken yüklenici davacı dışında oluşan ve davalı iş sahibinden kaynaklanan nedenlerle 12.05.2010 tarihinden itibaren işin yapımı yavaşlatıldığını, Haziran 2010 sonuna kadar işçi sayısı azaltıldığını, davalının talebi üzerine işe tekrar başlamak üzere kısa süreli ara verildiğini, davacının belli bir süre sonra proje alanı olan ... mah. ... Mevkii Bayrampaşa- ...-... yanı Bayrampaşa-İstanbul adresinde bulunan yere gittiğinde davalının farklı bir organizasyon(şirket) ile işe devam ettiğini,   26.02.2011 tarihinde de davalı yanca işçilerin SGK kapanışı işlemlerinin yapılması hususunda davacıya mail gönderildiğini, davalı sözleşmeye aykırı davrandığını, davacının sözleşmeye aykırılık nedeni ile yoksun kalınan kar, uğradığı zararlar nedeni tazminat talebinde bulunmadığını, tarafların sözleşmeye uymamalarından ve sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı açılacak tazminat davalarında (10) yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanacağını, davanın zaman aşımına uğramadığını,  10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu,  mahkeme kararının bozulması gerektiğini,  yeni bir bilirkişiden rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, dosyada mevcut kök ve ek bilirkişi raporunun haksız ve hukuka aykırı olduğunu,  sözleşmede herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih hakkının bulunduğuna dair hükümler yer alsa bile sözleşmenin feshedilebilmesi için yine de haklı bir nedenin var olması gerektiğini; aksi halde sadece böyle bir sözleşme hükmüne dayalı olarak gerçekleştirilen feshin haklı bir fesih olmadığı sonucuna vardığını, bilirkişinin raporlarında davalının olağan fesih hakkının olduğu  tespiti ve bu tespite bağlanan sonuçların hepsi yerleşik yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında  değerlendirmeler sonrası Kadıköy ... Noterliğinin 13.05.2010 tarihli, ... yevmiye numaraları ihtarnamenin, tebligatın yapılıp yapılmadığı hususunu mahkemenin taktirine bıraktığını, noterlikçe gönderilen tebliğ zarfının suretinden dahi tebligatın yapılamadığının açık olduğunu, tebligatın davacıya  yapılmadığını  iade olduğunu,  İstanbul Anadolu 5 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/223 E. Sayılı dosyasının bilirkişi tarafından incelenmediğini, davalının   sözleşmenin fesih bildirimini usulüne uygun yapmadığını ve sözleşmenin feshinde kusuru bulunmadığını ispat edemediği gibi geçerli bir fesih ihbarında  da bulunmadığını,  taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 15. Maddesinde , sözleşme kapsamı işin bedelinin KDV hariç 850,905,29 TL olduğunu, ancak davalının öncelikle işi durdurarak edim borcunu özenle yerine getiren davacıyı bir süre oyaladığını,  sözleşmenin 7. Maddesinde belirtilen şartlara aykırı olarak,  davacı ile devam etmek yerine, işi başka bir firmaya verdiğini, davacının yaptığı işin karşılığı olarak KDV hariç 237.000,00 TL civarı hak ediş elde edildiğini,  davacının işi aldıktan sonra, elektrik altyapı işleri (kablo tavası montajları, duvar kırımları ve borulama işleri, sıva üstü borulama işleri gibi) oldukça meşaketli olmasına karşın birim fiyatları oldukça düşük olan işler olup, bu işlerin akabinde devam edecek kolon  kablolarının montajı, elektrik panolarının montaj ve bağlatıları, aydınlatma armatür montajları ve zayıf akım ekipman montajlarına ait iş kalemlerinin fiyatları meşakkatli dönemin birim fiyatlarına göre  oldukça yükse olduğunu, davalı yanın haksız tutumu nedeni ile  devam edemediğinden, işin ilk zamanında meydana gelen zararların telafisi ile elde edecek yüklü miktardaki kar kaybına davalı tek taraflı olarak sebep oluştuğunu, sözleşme başlangıç tarihi olan Şubat 2010 tarihinden işin davacının elinden alındığı tarihe kadar olan tüm harcamalara ilişkin fatura ve belgeler açılmamış sayılmasına karar verilen İstanbul Anadolu 5 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/223 E. Sayılı   dosyasının içinde olduğunu, söz konusu faturalar incelendiğinde, davacının 120.000 TL civarı bir mobilizasyon harcamasında bulunduğunu,  120.000 TL civarı işçilik maaş ve SGK harcamalarında bulunduğunu, iş durduruluncaya kadar toplamda yaklaşık 240.000 TL harcama yaptığını, davacının 237.000 TL civarı hakediş elde ettiğini,   işin tamamlanmasına sözleşmeye aykırı olarak bizzat kusurlu bir şekilde engel olan kötü niyetli davalının, sözleşme hükümlerine aykırı olarak sözleşmeyi feshetmesi, haksız ve hukuka aykırı olarak işin davacıdan alınarak işi başka bir yükleniciye yaptırması, davacının işin tamamlatılmaması sebepleri ile işin bedeli olarak belirlenen KDV hariç 850.905,29 TL' den yoksun bırakmış olması sebebi ile yoksun kalınan kar kaybı, mobillizasyon harcamaları, SGK maaş ödemeleri- giderleri nedeniyle davacının uğradığı zararın hesaplanmak üzere  yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını  talep ettiğini, belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Somut olayda, davacı taraflar arasında 15.02.2010 tarihinde elektrik tesisat işleri yapım sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı, davalı iş sahibi tarafından işlerin yavaşlatılması, işçi sayısının azaltılması istendiğini, akabinde başka bir şirket ile işe devam edildiğini, kendilerinin sözleşmesi fesih edilmediğini ancak sözleşmenin iptal edilmiş olduğunu, ihtarname ile davalıya verilen avans teminat mektubunun iadesini ve zarar alacaklarının tahsili talep edildiğini ancak ödenmediğini belirterek, 60.000,00 TL bedelli çekin iadesini, 45.663,70 TL zarar alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davacı tarafça aynı alacaklar için İstanbul 49.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.09.2012 tarihinde açılan dava takipsiz bırakılmak suretiyle mahkemece açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 147/6. maddesinde yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiştir.Bu maddedeki düzenlemeye göre eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kural, zamanaşımı süresi 5 yıl olmakla birlikte yüklenicinin kasıt ve ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi işi ifa etmemesi halinde zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu’nun 125, Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi hükümlerine göre 10 yıl olacaktır. TBK’nın 149. maddesinde zamanaşımı sürelerinin alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı kabul edilmiş, aynı kanunun 153, 154, 156 ve 157. maddelerinde zamanaşımının durması, kesilmesi ve yeni sürenin başlaması halleri düzenlenmiştir. Dava konusu talepler itibariyle, davacı yüklenici davalı tarafından  aralarındaki sözleşmenin iptal edilmek suretiyle sona erdiğini belirterek zararlarının giderilmesi talebine ilişkin talep itibariyle: TBK 147/6 maddesine göre eser sözleşmesinden kaynaklı olması sebebiyle 5 yılda zamanaşımına uğrayacaktır. Davalı taraf cevap dilekçesinde  zamanaşamı def'ini ileri sürmüştür. Davacı taraf 27.09.2012 tarihinde İstanbul 49.Asliye Ticaret Mahkemesine aynı konuda açılan dava açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, davacı taraf dava tarihi olan 27.09.2012 tarihi itibariyle sözleşmenin sona erdiğini bilmekte olup, zamaşamı süresi bu tarih itibariyle başlamış olacaktır. Davacı tarafından açılan işbu dava  28.12.2018 tarihinde açılmıştır. Buna göre, sözleşmenin sona ermesi sebebiyle talep edilebilecek zararlar  ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın zamaaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar vermiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2020 tarih ve 2018/817 Esas, 2020/801 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c65b6a3edf5a66a","SID":"24e53d63a179df4a"}}