{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/582 <br>KARAR NO: 2024/432<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20.10.2020<br>NUMARASI: 2019/193 E. - 2020/537 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2011 yılından itibaren ticari bir ilişki bulunduğunu, davacı şirketin davalıya kimyasal ürünler sattığını ve 2016 yılına kadar sorunsuz bir şekilde alacağını tahsil ettiğini, davacının 2016 yılından kalan alacaklarını halen tahsil edemediğini, tarafların ticari defterleri incelendiğinde davacı şirketin alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, davalı şirket borcuna karşılık davacı şirketin lehtarı olduğu 30/09/2016 tarihli, 22.135,27 TL meblağlı, ... numaralı ve 31/10/2016 tarihli 70.902,25 TL meblağlı, ... numaralı iki adet çeki keşide ettiğini, anılan  çeklerin karşılıksız çıkması üzerine davacı şirket tarafından Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalının itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu, davacı şirketin davalıdan 69.358,34 TL fatura alacağına  istinaden Akyazı İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattığını, anılan icra dosyası hakkında Akyazı İcra Müdürlüğü tarafından 01/11/2017 tarihinde işlemden kaldırma kararı verildiğini, icra takibine konu fatura bedelinin 69.358,34 TL olduğunu ve ödeme yapılmadığını, davacı şirketin Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/21 Esas, 2017/1046 Karar sayılı dosyası ile davalı şirkete İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4284 Esas sayılı dosyası ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu' nun kayyım atandığının öğrenildiğini öne sürülerek 22.135,27 TL' nin vade tarihi olan 30/09/2016 tarihinden itibaren 70.902,25 TL' nin vade tarihi olan 31/10/2016 tarihinden itibaren 1.962,48 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans faizi ile toplamda 95.000,00 TL' nin davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 05/12/2019 tarihli ıslah dilekçesinde; taraflar arasındaki 95.000,00 TL' lik alacak taleplerini 67.395,86 TL daha artırarak dava miktarını  162.395,86 TL' ye ıslah ettiğini beyan etmiştir. Davacı vekili 20/10/2020 tarihli duruşmada/esas hakkındaki beyanında; önceki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; halihazırda devam eden Fetö/Pyd terör örgütüne aidiyet, iltisaki veya irtibatı nedeniyle adli makamlarca soruşturulan/kovuşturulan işbu şirketin ortak ve eski yetkililerine işi terk veya tutukluluk nedeniyle uzun süredir ulaşılamadığını , şirketlerin uhdesindeki tüm evrak ve kayıtlarına adli ve idari makamlarca el konulduğunu ve inceleme  yapıldığı için sağlıklı kayıtlara ulaşmanın zor olduğunu, davacının kurulduğunu iddia ettiği ticari iş ilişkisi uyarınca üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini ispat edemediğini, davalı şirketin kayyımlarına anılan faturanın tebliğ edilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 20/10/2020 tarihli duruşmada/esas hakkındaki beyanında; önceki beyanlarını tekrarla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak bir takım faturaların kesildiği, eldeki davanın Akyazı İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu edilen 69.358,34 TL fatura ve Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 70.902,25 TL ve 22.135,27 TL bedelli çekler olduğu, Akyazı İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu edilen 03/06/2016 tarihli faturanın davalının ba bildirimlerinde yer aldığı, dolayısıyla davacının bu faturaya konu mal/hizmeti davalıya sunmuş olduğunu ispatladığı, davalının bu fatura bedelini ödediğini ispata yarar belge sunamadığı,  Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 70.902,25 TL ve 22.135,27 TL bedelli çeklerin davacının defterinde ödeme olarak kayıtlı olduğu, çeklerin karşılıksız çıkması ve ödenmemesi nedeniyle davalıdan bu çeklerden dolayı davacıya karşı sorumlu olduğu, Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/21 Esas ve 2017/1046 Karar sayılı dosyasında çeklerin davalı şirkete kayyım atanmasından sonra tanzim edilmesi nedeniyle davalıyı bağlamayacağı gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmiş ise de davalı şirkete 26/09/2016 tarihinde kayyım atandığı, çeklerin 12/05/2016 tarihi ve 14/06/2016 tarihi ile davacının defterine kayıtlı olduğu, ileri tarihli çek keşide edilebilmesinin mümkün olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde kayyım atanmasından önceki tarihte davacı defterine kaydedilmiş çeklerden davalının sorumlu olduğu, davaya konu çekler yönünden keşide tarihinde, Akyazı İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu edilen 03/06/2016 tarihli fatura alacağı yönünden ise Akyazı İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının takip talebi tarihinde temerrüdün oluştuğu, davaya konu ilişkinin her iki taraf içinde ticari nitelikte olması nedeniyle alacağa temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanması gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile  162.395,86 TL' nin 22.135,27 TL'nin 30/09/2016 tarihinden, 70.902,25 TL'nin 31/10/2016 tarihinden ve 69.358,34 TL' nin 03/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4284 Değişik İş sayılı kararı ile 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 ve 19 maddeleri ile CMK 133/1 maddesi kapsamında TMSF yetkililerinin kayyım olarak tayin edildiğini, yargılama süreçlerine FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle adli makamlarca soruşturulan/kovuşturulan şirketin ortak ve eski yetkililerine işi terk veya tutukluluk nedeniyle uzun süredir ulaşılamadığını, şirketler uhtesindeki tüm evrak ve kayıtlara adli ve idari makamlarca el konulduğunu, inceleme yapıldığında kayıtlara ulaşmanın zor olduğunu, bu nedenle bilirkişiye ticari defter ve kayıtların sunulamadığını, yalnızca taraflara ait defter ve kayıtların esas alınarak çözümlenmesinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun müvekkili şirketin borçlu olduğu kanaatine varılması dahilinde olmadığını, müvekkili ile  davacı arasında 17.542,34 TL alacaklı olduğuna ilişkin mutabakata varıldığını, ancak bakiye kısmı için davacı tarafın hizmet verdiği ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, rapora katılmalarının mümkün olmadığını, dava konusu alacak kalemleri bakımından uyuşmazlık konusu davacı şirketin lehtarı olduğu, iki adet çekin karşılıksız çıkması ödenmemesi sebebiyle görülen dosyada Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/21 Esas, 2017/1046 Kararı ile çeklerin davalı şirkete kayyım atanmasından sonra tanzim edildiği ve müvekkili şirketi bağlamayacağı gerekçesiyle iptal kararı verildiğini, fatura alacağının ispat edilmediğini, icra dosyasının işlemden kaldırıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı şirketin kayyım yönetimine geçmiş olmasının delillerini ibrazı yönünden sonuca etkili olup olmadığı, davacının alacak iddiasını ispat edip edemediği ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 03.06.2016 tarihli 69.358,31 TL bedelli e-fatura düzenlendiği, irsaliye tarihinin 03.06.2016, sipariş tarihinin 24.05.2016 olarak belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı hakkında Akyazı  İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında 69.358,34 TL alacağın tahsili amacıyla 03.10.2016 tarihinde  ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacı şirketin davalı şirket hakkında Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 93.037,00 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 104.313,73 TL alacağın tahsili amacıyla 26.12.2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığı, takip konusunun davalı şirketin ... Altunizade Şubesindeki çek hesabından davacı şirket adına keşide etmiş olduğu 22.135,00 TL bedelli 30.09.2016 keşide tarihli çek ve ...'taki çek hesabından davacı şirket adına keşide etmiş olduğu 31.10.2016 keşide tarihli 70.902,00 TL bedelli çek olduğu, davacı şirket tarafından alacakların tahsil edilememesi üzerine iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, taraf şirketlere ait deliller ve  BS ve BA Formları ilgili vergi dairelerinden dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 25.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı... San. ve Tic. A.Ş.'nin 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun Mükerrer 242. maddesinin 2.fıkrasına, 5766 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca 14.12.2012 tarihinde yayımlanan 421 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine uygun şekilde e-defter olarak tutulduğu, bu kapsamda envantor defteri dışındaki yasal defterlerin tasdik uygulaması ortadan  kalktığı, incelenen ticari defterlere ilişkin mükellefiyetlerin tam ve eksiksiz yerine gelirilmiş olduğunun anlaşıldığı, mahkeme tarafından 02.07.2019 tarihli celsede: tarafları niza konusu uyuşmazlığın ait olduğu 2015-2066-2017-2018-2019 yıllarına ilişkin ticari defterleri üzerinde TTK'nın 838.86. maddeleri ile HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca 16/09/2019 tarihinde saat 10:00 itibarıyla inceleme yapılmasına, taraflara niza konusunun ait olduğu yıllara ilişkin ticari defter ve eklerini, bunların dayanaklarını ve muavin hesap dökümlerini inceleme gün ve saatinde mahkemeye ibrazına, yerinde inceleme talep edilip de ticari defterlerin bulundurulacağı yerin süresinde bildirilmemesi halinde kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının; taraflardan birinin karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı taraf ticari defterlerini ibrazdan kaçınması halinde, ibrazı talep cden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağının ihtarına karar verildiği, belirlenen inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtlarını sunmayan davalı tarafın, yerinde inceleme yapılmasına ilişkin bir talebi de dosya muhteviyatında bulunmadığından davalı taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenemediği, davacı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari defterlerindeki kayıtlarla örtüşen muavin kayıtlarının incelendiği, dava konusu alacağın dayanağı hesap ilişkisinin 2011,2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait faturalar ve ödemelerden oluştuğunun anlaşıldığı, taraflar arasında düzenlenen 25/04/2016 tarihli hesap mutabakatı ile 31/03/2016 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 17.542,34 TL alacaklı olduğunun kayıt altına alındığı, mutabakat tarihinden sonra davacı şirket ticari defterlerine yapılan borç ve alacak kayıtlarının dökümünün tabloda sunulduğu, dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ile yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda; davacı tarafın usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu: dava konusu alacağın dayanağı hesap ilişkisinin 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait faturalar ve ödemelerden oluştuğu; taraflar arasında düzenlenen 25/04/2016 tarihli hesap mutabakatı ile 31/03/2016 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 17.542,34 TL alacaklı olduğunun kayıt altına alındığı; 2016-Nisan, Mayıs, Haziran dönemlerine ilişkin olarak taraflar arasında yapılan BA/BS mutabakatları ile 15/04/2016, 21/04/2016, 12/05/2016 ve 03/06/2016  tarihli faturalar karşılığında mal veya hizmet verildiğine ilişkin ispat yükünün yerine getirilmiş olduğu; 03/05/2019 dava tarihi itibarı ile davacının davalıdan 95.000,00 TL asıl alacak ve 31.298,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 126.298,14 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından dava değeri ıslah dilekçesiyle artırılmıştır. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; TMSF nin ilişkili olduğu, bakanın atadığı yöneticiler tarafından müvekkili şirketin yönetildiğini, evrak ve kayıtlara el konulması nedeniyle sağlıklı kayıtlara ulaşılamadığını, uyuşmazlığın taraflara ait ticari defter ve kayıtların esas alınarak çözülemeyeceğini, yeni bir bilirkişiden rapor alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini iddia etmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça ticari ilişki reddedilmemiştir. Her ne kadar fatura tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı ispata yeterli olmaz ise de somut olayda,  davalı şirket tarafından davacı şirket adına alacağa esas olan çeklerin keşide edildiği, söz konusu çeklerin takibe konu edildiği, ayrıca fatura düzenlendiği, faturanın da takibe konu edilmiş olduğu, davalı şirket tarafından çek bedellerinin veya fatura bedelinin ödenmiş olduğu savunulmadığı gibi müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlara ulaşılamadığına dair savunması soyut nitelikte kalmıştır. Mahkemece, inceleme kararı verildikten sonra bilirkişi incelemesi esas olmak üzere ticari defter ve kayıtların bulunduğu yer veya talep edilebileceği yerle ilgili herhangi bir açıklama da yapılmamıştır. Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı şirketin usulüne uygun olarak tutulan ticari defter ve kayıtları ile ve özellikle taraf şirketlere ait BA ve BS kayıtlarından davacı şirketin dava konusu alacağa ilişkin davalı şirkete mal veya hizmet verdiği ispatlanmış olduğundan davalı vekilinin aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 8.546,90 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.03.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66c6f3890183b519","SID":"aa9f310dc99bac78"}}