{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1122 <br>KARAR NO\t: 2024/546<br>KARAR TARİHİ\t: 29/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/04/2021<br>NUMARASI\t\t: ... Esas, ...  Karar <br><br>DAVACI\t: ... -TCK NO:...\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ..., [... ] UETS<br>DAVALI\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                  : 29/03/2024<br>YAZIM TARİHİ                   : 29/03/2024<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ...  karar sayılı  kararı  aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıdan masa, sandalye ve koltuk alımı konusunda anlaştıklarını ve malların teslim edildiğini, karşılığında müvekkili tarafından çekle ve banka yolu ile toplam 150.900,00.TL ödeme yapıldığını, ancak malların ayıplı çıktığını, ayrıca bir kısmının eksik teslim edildiğini, müvekkilinin davalı tarafı aradığını ve teslim edilen malzemelerin bir çoğunun eksik ve ayıplı olduğunu bildirdiğini, müvekkilinin ayıplı hizmet ve ayıplı mallar nedeni ile davalıya ödenen tutarın tarafına iadesini defaatle davalıya haricen bildirilmesine rağmen davalı tarafın eksik malzemeleri tamamlamadığını, müvekkilinin 11/03/2019 tarihinde davalı şirkete ihtarname gönderdiğini, ihtarnameye rağmen davalı tarafın müvekkilinin maddi zararını gidermediğini, müvekkilinin ticari kaybına da sebep olduğunu, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalması  kaydı ile müvekkiline teslim edilen ve gizli ayıplı çıkan mallar ve ayıplı hizmet sonucunda müvekkilinin uğradığı maddi zararın şimdilik 75.000,00.TL'sinin zararın meydana geldiği tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tüketici mahkemesinde açılması gerektiğini, görev yönünden itiraz ettiklerini, müvekkilinin teslim ettiği malların hiçbirinin ayıplı olmadığını, davacı tarafın dava konusu malları teslim aldığını, aylarca kullandığını, aldığı malların bedelinin büyük bir kısmını da ödediğini, hatta müvekkilinin davacıdan bakiye alacağının olduğunu, taraflar arasında istenilen mallar ve miktarlarda anlaşıldığını ve bunlar için sipariş formları ile satış sözleşmelerinin imzalandığını, malların 19/06/2018 tarihinde eksiksiz ve tam olarak davacıya teslim edildiğini, davacının 12/03/2019 tarihinde malların ayıplı olmadığına dair ihtarına cevap verildiğini, davacının 9 ay malları bir kafeteryada kullanıp daha sonra böyle bir ihtar çekmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, mallar teslim edildikten ve kullanılmaya başlandıktan 9 ay sonra davacının malların ayıplı olduğunu iddia etmesinin kötü niyet belirtisi olduğunu, büyük ihtimalle davacı açmış olduğu kafeteryayı ekonomik kriz nedeni ile işletemediğinden kapatacağından dolayı malları geri vermek ve ödediği paraları geri almak için hukuki bir hileye başvurduğunu, ayrıca davacının 75.000,00.TL dava değerinde dava açıp fazlaya dair haklarını saklı tutmasının usule aykırı olduğunu, bu duruma itiraz etiklerini, davanın alacak davası olduğunu, 75.000,00.TL'den dava açıp daha sonradan dava değerinin yükseltilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalıdan satın almış olduğu mobilyaların ayıplı olup olmadığı ve süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı hususunda olduğu, TTK'nin 23/1-c maddesine malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, ayıp açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, davalının ürünleri 19/06/2018 tarihinde teslim aldığı, malların ayıplı olduğuna dair ihtarnameyi 11/03/2019 tarihinde keşide ettiği, mahallinde yapılan keşif sonucu mobilyacı bilirkişi ... 'tan alınan bilirkişi raporunda tespit edilen hususların açık ayıp niteliğinde olduğu, gizli ayıp olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla tacir olan davacının süresinde bir ayıp ihbarının bulunmadığı, ayrıca bilirkişinin davaya konu ürünlerin  olması gereken işçilik, üretim ve kalite standartlarına haiz olmadığını belirtmiş ise de; dosya içerisinde tarafların mobilyaların kalitesinin nasıl olacağına dair bir anlaşma belgesi bulunmadığı, kafede kullanılan mobilyalarda keşif tarihi itibariyle bozulmaların meydana gelmesinin olağan olduğunun kabulü gerektiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; anlaşma gereğince davalı şirketin masa ve sandalyeleri teslim ettiğini, teslim edilen malların tamamına yakınında gizli ayıp çıktığını, müvekkilinin maddi yönden zarara uğradığını, ticari itibarının zedelendiğini, arabuluculuk görüşmesine katılmadıklarını, bilirkişinin belirtmiş olduğu miktar üzerinden bilirkişi raporu doğrultusunda açtığı dava değeri üzerinden fazlaya ilişkin hakkını saklı tutması nedeni ile davayı ıslah ettiklerini, bilirkişilerin raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin davanın haklılığını ortaya koyduğunu, söz konusu ürünlerde bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere gizli ayıp mahiyetinde ayıp olduğunu, iş bu ayıpların zamana bağlı olarak sonradan ortaya çıktığını, satılandaki ayıbın daha sonra ortaya çıksa dahi satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, müvekkilinin gizli ayıbı öğrenir öğrenmez alacağını ve haklarını kullanarak süresi içerisinde dava hakkını başlattığını, davalı satıcının müvekkiline sattığı ürünleri beklenen kalite, işçilik, donanım ve sağlamlığı karşılayarak sunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava, ayıplı ve eksik mal teslimi iddiasına dayalı açılmış alacak davasıdır.<br>Davacı vekili, müvekkilinin işlettiği kafe için davalıdan masa ve sandalye satın alındığını, ancak malların eksik ve ayıplı olarak teslim edildiğini belirterek 75.000,00.TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini ıslah etmiş, davalı ise ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, ayrıca ürünlerin ayıplı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur\" denilmektedir.<br>      Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir.(Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172) Derhal kavramını, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.<br>      Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfetini düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca, ticari satışlarda; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme soncunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, TBK'nun 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. <br>      TBK'nun 223. maddesinin 2. fıkrası ise; “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır” şeklindedir.<br>Öte yandan aynı Yasa'nın 231. maddesinde \"Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.<br>Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.\" düzenlemesi yer almaktadır.<br>Somut olayda; taraflar arasında hangi kalite ve standartlarda ürün satışı yapıldığına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre satışa konu ürünlerdeki kusurların açık ayıp niteliğinde olduğu ve davacının malları teslim aldıktan 9 ay sonra davalıya ihtar gönderdiği, bu haliyle ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı ve davanın reddine dair verilen inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL  maktu istinaf karar harcından peşin alınan 59,30.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından talep eden lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00.TL'nin altında kalması nedeniyle  29/03/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy  birliği ile karar verildi. <br><br>\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca868e9339fccb77","SID":"2ab91d1e5a779377"}}