{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/481 - 2024/348<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/481 <br>KARAR NO\t: 2024/348<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/05/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/713 Esas 2021/363 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALILAR\t: <br>VEKİLİ\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 02/04/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 09.09.2014 tarihinde davalı ...'in idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı çekici ve dorsenin, yaya konumunda olan davacının eşi ...’a çarpması sonucunda davacının eşinin vefat ettiğini, davacının müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, ayrıca manevi olarak zarara uğradığını, kazanın oluşumunda müteveffa asli kusurlu olsa da davalı ...’in de kusurlu olduğunu, diğer davalı sigorta şirketinin de sigorta teminatı kapsamındaki maddi zararlardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00 TL manevi zararın ise davalı ...'den yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında destekten yoksun kalma tazminatı talebini 4.217,76 TL olarak ıslah etmiştir. <br>\tDavalı sigorta şirketi vekili, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, dava öncesinde başvuru yapılmadığını, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın tam kusurlu olduğunu, kusur konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, destekten yoksun kalma tazminatında asgari ücretin esas alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ..., olayda kusuru bulunmadığını, davayı kabul etmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusur durumuna ilişkin olarak alınan 09.03.2020 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü davalı ...'i % 25 oranında, davacının desteği müteveffanın % 75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapordaki tespit ve davacının evlenme tarihi de gözetilerek yapılan hesaplama esas alınarak 4.217,76 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... AŞ yönünden dava tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin ise davacının eşinin vefatı nedeniyle yaşadığı elem ve üzüntü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli nazara alınarak kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece 5.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alındığını, manevi tazminatın eşini kaybeden davacının maruz kaldığı elem ve yıkım açısından yetersiz olduğunu ileri sürerek hükmün manevi tazminat yönünden incelenmesini talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDavacı vekili, 09.09.2014 tarihinde davalı ...'in idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı çekici ve dorsenin, yaya ...’a çarpması sonucunda davacının eşinin vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü davalı ...'i % 25 oranında, davacının desteği müteveffanın % 75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapordaki tespit ve davacının evlenme tarihi de gözetilerek yapılan hesaplama esas alınarak destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yalnız manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tDavacı vekilinin manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)<br>\tSomut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 09.09.2014 tarihinde davalı ...'in idaresindeki araç ile davacının eşi olan ...'a çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının eşinin vefat ettiği, kusur durumuna ilişkin olarak alınan 09.03.2020 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü davalı ...'i % 25 oranında, davacının desteği müteveffanın % 75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kusur durumuna ilişkin raporun kaza tespit tutanağı, kazanın meydana geliş şekli, ceza soruşturması aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 18.06.2015 tarihli raporu ile toplanan delillere uygun olarak düzenlendiği, kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerindeki etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2014) paranın alım gücü nazara alındığında davacının eşi ...'ın vefatı nedeniyle davacı için belirlenen manevi tazminat tutarlarının uygun takdir edildiği anlaşılmıştır. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br> <br>Üye <br><br>Üye <br><br>Katip <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b049cfcd0ab42fa","SID":"f360ff9c8f90c8a6"}}