{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">     <br>                    T.C.<br>                 SAMSUN<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       5. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/1575<br>KARAR NO\t: 2024/142<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t...<br>ÜYE\t\t: ...\t...<br>ÜYE\t\t: ...\t...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  (HAKEM SIFATIYLA)<br>TARİHİ\t\t: 07/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/4 HAKEM ESAS - 2023/10 HAKEM KARAR<br>İSTİNAF KANUN YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: ....<br>İSTİNAF KANUN YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: ....<br>DAVANIN KONUSU\t: Tahkim (Rücuen Alacak)<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 16/01/2024<br><br>Taraflar arasında görülen dava sonucu verilen yerel mahkemenin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararına karşı süresinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 6111 sayılı Kanun'un 166. maddesi uyarınca davalı ... bünyesinde sürekli işçi kadrosunda çalışan  dava dışı ....'ın 15/01/2011 tarihinde Samsun ....emrine atandığı ve 14/08/2019 tarihinde işten ayrılarak emekli olduğu, dava dışı işçiye davalı kurumda ve davacı kurumda çalışması karşılığında kıdem tazminatı ödendiği, 6111 Sayılı Kanun madde 166/6 \" ...Devredilen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır.\" hükmüne yer verildiği, iş sözleşmesinin devri halinde devralan işveren her ne kadar işçinin devreden işverende işe başladığı tarihten itibaren hesaplanacak kıdem tazminatından sorumlu ise de devreden işveren de kıyasen iş sözleşmesinin devrinde uygulanacak olan kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı Kanunun 14/2 maddesi uyarınca iş sözleşmesini devreden işveren de işçiyi çalıştırdığı süreler kapsamında doğan kıdem tazminatından sorumlu tutulacağından fazlaya ilişkin hakkın saklı kalması kaydı ile şimdilik 10.000,00-TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 16/05/2023 tarihli dilekçesi ile talebini 30.791,49-TL olarak belirli hale getirmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davalının dava dışı işçinin son iş vereni olmadığından dava konusu kıdem tazminatı alacağı müvekkil kurum nezdinde doğmadığını, bu sebeple davalının sorumluluğunun bulunmadığını,  davacının kendi personeli olduğundan kıdem tazminatı ödemesi yönünden rücu hakkının bulunmadığı, 6111 sayılı Kanun gereğince de kıdem tazminatı ödemelerinin de son atama yapılan kurum tarafından yapılması gerektiğinden davanın reddini talep etmiştir.<br>Mahkemece, \"...Dava, rücuen alacak talebine ilişkindir.<br>1-Tüm dosya kapsamından; dava dışı işçi ....'ın ilk olarak ... bünyesinde 15/02/1998 işçi olarak çalışmaya başladığı, 6111 sayılı kanun kapsamında 15/01/2011 tarihinde Samsun ....'ne atandığı, 14/08/2019 tarihinde işten ayrılarak emekli olduğu, davacı kurumun dava dışı işçi ....'a 15/02/1998-14/08/2019 tarihleri arasındaki toplam çalışması karşılığı kıdem tazminatı ödediği, dava dışı işçinin davalı kurumda çalıştığı dönem için yapılan ödemeden davalının sorumlu olduğundan bahisle tahsili için işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>2-6111 sayılı Yasanın 166/1 maddesi ''İl özel idarelerinin sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, Karayolları Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadrolarına, belediyelerin (bağlı kuruluşları hariç) sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, ... ve Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadroları ile sürekli işçi norm kadro dâhilinde olmak üzere ihtiyacı bulunan mahalli idarelere atanır.'' hükmünü içermektedir. Aynı yasanın 166/6 maddesinde ise ''Devredilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcuttur.<br>3-a)İş Kanununun 112/1-b  maddesi ''Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.'' <br>b)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) ... işçinin yazılı talebi hâlinde, kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir....''<br>c)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) İkinci fıkranın (b) bendi veya üçüncü fıkra uyarınca farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi hâlinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz.'' hükümleri mevcut olup, ayrıca bu hususların yönetmelikte düzenleneceği de hüküm altına alınmıştır. <br>4-Nitekim Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 6/2 maddesinde ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarda çalıştırılan işçilerden son alt işvereni ile yapılmış olan iş sözleşmeleri kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erenlerin birinci fıkraya göre tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödenir.'' düzenlemesi, 8/4 maddesinde ise ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi halinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsileder. Ancak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılıcetvellerinde yer alan kamu kurum veya kuruluşlarıarasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz'' düzenlemesi mevcuttur.<br>5-6111 Sayılı Yasanın 166/6. maddesinde ''...Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcut ise de, kıdem tazminatına ilişkin ibarenin işçi yönünden hüküm ifade etmesi gerektiği, yukarıda alıntılanan yönetmelik hükmü de nazara alındığında davacı ve davalı kurumun kıdem tazminatından işçiye karşı birlikte sorumlu olması gerektiği, davalı .... yönetmeliğin 8/4 maddesinde belirtilen Kurumlar arasında yer almaması sebebiyle de davacı Bakanlığın dava dışı işçinin davalı .... çalıştığı süreye ilişkin hak kazandığı işçilik alacağı kalemlerini davalı .... talep edebileceği kanaatine varılmıştır.<br>6-Dava dışı işçinin önce davalı .... ihale yoluyla hizmet alımı yapan şirketler bünyesinde çalıştığı, sonrasında davalı ... kadrosuna geçtiği tespit edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunun 2/6 maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisi tanımlanmış, bu ilişkinin tesis edilebilmesi için gereken şartlar izah edilmiştir. Maddedeki düzenlemeye göre bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilere karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur. Keza alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için gerekli şartlar 27/09/2008 tarih 27010 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinde de aynı şekilde hüküm altına alınmıştır. Yukarıda açıklanan yasal mevzuat karşısında davalı .... ihale ile iş üstlenen alt işverenlerdeki çalışılan sürelere ilişkin kıdem tazminatı alacaklarında bu ilişkide asıl işveren konumunda olan davalı Belediyenin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu tespit edilmekle dava dışı işçinin taşeron firmalar nezdinde çalıştığı döneme dahil olmak üzere davalı ... bünyesinde çalıştığı tüm süreye ilişkin kıdem tazminatına hak kazandığı ve davalı .... sorumlu olması gerektiği kanaatine varılmıştır. <br>7-Davacının dava dışı işçinin davalı ...'de çalıştığı döneme ilişkin hak kazandığı işçilik alacağını davalıdan talep edebileceği anlaşılmakta ise de, hesaplama yönteminin ne şekilde yapılması gerektiği de tespit edilmelidir. Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin .... Esas ....Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin .... Esas Karar sayılı ilamların da da açıklandığı üzere kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı ancak devreden işveren yada işverenler bakımından kendi dönemleriyle devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. <br>8-Alınan bilirkişi raporu ve ek raporuyla tüm dosya kapsamından; dava dışı işçinin 15/02/1998 tarihinde davalı kurumdan ihale yoluyla hizmet alımı yapılan ....de çalışmaya başlamak suretiyle davalı .... ki çalışmalarını 14/01/2011 tarihine kadar sürdürdüğü bu tarihte 6111 sayılı yasanın hükümleri gereği davacı kuruma nakledildiği, 14/08/2019 tarihinde ise emekli olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere bu dönemdeki kıdem tazminatı ücreti işyeri devri ve sonrasındaki geçen sürenin tamamı için ancak devir tarihindeki ücretle sınırlı olarak tespit edilmesi gerekmektedir. 23/11/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda bu yöneteme göre 15/02/1998 işe giriş tarihi ile davalı .... işten ayrılış tarihi 14/01/2011 tarihi arası kıdem tazminatından davalı Belediyenin sorumlu olduğu ve toplam 11 yıl 9 ay 28 günlük çalışma karşılığı brüt kıdem tazminatı 31.026,98-TL belirlenmiş olup, talep nazara alınarak 30.791,49 TL yönünden davanın kabulü gerekmiştir. <br>9-Dava dilekçesi ile ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş ise de, dava tarihinden önce davacının temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Dava dosyasında temerrüdün oluştuğuna dair herhangi bir bilgi belge bulunmamaktadır. Ödeme yapılması ise temerrüt olarak değerlendirilemez. Bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmetmek gerekmiştir.<br>10-Davalı ... vekili zamanaşımı definde bulunmuş ise de 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin 2. fıkrasında devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden 4857 sayılı Yasanın 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmadığı anlaşılmakla reddi gerekmiş, (Yargıtay 22. HD'nin .... Esas .... Karar sayılı ilamı) aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...\" şeklinde gerekçeler ile; Davanın KABULÜNE; 30.791,49 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; önceki beyanlarını da tekrarla, davacının malvarlığındaki değişme ödeme tarihinde gerçekleşmiş olup davacı idarece de ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren faiz bağlanmasının hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını da tekrarla, davacı tarafça açılan işbu davanın hukuki dayanağı olmadığı gibi davacı tarafça yasal süresi içerisinde dava açılmadığını ve taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, .... isimli işçinin 19.07.2001 tarihinde müvekkili kurumda vizeye tabi geçici işçi olarak çalışmaya başladığını, daha sonra ise müvekkili kurumda kadrolu işçi olduğunu, 14/01/2011 tarihinde ise 6111 sayılı Kanun kapsamında davacı kuruma devredildiğini, buna rağmen davacı kurumca işçinin 15.02.1998-14.08.2019 tarihleri arasındaki çalışmalarına karşılık kıdem tazminatı ödendiği belirtildiğini, işçinin 19.07.2001 - 14.01.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının müvekkili kurumda geçmiş olup, işçinin bu tarihler dışında ise müvekkili kurumda çalışmadığını, bu sebeple davacı kurumun işçinin müvekkili kurumda çalışmaya başlamadan evvelki çalışmalarından doğan alacaklarını müvekkili kurumdan tahsiline ilişkin olarak verilen kararın isabetli olmadığını, müvekkili kurumun davacı ....a yapmış olduğu ödemelerin müvekkili kurumdan rücuen tahsilinin söz konusu olmaması gerektiğini, zira davacının önce ihale yolu ile hizmet alımı yapılan şirketlerde daha sonra müvekkili kurum bünyesinde çalışmış daha sonra da bütün hak ve alacakları ile 6111 sayılı Kanuna göre 2011 yılında davacı kuruma devredilmiş olduğunu, devralan işverenin işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlü olduğunu, devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenle birlikte sorumlu olduğunu, ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olduğunu, dolayısıyla devredilen işçinin iş akdinin feshi sebebiyle davacı kurumca ödenmek zorunda kalınan tutarın davacı kurumun sorumluluğunda olduğunda şüphe bulunmadığını, dava konusu ödenen kıdem tazminatından davacı kurumun tek başına sorumlu tutulması gerektiğini, zira ödemeye konu edilen kıdem tazminatı talebinin feshe bağlı bir talep olup, işçinin emekli olmak amacıyla işten ayrılmasıyla hak kazanıldığını, devirden önce doğmuş bir borç söz konusu olmadığını, kıdem tazminatının iş akdinin feshinin sebebine bağlı olarak doğmakta veya doğmamakta olduğunu, dolayısıyla davacının kıdem tazminatının fesihten önce doğmuş gibi değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, devirden önce doğmuş bir borç olmadığından müvekkili kuruma yüklenmesi de isabetli olmadığını, devralan davacı işveren, kıdem tazminatının işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklardan olması sebebiyle işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlü olduğunu, bu sebeple işçiye karşı sorumlu olduğunu, ayrıca devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olması sebebiyle davacı kurumun müvekkil kurumdan talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunmadığını, müvekkil kurumun işçiyi devrinin üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçtiğini, müvekkili kurumun devirden itibaren 2 yıllık sorumluluğunun sona erdiğini, bu sebeple müvekkili kurumun işçiye ödenen alacaklardan sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, Yerel Mahkemece, müvekkili kurumun ihale yolu ile hizmet satın aldığı sürelerde 4857 sayılı İş Kanunun m.2/6 hükmüne göre dava dışı işçiye karşı asıl işveren sıfatına sahip olduğu, ihale yolu ile hizmet alımı yapılan şirketler ile birlikte sorumlu olduğu, müvekkil kurumda çalışılan süreye ilişkin kıdem tazminatından da sorumlu olduğu, bu sebeple de davacının işçiye ödediği bedelin müvekkil kurumca ihale yolu ile hizmet satın aldığı sürelere ve müvekkil kurum kadrosunda geçen kısmına ilişkin kıdem tazminatı tutarını müvekkil kurumdan tahsil edebileceği yönünde hüküm kurulduğunu, ancak bu değerlendirmeler isabetli olmayıp, 4857 sayılı İş Kanunu 2003 yılında yürürlüğe girdiğini, dava dışı işçinin müvekkil kurumca ihale yolu ile hizmet alımı yapılan şirketlere bağlı olarak çalışmalarının ise 2001 yılından öncesine ait olduğunu, dolayısıyla 4857 sayılı İş Kanunun m.2/6.fıkrasında yer alan asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulmasının mümkün olmadığını, müvekkil kurumca çeşitli alanlarda İhale Mevzuatına göre çeşitli şirketlerden ihale yolu ile hizmet alımı yapıldığını, bu kapsamda çalışacak işçiler hizmet alımı yapılan şirketlerce seçilmiş ve çalıştırılmış olduğunu, her türlü denetimleri, talimatlandırılmaları bu şirketlerce yapılmış olduğunu, işçilerin SGK bildirimleri bu şirketlerce yapılmış, ücretleri bu şirketlerce ödenmiş olduğunu, müvekkili kurumun ise yalnızca işi ihale etmiş olup, işçi ile herhangi bir bağı bulunmadığını, dolayısıyla müvekkili kurumun yalnızca ihale makamı olduğunu, İhale konusu iş kapsamında işçiler ilgili şirketlerce çalıştırıldığını, bu sebeple bu çalışmaların müvekkili kurum ile herhangi bir bağı bulunmamakta olup, dava dışı işçinin ihale yolu ile hizmet alımı yapılan şirketler nezdindeki çalışmalarından sorumlu tutulmaması gerektiğini, kaldı ki iş bu davanın dava dışı işçinin ve bu işçiyi çalıştıran şirketlerin yokluğunda görülmesi de eksik inceleme teşkil ettiğini, Yerel Mahkemece davacının müvekkil kurumda kadroya geçmeden evvel hizmet alımı yapılan şirketlere bağlı çalışmaları ile müvekkil kurum nezdindeki çalışmaları birleştirilerek müvekkil kurumca hizmet alımı yapılan şirketlerdeki çalışma süresi ile müvekkil kurum nezdindeki çalışma süresinin tamamı devamlılık arz eden bir bütünmüş gibi hesaplamalar yapıldığını, ancak bu hesaplamaların isabetli olmadığını, işçinin müvekkil kurumda çalışmaya başladığı 2001-2011 yılları arasındaki çalışmaları ile .... çalıştığı 1998-2001 tarihleri arasındaki çalışmaların birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini, bu döneme ilişkin kıdeme esas ücretinin de .... son ücretine göre belirlenmesi gerektiğini, Yerel Mahkemece dava dışı işçinin 1998-2001 tarihleri arasındaki çalışmaları müvekkil kurumda geçmiş gibi hesaplama yapıldığını, oysaki dava dışı işçinin İhale Mevzuatına göre ihale ile hizmet satın aldığı şirketler nezdinde geçen çalışmalarının müvekkil kurumda geçmiş gibi değerlendirilmesi isabetli olmayıp,  bu dönemde müvekkil kurum ile dava dışı işçi arasında bir iş ilişkisi kurulmadığını, buna rağmen davacının müvekkil kurum kadrolarında çalışmaya başlamadan evvelki süreye ilişkin ödemiş olduğu bedelin rücu edilebilmesinin mümkün olmadığını, Davacı işçinin müvekkil kurumca Kamu İhale Kanuna göre hizmet alımı yapılan şirketler nezdinde geçen çalışma sürelerinden doğan alacakları bulunması halinde bu alacaklar bu şirketlerin sorumluluğunda olduğunu, bu dönemde işçi bünyesinde çalıştığı şirketlerce çalıştırılmış, ücret ödemeleri bu şirketlerce yapılmış, SGK bildirimleri bu şirketlerce yapıldığını, emir ve talimatlar bu şirketlerce işçiye verilmiş işyerinde düzenin sağlanması ise müvekkil kurumca tesis edildiğini, buna rağmen davacının alacaklarından müvekkil kurumun sorumlu tutulmasının isabetli olduğunu, Davacının ihale yoluyla hizmet alımı yapılan şirketlere bağlı olarak çalıştığı süreye ilişkin işçilik alacaklarını ödeme yükümlülüğü bu dönemlerde işçiyi çalıştırmış olan şirketlere ait olduğunu, bu sebeple de kıdeme esas hizmet süresine ilave edilmesi istenen süreye ilişkin çalışmalardan doğan alacaklar olmuşsa bile bu alacakların, müvekkil kurumun ödemesi gereken bedeller olmadığını, davacının bu çalışmaları ile müvekkil kurum nezdindeki çalışmalarının birleştirilebilmesinin mümkün olmadığını, bu çalışmalar farklı işverenler nezdinde geçen ve devamlılık arz etmeyen iş sözleşmeleri niteliğinde olduğundan, davacının çalışmış olduğu bütün süre için davacının müvekkil kurumdaki son günlük brüt ücreti üzerinden kıdem tazminatı ve diğer alacaklara hak kazanması sonucunu doğuracak şekilde tespit yapılmasının da isabetli olmadığını, davacının bu döneme ilişkin alacakları doğmuş olsa bile bu alacakların zamanaşımına uğradığını, Buna rağmen davacı kurumca davacıya bu dönemlere ilişkin bedel ödenmesi ve ödenen bedelin müvekkil kuruma rücu edilmesinin söz konusu olmaması gerektiğini, Davacı kurumca davacının bu döneme ilişkin alacaklarının doğup doğmadığı herhangi bir yargılamaya konu edilmeksizin ve müvekkil kurumdan davacının hizmet süresinin tespitine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge alınmaksızın doğrudan işçiye ödeme yapıldığını, İşçi tarafından kıdem tazminatının ödenmesi için arabulucuya veya dava yoluna başvurulmadığını, buna rağmen davacı kurumca işçinin çalıştığı süre hatalı olarak belirlenmiş ve işçiye doğrudan bu döneme ilişkin kıdem tazminatı ödendiğini, ancak bu döneme ilişkin bedellerin müvekkili kurumun ödemesi gereken bedeller olmadığını, oysaki dava dışı işçi ile benzer tarihlerde müvekkil kurumca ihale yolu ile hizmet alımı yapılan şirketlerde çalışıp da daha sonradan müvekkil kurum kadrolarına geçen işçiler tarafından kıdem tazminatının ödenmesi talebiyle açılmış olan davalarda iş mahkemelerince işçiyi çalıştırmış olan şirketler de davaya dahil edilerek, SGK ve müvekkil kurum kayıtları temin edilerek davacının bu alacağa hak kazanıp kazanmadığı, kazanmış ise süresi belirlenmekte olduğunu, buna rağmen davacı kurumun hiçbir icra ve dava baskısı altında kalmamasına rağmen davacının farklı işverenlerde geçen 1998-2001 yılları arasındaki çalışmalarını da kapsayacak şekilde kıdem tazminatı ödenmesi hatalıdır. Bu husus ciddi bir yargılamayı gerektirdiğini, zira işçinin bu şirketlerden müvekkili kuruma devri söz konusu olmadığını, davacının müvekkili kurum kadrolarında çalışmaya başlaması ile müvekkil kurum ile davacı arasında yeni bir iş sözleşmesi doğduğunu, buna rağmen bu döneme ilişkin ödenen bedelin müvekkil kuruma rücu edilmemesi gerektiğini, ayrıca Yerel Mahkemece rücuya konu bedel hesaplanırken yapılan maddi hesap hataları yapıldığını, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının yerinde olduğundan bahisle davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, rücuen alacak talebine ilişkindir.<br>Bu itibarla, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, beyanlara ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, istinaf dilekçelerinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>3-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, <br>4-Davalının istinaf başvurusu yönünden alınması gerekli 2.103,37-TL. istinaf ilam ve karar harcının davalı tarafça peşin olarak yatırılan 528,84-TL. harçtan mahsubu ile bakiye 1.574,53-TL. istinaf ilam ve karar harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarınca yapılan yargılama giderlerinin gideri yapan her bir tarafı yönünden ayrı ayrı kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-6100 sayılı HMK'nun 359/4. maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 3533 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/01/2024<br><br>       ...\t                        ...\t                    ...\t                   ...<br>¸e-imzalıdır                     ¸e-imzalıdır             ¸e-imzalıdır                  ¸e-imzalıdır<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aeb867d6225e7fb8","SID":"3232a8e3825143eb"}}