{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1974 <br>KARAR NO\t: 2024/538 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME\t   : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ  : 07/06/2021 <br>DOSYA NUMARASI   : 2019/157 Esas - 2021/367 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ : 21/03/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine ticari satımdan kaynaklanan borcu nedeniyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı tarafından icra takibine yapılan haksız itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, davalı tarafından icra takibine \"alacaklı tarafa herhangi bir borcun olmadığı\" gerekçesi ile itiraz edildiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu, bu görüşmeler sonunda anlaşma sağlanamadığını, davalının İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazının 73.353,93 TL asıl alacak yönünden takip talebindeki koşullarla iptali ile takibin devamına karar verilmesini , haksız itiraz nedeni ile davalının % 20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,  yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar  verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde özetle borçlu kooperatif hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacakların tahsili için İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğuna karar verildiğini, bu sebeple itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiklerini,  davanın süresinde açılmadığını, İcra takibine davalı kooperatif tarafından 22.03.2016 tarihinde itiraz edildiğini, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davanın usulden reddine karar verilemsini talep ettiklerini, davacının iddia/talep etmiş olduğu alacak zamanaşımına uğradığından, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, alacaklı tarafından İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile başlatılan icra takibine, davalı kooperatif tarafından 22.03.2016 tarihinde itiraz edildiğini, davalı Kooperatife yapılan dava dilekçesi tebligatının usulsüz olması sebebiyle, tebligatın usulsüz tebliğ edildiğine ve tebliğ tarihini (öğrenme tarihinin) 03.04.2020 olduğunun tespitine, davacıya hiç bir borcunun olmadığından davanın esastan reddine,  davanın süre yönünden reddine, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine, davanın derdestlik itirazı nedeniyle reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/06/2021 tarih ve 2019/157 Esas - 2021/367 Karar sayılı kararı ile; \" Dava İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır. Mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş ve tarafların sulh olmaması nedeniyle uyuşmazlık belirlenerek işin esasının incelemesine geçilmiştir. 2004 Sayılı İİK.'nın 67.maddesi; \"(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.  İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.\" hükmüne amirdir. Davaya konu  İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı icra dosyası getirtilerek incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile örtüştüğü görülmüştür. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında mal ve hizmet alım-satımına dayalı ticari ve hukuki ilişki bulunduğu ve bu kapsamda davacı tarafından cari alacaktan kaynaklı alacağının davalı tarafından ödenmemesi üzerine davacı tarafından bu cari alacağa ilişkin olarak ilamsız icra takibi başlattığı, davalının vaki itirazı nedeniyle takibin durduğu ve yasal süresi içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmış ve dosya taraflar arasındaki alacağın varlığı ve miktarına ilişkin rapor verilmesi için bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi tarafından verilen rapor taraflara tebliğ edilmiş ve denetimi yapılmıştır. Bilirkişi tarafından verilen 04/06/2020 tarihli raporda davacının bildirmiş olduğu defter ve kayıtlar incelenmiştir. Yapılan incelemede; davacı şirketin yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri zamanında yaptığı ve TTK ve VUK‘a göre uygun olduğu,  sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davacı tarafından davalı yönetime yapı malzemeleri satışı yapılmış olduğu, yapılan satışlar ile keşide edilen satış faturalarının bir kısmının irsaliyeli fatura olduğu, bir kısım faturaların ise irsaliyelerinin ve faturaların ayrı ayrı keşide edildiği, irsaliyeli faturalar üzerinde “teslim alan” kısmında isim yer almadığı ve fakat imza yer aldığı, irsaliyeli fatura olmadığı görülen BC-816793 ve BC-816795 nolu satış faturalarının teslimine ilişkin bir belge ibraz edilmediği ve fakat davacı tarafından keşide edilen her faturanın sağ alt köşesinde düzenlenen her faturanın ardından “son bakiyeniz” açıklaması ile davalı yönetime ait son bakiyenin yer aldığı, davalı yönetimce teslim alındığı düşünülen davaya faturalara yasal süresinde ya da sonrasında itiraz edilmediği, iade faturası düzenlenmediği ya da ayıp ihbarında bulunulmadığı davacı yasal defterlerinde 11.03.2016 olan takip tarihinde 73.353,93.-TL davalı yönetimden alacaklı durumda olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından verilen 05/02/2021 tarihli ek raporda ise davalı şirketin bildirmiş olduğu defter ve kayıtlar incelenmiştir. Yapılan incelemede; davalı yasal defterlerinde davacı, 320 satıcılar hesabında torba hesabında yer aldığı, davacı tarafından keşide edilen faturaların davalıya ait yasal defterlerden incelenen defterlerde yer aldığı, davacı şirket tarafından keşide edilen BF 719902 sayılı ve 19.03.2009 tarihinde davacı yasal defterlerinde 93,82.-TL ile kayıtlı olduğu, davalı şirkette ise bu faturanın; 9.382.-TL olarak 51 nolu yevmiye maddesinde 20.03.2009 tarihinde kayıtlara alındığı, satış faturası davacı şirketten temin edilmiş olup rapora ek yapıldığı ve buna göre davacı şirket defter kaydının doğru olduğu, davalı yasal defterlerinde davacı tarafından keşide edilmiş olan ve davaya konu edilen faturalar davalı defterlerinde işli olup; muhasebe programında takip edilmediğinden cari hesap ekstresi temin edilediği, eksik ibraz edilen yasal defterlerinden de davacıya ait bakiye tespit edilemediği, ancak söz konusu faturaların işli olduğu düşünüldüğünde en az davacıya ait bakiyenin davalı defterlerinde yer alması gerektiği, bunun dışında 04.06.2009 tarihinde davacının düzenlediği fatura sonrası davalı, (davacı defterlerinde) 6.486,58.-TL borçlu iken 2010 yılında 20.000.-TL ve 45.000.-TL bedelli çeklerin bu çeklerin karşılıksız çıktığı ve davalı şirkete iade edildiği davacı kayıtlarından anlaşıldığı, davalı şirket kayıtlarında söz konusu çekler 2009 yılında görüldüğü ancak 2010 yılı yasal defterleri ibraz edilmediğinden inceleme yapılamadığı, ilgili çeklerin iade edildiği, bu çekler için iade çek çıkış bordroları düzenlendiği ve bu bordroların bir kısmının üzerinde isim bulunmamakta ancak imza yer aldığı, davalı defterlerinde 2009 yılında bu çeklerin varlığının görüldüğü, ancak 2010 yılında söz konusu çeklerin karşılıksız çıktığı sadece davacı defterlerinden anlaşılmakta olup, davalı 2020 yılına ait yasal defterlerini ibraz edemediği, takip tarihi olan 11/03/2016 tarihinde davacı şirketin alacak bakiyesinin 73.353,93 TL olduğu tespit edilmekle birlikte; davacı defterlerinde yer alan 26.08.20010 tarihinde 2010-50 ve 2010-20 belge nosu ile kayda alınan 20.000.-TL ve 45.000.-TL bedelli çeklerin karşılıksız çıkmış olması halinde davacının alacak iddiasında haklı ve 73.353,93 TL alacaklı olduğu, söz konusu çeklerin tahsil edilmiş olması halinde ise; (2010 yılında davacı tarafından keşide edilmiş 1 adet faturanın da davalı defterlerinde kontrol edilemediğinden) 6.486,58.-TL borçlu olabileceği tespit edilmiştir. Tüm bu nedenlerle bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere tarafların bildirmiş olduğu yasal defter ve kayıtlardan davacının davalıdan 73.353,93 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından tahsil edildiği belirtilen bahse konu çeklerin tahsil edildiğine dair davalı tarafından dosya içerisine bilgi ve belge sunulmadığı, dolayısıyla davalı tarafın ödeme iddiasını ispat edemediği anlaşılmış ve davacının alacağının varlığını ispat ettiği anlaşılmıştır. Dosyaya mübrez işbu bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile davalının  İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına karşı yapmış olduğu itirazının İİK'nın 67/1. maddesi gereğince iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faiz uygulanmak suretiyle devamına karar verilmiştir. Davacının İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Olayımızda ise her ne kadar davacı tarafça davalıdan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş ise de  alacağın teknik inceleme ile ortaya çıkması, likid olmaması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir.  6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderleri, 326/1. Maddesi gereğince tamamen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinın 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilerek HMK'nın  297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  \" gerekçeleri ile; \" 1-) Davanın KABULÜNE, Davalının İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına 73.353,93 TL asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazın İPTALİ ile icra takibinin, asıl alacağa ( 73.353,93 TL)  takip tarihinden itibaren %10,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle suretiyle DEVAMINA, 2-) Şartları oluşmadığından davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin REDDİNE, ...  \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret   Mahkemesi' nin 07.06.2021 tarih ve 2019/157 Esas ve 2021/367  Karar sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunun da denetime elverişli bir rapor olmadığını, Davaya konu İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyadan daha önceden 2016 yılında İstanbul  Asliye Ticaret Mahkemesi' nde itirazın iptali davası açıldığını, cevap dilekçelerinde derdestlik itirazları olduğu halde mahkemece bu hususta araştırma yapılmadan karar verildiğini, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyadan başlatılan ilamsız icra takibinde alacağın sebebi olarak \"inşaat malzemesi satımından bakiye alacak-cari hesap ekstresi\" denmekte ve asıl alacak olarak 73.353,93 TL'nin belirtilmekte olduğunu, Bilirkişi tarafından davacı kayıtlarının incelendiği 04.06.2009 tarihi itibarıyla  davacının davalıya 6.486,58 TL borçlu gözükmekte olduğunu, bu tarihten sonra davacı yanın cari ekstresinde  2010 yılında 20.000 TL ve 45.000 TL  karşılıksız iade çekler olduğunun gözükmekte olduğunu, ancak çeklere ilişkin seri numaralarının gözükmediğini, Bilirkişinin ek raporunda ise \"davalı şirket kayıtlarında söz konusu çeklerin 2009 yılında gözüktüğü ancak 2010 yılı yasal defterler ibraz edilmediğinden inceleme yapılamadığı, \" hususunun bildirilmekte olduğunu, Yani davacının alacak iddiasının 2009-2008 yıllarına dayanmakta olduğunu, davacı tarafından sunulan faturalarda ise bilirkişi incelmesine göre; - 27.11.2008  tarihli, BF718618 sıra nolu  faturanın (imza ve isim bulunmadığını ) <br>- 03.12.2008-13.12.2018 tarihli ... sıra nolu  faturanın, (imza ve isim bulunmadığını ) - 15.12.2008 tarihli BF718800  sıra nolu  faturanın , (imza ve isim bulunmadığını ) - 16.12.2008 tarihli BF718833 sıra nolu  faturanın , (imza ve isim bulunmadığını ) - 29.12.2008 tarihli ... sıra nolu  faturanın, (imza ve isim bulunmadığını)  Bazı faturalarda ismi  okunamayan farklı kişilerin  farklı imzalarının yer almakta olduğunu, diğer faturalarda da teslim alan kısmında farklı kişilerin attığı imzanın görülmekte olduğunu, \"Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığının ve mal tesliminin kanıtı olamaz. Ayrıca faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da teslimini kanıtlamaya yeterli değildir. (Yargıtay 19. HD. 2015/29 Esas, 2015/5420 Karar 14.04.2015) Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan davalının veya onun adına hareket eden kişinin imzasını taşıyan teslim belgesi, irsaliyeli fatura ile de sözleşme ilişkisinin ispatı mümkündür. \" denildikten sonra , \"dava konusu faturanın davalının ticari deftelerinde kayıtlı olduğu, HMK. 221. maddesi gereği (BA) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay 19. HD. 2013/17556 E. 2014/14166 K.), davalının B/A bildirimlerine göre takibe konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerektiği, borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının  kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 23. HD'nin 10/02/2016 tarih ve  2015/4576 Esas - 2016/621 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay 19.HD'nin 09/11/2016 tarih ve  2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı görülmüştür.\" denilmiş olduğunu, Mahkemece davanın kabulüne karar verilirken, davacı şirketin 2008-2009 yıllarındaki davalı şirkete düzenlediği faturaların BA bildirimlerinin ilgili vergi dairesinden celbi ile davalı kooperatifin ilgili  Vergi Dairesinden BS bildirimlerinin getirilerek karşılaştırma yapması gerektiğini, bu yönü ile mahkeme kararının hatalı olduğunu, <br>Mahkemece davanın kabulüne karar verilirken, bu faturaların müvekkil kooperatifin yetkili kişilerince imzalanmış faturalar olmadığını, ayrıca cevap dilekçelerinde imza olan faturalarda yer alan imzalara da itiraz ettiklerini, mahkemece imza incelemesi bile yapılmadan karar verilmiş olduğunu,  Bilirkişinin davacı tarafından keşide edilen \"... dışındaki faturalar irsaliyeli bu faturalar için ayrıca irsaliyeler ibraz edildiğini , bu faturalar üzerinde ... numaralı faturalar üzerinde “teşlim alan- Erdal” haricinde isim yer almamakta ancak imza bulunmadığını, Faturalar üzerinde, güncel borç bakiyeleri yer almaktadır ancak bir fatura üzerinde yer alan bakiyelerin muhasebe bakiyeleri ile “uyumsuz” olduğunu \" belirtmişken  bu tespitin hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkil kooperatif adına düzenlenmiş bir fatura var ise bunun kooperatif yetkilisine teslim edilmesi ve itiraz olmaması halinde fatura konusu malların teslim edildiğinin kabul edileceğini, İspat yükümlülüğü hususunda dava mahkemece hatalı değerlendirmede bulunulduğunu,   davacı yanın  hangi tarihte davalıya ne işi yaptığını, bu işi yaptığına ilişkin tüm evrak ve bilgilerini,  en azından malzeme taşınmışsa taşıyıcıya  verilen faturaları, malzeme alınmışsa buna ilişkin faturaları , kısacası davalı kooperatifte yapıldığı iddia edilen  işlere ilişkin her türlü evrak , belge sunmasına ilişkin AÇIKLAMA yapması  gerekirken , en azından davacı kaydında iade gözüken 2 adet çekin hangi tarihli faturaya ilişkin, ya da hangi işlere ilişki alındığı konusunda davacının somutlaştırma yükü kapsamında davacıya süre verilerek belirtilen hususları belirtmesi gerekirken  mahkemece bu hususta hiçbir şey yapılmadığını, Davacının birçok fatura keşide ettiği görüldüğünden alacağın sebebinin hangi tarihli fatura ya da faturalardan  kaynaklandığının dahi belirli olmadığını, yerel mahkemenin \" davalı tarafından davacıya 2009 yılında ileri tarihli iki adet  çek verildiğini, 2010 yılında iki adet  iade edilmiş karşılıksız çek olduğunu , bu çek bedellerinin ödenmemesi nedeniyle \"  davayı kabul ettiğini, ancak verilen çekler karşılığında davalının hangi fatura ile hangi işi yaptığının anlaşılamadığını, Davacının sunduğu hesap ekstresinde 2009-26.08.2010 arası satış faturalar ve yapılan ödemeler dikkate alındığında, davalı müvekkilin davacıdan 6.486,56 TL alacağı bulunduğunu, yine aynı ekstrede 26.08.2010 tarihli 20.000 TL ve 45.000 TL  karşılıksız çek iade çıkış bordrosu bulunduğunu, Bu çeklerin ne seri nosu  ne de numarası olmadığını, sırf davacının kaydında böyle bir kayıt olmasının davalı müvekkili bağlamayacağını, yerel mahkemece öncelikle bahsedilen çeklerin ilgili bankaya sorularak davalı kooperatife ait olup olmadığı, ödenip ödenmediğinin sorulması gerektiğini, dolayısıyla eksik inceleme yapılmış olduğunu, Ekstrede 26.08.2010 tarihli 20.000 TL ve 45.000 TL  karşılıksız çek iade çıkış bordrosuna konu olan çekler getirildikten sonra davacının  2009 yılı öncesi yaptığı işlere ilişkin ve çek aldığı işlere ilişkin faturalar getirtilerek karşılaştırmalar yapılarak rapor alınması gerektiğini, Davaya konu olan faturalar ve çeklerle ilgili 24.05.2021 tarihli talep dilekçelerinde; \"- Görüleceği üzere iş bu davanın alacak sebebinin 2009 yılına  dayandığı, çeklerin davacı kayıtlarında iade edildiği ancak  davalı müvekkilin 2009-2010  kayıtlarını ibraz etmediğinin belirtildiği, Davalı müvekkilin 2007-2008-2009-2010-2011 ve 2012 defter ve kayıtlarının  İstanbul 2. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi   2012/214 Esas sayılı dosyasında olduğunu,  bu dosyaya alınan bilirkişi raporunun bir  örneğini sunduğumuzu,  Raporun 4. Sayfasında davalı şirkete  ...  ... Bankası hesabından  davalıya  01.09.2008 tarihinde: 15.000 TL , 03.10.2008 tarihinde 20.000 TL çek ödemesi yapıldığının görüldüğü,  dolayısıyla mahkemenizce , İstanbul 2.Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi   2012/214 Esas sayılı dosyasından  davalı kooperatife ait defter ve kayıtların istenilmesi ve akabinde bilirkişi incelemesi yapılmasını \" talep ettikleri halde mahkemece eksik inceleme ile karar verilmiş olduğunu, Davacı kayıtlarının tek başına delil olma özelliği bulunmadığını, bir tacirin ticari defterlerini yasal usule uygun tutmasının yükümlülük olduğunu, tek başına sahibi lehine delil oluşturmayacağını, Davacı tarafın ticari defterleri  usulüne uygun tutulmuş ise kendisi lehine delil olması için müvekkil kooperatifin ticari defterlerinin de usule uygun tutulması ve kayıtların birbirini tamamlaması gerektiğini, ya da müvekkil kooperatifin defterlerinde hiç kayıt olmaması gerektiğini, Bu konudaki Yargıtay Kararlarının şöyle olduğunu: “mahkemece de, yalnızca davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve davacının iddiasını doğrulayan bu rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı yan, delil listesinde 'taraf defterleri'ne dayanmakla her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlara dayanmış olmaktadır. Ticari defterlerin delil olabilmesi koşulları TTK'nun 82. v.d. maddelerinde düzenlenmiş olup, ana kural incelemenin her iki tarafın defterleri üzerinde yapılmasıdır. Bu durumda, her iki taraf da tacir olduğundan, her iki tarafa ait defter ve bağlı kayıtların, ayrıca dava konusu taşımalara ilişkin davacı nezdindeki irsaliylerin uzman bilirkişi marifeti ile incelenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece davacı tarafın defterleri incelenerek belirtilen şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.” “Taraflar tacir olup, davalı vekili davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde müvekkilinin ticari defterlerine delil olarak dayanıldığını bildirmiş ve 16/3/2010 tarihli oturumda ise ticari defterleri dosyaya sunduğunu beyan etmiştir. Mahkemece davacı taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, davalı defterleri incelenmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece taraf ticari defterlerinin 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca incelenip, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.” Açıklanan nedenlerle; Denetime elverişli olmayan raporlarla karar veren ve eksik inceleme ile karar veren İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.06.2021 tarih ve 2019/157 Esas ve 2021/367  Karar sayılı karar hükmünün  usul ve esas  yönünden istinafen incelenerek  mahkeme kararının kaldırılmasına, Davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen bakiye fatura alacağının ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama soncunda davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında davacı tarafından davalıya inşaat malzemeleri satışına ve teslimine ilişkin ticari ilişki olduğuna dair ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında istinafa gelen temel uyuşmazlık; derdestlik dava şartının bulunup bulunmadığı, dava ve icra takibi dayanağı olan faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilip edilmediği, edilmiş ise bedellerinin ödenip ödenmediği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, davacı tarafından karşılıksız çıktığı belirtilen çeklerin ödenip ödenmediği hususlarındadır. Mahkemece karşılıksız çıktığı belirtilen çeklerin ödenip ödenmediği hususu ilgili bankadan sorulmak suretiyle teyit edilmeden ve çeklerin önlü ve arkalı suretleri celbedilmeden, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi 'nin 2012/214 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacıya yapılan ödemelerin davacı cari hesabında gözüküp gözükmediğine, alacaktan mahsup edilip edilmediğine ilişkin ve davalıya ait  İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında bulunan ve incelenmeyen davalı defter ve kayıtları incelenmek suretiyle rapor alınmadan, davalının derdestlik savunmasına ilişkin dosya bilgileri açıklattırılmak suretiyle değerlendirilme yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesinde yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2021 tarih ve 2019/157 Esas - 2021/367 Karar sayılı kararının HMK' nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/03/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.   <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05ebbc15e03fa482","SID":"72d5b47d53297f9e"}}