{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1971 <br>KARAR NO\t: 2024/537 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ : 02/06/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2019/579 Esas - 2021/409 Karar <br>DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ : 21/03/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı ... A.Ş. nezdindeki 26.04.2018 ila 26.04.2019 tarihleri arasında geçerli,  ... Yurtiçi Taşıyıcı Sorumluluk Poliçesi ile koruma altında olduğunu,  07.05.2018 tarihinde, müvekkili şirket'e ait ... plakalı kamyon ile İzmir'den yola çıktığını,  içinde .... Ltd, Şti., .... A.Ş. ve ... Tic. Ltd. Şti.'ne ait emtialar, İstanbul'daki teslim duraklarına teslim edilmek üzere ilk teslim durağı olan Avcılar/İSTANBUL'daki ... Firması'na geldiğini,  araç şoförünün, firmanın  mal giriş yerinin dolu olması sebebi ile aracı, firma'nın girişine park ettiğini, aracı  kilitleyerek araç yanından ayrıldığını, şoförün beş dakika sonra araç başına geldiğini, aracın yerinde olmadığını, araca ait cam kırıkları olduğunu da görerek zabıta kuvvetlerine ihbarda bulunduğunu, resmi tutanaklardan anlaşılacağı üzere, ertesi gün kolluk kuvvetlerince bulunan kamyonette, sürücünün belirttiği şekilde \" aracın sürücü camının kırılması ve düze kontak yapılması sureti ile çalındığını ve içerisinde bulunan emtianın kaçırılarak, aracın boş vaziyette terk edildiğini, araçtan geriye, hiçbir taşınan emtia kalmadığını,  müvekkili şirketin  hiçbir kusur sorumluluğu olmadığını ve 3. Şahsın kasıtlı eylemi sonucunda zarar oluştuğunun anlaşıldığını, davalı ...  AŞ. nezdinde \" taşıyıcı sorumluluk poliçe \" kapsamında hasar ihbarında bulunulduğunu, taşınan ve tamamı çalınmış emtianın değer toplamının 171,050,34 TL'sı (...  42.276,82TL, ... 106.876,93TL ve ... 21 896,59TL) davalı şirketin ise, bu olayda zarar gören emtianın brüt kg başına 8 SDR para birimi ile ödenebileceğini belirterek eksik tazminat ödeyeceğini bildirdiğini ve bu bedel üzerinden 89.149.00TL ödeme yaptığını, müvekkili şirketin, taşımasını yaptığı firmanın zararlarının  tamamını ödemediğini, haklarına halef olduğunu, taşıma firmaları'nında, müvekkili Şirket'e, ...'ya karşı yaptığı zarar talebine muvafakat verdiğini beyanla, haksız ve hukuka aykırı değerlendirme sonucu SDR uygulaması yapılarak ödenen 89.149,00-TL dışında kalan bakiye gerçek zararlarının tespit edilerek, tespit edilen bedel mukabili olarak, şimdilik ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu sigorta poliçesinin özel şartları 8. maddesinde \"taşınan emtianın araç ile birlikte ve/veya kısmen çalınması aşağıdaki şartlar dahilinde teminata dahil edilmiştir. F-araçların şoförsüz beklemelerde 24 saat korumalı otoparka muhafaza edilmesi, hırsızlığa karşı tüm tedbirlerin alınmış olması kaydı ile..\" teminat altına alındığını, buna rağmen davacı taraça bu kurala uyulmadığını, aracın korumalı alana çekilmesini, aracın tek başına, başında kimse olmaksızın bir başına bırakıldığı hususu göz önüne alındığında hasarın teminat kapsamına girmediğini, poliçe açıklamaları 1. Maddesinde \"iş bu teminat taşınan emtianın satıcının adresinden alıcının adresine ulaşmasına ve teslim edilmesine kadar devam edecektir. Varış yerine 24 saat süre ile ALICININ ETRAFI ÇEVRİLİ BAHÇESİ VEYA 24 SAAT AÇIK BEZİN İSTASYONU VEYA GÜVENLİKLİ BAHÇELİ OTOPARKLARDA BEKLEMESİ DAHİLİNDE\" teminata dahil olduğunun açıkça yazılı olduğunu buna karşın dava konusu olayda bu hususların hiçbirine sigortalı tarafından uyulmadığını, bu nedenle hasarın teminat harici olduğunu, davacı tarafça poliçe şartlarının kendilerine göre yorumlarla genişletilmeye çalışmasının kabulünün mümkün olmadığını belirterek, yetki itirazlarının kabulüne, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  02/06/2021 tarih ve 2019/579 Esas - 2021/409 Karar sayılı kararı ile; \" Dava; davacı tarafından ... plakalı aracın içerisindeki malların çalındığı iddiası ile oluştuğu belirtilen zararın tazmini istemine ilişkindir. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2019 tarih, 2018/1259 Esas, 2019/387 Karar sayılı  yetkisizlik kararı  üzerine dosya Mahkememize tevzi edilmiş ve 2019/579 Esasına kaydedilmiştir. <br>Dava dilekçesinde delil olarak; ... numaralı Yurtiçi Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesi, ... numaralı hasar dosyası, ödemeye ilişkin dekont, olay yeri tutanağı, Oto Hırsızlık Müracaat Formu, Bilgi Alma Tutanağı, ekspertiz raporu,muvafakatnameler, tazminat makbuzu ve ibraname, müvekkili şirket ve taşıması yapılan firmalara ait defter kayıtları, bilirkişi incelemesi belirtilmiştir. Cevap dilekçesinde delil olarak; Poliçe, taşıma sigorta poliçesi poliçe genel ve özel şartları, ifade tutanakları, tanık, şirket kayıtları, ilgili ceza dosyası, hasar dosyası, bilirkişi incelemesi belirtilmiştir. Mahkememizce bilirkişi olarak görevlendirilen ...  (... tarafından 14.09.2020 tarihli bilirkişi AYRIK RAPOR sunulan  ve İTO E. Nakliye Danışmanı CMR ve Özel Hükümler uzmanı ... tarafından sunulan 14.09.2020 tarihli bilirkişi raporu özetle; Davacı ... poliçe koşullarına uygun olarak hırsızlık olayının gerçekleştiği aracı istenilen mahalle park etmediği, Sigortalı firmaya ait ... plakalı aracın olay günü, deponun bahçe duvarları içinde değil dışında park etmiş olduğu, sokak içinde MOBESE kamerası bulunmadığı, çalınan aracı gösteren bir kamera bulunmadığı, ayrıca aracın 24 saat güvenlikli yere park edilmediği,  davalı ...  ödediği 89.149,00TL. tazminatın günün koşullarına uygun (kadri mağrufunda) olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce bilirkişi olarak görevlendirilen ... tarafından sunulan 14.09.2020 tarihli bilirkişi ayrık  raporu özetle; Davalı sigorta şirketi delilleri arasında Sayın Mahkeme dosyasına sunulan ... Ltd. Şti. tarafından tanzim olunan 11.05.2018 tarihli ve MSC 10118 sayılı Ön Ekspertiz Raporunda ve sunulan ... Ltd. Şti. tarafından tanzim olunan 30.05.2018 tarihli ve MSC 10118 sayılı Ön Ekspertiz Raporunda davacı taşıyanın sorumluluğunun hırsızlığa konu olan emtianın brüt ağırlığının 8.33 SDR karşılığı olan tutar kadar belirlenerek ödenmiş olmakla, Davacı ... San. Ve Tic A.Ş. nin davalı sigorta şirketinde araç başına 750.000.00 TL üst sorumluluk limiti ile ICC.A 1.1.1982 CL-252 şeraitine havi olmak üzere 26.04.2018 ve 26.04.2019 vadeli olarak satın aldığı 65628271/0 sayılı Yurt İçi Taşıyıcı Meali Mesuliyet Sigorta Poliçesinde Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen ve uygulanan taşıyanın sorumluluk sınırından daha yüksek bir sorumluluk esası ile sigortacı tarafından (sınırsız sorumlu ) - ( gerçek zarar) ilkesi ele alınarak ödeneceğine dair bir delilin davacı yanca sunulan vesaik arasında bulunmamış olması nedeniyle davalı sigorta kuruluşunun davacıya karşı işbu taşıma ve uyuşmazlık konusu poliçe kaynaklı bir zararı bulunmadığı kanaatiyle rapor tanzim edildiği belirtilmiştir. Mahkememizce bilirkişi olarak görevlendirilen Lojistik ve Taşıma Uzmanı  Dr. Öğr. Üyesi ... ve Sigorta Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi ... tarafından sunulan 01.03.2021 tarihli bilirkişi raporu özetle; Sorumluluk sigortacılarının “tam tazminat” ödemeyi akden üstlenmediği takdirde yasal koşullara göre sorumluluk riskini sigorta güvencesine aldığı, davacının yasal olarak sorumlu olmadığı halde AKDİ OLARAK CARİ HESAPTAN ÖDEMEK DURUMUNDA KALDIĞI tazminattan ancak yasal sorumlu olduğu kadar miktarı davalının ödemiş olduğu, davalının sorumluluk sigortası kapsamında, davacının yasal sorumlu olduğu miktarı aşan zararı tazmin etme yükümlülüğü bulunmadığı, davalının ödemesinin poliçe kapsamında ve yasal şartlara uygun olduğu belirtilmiştir.  Davalı Sigorta Şirketi nezdinde ... poliçe numaralı 26/04/2018-26/04/2019 tarihleri arasında \"Yurtiçi Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesi\" yapılmıştır. Davalı taraf, davacı tarafa 89.149,04-TL'sı ödeme yapmış olup davacı tarafından bakiye zararın tazmini talep edilmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875.maddesine göre; taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 882.maddesinde \"(1) Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. (2) Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; a) Gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, b) Gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. (3) Taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır. (4) Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir\" hükümleri düzenlenmiştir. Tarafların iddiaları ile toplanan deliller ve usulüne uygun olarak alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türk Ticaret Kanunu'nun 882.madde hükümlerine ve poliçe kapsamına göre, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 SDR karşılığı TL'sı ile sınırlı sorumlulukta ödenecek rakamın 89.149,00-TL'sı olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  \" gerekçeleri ile; \" 1-Davanın REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı ... Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil ...Tic AŞ'nin davacı, ... AŞ'nin davalı olduğu, İstanbul 15 Asliye Ticaret Mah. 2019/579 E. 2021/409 K. sayılı 02/06/2021 tarihli kararda, müvekkil aleyhine davanın reddine karar verilmiş olduğunu,  İlk derece mahkemesinin kararında; \" Tarafların iddiaları ile toplanan deliller ve usulüne uygun olarak alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türk Ticaret Kanunu'nun 882.madde hükümlerine ve poliçe kapsamına göre, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 SDR karşılığı TL'sı ile sınırlı sorumlulukta ödenecek rakamın 89.149,00-TL'sı olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekmiş...\" gerekçesi ile davanın reddine karar verdiğini, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olup kararının kaldırılarak yeninden karar verilmesi gerektiğini, Hırsızlığın gerçekleşmesinde müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmadığını,  ... plakalı aracın şoförünün, aracı ilk teslim durağı olan ... Tekstil Firması'na getirdiğini, içeri girmek üzere firmanın güvenlik görevlileri ile yaptığı görüşme üzerine, içeride yer olmadığı bilgisini aldığını ve güvenlik görevlilerinin gösterdiği, ilgili firmanın kapısının önüne aracını park ettiğini, mallarını indirmek üzere sıraya girdiğini, park alanına girememesinin, güvenlik tarafından gösterilen yere aracını park etmesinin bir zorunluluk halinden ibaret olduğunu, şirketin güvenlik görevlileri ile yaptığı görüşme neticesinde aracı firmanın önüne park etmesinin, Ara Ekspertiz Raporunda da sabit halde olduğunu, ayrıca yine bilirkişi raporunda bahsedilen ''...şoförün aracı kilitleyerek yanından ayrılması...'' durumunun, İzmir - İstanbul arası yolu, molasız, dinlenmesiz gelen şoförün insani bir ihtiyaç olan tuvalet ihtiyacını giderme zarureti dolayısıyla, Firma Güvenlik Görevlilerin talimatı ile aracı ilgili firmanın kapısının önüne park ederek, yanından ayrılmasından ibaret olduğunu, beş dakikalık tuvalet molası esnasında aracın çalınmış olmasının, hem sözleşme hükümlerine hem de hukuken korunan haklara aykırılık teşkil etmeyeceğini, hukuk kurallarının, TMK m.2 dolayısıyla, iyi niyet uygulamaları çerçevesinde yorumlanacak ve uygulanacak olduğunu, bu sebeple aracı güvenlik görevlilerince gösterilen yere çekip, tuvalet ihtiyacını gidermek için kapıları kilitleyerek araçtan ayrılan şoförün poliçe şartlarını ihlal ettiği iddiasının, iyi niyet uygulamalarınca kabul görmemesi gerektiğini, Hırsızlık olayının teminat kapsamında olduğunu, Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen ''Yurtiçi Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesi'' kapsamında, taraflar arasında anlaşmazlık yaşanan kısım ''8.f maddesi'' gereğince, aracın bırakıldığı ve hırsızlığın yaşandığı konum dolayısıyla  olayın teminat kapsamında olduğunu, bu konuda poliçenin ''açıklamalar'' kısmının ''taşınan emtianın araçla birlikte çalınması/kısmi hırsızlık teminata dahildir.'' başlığını taşıyan 3. maddesi incelendiğinde, sigorta şirketinin ''konaklama'' ve ''aracın kısa süreli terki'' için iki ayrı tanım ve alınması gereken önlem düzenlediğinin görüleceğini, İşbu tanımların şu şekilde olduğunu; - ''Konaklama'', nakliyatın yapıldığı aracın emniyetli veya gözetim altında bulunan kontrollü bir otopark alanına park edilmesi (Belirtilen şartlardan birinin olması; benzin istasyonu, tır park alanları, kamera bulunan güvenlikli yerler) ve - ''Aracın kısa süreli terki'', araç sorumlusunun herhangi bir hırsızlığı önlemek açısından gereken tedbirleri almış olması gerekmekte olduğunu, sürücünün evinin önüne ve/veya güvenlikli olmayan benzer lokasyonlara park edilmesi durumunda, şoförün araçta bulunduğu hallerde meydana gelen hırsızlık hasarlarının teminata dahil olduğunu, İşbu davaya verilen cevap dilekçesinde, davalı tarafın poliçe özel şartlarının 8. Maddesine dayanarak; ''araçların şoförsüz beklemelerde 24 saat korumalı otoparkta muhafaza edilmesi gerektiği'' sebebiyle hasarın teminat harici kalması gerektiğini iddia etmekte olduğunun görülebileceğini, ancak poliçenin ''Açıklamalar'' bölümünde de konaklama yapılan durumlar ile kısa süreli ayrılma durumlarının birbirinden ayrılmış olduğunun görülebileceğini, olayın kısa süreli terk anında, malları teslim alacak şirketin Güvenlik Görevlilerinin yer göstermesi ile, şoförün, şirketin kapısının önüne yüklü arabayı park ettiğini, kapıları kilitleyip, anahtarları yanına alarak, insani ihtiyaç olarak tuvalet ihtiyacını karşılamaya gittiğini, o sırada camların kırılması ve düz kontak yapılması suretiyle hırsızlığın gerçekleştiğini, gündüz vakti bir şirketin ön kapısının önünden aracın çalınması durumunda şoföre kusur yüklenebilme ihtimalinin hayatın olağan akışına aykırılık hali oluşturmakta olduğunu, bu koşullar göz önüne alındığında, davalı tarafça iddia edilen ''aracı bırakıp gitti, benzin istasyonu, kamera bulunan güvenli yer vs gibi güvenli yere park etmedi'' iddialarının geçersiz olacağını, çünkü poliçenin işbu önlemlerin, konaklama yapılacaksa alınması gerektiğini söylemekte, kısa süreli bekleme halinde yalnızca hırsızlığın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirtmekte olduğunu, şoförün aracı kilitli bırakıp, anahtarları yanına alarak hırsızlık yaşanmaması için gerekli tüm tedbirleri aldığını, hırsızların camı kırıp düz kontak yapmak suretiyle aracı çaldığını, gerekli tüm tedbirlerin alınması dolayısıyla, yaşanan olay ve poliçe maddeleri göz önüne alındığı zaman, uğranılan zararın teminat kapsamı içerisinde olduğunu, Müvekkil şirketin, taşıtanlara zararlarını ödediğini,  Müvekkil şirketin, ... Ltd. Şti., ...Tic. A.Ş. ve ... Tic. Ltd.Şti.'ne ait çalınan emtiaların bedellerini ilgili şirketlere ödediğini, müvekkil şirket tarafından yapılan ödemelerin tutarlarının müvekkil şirket ile ilgili şirketler arasındaki ''Cari Hesap Kayıtlarında'' açıkça görünmekte olduğunu, ilgili şirketlerden alınan muvafakatnamelerin hepsininişbu dava dosyası içinde mevcut olduğunu, Poliçede açık ve anlaşılır olmayan risklerin teminat kapsamında olduğunu,  Davaya konu anlaşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4. kitapta yer alan Taşıma İşleri'nden ziyade TTK 6. kitapta yer alan Sigorta Hukuku yönünden incelenmesi, taşıyıcının sorumluluk sınırlarından ziyade poliçe kapsamı hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, Sigorta sözleşmeleri MADDE 11 – (1) Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis edilebilir. Bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir. <br>(2) Hayat sigortalarına ilişkin sözleşmelerin yapılmasına dair teklifnamenin sigorta şirketine ulaştığı tarihten itibaren otuz gün içinde sigorta şirketi tarafından reddedilmemesi halinde sigorta sözleşmesi yapılmış olur. (3) Sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından, gerek sözleşmenin kurulması gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehdar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir. (4) Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır. (5) Sigorta sözleşmelerinde yabancı kelimelere yer verilemez. Yabancı kelimelerin karşılığı olarak Türk Dil Kurumu tarafından belirlenen kelimelerin kullanımı esastır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinde de  ''...kapsam dışı bırakılmış risklerin açıkça belirtilmesi...poliçe şartlarının TDK'ya göre açık ve anlaşılır yazılması'' nın hükme bağlanmış olduğunu, buna göre poliçede anlaşılır şekilde yazılı olmayan risk ve kısıtlamaların teminat kapsamında olduğunu, bu hükmün poliçenin net ve anlaşılır olması için elzem olduğunu, Poliçede ödemenin SDR cinsinden yapılacağına dair bir hüküm bulunmamakta olduğunu, Dava konusu poliçe incelendiğinde, sigorta bedelinin 750.000,00-TL olduğunun görüleceğini, ancak poliçede zarar halinde zarar gören emtianın brüt ağırlığı karşılığı 8.33 SDR cinsinden ödeme yapılacağına dair hiçbir bilgi yer almadığını, yani yalnızca poliçe bedelinin 750.000,00 TL olduğunun yer almakta olduğunu, zarar durumunda tazminat ödemesinden yapılacak kısıtlamaya dair hiçbir açıklayıcı bilgi -sözlü veya yazılı olarak- bulunamamakta olduğunu, davalı tarafından müvekkil şirkete bu hususta hiçbir bilgilendirme -aydınlatma- yapılmadığını, bu bilgilendirme yapılsaydı, müvekkil mal sahipleri lehine, prim ödemesi müvekkile ait nakliyat poliçesi tanzim edilebilecek olduğunu, Sigorta şirketi tarafından gerekli bilgilendirmenin yapılmadığını, Sigorta şirketleri tarafından, poliçe düzenlenme aşamasında, sigorta şirketlerinin bilgilendirme - aydınlatma - yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve poliçenin imzalanması akabinde poliçenin karşı tarafa teslim/tebliğ edilmesi gerekmekte olduğunu, işbu olayda, sigorta şirketi tarafından müvekkil şirkete ne bir bilgilendirme yapıldığını ne de poliçe teslim edilmiş olduğunu, bu hususta sigorta şirketlerinin ispat külfeti altında olduğunu, işbu meselenin Yargıtay içtihatlarında şu şekilde yer almakta olduğunu; T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/25229 Esas - 2015/5264 karar sayılı ilamı; ''...TTK.m.1423/3 hükmü kapsamında, Hazine Müsteşarlığı 28.10.2007 tarihli Resmi Gazetee yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliği çıkarmış ve bu yönetmeliğin 5. maddesinde, “sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu”, Yönetmeliğin 7.maddesinde, “bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden herhangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği”, Yönetmeliğin 8. maddesinde, “bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye dair genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler…vs. bulunacağı”, Yönetmeliğin 9.maddesinde “bilgilendirme formunun en az 2 nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği”, düzenlenmiştir. İspat külfeti kendisine düşen sigorta şirketi poliçe metni ile ilgili sigorta ettireni usulüne uygun ekilde bilgilendirildiğine ilişkin, sigorta ettirenin imzasını içeren poliçe aslını veya poliçenin yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğine ilişkin sigorta ettirenin imzasını içeren bilgilendirme formunu ibraz etmesi gerekmektedir.'' Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik’in 7. maddesi bilgilendirme yükümlülüğüne aykırılığın müeyyidesini düzenlemektedir. Madde düzenlemesine göre; “Sigorta sözleşmesinin müzakeresi, kurulması ve devamı sırasında, bilgilendirme yükümlülüğü gereği gibi yerine getirilmemiş veya sigortacı hakkında yanıltıcı bilgi verilmiş ya da bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinde düzenlenen Bilgilendirme Formu gereği gibi teslim edilmemiş yahut Bilgilendirme Formunda yer alan bilgiler gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmiş ve bu hâllerden herhangi biri sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise, sigorta ettiren sigorta sözleşmesini feshedebileceği gibi, varsa uğradığı zararın tazminini de talep edebilir” Yukarıda yer alan Yargıtay ilamında, işbu olay açısından önem verilmesi gereken hususun, yönetmeliğin 7. maddesinde yer alan ''...sigorta ettiren sigorta sözleşmesini feshedebileceği gibi, uğradığı zararın tazminini de talep edebilir.'' hükmü olduğunu, İlk derece yargılamasında asıl uyuşmazlık konusu üzerinde durulmadığını, İlk derece mahkemesinde görülen davanın seyrinin, taşımacılık hukuku doğrultusunda ilerlemesi sebebiyle, poliçe özelinde hiçbir hukuki değerlendirme yapılmadığını, ancak davanın konusunun taşıma sözleşmesi değil, sigorta sözleşmesi olduğunu, bu sebeple taraflar arasında mevcut uyuşmazlık konusu olan sigorta poliçesi üzerinde durmak yerine ilk derece mahkemesinin gerekçesinde taşıma hukuku üzerinde durmasının ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirmekte olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; - İlk derece mahkemesi kararın kaldırılması ve yeniden karar verilmesini, - Davanın kabulünü, - Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı taşıyan tarafından yurtiçi taşıma sözleşmesi kapsamında dava dışı şirketlere ait emtianın taşınması sırasında hırsızlık eylemi sonucunda çalınması sebebiyle davacı tarafından dava dışı şirketlere ödenen zarar bedelinin taraflar arasında akdedilen yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında rücuen davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı taşıyan şirket tarafından yurtiçi taşıma sözleşmesi kapsamında dava dışı şirketlere ait emtianın İzmir ilinden İstanbul iline taşınması hususunda taşıma sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşme kapsamında dava dışı şirketlere ait emtianın davacıya ait kamyon ile İzmir ilinden İstanbul iline taşındığı, kamyonda bulunan emtialardan ilkinin teslimi için  dava dışı firma ... Tekstil Firmasına gelindiğinde depo mal girişinin yoğun olması sebebiyle firmanın deposunun bulunduğu sokağa aracın park edildiği ve şoförün ihtiyaç molası için kısa süreliğine aracı kilitlemek suretiyle araçtan ayrıldığı, şoförün kısa süre sonra aracın başına geldiğinde aracın yerinde olmadığını ve aracın bulunduğu yerde cam kırıkları olduğunu gördüğü, kolluk kuvvetlerine haber verildiği, araç bulunduğunda aracın sol ön kapı kilit göbeğinin deforme olduğu, aracın düz kontak yapılmak suretiyle çalındığının ve araç içerisindeki tüm emtianın da çalındığının anlaşıldığı, kolluk kuvvetleri tarafından yapılan kontrolde aracın park edildiği yeri gören kameranın bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından dava konusu emtia sahiplerine emtianın gerçek zararı ödenmiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından ise davacıya yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sınırlı sorumluluk ilkesi gereğince hesaplanan 89.149,00 TL bedel ödenmiş ve davacı tarafından davalı sigorta şirketi ibra edilmiştir. Bu hususlarda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında ihtilafa gelen temel uyuşmazlık; davacının dava konusu emtianın çalınmasına ilişkin hırsılık eyleminde ağır kusurunun bulunup bulunmadığı, davacının emtia sahibi dava dışı şirketlere karşı ödediği gerçek zararlarından mı yoksa sınırlı sorumluluk ilkesi gereğince belirlenen zarardan mı sorumlu olduğu, bu kapsamda davalının sorumlu olduğu zarar miktarı hususlarındadır.Davalı Sigorta Şirketi taşımayı yapan davacının yurtiçi taşıma sorumluluk sigortacısıdır. Bu nedenle davalı sigorta şirketinin poliçeden dolayı sorumluluğu poliçe genel  ve özel koşullarına göre belirlenecektir. Davalı Sigorta Şirketi, yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin özel şartlar bölümünün 8. maddesine göre araçların şoförsüz beklemelerde 24 saat korumalı otoparkta muhafaza edilmesi, hırsızlığa karşı tüm tedbirlerin alınmış olması kaydı ile hasarın teminat dahilinde olduğunu, ayrıca sigorta poliçesi açıklamalarının 1. maddesine göre iş bu teminatın taşınan emtianın satıcının adresinden alıcının adresine ulaşmasına ve teslim edilmesine kadar devam edeceğini, varış yerinde 24 saat süre ile alıcının etrafı çevrili bahçesi veya 24 saat açık benzin istasyonu veya güvenlikli bahçeli otoparklarda beklemesi dahilinde teminata dahil olduğunu, davacı tarafında söz konusu hükümlere uyulmadığı ve gerekli tedbirlerin alınmadığını, bu sebeple hasarın teminat dışında olduğunu ileri sürmüştür. Ancak davacıya ait araç şoförü tarafından emtianın teslim edileceği firmanın mal teslim deposu önüne gelindiğinde yoğunluk nedeniyle aracı deponun bulunduğu sokağa kısa süreliğine park ettiği ve kısa süreliğine lavabo ihtiyacı için aracı kilitlemek suretiyle araçtan ayrıldığı,  uzun süreli şoförsüz bekleme halinin veya park halinin olmadığı, emtianın teslim edileceği firmanın park alanı veya bahçesinin de olmadığı, mal teslimi için sıra beklendiği, aracın kapı kilidinin deforme edilerek ve düz kontak yapılmak suretiyle çalındığı, şoför tarafından alınacak tüm tedbirlerin alındığı, bu sebeple sınırlı sorumluluğu kaldıracak ağır kusur halinin bulunmadığı ve hasarın teminat kapsamında olduğu anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından aksi ileri sürülmüş ise de hasar teminat dahilinde kabul edilmiş ve sınırlı sorumluluk esasına göre belirlenen hasar miktarı ödenmiştir. Davacı tarafından dava dışı şirketlere gerçek zararının ödenmesi sebebiyle davalı sigorta şirketinde de ödenen gerçek zarar talep edilmektedir. Ancak  yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin istisnalar başlıklı bölümünün 1. maddesinde bu poliçe teminatı kapsamına giren rizikolardan sadece taşıyıcının sorumluluğunu gerektiren riskler taşıyıcının kusuru oranında teminat kapsamında olduğunun hüküm altına alındığı, davacı taşıyıcının meydana gelen olayda ağır kusurunun bulunmadığı ve dava dışı emtia sahiplerine karşı TTK 882/1 maddesi uyarınca sınırlı sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından da davacının sınırlı sorumlu olduğu miktarın davacıya ödendiği ve ibra edildiği, davalının gerçek zararı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, davacının kendi isteği ile dava dışı emtia sahiplerine ödediği gerçek zarar bedelini sigorta poliçesi kapsamında davalıdan talep edemeyeceği, davacı vekili tarafından davalının bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de davacı tarafından bilgilendirme yükümlülüğünün ihlal edildiği ve verilmediği iddia edilen poliçeye dayalı olarak yapılan kısmi ödemenin kabul edildiği dikkate alındığında bu iddianın dinlenemeyeceği ve bu durumun çelişkili davranış yasağına aykırı olduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c7d8247afff9e1a","SID":"7e978debb857df42"}}