{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/1325 <br>KARAR NO: 2024/357<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2021<br>NUMARASI: 2015/137 Esas - 2021/672 Karar<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN <br>2017/199 E- 2017/193 K. SAYILI DOSYASI<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Sigorta A.Ş.'nin ZMM sigortacısı olduğu, davalı ...'ın maliki ve sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın 04/11/2011 tarihinde %100 kusurlu olarak sebep olduğu trafik kazası neticesinde ağır derecede yaralandığını, olay nedeni ile Bakırköy 19. Sulh Ceza Mahkemesinin  2013/448 Esas numaralı dosyası ile yargılama yapıldığını, her ne kadar iş bu dosya kapsamında bir kusur tespiti yapılmış ise de iş bu kusur derecesi taraflarınca kabul edilmediğini, müvekkilinin esasen olayın meydana geldiği lokasyonda bulunan ...'tan çıkmak üzere çıkışının her iki tarafına konulan büyük saksılardan sola doğru yolu kontrol amacı ile  başını çıkarmışken çok süratli ve kaldırıma çok yakın seyreden ... plaka sayılı minibüsün müvekkilinin başının ve vücudunun sol yanına çarptığını ve başta dalağı olmak üzere ağır şekilde yaralandığını, kaza nedeni ile çok uzun süre tedavi gördüğünü ve dalağının alındığını, hala vücudunda sabit eser bulunduğunu, günlük hayatını etkilediğini, dalağı olmadığı için sürekli baracutula ve muhtelif ilaçları kullanmaya mahkum olduğunu, psikolojik olarak yıprandığını, eşi ile boşandıklarını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin olduğunu fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ve arttırılmak üzere 5.000,00 TL işgöremezlik/ maluliyet maddi tazminatının sigorta şirketinden limitleri ve teminatları ile sınırlı sorumlu olmak üzere 04/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...dan olmak üzere toplamda 20.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir. Birleşen dava davalısı ... asıl dosyaya sunmuş olduğu 23/03/2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasının eşi tarafından yapıldığını fakat eşinin 28/12/2013 tarihinde vefat ettiğinden davanın taraflarına yöneltildiğini, iş bu durumun hakkaniyete aykırılık arz ettiğini, eşinin ölümünden sonra çocukları ile yalnız kaldıklarını söz konusu manevi ve maddi tazminat bedellerini karşılamalarının mümkün olmadığını, olayla ilgili yapılan ceza yargılamasında müteveffa eşinin kazada tali kusurlu olduğu asli kusurun ise davacıda olduğunun tespit edildiğini davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili  cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete 26/08/2011/2012 tarihleri arasında trafik zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu,  bu poliçeden dolayı şirketlerine müracaat edilerek ihbarda bulunulduğunu ve hesaplanan maluliyet tazminatı olarak 27/08/2014 tarihinde 8.851,67 TL müvekkili şirket tarafından davacı yana ödendiğini, müvekkil şirketin poliçeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine  getirdiğinden temerrüde düşmüş olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin faiz sorumluluğunun ancak dava tarihinden itibaren söz konusu olabileceğini davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalıların murisi ...'ın maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 04/11/2011 tarihinde  davalıların murisinin %100 kusurlu olarak sebep olduğu trafik kazası neticesinde ağır derecede yaralandığını 5.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 20.000 TL nin  olay tarihi olan 04/11/2011  tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, ayrıca dosyanın Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/137 esas sayılı dosyası ile birlişterilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın maddi tazminat talebi bakımından kısmen kabulü ile; 23.354,93 TL'nin davalılar ..., ..., ... ve ...'ten kaza tarihi 04/11/2011 tarihi itibariyle, davalı ... sigorta A.Ş.den dava tarihi 07/11/2014 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın manevi tazminat talebi bakımından kabulü ile; 15.000,00 TL manevi taminatın ..., ..., ... ve ...'ten kaza tarihi 04/11/2011 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükmün tarafınca kabulü mümkün olmadığını, ikinci kez ıslah hakkı tanınmadığından bahisle 21/12/2020 tarihli ikinci ıslah talebi dikkate almayarak sigorta şirketi tarafından dava öncesi davacıya ödeme yapılmış olmakla davacının başvuru tarihi belli olmadığından asıl dava bakımından sigorta şirketinden dava tarihi olan 07/11/2014 tarihinden birleşen dava bakımından kaza tarihi olan 04/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte her iki davanın kısmen kabul kararı verildiğini, 21/12/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle ıslah talebinin hem ana hem birleşen dava yönünden olduğunu, ıslah dilekçesinin birleşen davaya da teşmil edilmesini talep ettiğini ancak Yerel Mahkemece bu talebi değerlendirilmeden  kısmen kabul kararı verildiğini, kaldı ki 29/01/2020 tarihli bedel artırım dilekçesinde sehven ıslah dilekçesi şeklinde yazılmışsa da aslında bedel artırım dilekçesi olduğunu, gerekçeli kararda Yerel Mahkeme kısmen kabul kararı vermişse de hükümde neden kısmen kabul kararı verildiğine dair hiçbir gerekçe mevcut olmadığını, halbuki hükümde taraflarca ileri sürülen taleplerin her birinin, mahkemenin nihai kararında gerekçeleri ile birlikte kabul veya ret nedenlerinin yazılmaları gerektiğini, Yerel Mahkeme gerekçeli kararında manevi zararın tanımı dahi yapmış ancak neden kısmen kabul kararı verdiğini açıklamadığını, bu bakımdan Yerel Mahkeme kararı açık ve anlaşılır olmayıp kısmen kabul nedeni yazılmadan hüküm kurulup tamamen davacı aleyhine tanzim edildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında gerçekleştirilmiş olan bilirkişi raporları denetime açık, hüküm kurmaya elverişli raporlar olmadığını, 24.05.2019 tarihli Adli Tıp Kurumunun 24.05.2019 tarihli raporda yapılan inceleme ve değerlendirmeler eksik hususlar içermekte olup, bu sebeple ortaya çıkan netice de aynı doğrultuda hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinden, eksik hususların giderilmesi ve yeniden inceleme yapılması talep edilmişse de yeni bir rapor alınması yoluna gidilmediğini ayrıca bilirkişi ek raporunun yine \"sonuç ve kanaat\" başlıklı bölümünde; davadan önce sigorta şirketine eksiksiz evrak ile müracaat edildiğine dair dosyada bir bilgi ve belgenin bulunmadığı belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat oranı, davaya konu olayın yaşanış şekli ve bu kapsamda dosya nezdinde bulunan kaza tespit tutanağı ile kusur raporu gözönüne alındığında yüksek olduğunu, çünkü kaza nedeniyle davacının hayatında büyük bir olumsuz durum ve/veya iş görememezlik söz konusu olmamış, tedavisi sonrasında hayatına eskisi gibi devam ettiğini, davanın kaza tarihinden çok sonra ikame edilmiş olması dahi, gerek bu durumu ve gerekse davacının kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, keza davacı bir yerde ansızın yola atlamış ve bu sebeple kazanın oluşmasına neden olduğunu, bilirkişi raporunda, müteveffaya atfedilen kusur oranı son derece yüksek olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 04/11/2011 tarihinde asıl dava davalısı olarak gösterilen müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile .... Caddesi üzerinde seyir halinde iken aracının sağ köşe kısımları ile yolu karşıdan geçmek isteyen davacı yaya ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 24/05/2019 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre  davacının meslekte kazanma gücünü % 24,2 oranında kaybettiği ve geçirdiği kaza nedeniyle 4 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yine davadan önce yapılan ödemelerin hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi gerektiğinden hükme esas alınan  aktüerya bilirkişi ek raporunda davadan önce yapılan ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  23.10.2017  tarih, 2016/ 9924 E. ve 2017/9413 K. sayılı kararı). Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre, davalı sürücü ...'ın olayda %25 oranında, davacı yaya ...'ın ise %75  oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Bakırköy 19. Sulh Ceza Mahkemesinin  2013/448  Esas sayılı dosyasına sunulan  trafik bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün tali derecede, davacının asli derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece alınan hesap raporundan sonra davacı vekilince 29/01/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerinin ıslah yolu ile 31.537,28 TL daha arttırılarak toplam 36.537,28 TL'nin 04/11/2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, itirazlar üzerine alınan ek rapordan sonra ise davacı vekili 21/12/2020 tarihli beyan dilekçesi ile ikinci kez ıslah talebinde bulunmuş, ıslah talebinin hem birleşen hem ana dava yönünden ıslah edip teşmili talep edilerek dava değerinin arttırılarak toplam 23.354,93 TL'nin 04/11/2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Ancak dava kısmi dava olarak açıldığından ikinci ıslah mümkün olmadığı ayrıca ıslahla dava değeri de düşürülemeyeceğinden mahkemece ilk ıslah dilekçesine ve ek raporun hükme esas alınmasına göre davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Yine manevi tazminat yönünden dava kısmen değil tamamen kabul edildiğinden davacı vekilinin bu yöndeki ve  TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin Davalı vekilinin istinaf  itirazları yerinde değildir. Mahkemece davalı İbrahim asıl davadan önce ölü olduğu halde hakkında hüküm kurulması, asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile hüküm kurulmamış olması doğru olmamıştır. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni gereğince bu eksikliklerin giderilmesi için kararın düzeltilmesine karar verilmiştir. Bu nedenle; davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Asıl davada davalı ... davadan evvel vefat ettiğinden aleyhine açılan davanın reddine, Asıl davada davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan maddi tazminat talebi bakımından davanın kısmen kabulüne, 23.354,93 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş.'den dava tarihi 07/11/2014 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte (birleşen dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, a- Alınması gerekli 1.595,37-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 68,35-TL peşin harç ile 540,00-TL ıslah harcının mahsubuyla bakiye 987,02-TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına, b- Davacı tarafından yapılan 25,20-TL başvurma harcı, 68,35-TL peşin harç, 540,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 633,55-TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,<br>c- AAÜT gereğince hesap edilen 4.080,00-TL ücreti vekaletin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya  verilmesine, ç- Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 4.080,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta A.Ş.'ye verilmesine, 2- Birleşen davada Davanın maddi tazminat talebi bakımından  kısmen kabulü ile; 23.354,93 TL'nin davalılar ..., ..., ... ve ...'ten kaza tarihi 04/11/2011 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte  (asıl dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Birleşen  davada  manevi tazminat talebi bakımından davanın kabulü ile; 15.000,00 TL manevi taminatın ..., ... ve ...'ten kaza tarihi 04/11/2011 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, a- Alınması gerekli 2.620,02-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan  341,55-TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 2.278,47-TL harcın davalılar ..., ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, b- Davacı tarafından yapılan 31,40-TL başvurma harcı, 341,55-TL peşin harç olmak üzere toplam 372,95-TL'nin davalılar ..., ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine, c- AAÜT gereğince hesap edilen 4.080,00-TL ücreti vekaletin  davalılar ..., ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya  verilmesine, ç- Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 4.080,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı ...'e kendisini yargılamada vekille temsil ettirmesi nedeniyle verilmesine, d- AAÜT gereğince hesap edilen 4.080,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya  verilmesine, e- Davacı tarafça posta/ tebligat/ bilirkişi/ ATK gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 2.616,75-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı üzerinden takdiren 1.672,64-TL yargılama  giderinin asıl ve birleşen dava davalıları ... Sigorta A.Ş. ..., ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı ve davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-a-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 280,75 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, b-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 108,25 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8cf5dc676cd55db","SID":"e918d5d20813af28"}}