{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1015 <br>KARAR NO: 2024/1059<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 31/01/2024 <br>NUMARASI: 2023/944 E<br>DAVANIN KONUSU: Kıymetli Evrak İptali<br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında davalının aracının tamiri konusunda anlaşma yapıldığını, ... Dış.Tic.Ltd.Şti. tarafından davacıya keşide edilen çekin davalıya cira edilerek teminat amaçlı teslim edildiğini, taraflar arasında ihtilaf  doğunca  davalının yaptığı ödemenin iadesini talep ettiğini ve  çek bedelinin 199.500TL'si davalıya ödendiğinden ve kalan tutar karşılığından fazla malzeme de kendisine teslim edildiğinden ve hatta müvekkil alacaklı konuma geçtiğinden ve bu durumdan dolayı da davacının ve keşidecinin de borçlu olması gibi bir durum söz konusu olmadığından işbu davaya konu çekler hakkında teminatsız olarak, kabul edilmez ise teminatlı olarak ödemeden men talimatı verilmesini iddia ve talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından; \" tensip zaptında da belirtildiği gibi davanın menfi tespit davası niteliğinde olduğu, mevcut delil durumu dikkate alınarak davacının tedbir talebinin kabul edilebilir olduğu ancak davacı tarafından ileri sürülen vakıalar dikkate alındığında (şahsi defilerin ileri sürülmüş olduğu hususu) tedbir kararının taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurması gerektiği, üçüncü kişileri etkilememesi gerektiği\" gerekçeleriyle 1-Davacının tedbir talebinin KABULÜ ile, dava değerinin (210.000,00 TL) yüzde 25'i oranında teminatın (52.500,00 TL) nakit veya mahkememizce uygun görülecek kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde mahkememe veznesine yatırılması veya mahkememize ibraz edilmesi halinde, çekin davalı tarafından muhatap bankaya veya herhangi takas odasına ibrazı halinde çek bedelinin davalıya ödenmemesine, 2-Kararın tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde teminat gösterilmemesi halinde mahkememizce verilen tedbir kararının kendiliğinden kalkmış sayılacağının davacı vekiline ihtarına, ihtarın ara kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına, 3-Teminatın yatırılması halinde ilgili bankaya müzekkere yazılmasına, karar verilmiştir. Davalının ihtiyati tedbir kararına itirazı duruşmalı incelenerek 05.02.2024 tarihli kararla \" arabulucuya başvurmadan dava açılması mümkün değil ise de ve mahkemece bu şartın  tamamlanması için süre verilemeyecek ise de mahkeme bu konuda henüz bir karar vermeden önce dava şartı tamamlandığına göre, artık dava şartı eksikliğinden söz edilemeyeceği, bu sebeple eldeki davada mahkememizce tedbir kararı verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, yine resen dikkate alınması gereken başka yönlerden de  tedbirin kaldırılmasını gerektiren bir husus bulunmadığı, bu sebeple itirazın yerinde olmadığı\" gerekçeleriyle davalı vekilinin tedbirin kaldırılmasına ilişkin itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı  davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacı tarafça dava açılmadan arabuluculuğa başvurulmadığını, bu şartın dava şartı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, menfi tespit davası sırasında verilen ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. 18.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 6102 sayılı Kanun'a eklenen 5/A maddesinde; \"(1) Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması davası şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.\" düzenlemesiyle, 6102 sayılı Kanun'un geçici 12 nci maddesinde; \"(1) Bu kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin  yürürlüğe girdiği tarih itibari ile ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.\" düzenlemesi getirilmiştir.  6325 sayılı Kanun'un \"Dava Şartı Olarak Arabuluculuk\" kenar başlıklı 18/A maddesinin ikinci fıkrasında; \"Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Davaya konu uyuşmazlıkta TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olup,  bu şartın özel kanunla yapılan düzenleme olduğu, maddenin açık düzenlemesi karşısında sonradan giderilebilir niteliği olmadığı açıktır. O halde dava açılmadan evvel arabuluculuk yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla mahkemece usule uygun açılan dava olmadığı gözetilerek ihtiyati tedbire itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken  yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK 353/1-b-2 md gereğince aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davalının istinaf talebinin 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüyle,   yeniden ara karar hakkında; Davalı vekilinin tedbire itirazlarının reddine ilişkin 31/01/2024 tarihli ara kararın kaldırılarak yeniden; davalı vekilinin ihtiyati tedbire ilişkin itirazlarının kabulü ile ihtiyadi tedbirin kaldırılmasına, Kararın taraflara ilk derece mahkemesince tebliğine, Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar  kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"567768406f47a7e3","SID":"7a020b3b349acbe7"}}