{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/499 - 2024/362<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2022/499  Esas <br>KARAR NO\t: 2024/362                                   (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t         (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/87 Esas-2022/80 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 26/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/04/2024<br><br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacı vekili tarafından verilen 10/02/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle;    Müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan 24.04.2018 tarihli sözleşme ile davacı şirketin taahhüdü altında yapılmakta olan okul inşaatının paslanmaz modüler galvanizli üç adet su deposu yapımı konusunda, KDV dahil 167.000,00 TL'ye davalı tarafından yapılması hususunda anlaşma yapıldığını, davalının iki adet su deposunu yapmış olmasına rağmen, üçüncü su deposunun malzemelerini şantiye alanına getirdiğini, fakat montajını yapmadığı gibi tüm depoların çalıştırılarak teslimini yapmadığını, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun olarak 10.09.2018 keşide tarihli, ... çek no'lu, 80.000,00 TL bedelli ve 27.09.2018 keşide tarihli, ... çek no'lu 80.000,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 160.000,00 TL'lık çek düzenleyerek 02/05/2018 tarihli tahsilat makbuzu karşılığı davalıya teslim ettiğini, ancak müvekkili şirketin hak edişlerinin ödenmemesi üzerine davalıya verilen çek bedellerinin ödenemediğini ve çeklere karşılıksız şerhi işlendiğini, bunun üzerine müvekkili davacının, davalıya müşterisi olan ... Ltd. Şti'nin keşide ettiği ...'ın muhatap olduğu, 21.05.2019 keşide tarihli, .... çek no'lu 80.000,00 TL bedelli ve 28.05.2019 keşide tarihli, ... çek nolu, 80.000,00 TL tutarındaki toplam 160.000,00 TL bedelli çekleri ciro ederek 05/12/2019 tarihli tahsilat makbuzu ile önceki çeklerin davacıya iade edilmesi karşılığında davalıya verdiğini, davalının önceden verilmiş karşılıksız kalmış olan çekleri iade edeceğini belirtmesine rağmen iade etmediğini ve bu çeklere istinaden üçüncü şahıslar tarafından müvekkili şirket hakkında hukuki işlem başlatıldığını, hatta karşılıksız çek keşide etmek suçundan müvekkili şirket yetkilisinin mahkumiyetine dahi karar verildiğini, düzenlenen makbuzlar ile borcun yenilendiğini ve tarafların bu iradelerini zımnen kabul ettiklerini, borcun yenilenmesinin dar anlamda borcu sona erdiren nedenlerden birisi olduğunu, önceki kambiyo senetleri yerine, yeni kambiyo senetlerinin verilmiş olmasının yenileme niteliğinde olduğunu, bunun açıkça yenileme iradesini gösterdiğini ve yenileme anlaşması niteliğinde olduğunu, eski  senedin halen alacaklı elinde tutulmasının yenileme iradesinin yok sayılması sonucunu doğurmayacağını, dolayısıyla davalının bu çekleri iade etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek müvekkili davacının, davalıya 160.000,00 TL borçlu bulunduğunun tespiti ile davalı elinde bulunan, ...Şb. muhatap 10.09.2018 keşide tarihli 80.000,00 TL ile 27.09.2018 keşide tarihli 80.000,00 TL olmak üzere 160.000,00 TL toplam tutarlı çeklerin iadesine, mümkün olmaz ise iptaline, bu talepleri kabul edilmezse sonradan verilen ... İnş. keşideli, ... muhataplı, 21.05.2019 keşide tarihli 80.000,00 TL bedelli, 28.05.2018 keşide tarihli 80.000,00  TL bedelli olmak üzere, 160.000,00 TL tutarlı çeklerin iadesine, mümkün olmaz ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, davacı yanın ticari ilişki kapsamında müvekkiline vermiş olduğu çeklerin bedelini ödemediğini, davacının iddia ettiği gibi borcun yenilenmediğini, müvekkilinin bu konuda herhangi bir iradesinin söz konusu olmadığını ve bu konuda yazılı bir sözleşme bulunmadığını, öte yanden çeklerin bedelsiz kaldığı yönündeki davacı iddiasının da dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin yaptığı işlerin karşılığını ödemeyerek mağduriyete neden olan davacının haksız ve mesnetsiz iddialarla açmış olduğu davanın reddine karar verilmesini, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2022 tarihli 2021/87 Esas 2022/80 Karar sayılı kararında özetle; Dava, davacının davalıya verdiği dört adet çekin iki adedinden borçlu bulunulmadığının tespiti ile dört adet çekten iki adet çekin bedelsiz olup olmadığının tespitine ilişkindir.<br>...Bankası, ... ve ... Bankasına  yazılar yazılmış, yazı cevapları dosya arasına alınmıştır. Tarafların delilleri ve defterleri ibraz edilmiş, uzman bilirkişiden rapor aldırılmıştır.<br>07/12/2021 tarihli İnşaat Mühendisi, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve SMM bilirkişi heyetinden aldırılan bilirkişi raporunda özetle; \"Eldeki verilere göre, davanın “Davacının, davalıya 160.000.- TL. borçlu bulunduğunun TESPİTİ” konulu menfi tespit davası olması nedeniyle,<br>1-Tarafların ticari defter kayıtlarına göre, davacı davalıya, akdedilen sözleşme ve bunun sonucu düzenlenen fatura bedellerine göre, davacının davalıya 167.560.- TL. borçlu bulunduğu,<br>2-Davacının davalıya, söz konusu borca karşılık, 02.05.2018 tarihinde (80.000+ 80.000) =160.000.- TL. ve 05.12.2018 tarihinde (80.000.+80.000.-)60.000.- TL. olmak üzere toplam 320.000.-TL tutarında ÇEK vermiş olduğu ancak bu çeklerin hiçbirinin de bedelinin ödenmemiş olduğu, <br>3-Davalının davacıdan fatura toplamı olan 167.560,00 TL den ödenen banka sorumluluk bedelleri düşüldüğünde kalan 164.360,00- TL alacaklı olduğu,<br>4-Davalının 4 adet çekin hiçbirini davacıya iade etmemiş olduğundan bahisle, bu çeklerin iptali veya iadesinin mahkemenin takdirinde olduğu\" rapor ve beyan edilmiştir.<br>              Çek bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun tediyesi (tasfiyesi) amacıyla verildiğinin kabulü gerekir. Çekin ciro yapılmak suretiyle devredilmesi kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir, bu durumda çekin, oluşan borca karşılık verildiği kabul edilmektedir. Belirtilen ilke ve yasal karinenin aksini iddia eden tarafın bu iddiasını kesin delillerle kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında akdi ilişkinin bulunduğu tartışmasız olup davalının düzenlediği faturalara davacının bir itirazının olmadığı ve ticari defterinde fatura bedeli olan 167.560,00 TL'nin gider/maliyet olarak yazdığı, davacının 167.560,00 TL tutarındaki fatura bedeline karşılık 160.000,00 TL tutarında iki adet çeki davalıya verdiği, çeklerin karşılıksız çıkmaları üzerine 160.000,00 TL tutarında iki adet çek daha verdiği, ancak bu çeklerin de karşılıksız çıktığı, çeklerden hiçbirinin davacı tarafından ödenmediği sabittir. TBK'nın 133. maddesine göre \"Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.\" şeklinde yer alan düzenlemeye göre tarafların mevcut borç için yeni bir kambiyo taahhüdünde bulunması halinde ancak açık irade beyanları ile ispatlanması halinde yapılan işlem borcun yenilenmesi sayılır. Tarafların bu hususta yazılı bir anlaşma yapmadıkları gibi borcun yenilendiği iddiasının davalı tarafça da kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı bu konuda yazılı delil sunmamış, yemin deliline de dayanmamıştır. İspat külfeti davacıda olan eldeki davada davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür. <br><br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili tarafından verilen 21/03/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından ikame edilen davanın mahkeme tarafından hukuki nitelendirmesinde hukuki yanılgıya düşüldüğünü ve davanın reddine dair kararın hukuki dayanaktan yoksun kaldığını, dava dilekçelerinde davacıya verilen çeklerin iadesi ve iptali talep edilmiş ise de mahkemenin 11.02.2021 tarihli tensiple dava dilekçesindeki  talebin açıklanmasına dair kararına 21/02/2021 tarihli dilekçeleri ile yanıt verdiklerini ve bu dilekçelerinde, öncelikle dava dilekçesinde belirttikleri ve davalıya verdikleri toplam çeklerden dolayı borçlu bulunmadıklarının tespitinin talep edildiğini, bu nedenle davanın borcun yenilenmesi olarak nitelendirmesinde hukuki hataya düşüldüğü kanaatinde olduklarını, kaldı ki her ne kadar davalıya verilen çeklerin hiçbirinin ödenmediği beyan edilmiş ise de yargılamanın devamında davalı elinde bulunan ... Ltd.Şti'ne ait çeklerin keşideci tarafından davalıya ödenmeye başladığını hatta bu günlerde tamamının ödenmiş olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen keşidecisi ... Ltd. Şti. olan çeklerin davalıya ödenmesi ile birlikte müvekkili davacı şirketin davalıya herhangi bir borcu kalmayacağını, ancak davalının, müvekkili şirket hakkında icra takiplerine devam ettiğini, bu nedenlerle dava ikamesinde hukuki yararları bulunması nedeni ile taleplerinin, dava dilekçesinde belirtilen çeklerden dolayı borç miktarının tespitinden ibaret olduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun da bu iddialarını ispatlar nitelikte olduğunu, tüm belgelere karşı davacının da bir itirazı bulunmadığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın, aralarındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili şirkete vermiş olduğu çeklerin bedelini vadesinde ödemediğini, aradan geçen süreye rağmen halen ödeme yapmayan ve müvekkilinin mağduriyetine neden olan davacının hangi amaçla eldeki davayı açtığının anlaşılamadığını, alınan bilirkişi raporu ile çek bedellerinin ödenmediğinin tespit edildiğini, öte yandan taraflar arasında borcun yenilenmesi konusunda yapılmış bir anlaşmanın da bulunmadığını ve müvekkilinin bu yönde iradesinin de mevcut olmadığını, mahkemenin davanın reddine dair vermiş olduğu kararın haklı ve yerinde olduğunu, istinaf dilekçesinde belirtilen diğer iddiaları da kabul etmediklerini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, taraflar arasındaki 24/04/2018 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacının yüklenicisi olduğu okul inşaatının paslanmaz modüler galvanizli üç adet su deposunun yapımının davalı taşeron tarafından KDV dahil 167.000.00 TL bedelle yapımının üstlenildiği, davacı tarafından iş bedeli karşılığı olarak davalıya verilen 10/09/2018 tarihli 80.000,00 TL bedelli ve 27/09/2018 tarihli 80.000,00 TL bedelli iki adet çekin davacı tarafından ödenememesi üzerine davalıya iş bedeli karşılığı önceki verilen çeklerin iade edilmesi karşılığında 21/05/2019 keşide tarihli 80.000,00 TL bedelli ve 28/05/2019 keşide tarihli ve 80.000,00 TL bedelli çeklerin teslim edildiği ancak davalı yanın önceki tarihli çekleri iade etmeyerek üçüncü kişilere verdiği iddiasıyla davalıya olan borcun tespit edilerek önceki tarihli toplam 160.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup davacı vekili dosyaya sunduğu 21/02/2021 tarihli açıklama dilekçesi ile davadaki taleplerinin davalıya sonradan verilen toplam 160.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davalıya borçlu olduklarının tespiti istemine ilişkin olduğunu beyan etmiş ve  dava dilekçelerinde dava değerini 100.000,00 TL olarak göstermek suretiyle bu değer üzerinden harcı ikmal ettikleri anlaşılmıştır.   <br>Davalı vekili davaya cevabında, taraflar arasında düzenlenen ve davalı müvekkiline verilen çeklerin davalı müvekkilinin yaptığı iş karşılığı hak ettiği iş bedeli karşılığı olarak müvekkiline verildiğini, sonradan düzenlenen ve müvekkiline verilen 160.000,00 TL tutarındaki çekler ile taraflar arasındaki borcun yenilenmiş olmadığını, yeni çek verilmesinin borcun yenilendiği anlamına gelmediğini, davacının bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, müvekkiline verilen tüm çek bedellerinin ödenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraf ticari defterleri üzerinden inceleme yapılmak suretiyle inşaat mühendisi, nitelikli hesap uzmanı ve yeminli mali müşavir bilirkişi raporunda, taraf ticari defterlerine göre davacı yüklenicinin davalı taşerona 167.560,00 TL'lik defterlerde kayıtlı fatura nedeniyle borçlu olduğu, bu bedele karşılık davalıya 160.000,00 TL tutarında 21/05/2018 tarihli ve 28/05/2018 vadeli toplam 160.000,00 TL tutarında iki adet çek verildiği, bu çeklerin karşılıksız çıkması üzerine davacının davalıya bu kez 05/12/2018 tarihinde 160.000,00 TL toplam bedelli iki adet yeni çek verdiği, bu yeni çeklerin de davacı tarafından ödenmemiş olduğunun tespit edildiği, yeni çek verilmesi ile tarafların açıkça yenileme iradesi olmadıkça borcun yenilendiğinin kabul edilemeyeceği, davacının davalı yana sonradan verdiği 160.000,00 TL bedelli iki adet çek ile taraflar arasındaki borcun yenilendiği ve önceki tarihli çekler nedeniyle davacının davalıya borcunun sona erdiği konusunda dosyaya davacı yanca sunulan bir delilin bulunmadığı ve davacının yemin deliline de dayanmadığı, davalının borcun yenilendiği iddiasını kabul etmediğinden davacının davalıya vermiş olduğu dört adet çek nedeniyle bu çek bedellerinden sorumlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Dava, 2 adet çeke dayalı borcun yenilenmesi için verilen sonraki tarihli iki adet çekten dolayı menfi tespit istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK 133. maddesine göre, “Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile belli olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.” Davacı her ne kadar dava konusu çeklerin, daha önceden kendisine iade edilmesi gereken çeklerin yenilemesi mahiyetinde verildiğini ve sonraki çek bedellerinin de dava dışı keşideci tarafından ödendiğini iddia ederek borcun sona erdiğini belirtmiş ise de, yukarıda bahsi geçen TBK 133. madde kapsamında, borç yenilemesi olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Davalı da bu çeklerin borcun yenilenmesi için kendisine verilmediğini, yapılan iş bedeli karşılığı olarak verildiğini, önceki çek bedellerinin ödenmediği gibi sonradan verilen çek bedellerinin de ödenmediğini, yenileme hususunun davacı tarafça ispatı gerektiğini savunduğundan, senede karşı senetle ispat kuralına göre davacının borcun yenilendiği iddiasını ispat etmesi gerektiği, davacı tarafından delil olarak gösterilen tahsilat makbuzunda da yukarıda belirtilen biçimde bir yenileme ve buna bağlı olarak çeklere dayalı borcun sona ermesi yolunda açık bir iradeyi gösterir herhangi bir ibare bulunmadığından davacının yenileme iddiasını ispatlayamadığı ortada olup davalı tarafa verilen tüm çeklerden dolayı borçlu olduğunun kabulü gerekeceğinden ilk derece mahkemesince de ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının ispat yükünü yerine getiremediği kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/3304 Esas 2020/5208 Karar sayılı ilamı)<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2022 tarihli ve 2021/87 Esas 2022/80 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 87,70 TL'nin mahsubu ile kalan 339,90 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yatırılan  220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere  26/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>         Başkan               Üye                   Üye              Katip  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c95e550db10f1837","SID":"ad3f4beef4ede9e7"}}