{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>.<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>.<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>.<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/12/2021<br>NUMARASI\t\t: .....<br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 25/03/2024<br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 05.12.2013 tarihinde davalı ......... ... AŞ’nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacının yolcu olarak bulunduğu ve aynı zamanda işvereni davalı ... .... AŞ’ne ait, ... ... AŞ’nin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen  kazada davacının yaralandığını, her iki sürücünün de kusurlu olduğunu, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının ....dosyasında davacının kazaya karışan sürücüler ... ve ... ile uzlaşmasından dolayı dava açılmadığını, davacının olay günü davalı işleten ... ... AŞ’nin işçisi olarak, bu şirkete ait servis aracı ile işe giderken kazanın meydana geldiğini, ... ... AŞ’nin olay tarihinde davacıyı sigortasız çalıştırdığı için kandırdığını ve bir kısım ödeme yaparak ibraname aldığını, bu nedenle ibranamenin alacaktan mahsup edilecek makbuz hükmünde sayılması gerektiğini, davalı ... şirketlerine 15.03.2021 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik; 500 TL tedavi gideri, 500 TL işten uzak kalma tazminatı, 500 TL iş ve güçteki azalma, uzuv kaybı ve gelir kaybı olmak toplam 1.500 TL. maddi tazminatın davalı ... şirketlerinden poliçe limitiyle sınırlı olarak 15.03.2021 temerrüt tarihinden avans faizle, diğer davalılardan 05.03.2013 kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... ... AŞ vekili, kabul anlamına gelmemek üzere davanın hak düşürücü ve zamanaşımı nedeniyle reddini, dava konusu kazadan sonra davalı şirket yetkilileri ile davacının anlaşarak protokol imzalandığını, 06.06.2014 tarihli protokol doğrultusunda kararlaştırılan 6.000 TL'nin davacıya ödendiğini, davacının davalı şirketi gayrikabili rücu ibra ettiğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesi gereğince 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, 7 yıl sonra davanın kötü niyetle açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.\t<br>\tDavalı ... ... AŞ vekili, davanın uzlaşma nedeniyle reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle öncelikle davanın usulden reddini, davacı kazaya karışan araç sürücüleri ile hazırlık aşamasında uzlaştığından uzlaşmanın davalı ...’ya da sirayet edeceğini, davacının btm ile giderilecek şekilde yaralandığını maluliyeti bulunmadığını, kaza sırasında ayakta olduğundan müterafik kusurlu olduğunu, istenen tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... ... AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı ... AŞ adına kayıtlı aracın 17.05.2013-17.05.2014 tarihleri arasında davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet ... poliçesi ile sigortalı olup davanın süresinde açılmadığını, soruşturma aşamasında davacı ile sürücüler ve işleten arasında uzlaşma sağlandığından davanın reddini, kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirket gerçek zarar sigortalının kusuru ve poliçe limitiyle sorumlu olduğundan kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, sürekli işgöremezlik yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, ödemelerin mahsup edilmesini, geçici işgöremezlik ve tedavi giderlerini teminat dışı olduğunu, davacının müterafik kusurlu olması nedeniyle belirlenecek tazminattan indirim yapılmasını, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece davanın trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, somut olayda davacının 05.03.2013 tarihinde meydana gelen kaza sonrasında davalı ... AŞ ile ibraname imzaladığı, ibraname içeriği incelendiğinde \"...Aralık 2013 ayında meydana gelen kaza neticesinde şirketle yaptığımız anlaşma gereği kaza nedeniyle uğradığım zararlara karşılık şirket tarafıma 6.000TL nakit para ödediği takdirde şirketten maddi ve manevi tazminat veya herhangi bir hak veya alacağım kalmamıştır. Bu kaza nedeniyle tüm dava ve şikayet haklarımdan vazgeçiyorum. Şirket adına yaptığım tüm şikayetlerden de vazgeçtiğimi gayrikabili şirketi rücu ettiği beyan ve kabul ediyorum.\" davacının el yazısı ile de \"... 6000,00TL nakit elden aldım. Her hangi bir alacağım yoktur hiç bir şekilde davacı değilim.\" şeklinde ibraname bulunduğu, bu kapsamda davalı şirket ... AŞ’nin zamanaşımı ve hak düşürücü süre itiraz ve definde bulunduğu, bu kapsamda dosya kapsamında bulunan deliller incelendiğinde; 6098 Sayılı TBK'nın \"Borcun Sona Ermesi\" başlıklı 166. maddesinin 3.bendinde \"alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır\" hükmü ve 168. maddesinin 2. bendinde \"alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır\" hükmünün düzenlendiği, davacı tarafın tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebileceği, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. Maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerlerinin bu oranda borçtan kurtulacağı, ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusu olduğu, bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması gerektiği, Borçlar Kanunu'nun 147. Maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceğinin düzenlendiği, ibraname içeriğinde davacı \".. uğradığım zararlara karşılık şirket tarafıma 6.000TL nakit para ödediği takdirde şirketten maddi ve manevi tazminat veya herhangi bir hak veya alacağım kalmamıştır.\" şeklinde ihtirazı kayıtsız beyanı ile tazminat hakkından feragat ettiğine yönelik yazılı beyan dilekçesi bulunduğu bu kapsamda KTK 111. Maddesi gereğince söz konusu anlaşmanın 2 yıl içinde iptal edilme hakkı bulunduğu, zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinin birinci fıkrasında; “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.” Aynı maddenin ikinci fıkrasında; “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” şeklinde düzenlemesi yer aldığı, 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesinde, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu, tazminat miktarlarına ilişkin olan ve yetersiz veya fahiş olduğu “açıkça belli olan” anlaşmalar ya da uzlaşmaların, yapıldıkları tarihten başlayarak “iki yıl içinde” iptal edilebileceğinin düzenlendiği, burada düzenlenen sürenin hukuki niteliği zamanaşımı süresi olmayıp “hak düşürücü süre” olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişinin, artık KTK’nın 109. maddesindeki zamanaşımı sürelerinden yararlanamayacağı, iki yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyeceği, bu kapsamda davacının trafik kazası nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlardan kaynaklanan sorumluluklarının KTK’nın 111. maddesinde öngörülen iki yıllık hak düşürücü süre içinde ibranamenin iptalinin istenilmemesi nedeniyle sona erdiğinin ve diğer davalıların sorumluluğunun ise TBK'nın 166/1'inci maddesi uyarınca borçtan kurtulduğunun anlaşılması karşısında diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi, davalı şirket ... AŞ ibra tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel Mahkemece hak düşürücü süre olan 2 yıl içinde ibraname sayılan belgenin iptalinin istenmemesi gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de bu durumun Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, Yargıtay’a göre “bunun için ayrıca iptal davasına açılmasına gerek bulunmayıp, dava sırasında bu hususta irade açıklaması yeterlidir.” denildiğini, her ne kadar KTK. md.111’e göre 2 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş ise de eldeki davada sunulan belge geçerli olarak kabul edilse dahi ancak makbuz niteliğinde sayılabileceğini, zarar devam ettiği müddetçe herhangi bir zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi olmadığını, belgede ödenen tazminatın kalem kalem belirtilmemesi, ödemenin banka aracılığı ile yapılıp yapılmaması, ibra tarihi ile zarar tarihi arasından belli bir zaman geçip geçmediği, tedavide iyileşme süreci de dikkate alınarak (davacı halen iyileşmemiş ve ameliyat parası bulamadığı için ameliyat olamamaktadır) olay sırasında paraya olan ihtiyacının davalılar tarafından kötüye kullanıldığı, para ile zarar miktarı arasındaki orantısızlık, yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik, deneyimsizlik, parasal yönden darda ve sıkıntıda olmak gibi iradeyi sakatlayan nedenlerin olup olmadığı araştırılmadan sözkonusu belgenin ibra olmadığı ve hukuken geçerli bir ibraname olamayacağı dikkate alınmadan davaya konu belgenin geçerli bir ibraname sayılması ve hak düşürücü süreye tabi tutularak verilen kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, belirsiz alacak davası olarak iş ve güçteki azalma ve müstakbel gelir kaybı nedeniyle açmış oldukları davada; hukuken henüz doğmayan ve bilinmeyen bir alacaktan vazgeçmiş sayılmalarının hukuken mümkün olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre henüz doğmamış ve öğrenilmemiş bir haktan vazgeçilmiş sayılmasının olanaksız olduğunu, Mahkemece davacıdaki kalıcı iş/güç ve müstakbel gelir kaybı için rapor aldırılmaması, geçerli bir ibranamenin varlığının kabulü halinde dahi bu belgenin makbuz hükmünde sayılarak kalan miktar üzerinden müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, ibranamede belirtilen miktarın yetersiz olup olmadığı saptanıp sonucuna göre karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece; ... ... AŞ. yönünden KTK. Md.111 gereğince “..ibranamenin 2 yıllık hak düşürücü süre içinde iptalinin istenmemesi nedeniyle”, diğer davalıların sorumluluklarının ise TBK.md.. 166 uyarınca sona erdiğine karar verilmiş ise de kanun maddelerini yanılgılı değerlendirdiğini, Yerleşik Yargıtay Kararlarına göre 2918 Sayılı KTK’nın sorumluluğa ilişkin anlaşmalar başlıklı 111. maddesine göre, kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir ve tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz ve fahiş olduğu “açıkça belli olan” anlaşmalar veya uzlaşmalar geçersizdir denildiğini, davacının yaralanması ile sonuçlanan kazada davalı işleten ... ... AŞ aynı zamanda davacının işvereni olup, şirketin işçisi olarak, şirkete ait servis aracı ile işe giderken meydana gelen, kanunen iş kazası sayılan dava konusu olayda davalı ... ... AŞ’nin davacıyı sigortasız işçi olarak çalıştırdığı için telaşla davacıyı kandırdığını ve bir kısım ödeme yaparak dosyaya sundukları ibranameyi aldığını, davacının hulus ve saffetinden yararlanılarak, kötüniyetle alelacele alınan ve sigortasız çalıştırıldığı için SGK’ya iş kazası olarak bildirilmeyen olay sebebiyle alınan bu ibranamenin zaten hukuk karşısında geçerli bir belge olarak korunmasının mümkün olmadığını, davalı tarafından sunulmuş olan 06.06.2014 tarihli protokol başlıklı yazının yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ibraname değil, makbuz hükmünde olduğunu, zira 6.000 TL’lik maddi-manevi ayrımı yapılmaksızın imzalanan belgenin hukuken ibraname sayılmasının mümkün olmadığını, bu belgeye göre davacıya ne kadarı maddi ne kadarı manevi tazminat ayrımı yapılmadan yapılan ödeme ve buna ilişkin alınan belgenin davacının manevi tazminat haklarından vazgeçtiğini de göstermediğini, yazı alındığı tarihte davacının mağduriyet ve maluliyet oranının kimse tarafından bilinmediğini, çekmiş olduğu ve halen çektiği açıların manevi karşılığının olaydan kısa bir süre sonra alınan yazı ile ortadan kaldırılmasının da mümkün olmadığını, davacının uğradığı zarar için rapor alınmadığını, kaza neticesinde işgücü kaybı meydana geldiğini, işten ayrılmak zorunda kaldığını, daha sonra bir işe giremediğini şu anda bir işte çalışmak bir yana ev işlerini dahi yapamadığını ve bakıcıya muhtaç durumda olduğunu, geçici işgücü kaybı ve halen devam eden tedaviler sebebiyle kalıcı işgücü kaybına uğradığını, Mahkemenin gerekçesinde vekalet ücretinin kime ve ne kadar olacağının açıklanmamasının da yasalara aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nın 355 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tDavacı vekili, davalı ...’ın maliki, ... ... AŞ’nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ve aynı zamanda işvereni davalı ... .... AŞ’ne ait, ... ... AŞ’nin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı servis aracı ile çarpışması sonucu meydana gelen  kazada davacının yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.<br>\t5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun birinci maddesi uyarınca; \"İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle, işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde İş Mahkemeleri kurulur. Bu tür davalara iş mahkemelerince bakılır. İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerdeki bu davalara o yerde görevlendirilecek mahkeme tarafından, bu kanundaki esas ve usullere göre bakılır.\"<br>\tGörev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur.<br>\tSomut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacının kaza tarihinde davalı ... ... AŞ’de  çalıştığı ve kazanın görevi sırasında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Meydana gelen trafik kazası, davacı yönünden trafik iş kazası olup uyuşmazlık iş hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece, İş mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek HMK. 114-115 maddeleri uyarınca görev nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c maddesi gereğince görev hususunun dava şartı olması, HMK’nın 115/1 maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece gözetilmesi gerektiğinden ve HMK'nın 30. maddesi gereğince \"Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesi ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür\" düzenlenmesi karşısında, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c maddesi delaletiyle, 6100 sayılı HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine ve mahkemenin görevsizliği nedeniyle dosyanın İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi için davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma ve gönderme sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yerolmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br> \tHMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince davaya bakmaya İş Mahkemesi görevli olduğundan, görev konusunda karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>\tKaldırma ve gönderme sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, <br>\t2-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan karar ilam harcının istek  halinde davacıya iadesine,<br>\t3-İstinaf isteminde bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği ile harç mahsup ve iade işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br>.<br>Başkan.<br> <br>.<br>Üye .<br> <br>.<br>Üye .<br>.<br>Katip .<br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.  <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"90f7f21efdbca993","SID":"9e1a7609cf5de8d2"}}